BİST
1471
ALTIN
412.698
DOLAR
7.4160
STERLİN
10.3441
EURO
8.9680

Gara’daki meşum hadise maskeli balonun sonunu hazırlıyor

Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni ve Yeni Şafak Gazetesi yazarı Hasan Öztürk, bugünkü köşe yazısında Gara'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Öztürk Edirne’de tutuklu olan Selahattin Demirtaş ve HDP'nin Öcalan'ı çoktan gözden çıkardığına dikkat çekerek, "Gara turnusol kâğıdıdır. Maskeli baloda kuytu yerlerde dans edenlerin maskesinin düşmesine vesile olan meşum bir hadisedir." dedi.

Gara’daki meşum hadise maskeli balonun sonunu hazırlıyor

Ülke TV Genel Yayın Yönetmeni ve Yeni Şafak Gazetesi yazarı Hasan Öztürk, bugünkü köşe yazısında Gara'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Öztürk Edirne’de tutuklu olan Selahattin Demirtaş ve HDP'nin Öcalan'ı çoktan gözden çıkardığına dikkat çekerek, "Gara turnusol kâğıdıdır. Maskeli baloda kuytu yerlerde dans edenlerin maskesinin düşmesine vesile olan meşum bir hadisedir." dedi.

19 Şubat 2021 Cuma 12:06
Gara’daki meşum hadise maskeli balonun sonunu hazırlıyor

Hasan Öztürk'ün bugünkü köşe yazısı şöyle;

Gara’da ne oldu sorusunun cevabını hepimiz biliyoruz.

Peki, bazılar bu meseleyi neden çarpıtıyor?

Terör örgütünü eğip bükmeden lanetleyemiyor… Terör örgütü ile iltisaklı partiye gerektiği kadar mesafe koyamıyor.

Eleştirildiklerinde de dönüp dönüp “İyi de çözüm sürecinde iktidar ne yaptı” diye başlayıp, “Yerel seçimler öncesi Öcalan’ın mektubu okundu, Osman Öcalan TRT Kürdi’ye çıkartıldı” diye devam eden “yalan”-yanlış ithamlarda bulunuluyor.

Zihnimizi tazelemek için sizi bugün 2019 Mayıs ve Haziran aylarına götürmek istiyorum.

O günlerde bakın neler oldu?

17 Mayıs 2019’da bu köşede yayınlanan yazımızdan aktaralım:

“(…) 12 Ocak 2019’da Öcalan İmralı’da kardeşi Mehmet Öcalan ile görüştü. Ankara’da bu işleri takip eden önemli bir siyasetçinin söylediğini size aktarayım, Öcalan, karşısında Mehmet Öcalan’ı görünce ‘Ben seninle ne görüşeceğim. Seni istemiyorum. Sağlığım yerinde işte gördün. Git artık’ demiş. (18.01.2019 Yeni Şafak)

(…) Bu görüşmeden 4 ay sonra bu kez 2 Mayıs 2019’da Öcalan’ın avukatlarıyla görüştüğü haberini öğrendik.

Ve o görüşmede Öcalan’ın avukatlarına kamuoyuna açıklanması için bir mektup verdiği de ortaya çıktı. (Ama avukatlar Öcalan’ın mektubunu sansürledi.)

NİZAMETTİN TAŞ: KANDİL ÖCALAN’IN MESAJLARININ YAYINLANMASINI İSTEMEDİ

(…) O günlerde PKK terör örgütünün eski üst düzey yöneticilerinden Nizamettin Taş “PKK tarihinde ilk kez Kandil, Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği mesajlarının yayınlanmasını istemedi” dedi.

Nizamettin Taş’ın ‘ilk kez’ dediği olay bize göre birçok kez yaşandı.

Öcalan’ın mektubunda dikkat çeken unsur, Suriye’nin kuzeyini işgal eden PYD/YPG-PKK’ya yönelik tavrıdır. Diyor ki Öcalan, ‘İnanıyoruz ki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kapsamında (…) Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin hassasiyetlerine de duyarlı olunmalıdır.’

(…) Bu çağrı Amerika ve müttefikleri tarafından nasıl okunacak merak ediyorum!

(…) Bu yüzden tekrar ediyorum. Öcalan’ı İmralı’ya canlı canlı gömenler PKK ve uzantılarıdır.

Önümüzdeki günlerde Kandil-İmralı-HDP arasındaki mücadelenin şiddetleneceğini tahmin ediyoruz.”

Bu yazıdan 35 gün sonra aynı konuda şunları kayıtlara geçirmiştik:

“Yanılmadığımız son ‘mektup krizi’ ile ortaya çıktı. İmralı’da Öcalan ile görüşen bir akademisyen kamuoyu ile bir mektup paylaştı, HDP karıştı. Sadece HDP değil, HDP’nin zımni ortağı CHP de…

‘ONURSAL BAŞKAN’ DEYİP KENARA ATTILAR

Her defasında, terör örgütü üzerindeki otoritesini göstermek için ‘muhatap alınmak isteyen’ Öcalan’ı, ‘Onursal Başkan’, ‘iradesi elinden alınmış, özgür düşünemeyen tutsak’ gibi ifadelerle boşa çıkarmak için hem Kandil hem HDP sözcüleri büyük çaba sarf ediyor, farkındasınızdır.

Yine bu köşeyi takip edenler şu anda tutuklu yargılanan Osman Kavala’nın, Öcalan’a selam gönderip ‘görev tanımı yaptığını’ da hatırlayacaktır.

31.03.2016’da yazdığımız yazıdan şu kadarını nakledelim yetsin:

‘28 Şubat 2013 tarihli Milliyet gazetesinin İmralı Zabıtları başlıklı manşet haberinden bir alıntı yapalım:

‘Sırrı (HDP’li Sırrı Süreyya Önder): Başkanım (Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan) her şeyi konuştuk. Bir de başkanlık meselesi var. Kamuoyu bu konuda çok hassas. Osman Kavala’nın size selamları var. Totaliter bir yapıya dönüşmesinden endişe ediyorlar.

Öcalan: Başkanlık sistemi düşünülebilir.”

İmralı Zabıtlarının sızdırılması daha sonraki süreçte ‘Çözüm süreci’nin akıbetini de belirlemişti. Kavala gibi isimler HDP kanadıyla girdikleri angajman üzerinden Öcalan’a nüfuz etmek istemişlerdi.

İMRALI MI, KANDİL Mİ EDİRNE Mİ?

PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın (…) ‘Suriye’nin kuzeyine ilişkin’ perspektifte farklılığı görmüştük.

(…) Öcalan’ın bir bebek katili olduğu gerçeğini hiçbir zaman ıskalamıyoruz.

Bir başka gerçeği de ıskalamıyoruz. O da Öcalan ile HDP ve Kandil arasındaki güç mücadelesinin artık ayyuka çıkmış olmasını.

(…) Hatırlarsanız 2013 Nevruz’unda Öcalan, ‘Artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir’ demişti.

Ne var ki PKK’nın Hasan Cemal gibi akıl hocaları ve Amerika gibi sahipleri bu çekilmenin önüne geçmişti (…)

(…) Öcalan’ın bir akademisyen eliyle gönderdiği mektup ortaya çıktı. Mektuptan daha önce haberdar olan HDP’nin eski eş başkanı Edirne’deki cezaevinden alelacele peş peşe tivitler atarak “CHP adayına” oy istedi.

Oysa Öcalan mektubunda, ‘Tarafsız kalın’ demişti. (23.06.2019 Yeni Şafak)

Osman Öcalan da o tarihlerde TRT Kürdi’ye çıkıp, “Kandil vesayet kurmuştur” diyen sözler söyledi.

Şimdi olup bitenler eşliğinde yeniden düşünme vaktidir. Gara’da 13 evladımızı başından vurarak katleden PKK terör örgütünün caniliğini değil de devleti, hükümeti, askeri suçlayan açıklamalar yapan siyasilerin, neden bunu yaptığını anladık mı?

Edirne’de tutuklu olan Selahattin Demirtaş ve HDP, İmralı’daki bebek katilini canlı canlı mezara gömmekle yetinmemiş olmalı ki şimdi de Türk siyasetini zehirlemekle meşgul. Tabii buna teşni zımni ortaklarıyla birlikte..!

Ancak, Gara turnusol kâğıdıdır. Maskeli baloda kuytu yerlerde dans edenlerin maskesinin düşmesine vesile olan meşum bir hadisedir.

Yanılıyor muyum?

Yeni Şafak

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner60

banner49