BİST
1524
ALTIN
438.153
DOLAR
7.4448
STERLİN
10.1295
EURO
9.0064

Sarıkamış Harekatı uzun yıllar boyunca neden gizlendi?

Sarıkamış Harekatı'yla ilgili derlediği türkülerle öne çıkan Sanatçı Recep Ergül Haber7'den Müge Çakmak'ın sorularını yanıtladı. Ergül; Sarıkamış'ın öneminden, harekatla ilgili yazılan yazılardan yapılan türkülere kadar birçok konuda önemli bilgiler verdi.

Sarıkamış Harekatı uzun yıllar boyunca neden gizlendi?

Sarıkamış Harekatı'yla ilgili derlediği türkülerle öne çıkan Sanatçı Recep Ergül Haber7'den Müge Çakmak'ın sorularını yanıtladı. Ergül; Sarıkamış'ın öneminden, harekatla ilgili yazılan yazılardan yapılan türkülere kadar birçok konuda önemli bilgiler verdi.

06 Ocak 2021 Çarşamba 08:39
Sarıkamış Harekatı uzun yıllar boyunca neden gizlendi?

Sarıkamış Harekatı'yla ilgili derlediği türkülerle öne çıkan Sanatçı Recep Ergül Haber7'den Müge Çakmak'ın sorularını yanıtladı. 

Binlerce askerimizin donarak şehit olduğu Sarıkamış Harekatı nedir ve bu harekatın başlama sebebi neydi?

Bilinenin aksine aslında Osmanlı İmparatorluğunun dağılma süreci 1.Dünya Savaşıyla değil 93 Harbiyle başladı. 93 Harbi olarak adlandırılmasının sebebi Rumi takvime göre 1877-1878 Osmanlı- Rus Harbi yani meşhur adıyla 93 Harbi. Osmanlı İmparatorluğu 93 Harbinde hem doğuda hem batıda birçok toprak kaybetti.

Doğuda kaybedilen topraklar arasında Ardahan, Kars, Sarıkamış gibi o dönem; ama hala stratejik öneme sahip yerler vardı. 1. Dünya Savaşı başladığında Hasan İzzet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu (3.ordu) Erzurum’a konuşlanmıştı. 3 kolordudan oluşuyordu 9. Kolordu. 10.kolordu Harput’taydı 11. Kolordu ise Sivas’taydı. Ruslarla ilk çarpışma Kasım 1914 tarihinde yaşandı.

Ruslar ağır kayıplar verdiler. Geri çekilmek zorunda kaldılar. Fakat 3. Ordu komutanı Hasan İzzet Paşa mevsim şartlarını da göz ününde bulundurarak ordunun karşı karşıya bulunduğu açlık ve sefaret durumunu da göz önünde bulundurarak Rusları takip etmedi. Bu durum Enver Paşa’nın tepkisine yol açtı Harbiye’den öğretmeni olan, komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevden aldı. Enver Paşa Harbiye Nazırıydı, 33 yaşındaydı, büyük hayalleri vardı ve dolayısıyla kendisi 3.orduya vekalet etti. Ve 22 Aralık 1914 tarihinde harekât başladı. 15 gün süren harekatta Ruslarda ağır kayıplar verdiler. Bir gecede tek kurşun atmadan askerlerimiz şehit düştü düşüncesi külliyen yanlış bir düşüncedir. Çarpışmalar yaşanmıştır. 9.kolordunun pek çok tümeni Sarıkamış’a giden birlikler olmuştur. Rusları da ağır zayiatlar vermişlerdir. Daha sonra mevsim şartlarına yenik düşen ordumuz bilhassa Harput’ta konuşlanan çoğunlukla Arabistan’dan gelen, Yemen’den sağ kurtulan askerlerimiz mevsim şartlarına hazırlıksız yakalandıkları için üstlerinde yazlık kıyafetler ve eksi 36 dereceye varan tipi ve korkunç bir soğuk karşısında donarak şehit olmuşlardır. Ama donarak şehit olanların sayısı toplamda 10-15 bin olduğu tahmin ediliyor kalanların büyük bir kısmı savaşarak bir kısmı Sibirya'da esir düşerek bir kısmı salgın hastalıklara yakalanarak şehit düşmüşlerdir.

SARIKAMIŞ HAREKATININ ÖNEMİ NEDİR?

 

Sarıkamış Harekâtı başarılı olsaydı gerçekte Enver Paşa’nın kaybedilen toprakları geri alma konusunda büyük bir kazanımı söz konusu olacaktı. Osmanlı İmparatorluğunun ve bu psikolojik üstünlükle belki bir Turan hayali vardı Enver Paşa’nın ve bütün yol boyunca Sarıkamış- Kafkas Cephesine giden yol boyunca Turana gider şeklinde el yazısıyla tabelalar yerleştirmişlerdi. Sarıkamış büyük bir stratejik öneme sahipti o dönemde. Zira Rus ordusu Sarıkamış da mevzilenirken Harekattan hemen sonra başarısızlıkla sonuçlanmasından hemen sonra Erzurum’u, Erzincan’ı, Gümüşhane’yi, Bayburt’u Karadeniz’in büyük bir bölümünü Samsun, Giresun hepsini işgal ettiler. Sarıkamış Harekâtı başarılı olmuş olsa böyle bir şey söz konusu olmayacaktı. Bu işgal 1918 yılına kadar sürdü bu işgal. Savaşarak mı geri aldık bu toprakları, hayır tatbiki. 1917 yılında Rusya’da bir devrim gerçekleşti, Bolşevik devrimi gerçekleşti. Ama Bolşevik devriminin lideri olan Lenin ve arkadaşlarının Rus halkına bir sözü vardı. İşgal ettiğimiz bütün topraklardan askerimizi geri çekeceğiz. Ve devrim olduktan hemen sonra 1918 yılında peyderpey Rus askerleri topraklarımızdan geri çekildiler.

SARIKAMIŞ HAREKATININ UZUN YILLAR KONUŞTURULMAMASI, TOPLUMDAN GİZLENİLMESİNİ NEYE YORMAK GEREKİR?

Enver Paşa’nın özellikle Kasım 1914 tarihinde Sarıkamış’ta daha doğrusu Köprüköy de 3. Orduyu teftiş için gittiği Köprüköy’de ordunun durumunu görüyor aslında ve şunu söylüyor, “üstünüzde yazlık kıyafetler var görüyorum. Karnınız aç ama yakaladığınız ganimetlerle karnınızı doyuracaksınız”. Yani strateji şunun üzerine kurulu. Rus mevzilerini ele geçireceksiniz, Sarıkamış’ı geri alacaksınız bulduğunuz ganimetleri paylaşacaksınız.

Tabi Sarıkamış Harekatının gizlenmesinin en önemli sebebi, bir eleştiri söz konusu olmasın diye. Gelen tepkilerin karşısında tepkileri kontrol etmek için Sarıkamış Harekâtı dönemin basın-yayın kuruluşlarında olduğu gibi umumi yerlerde bir kahvehane de bir lokantada insanların toplu olarak bulunduğu yerlerde bile konuşulmasının yasaklanmasıydı yakın bir tarihe kadar.

Sarıkamış Harekâtı ile ilgili hep şu konuşuldu rakamlar işte 90 bin mi 60 bin mi 20 bin mi ama kimse Sarıkamış Harekatının boyutlarını konuşmadı. Bizde konuşulması gereken bir boyutu var. Aslında Harekatın kusursuz planlandığını da görüyoruz. Sarıkamış Harekâtına lojistik destek taşırken Ruslar tarafından batırılmış olan üç gemimiz var. Hala günümüzde bile elini avucunun içine koyup kara kara düşünen insanlara söylerler “Karadeniz’de gemilerin mi battı?” diye. Bu söz oradan geliyor. Peki nedir bu sözün anlamı? Enver Paşa’nın talimatıyla 5 Kasım 1914 gecesi Sarıyer-Büyükdere Limanından Bezmialem, Bahri Ahmer, Mithat Paşa isimli üç Osmanlı yük gemisi Karadeniz’e, Trabzon Limanına Sarıkamış cephesine lojistik destek taşıyordu. İçinde 2 tayyare vardı. 60 bin takım kışlık elbise vardı. Asker künyeleri vardı. Ve tonlarca buğday, arpa ve her türlü lojistik destek, cephanelik vardı. Bu gemiler savunmasız olarak açılmışlardı sebebi ise şuydu; Ruslar Karadeniz’e egemen oldukları için yanlarında savaş gemisi olsa savaşta gemilerimiz menziline ulaşamayacak. O yüzden savunmasız yük gemisi görevinde ilerlerken 6 Kasım gecesi Zonguldak’ı bombalamış 7 Kasım sabahı üstlerine dönen Rus savaş gemileri, bizim gemilerimizi görürler ve 20 dakika süren top atışı sonrası Osmanlı’nın üç gemisini Karadeniz’e batırırlar. Bu gemiler Trabzon Limanına varmış olsalardı oradan Sarıkamış cephesine kanılarla, katırlarla, atlarla, lojistik destek taşımış olacaktı. Ama bu olamadı. Olsaydı sonuç değişir miydi Allah bilir. Ama bizi önemli ip uçları veriyor.

Lazı, Çerkezi, Kürdü omuz omuza koyun koyuna şehit düştüğü bir yer Sarıkamış… Değeri kolay unutulan diğer bir konuda bu diyebilir miyiz?

1990 yılından beri Sarıkamış Harekatıyla ilgili çalışmalar yapıyorum. Bugüne kadar 3 müzik albümüm ve 2 kitabım yayınlandı. Ve Sarıkamış Harekatıyla ilgili tarihte ilk olarak denilebilecek ne kadar çalışma varsa naçizane ben yaptım. Gördüğüm şey şuydu. Karadeniz’de Rize’de, Trabzon’da Lazca, Türkçe türkü bulduk. 1864’den itibaren Anadolu’ya sürgün edilmiş olan Çerkezler Kayseri Pınarbaşı çevrelerinde yaşıyorlar ve bunlar kendi dillerinden Çerkezce ağıt yakmışlar. Batum’da ve Tiflis’te yaşayan Müslüman Gürcüler kendi dillerinden Sarıkamış Harekâtına Gürcü ağıt yakmışlar. Arapça var Kürtçe var ve orada Osmanlı İmparatorluğuna bağlı bütün halklardan gelen bu insanlar aynı mevzide kardeşçe ortak düşmana karşı mücadele veriyorlar. Çok da hazin bir hikâye var. 1864’den itibaren Anadolu’ya sürülen Çerkezler özellikle Pınarbaşı ve etrafına konuşlananlar Osmanlı adına savaştalar. Gece Bardız yakınlarında mevzideler bakıyorlar ki gecenin sessizliğinde Çerkezce türkü söyleyenler var. Herhalde bizim mevzilerden diye düşünüyorlar. Ama hayır bizim mevzilerden gelmiyor Rus mevzilerinden geliyor o ses. Ve Çerkezce birbirlerine laf atıyorlar. Yani orada kalanlar Rusya adına gelmişler buradan Kayseri’den gidenler Osmanlı adına savaştalar. İkisi de Çerkez ikisi de Müslüman.

Askerlerimize karşı savaşanların önemli bir kısmı da aslında Müslümandı. Bugün bizim savaş ile ilgili tespit edebildiğimiz kamera kayıtları, fotoğraflar var. Bunların hepsi Ruslar tarafından tepelere yerleştirilen kameralar ve fotoğraf makineleri neticesinde çünkü propaganda maksatlı olarak kullanılmak üzere çekimler yapılmıştır.

SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİNE GEREKEN ÖNEM VERİLİYOR MU?

Ben doğuma büyüme Sarıkamışlıyım. 16 yaşına kadar Sarıkamış’taydım. Sarıkamış Harekatının kimse ne olduğunu bilmezdi kaymakamlıkta top atışı olurdu çelenk konulurdu o kadar. Sonra 2003 yılında Prof. Dr. Bingür Sönmez diye güzel bir adam kalktı dünyadaki tanınmışlığını bu işte kullanarak bu konuyu gündemde getirmeye çalıştı. İlk yıl ben kendisine eşlik edememiştim. 30 kişi ile gittiler ben ikinci yıl katıldım yani 2004’te katıldım. Ve tabi o zaman sesimiz daha gür çıktı. Yine bu sefer 50-100 kişilik ama bir farkındalık oluşturduk. Yani şunu söyledik topluma: “Onlar birer zavallı değil bir gecede tek kurşun atmadan şehit düşen zavallılar değil, onlar birer kahramandır her şeyden önce birer insandır geride çocukları, anneleri, eşleri, nişanlıları vardı.” Bu vatan için savaştılar anılmaları için ille de bir zafer mi elde edilmesi lazım. Toplumlar yenilgilerini de sahiplenmeli, kabul etmeliler Anzaklar bunu yapıyorlar.

O tarihten sonra gerek Bingür Sönmez’in yaptığı çalışmalar gerek benim yaptığım çalışmalar Sarıkamış gerçeğini toplumda basının da ilgi göstermesiyle bir yere taşıdık. Ama hakkını yemeyelim dönemin Başbakanı olarak Sayın Recep Tayyip Erdoğan her dönem bizim yaptığımız çalışmalara bir bakanını görevlendirdi. 2011’de bizlerin çağrısı sonucu kendisi, eşi ve kızıyla beraber bizzat Sarıkamış’a geldi. Sarıkamış’a gelen ilk Başbakan oldu. Şimdi devletin tepe noktası ilgi gösterince toplumda ilgi gösteriyor.

Bana gelince ben Sarıkamış Harekatıyla ilgili anma etkinliklerini Sarıkamış’ın dışına çıkaran ve Türkiye’de yaygınlaştıran naçizane ilk kişiyim. 2004’te Ali Müfit Gürtuna Belediye Başkanı İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilk anma etkinliğini yaptı. Sonra Kağıthane Belediyesi Fazıl Kılıç sonra dalga dalga bütün belediyeler bu işi sahiplendiler. Gelinen noktada 73 ilde 4 ülkede 200 civarında ilçede 500’ün üzerinde programla Sarıkamış şehitlerini andık ve anmaya da devam ediyoruz.  Son 5 yıldır Gençlik ve Spor Bakanlığı yapıyor son 5 yıldır amacından uzaklaştırıldı söyleyebilirim bunu ilk fırsatta Sayın Cumhurbaşkanımıza da söyleyeceğim. Bizim başlattığımız şekilde değil de siyasetçilerin kafasına göre anılabileceği bir şey değil. 50 bin kişi değil 500 bin kişide yürüse Sarıkamış ruhu onlara doğru takdim etmezseniz eğer o beyhude bir yürüyüş olur, turistik bir yürüyüş olur.  Ben buradan yine sesimizi duyan yetkililere sesleniyorum bizi dinlesinler biz bu işi biliyoruz.

SARIKAMIŞ PLATFORMUNDAN BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ? BU PLATFORMDA NE GİBİ ÇALIŞMALARINIZ VAR?

Ben bugüne kadar bu çalışmaları bireysel olarak yapıyordum. Prof. Dr. Bingür Sönmez de bireysel olarak yapıyordu ama zaman zaman devletimiz bizi Bingür hocayla buluştururdu. Ya belediyeler ortak bir program yapar ya da valilikler program yapar biz Bingür Hoca buluşurduk. Bunun böyle olmaması gerektiğini düşündük. Ve Sarıkamış Platformunu kurduk. 1,5 yıl oldu. 1,5 yıl olmasına rağmen Sarıkamış Platformu ülkemizin en saygın sivil toplum kuruluşlarından birisi oldu. İçimizde çok sayıda akademisyen var 15 profesör olmak üzere. Ulusal ölçekte çok saygın iş adamlarımız var. Sporcularımız var. Mesela Milli Atletimiz Mehmet Yurdadön gibi…

Dağcılık Federasyonu Başkanımız pek çok sivil toplum kuruluşundan önemli isimlerle 200 kişi olarak yola çıktık. Yaklaşık 12 bin da üyemiz var. Resmi kuruluşu da daha yeni tamamladık. Sarıkamış Platformu olarak, deniz şehitlerimizi görkemli bir anma etkinliği gerçekleştirdik. Bu sene pandemiden dolayı yapamadık. Türkiye’nin 9 sanayii bölgesinin başkanları, Gebze Ticaret Odası Başkanı Sayın Nail Çiler’in öncülüğünde ASELSAN Başkanımız Prof. Dr. Haluk Görgün ve 150 ulusal ölçekte iş adamı Sarıkamış’a götürdük. Sarıkmış gerçeğini anlattık. Sarıkamış’a sahip çıkmaları çağrısını yaptık. Ve hepsi de bu konuda duyarlılık gösterdiler. Sarıkamış’a ekonomik destekte bulunmaya söz verdiler. Sarıkamış Platformu ilkleri hayata geçirmek üzere kuruldu ve bunları geçen kısa sürede yaptı, yapmaya da devam edecek. Ama biz Sayın Cumhurbaşkanımız ile ilk fırsatta Sarıkamış Platformu olarak buluştuğumuzda talebimiz şu; Biz uluslararası ölçekli Sarıkamış şehitleri anma programları gerçekleştirmek istiyoruz tamam Kars Valiliğine, Sarıkamış Kaymakamlığına bu görev verilsin devletin resmi olarak anması lazım ama bunu yaparken de bu işi bilenlerin dışarıda tutulmaması lazım.

Biz Sarıkamış Platformu olarak bu bilgi birikimine sahibiz ve şehitlerimize aziz hatıralarına yakışır şekilde nasıl anılması gerektiğini biliyoruz. Bu göreve talibiz.

O DÖNEMİN TÜRKÜLERİNİ DERLEDİĞİNİZ BİR ALBÜMÜNÜZ VAR BU DERLEME SIRASINDA O TÜRKÜLERDE MUHAKKAK Kİ ÇOK ETKLEYİCİ HİKAYELER ÇIKMIŞTIR. BİRAZ BU HİKAYELERDEN BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ?

Her birinden film olur o kadar samimi söylüyorum. Konsept danışmanlığını yaptığım Beyaz Hüzün filminde ki Kenan Korkmaz arkadaşıma da söylemiştim. Ben 3 albüm yaptım. Bu çalışmalara yapana kadar 1941 yılına Ruhi Su Sarıkamış Ağıtı söylemişti birer ağıttı. Ama ben bu konuyla ilgili 3 müzik albümü yaptım toplamda 40 civarında türkü derledim 2 de kitabım yayınlandı. Sarıkamış destanı 2014 yılında yayınlandı Kağıthane Belediyesi tarafından Fazla Kılıç’a ve Mevlüt Öztekin’e teşekkür ediyorum. 2008 yılında Sarıkamış’a Varamadan ilki de 2005 yılında Bir Beyaz Ölüm Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Sayın Bakan Atilla Koç’ta Sarıkamış’a geldi galasını orda yaptık. Çok hikâye var. Türkçe, Kürtçe, Lazca, Çerkezce pek çok dilden ama bir hikâye beni çok etkiledi. Rize’nin Güneysu İlçesinden o zaman ki adı Potamya 11 asker yürüyerek Sarıkamış Harekâtına katıldı. İsim isim biliyorum hepsini Hasan oğlu Şüayip, Molla Usta var Molla İbrahim var Mustafa oğlu Kemal var. Bu arada Mustafa oğlu Kemal Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dedesi. Tenzile hanımın büyük dedesi. Kendisine de bu bilgileri vermiştik Sarıkamış’a geldiğinde sahnede ben vardım. Şimdi hikaye şöyle, Potamya o zaman küçük bir yer, Potamyadan giden 11 askerin biri hariç şehit düşüyor. Sarıkamış harekatı başarısızlıkla sonuçlanınca Rus askerleri esir aldıkları askerlerimizi vagonlara bindirip Sibirya’ya esarete götürüyor. Subaylarına Nargin adasına götürüyorlar. İkisi de birbirinden korkunç yerler. Tabi bu askerler aç oldukları için zayıflamışlardı pek çoğu zaten tifüs hastalığına yakalandığı için zayıf düşmüşlerdi. Vagonların doluluk kapasitesi 40 kişilikse eğer 100 asker bindiriyorlar, 200 asker bindiriyorlar en son diyorlar ki zayıf ve hasta olanları fırlatın vagonlardan gitsinler bir süre sonra Rus askerleri birbirleriyle yarışa giriyorlar kim en uzağa fırlatacak diye. Fırlatılanlar arasında Potamyadan gelen Molla Ustada var. Molla Usta karların arasında Sarıkamış’ın Ali Sofu köyünden bir köylümüz ormana giderken bakıyor ki pek çok asker gibi bir asker. Acaba sağ mı sanki bir kıpırtı gördüm gibi diyerek yanına yaklaşıyor. Hala nefes alıp verdiğini görüyor. Evine götürüyor, tedavi ettiriyor derken bir hafta-10 günde kendine geliyor. Soruyor;

 -Asker nerelisin?

 -Potamyalıyım

 -Neresi orası?

-Rize tarafı, diyor.

-Peki birliğin nerede?

-Erzurum’da

Diyor ki; benim 6 tane çocuğum var. Her tarafı Ruslar ele geçirmiş durumda.

Şöyle yapalım, seni saman balyalarının altına koyalım üstünü kapatalım kızakla tutup askeri, günlerce süren bir yolculukta Erzurum’un dışına kadar götürüyor. Bakıyor ki 3. Ordu dağılmış. Birlikten kalan 5 kişiye teslim edip geri dönüyor. Molla Usta Kop Dağlarını aşarak Ziganaları aşarak haftalarca yürüyerek köyüne varıyor yani Potamya’ya varıyor. O zaman Ömer Efendi dedikleri Soyadı kanunu çıktıktan sonra soyadları Durmuşoğlu soyadını almışlar. Onların Potamya’da konakları var. Molla Usta’yı buraya götürüyorlar. Potamyalı kadınlar haber alıyorlar Molla Usta gelmiş umutlanıyorlar bizim de çocuklarımız geldi ya da gelecek diye. Gidip soruyorlar Hasan’a ne oldu, Mehmet’e ne oldu. Ve tüm bunların üzerine ağıt yakarlar.

“Başımız bağlıdır aziz Kur’ana inşallah yıkılmaz Erzurum Han’a. Çağırın büyükler gelsin imdada. Tel çektim de telin aynı gelmedi.” Albümümüzde bu ağıtı da söylemiştik.

SON YILLARDA YETERİNCE ARAŞTIRMA YAPILMADAN BİRÇOK SARIKAMIŞ İLE İLGİLİ YAZILAR VAR, KONU HAKKINDA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Biz konuşulmasını olumlu buluyoruz. Çok mutlu oluyoruz. Benim de Bingür hocanın da 2013 yılından beri çağrımız hep bu yöndeydi neden yer vermiyorsunuz diye ama şimdi yer veriyorlar diye de neden yer veriyorsunuz diyemeyiz. Fakat araştırarak doğru ve ehil ellerle bunu yapmalarını arzu ediyoruz. Şimdi mesela rakamlar tartışılıyor 90 bin değil de 60 bin değil de 22 bin miydi? Bakın bu insanlar 22 bin de olsa insandı her şeyden önce. 3. Ordu 120 bin kişiden oluşuyordu sağ kurtulabilenler 11 bin kişi kalanların yani 90 binin üzerinde insan kayıp ama bunların kaçı donarak şehit oldu kaçı Sibirya da ki esarette şehit oldu kaç subayımız Nargin Adasında şehit oldu, kaçı tüfüz hastalığından ölüp şehit oldu kaçı çarpışmada şehit oldu tam olarak bilmiyoruz. Fakat Fevzi Çakmak’ın Genel Kurmay Başkanı olduğu dönemde kayıtlara geçen sayısı 60 bin. Bir başka boyutu benim derlediğim bütün türkülerde 90 bin ifade ediliyor. Harekata tanıklık eden Bardızlı ozan var Aşık Nihayi… O da 90 bin diyor.

Sarıkamış popüler bir gündem haline dönüştükten sonra bunu yazan tarihçiye mi inanıyım ben yoksa 1914 yılında bunu kaleme almış olanlara mı? Hadi bunları da koydum bir kenara katılmış insanlar var. Kaymakam Şerif İlden (Köprülü Şerif) bunun anıları yayınlandı. Yayına hazırlayan kim? Osmanlı tarihçisi Sami Önal. Kimdir? 12 kitabı Osmanlı Türkçesinden günümüz Türkçesine çevrilmiş birisi. Ben ondan beslendim bütün bilgilerimi ona borçluyum. Sarıkamış Harekâtını itibarsızlaştırmak için rakamlarla oynamaya gerek var mı? 60 bin diyelim 22 bin diyelim ama rakamların konuşulması ayıptır. Anzaklar okyanus ötesinden gelip başka bir ülkeyi işgal etmiş atalarını anmaya gelirken bizim bu rakamlara takılmadan Sarıkamış Harekâtına ve o güzel insanlara gereken ilgi ve önemi vermemiz lazım.

SARIKAMIŞ HAREKATIYLA İLGİLİ ÇOK ÖNEMLİ OKUMALAR VAR. HANGİ ESERLERİ TAVSİYE EDERSİNİZ?

Kaymakam Şerif İldem’in (Köprülü Şerif) çeşitli yayın evlerinden çıkan eserleri muhakkak okunmalı. Alptekin Müderrisoğlu’nun “Sarıkamış Dramını” mutlaka okumalılar. Prof. Dr. Bingür Sönmez’in “Ateşe Dönen Dünya” ve hocamızın Sarıkamış ile ilgili diğer bütün kitaplarını okumalılar. Sevgili Özhan Eren’in “Rehin Alınan İmparatorluk -Sarıkamış’a Giden Yol” muhakkak okumalılar. Bir de çeşitli anılar var. Sarıkamış’tan Esarete-Ziya Yergök’ün anıları. Sarıkamış ile ilgili bilgi sahibi olmak istiyorlarsa bunları okumalılar. Her ne kadar rakamlar konusunda düşüncelerimiz ayrıda olsa Prof. Dr. Tuncay Öğün’ün 100 Soruda Sarıkamış Harekatı bu kitabı da herkes tavsiye ederim.

KAYNAK: HABER7 | ÖZEL
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner60

banner49