BİST
1284
ALTIN
449.156
DOLAR
7.8066
STERLİN
10.4556
EURO
9.3509

Bakan Gül'den önemli açıklamalar: Güçlü ekonominin olmazsa olmazı hukuk devletidir

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, bakanlığının 2021 bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, ''Sağlıklı ve güçlü bir ekonominin olmazsa olmaz, vazgeçilemez ve ihmal edilemez zemini bu ilke ve haklardır. Ülkemizin de ekonomik ve sosyal kalkınmasının ve büyümesinin en önemli dayanaklarından biri insan haklarına dayalı demokratik hukuk devletidir ve böyle olmaya devam edecektir.'' ifadelerini kullandı.

Bakan Gül'den önemli açıklamalar: Güçlü ekonominin olmazsa olmazı hukuk devletidir

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, bakanlığının 2021 bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, ''Sağlıklı ve güçlü bir ekonominin olmazsa olmaz, vazgeçilemez ve ihmal edilemez zemini bu ilke ve haklardır. Ülkemizin de ekonomik ve sosyal kalkınmasının ve büyümesinin en önemli dayanaklarından biri insan haklarına dayalı demokratik hukuk devletidir ve böyle olmaya devam edecektir.'' ifadelerini kullandı.

12 Kasım 2020 Perşembe 03:33
Bakan Gül'den önemli açıklamalar: Güçlü ekonominin olmazsa olmazı hukuk devletidir

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, bakanlığının 2021 bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Sözlerine başlarken Azerbaycan'da sevindirici gelişmeler olduğunu ifade eden Gül, Ermenistan'ın insanlık dışı savaş suçlarını kınadı.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün konuşmasında öne çıkan mesajlar:

YARGI HİÇBİR KİŞİ, KURUM VE MERCİDEN TALİMAT ALMAZ”

Türk yargısı, millete aittir, Türk milleti adına karar verir, millet adına adaleti tesis eder. Bütün yargı mercilerimiz, Anayasa’nın öngördüğü bağımsızlık güvencesi ve tarafsızlık ödevi altında görev yapmaktadır.

Yargı mercileri, bir idari teşkilat olmadığı gibi, kamu tüzeli kişiliği hiyerarşisinde bir taşra müdürlüğü de değildir. Yargı yetkisinin kullanımı, münhasıran ve ancak yargıya aittir. Bunun anlamı açıktır; yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dâhil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.

Yargı, ele geçirilecek bir mevzi değil, her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutulması ve korunması gereken, toplumun ortak bir değeridir. Yargının kurumsal varlığı hukuk devleti ve hukukun üstünlüğünü gerçekleştirmenin, korumanın da güvencesidir.

“YATIRIMLARI YEŞERTEN, BEREKETLENDİREN İKLİM HUKUK DEVLETİDİR”

Ekonomik büyümeyi, kalkınmayı, refahı ve istikrarı sürekli kılmak ancak adil ve şeffaf bir hukuk devletinde mümkündür. Başka bir ifadeyle, yatırımları yeşerten ve bereketlendiren iklim hukuk devletidir.

Bu bakımdan, bize göre, hukuk devleti demokratikleşme, insan hakları, hak arama hürriyeti, düşünce özgürlüğü, hukuki belirlilik, öngörülebilirlik, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı gibi haklarla somut bir hâl alır.

Sağlıklı ve güçlü bir ekonominin olmazsa olmaz, vazgeçilemez ve ihmal edilemez zemini bu ilke ve haklardır. Ülkemizin de ekonomik ve sosyal kalkınmasının ve büyümesinin en önemli dayanaklarından biri insan haklarına dayalı demokratik hukuk devletidir ve böyle olmaya devam edecektir.

“DEMOKRASİMİZİN GÜÇLENMESİ HEPİMİZİN ORTAK AMACIDIR”

Yargı Reformu Strateji Belgesi ve İnsan Hakları Eylem Planı gibi temel politika belgelerimizin nihai hedefi; hukukun üstünlüğünü güçlendirmektir.

Adalet hizmetlerinin kalite ve standartlarını yükseltme yolunda ifade edilen her düşünceye kulak vereceğiz. Farklı bakış açılarından istifade ederek yolumuza daha emin adımlarla devam edeceğiz.

Çünkü daha iyi işleyen bir yargı ve daha yüksek standartlarda adalet hizmeti hepimiz için büyük önem taşımaktadır. Bu itibarla, adalete ilişkin her konuyu etraflıca, soğukkanlılıkla ve objektif bir anlayışla ele almalıyız.

Demokrasimizin güç kazanması, hak ve özgürlüklerin etkin biçimde korunup geliştirilmesi, yargı süreçlerinin adil, etkin ve hızlı sonuçlandırılması hepimizin ortak temennisi, ortak amacıdır.

İktidarından muhalefetine, sivil toplum örgütlerinden medya kuruluşlarına, yürütme organlarından yargı mercilerine tüm kişi ve kurumların ortak sorumluluğu şartlar ne olursa olsun insanımızın geleceğe umut ve güvenle bakmasını sağlamaktır.

Bunun için vatandaşımızı yormayan, herkese güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi en başta gelen önceliğimizdir. Yeniliklerimiz, mevzuat değişiklikleri ve idari faaliyetler olmak üzere iki koldan eş zamanlı olarak gerçekleşmektedir.

“YARGI REFORMUNDAKİ FAALİYETLERİN YÜZDE 50’SİNİ HAYATA GEÇİRDİK”

İlk olarak Yüce Meclisimizin kabul ettiği birinci paketle hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesine yönelik birçok düzenleme 24 Ekim 2019 tarihinde, müteakiben ikinci düzenleme 15 Nisan 2020’de, üçüncü olarak, hukuk yargılamalarında adalete erişimi güçlendiren düzenleme 28 Temmuz 2020 tarihinde yürürlüğe girdi.

Belgede yer alan toplam 256 faaliyetin 122’sinin hayata geçtiğini görüyoruz. 2019-2023 yıllarını kapsayan belgenin uygulanma oranı henüz 2’nci yılında yaklaşık yüzde 50 olmuştur.

“İNSAN HAKLARI EYLEM PLANINI GÜNCELLİYORUZ”

Hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi kapsamında Yargı Reformu Stratejisi’nde birçok faaliyet öngörülmüştür. Bu kapsamda yapacağımız düzenlemeler demokrasimizin daha da güçlendirilmesine hizmet edecektir. Buna ilişkin olarak Yargı Reformu Stratejisi’nde yer alan birçok hedef uygulamaya konulmuştur.

Hak ve özgürlüklere ilişkin bir politika belgesi olan İnsan Hakları Eylem Planı’nın güncelleme çalışmalarını sürdürmekteyiz. Hazırlık çalışmalarında yüksek mahkemeler, barolar, Kamu Denetçiliği Kurumu, Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu, sivil toplum örgütleri, iş ve çalışma dünyasının temsilcileri, kanaat önderleri, entelektüellerle çalışmalar ve çalıştaylar yapılmıştır.

Ayrıca tüm bakanlıklarla da bu konular ele alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, AİHM, yüksek yargı organları, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının ülkemizle ilgili kararları, raporları incelenmiştir. Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliğinin yazılı görüşleri alınmıştır.

“FETÖ ZİHNİYETİ VE YÖNTEMLERİYLE DE TİTİZLİKLE MÜCADELE EDİYORUZ”

Türkiye’de 27 Mayıs’ta “Sizi buraya tıkan irade cezalandırılmanızı istiyor” diyen, darbenin yanında duran bir yargı vardı. 12 Eylül’de yaşı büyütülerek idam edilen gencecik yavrularımız vardı, canlarımız vardı. “Bir sağdan, bir soldan” denilerek gençlerimizi idam sehpalarına götüren bir yargı vardı. 28 Şubat’ta brifinge selam duran bir yargı vardı.

FETÖ yargılamalarında Ergenekon kumpas davalarıyla, baskılarla, delillerin üretildiği, bir sabah vatandaşın evine girip kendini süper savcı, süper mahkeme yerine koyan, “devlet benim” diyerek bürokratik, yargısal aktivizme giden uygulamaları gördük.

Anayasa Mahkemesinin 367 kararı, Refah Partisi, Fazilet Partisi, BDP ve diğer tüm partilerin kapatılmasına yönelik kararları oldu. Yani şu an bu kadar mı kötüyüz? Yani, FETÖ’nün kumpas davalarının, Ergenekon yargılamalarının delil üretmesinden mi kötü? Bakın, bir gece, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi biz bu Gazi Meclisin çatısı altındaydık ve o gece tüm partililer, hep beraber bu Mecliste milletin iradesini koruduk ve biz onu yaparken adliye koridorlarında cuntacılara yakalama emri çıkartan, yargıydı.

Yargı hukuku ortadan kaldırmak isteyen, Anayasa’yı ortadan kaldırmak isteyenlere karşı, darbecilere karşı ilk defa rüştünü ispatladı. Aynı gün neredeyse yargı mensuplarının üçte 1’i ihraç oldu, 2 bin civarında hâkim, kıdemli hâkim istinafa gitti, yarısı sistem dışına itildi.

Eleştirilerde bulunurken bunları da hatırlamalıyız. Yargıya vereceğimiz bir zarar elbette ülkemize zarar verir.

FETÖ’yle mücadele hususunda, 15 Temmuzda yargı, Türk siyasi tarihinde daha önce iyi sınav veremediği darbeler karşısında önemli bir başarı ortaya koymuştur; o gece itibarıyla demokrasimizi, hukuku ve Anayasa’yı koruma adına çok önemli bir misyon üstlenmiştir ve tarihî rolünü, sicilini darbelere karşı sessiz kalan bu rolünü ilk kez reddetmiştir.

Bugüne kadar 289 darbe davasından 279’unun ilk derece yargılamaları sonuçlanmış, 4.154 sanığa hak ettikleri ceza verilmiştir. Bir diğer cevap da kendi içindeki arınma sürecidir. Bu arınma sürecinde de HSK tarafından titiz bir şekilde, tüm gelen bilgiler, belgeler değerlendirilerek bu mücadele sürdürülmektedir. Bu mücadelede asla bir zafiyet söz konusu olamaz, sonuna kadar bu mücadeleyi elbette sürdürmeye devam edeceğiz.

FETÖ’yle mücadele ederken FETÖ’nün zihniyetiyle beraber yöntemiyle de mücadele etmemiz lazım. Eski dönemlerde olduğu gibi… Savcı çarşaf çarşaf bir talepte bulunduğunda bile bu davanın beraatla sonuçlanabileceğini, bu soruşturmanın takipsizlikle sonuçlanabileceğini de hepimizin bilmesi lazım.

Savcı talep eder. “Otuz yıl istenmişti, üç yıl verildi.” E daha mahkeme süreci vardı çünkü, mahkeme delile baktı ve üç yıl verdi. Belki Yargıtay da tamamen beraat verir ya da daha az verir. Dolayısıyla sürecin bir kısmını alıp yani filin hortumu tutup, bu filin bacağıdır diyerek yorum yapmamak, yargı sürecine bütüncül bakmak lazım.

“HANGİ İSKANDİNAV ÜLKESİNDE PARLAMENTO BİNASI BOMBALANDI?”

Hangi İskandinav ülkesinde parlamento binası bombalandı? Hangi ülkede kendisine emanet edilerek “teröristlere karşı kullanın” denilen silahlar, F-16’lar ülkelerinin seçilmiş cumhurbaşkanına ve ailesine yöneltildi?

Hangi ülkede üçte 1 yargı mensubu bir gece ihraç edildi? Yani bunlar sistem içerisinde mi kalsaydı? Yani hangi ülkede sırtını terör örgütüne dayayan bir siyasal anlayış var? Anneler, gözü yaşlı anneler dağda istismara, şiddete maruz kalmış yavrularının, çocuklarının okulda olması için gidip bir siyasi partinin önüne oturuyor.

Yani Türkiye’de bu anlamda, bu kadar terörle mücadele eden bir ülke olarak yoğun bir şekilde demokrasimizi, hukuku, Anayasa’yı ayakta tutmaya çalışan bir süreçteyiz. Dolayısıyla tüm bunlara rağmen bizim için tek pusula vardır: Anayasa’dır, hukuktur. Anayasa’yı ortadan kaldırmak için darbe yapma girişiminde bulunanların bile yargılandığı mahkemede biz, Anayasa, hukuk ve vicdan çerçevesinde yargılanmasını, adaletin tecelli etmesini istiyoruz. Çünkü asıl olan hukuktur, asıl olan adaletin tesisidir.

“ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARLARI BAĞLAYICIDIR”

Anayasa herkes için bağlayıcıdır, tüm kişileri, kurumları bağlar ve kararlarının gereği yapılır. Yürüyen bir dava sürecinde hele Adalet Bakanı olarak bir söz, tavsiyede bulunmak, telkinde bulunmak benim inandığım hukuka aykırı ancak elbette mahkeme kararlarına uyulması Anayasa’nın amir hükmüdür ve mahkemelerden beklenen de budur.

Dolayısıyla, bu konuda bunun aksi yönde bir değerlendirmemiz söz konusu değil. Kaldı ki bireysel başvuruyu AK Parti getirmiştir ve bu önemli bir reformdur.

“AİHM VE AYM’DEKİ İHLAL KARARLARI HAKİM VE SAVCI TERFİLERİNDE DİKKATE ALINMAKTADIR”

Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından 4 Aralık 2019 tarihinde insan hakları uygulamalarına ilişkin çok önemli bir karar alınmıştır. Buna göre, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince yapılan incelemelerde ihlal kararına sebebiyet veren uygulamalar terfilerde dikkate alınacaktır.

Yine, vatandaşlarımızın Anayasa ve sözleşmeyle teminat altına alınan haklarının korunması konusunda uygulamanın da gayreti bir terfi kriteri olarak belirlenmiştir.

Bu kapsamda, kurul nezdinde Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararları tetkik birimi oluşturulmuştur. Bu uygulama, hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi açısından sistemimize dâhil edilen önemli bir yenilik olmuştur. Hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi ve genişletilmesine yönelik bu perspektifi korumaya devam edeceğiz.

“CEZA ADALETİ REFORMU İÇİN BİLİM KURULU OLUŞTURDUK”

Kapsamlı bir ceza adaleti reformu üzerinde çalışıyoruz. Şimdiye kadar yaptığımız değişikliklerin değerlendirilmesi ve ilave değişikliklerin belirlenip yüce Meclisimizin takdirine sunulması için bir Bilim Kurulu oluşturduk.

Bilim Kurulu 2 alt çalışma grubu hâlinde faaliyet gösteriyor. Birinci heyet Türk Ceza Kanunu ve İnfaz Kanunu, ikinci heyet Ceza Muhakemesi Kanunu üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Alanında çok önemli akademisyenlerden oluşan Bilim Kurulu, köklü değişiklikleri diğer ülke uygulamalarını da dikkate alarak ortaya koyacaktır.

“LEKELENMEME HAKKI İLE SOYUT SUÇLAMALAR YÖNELTİLEN 278.206 KİŞİ HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMADI”

Masumiyet karinesinin korunması adına da çok önemli düzenlemeler yapılmıştır. Lekelenmeme hakkıyla ilgili 2017 Ağustosta getirilen bu düzenlemeyle ihbar ve şikâyetin genel, soyut olması hâlinde soruşturma açılmasına yer olmadığına dair karar verilebilmesi mümkün hâle getirilmiştir. Yani, cumhuriyet savcılarımız artık her ihbarda, her şikâyette soruşturma açmamaktadır.

Bu süreçte, yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar 278.206 dosyada soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Lekelenmeme hakkının daha da genişletilmesi Bilim Kurulunun çalışma alanı içerisindedir.

1 Ocak 2020 tarihinden bugüne kadar 116.170 dosyada soruşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmiştir. Yani, bu sistem olmasaydı yaklaşık bir yıl içerisinde 100 binin üzerinde kişi, vatandaş kamuoyu nezdinde, komşuları nezdinde, ailesi nezdinde, toplum nezdinde lekelenmiş olacaktı, şüpheli damgası yiyecekti.

“TUTUKLAMA BİR İSTİNADIR, ASIL OLAN TUTUKSUZ YARGILAMADIR”

Birinci yargı reformu paketiyle önemli değişikliklerden biri de tutuklama tedbirine yönelik olmuştur. Düzenlemeyle ilk defa soruşturma evresi için azami tutukluluk süresi belirlenmiştir. Yine, çocuklar için azami tutukluluk süresi kısaltılmıştır. Düzenleme uyarınca soruşturma aşamasında kişiler belli bir sürenin üzerinde tutuklu kalmamaktadır. Bu süre “Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar açısından bir yılı, diğer suçlar bakımından altı ayı geçemez.” şeklindedir.

Bakıyorsunuz, deliller toplanmış, aradan seneler geçmiş, kaçma şüphesi yok, adam çok önemli biri, kamuda görev yapıyor, sabah işine gidecek, en azından iş yerinde “Gelir misiniz?” dersin ama pat diye gidiyorsun. Deliller toplanmıştır…Tutuklama bir istisnadır, asıl değildir; asıl olan, tutuksuz yargılamadır.

“SERİ MUHAKEME, BASİT YARGILAMA SONUÇLARI OLDUKÇA BAŞARILI”

Yargı sistemine yeni dâhil olan seri muhakeme, basit yargılama usullerine de değinmek isterim: 1 Ocak 2020 tarihinde yürürlüğe giren bu değişikliklerin de başarıyla uygulandığını değerli Komisyonumuzla paylaşmak isterim. Basit yargılama usulü uygulanmaya başladığı tarihten itibaren 77.115 dosyada uygulanmıştır.

Seri muhakemede de 45.190 dosyada talepname doğrultusunda karar verilmiştir ve böylece uyuşmazlıklar kısa bir sürede sonuçlandırılmaktadır. Klasik yargılamada yani Meclisimizden geçen bu kanun olmasaydı, bu usul sisteme dâhil olmasaydı bir ceza kovuşturmasında kararın kesinleşmesi ortalama bir yıl yedi ay sürerken, seri muhakeme usulü uygulanan aynı suçla ilgili bir yargılamada ortalama iki haftada kesinleştiği görülmektedir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner60

banner49