ALEMDE TESADÜF YOKTUR!

Bediüzzaman Hazretleri, Mesnevi'deki bu bölümde, kâinatta tesadüfün hiçbir yerinin olmadığını aklî bir delille ifade etmektedir.

Çünkü bahar mevsiminde yeryüzü adeta ilâhî bir sergi hâline gelir. Milyarlarca ağaç, çiçek, yaprak, meyve ve canlı; renkleri, şekilleri, ölçüleri, görevleri ve faydalarıyla sonsuz bir ilim, hikmet ve sanatın eserleri olduklarını ilan ederler.

Sanki her biri, Allah'ın varlığını ve birliğini anlatan birer "hikmet bülbülü" gibi konuşmaktadır.

Bu kadar ince hesap, mükemmel ölçü ve sanat karşısında tesadüf iddiası, akıl ve mantık bakımından hiçbir değer taşımaz. Hatta Bediüzzaman'ın ifadesiyle, bu açık delilleri gören "tesadüf şeytanları" bile hayret ederek teslim olmak zorunda kalırlar.

Daha sonra çok önemli bir tevhid delili ortaya koyar:

Eğer bütün varlıkları tek bir Allah'ın yarattığını kabul etmezsen, o zaman her sanatlı varlık için ayrı bir ilah kabul etmek zorunda kalırsın.

Çünkü her biri sonsuz ilim, kudret, irade ve hikmet gerektiren işler yapmaktadır. Tek Allah'ı inkâr eden kimse, farkında olmadan milyarlarca atomu, molekülü ilah olarak kabul etmek gibi aklen imkânsız bir neticeye sürüklenir.

Bunu güneş misaliyle açıklar. Güneşin aynalardaki yansımalarını gerçek güneşe bağlamazsan, her aynanın içinde ayrı bir hakikî güneş bulunduğunu kabul etmen gerekir. Bu ise açıkça akla aykırıdır.

Aynı şekilde, kâinattaki bütün sanat eserlerini tek Yaratıcıya isnad etmeyen kimse, her varlık için ayrı bir yaratıcı kabul etmek zorunda kalır ki bu da imkânsızdır.

Sonuç olarak, hem akıl hem ilim hem de gözle görülen kâinat, her şeyin tek bir Yaratıcının eseri olduğunu göstermektedir.

Tevhid, en kolay, en makul ve en mantıklı izah; şirk ve tesadüf ise imkânsızlıklarla dolu en zor ve en çelişkili açıklamadır.

Dr. Ali Kemal Pekkendir
27.07.2026 Windsor