Ayasofya Hristiyanlığın İslâmiyet'e teslimidir!

Masonluğun vatanımızda yenilgisinin de sembolüdür!

86 yıl boyunca müze olarak hizmet veren Ayasofya, Başkan Erdoğan sayesinde, "Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi" ismiyle, kılınan Cuma namazı ile 24 Temmuz 2020 tarihinde resmen ibadete açıldı.

Said Nursi Hz 1950'lerde “Ayasofya Hıristiyanlığın İslâmiyet’e devir ve tesliminin bir abidesidir. Bunun için kilise iken cami olmuştur. Elbette tekrar camiye çevrilecektir.” şeklinde gerekeni göstermişti.. (Son Şahitler, c. 1, s. 244)

Başbakan Menderes’e hitaben yazdığı bir mektubunda ise Demokratlara şöyle sesleniyordu:

"Ezan-ı Muhammedî’nin (asm) neşriyle Demokratlar on derece kuvvet bulduğu gibi; Ayasofya’yı, 500 sene devam eden vaziyet-i kudsiyesine çevirmek… Âlem-i İslâmı, hattâ bir kısım Hıristiyan devletlerini de memnun etmek için, Ayasofya’yı muzahrafattan temizleyip ibadet mahalli yapmaktır.” (Emirdağ Lâhikası, s. 396)

Ayasofya'yı esaretten kurtarmakla Reisicumhurumuz Müslüman Milletimizin gönlünde daimi bir sevgi ve saygı kazanmıştır.

Bediüzzaman Hz, en yakınındaki talebelerine, "Ayasofya açıldığı gün, bu vatanda Masonların mağlubiyete uğradıklarını anlayacaksınız" diyerek mühim bir inkılaba daha dikkat çekmiştir.

Yani, tâ Tanzimat'tan beri İngiliz ve Fransız Mason Siyaset ve Devlet Adamlarının, ülkemizi kendi kontrolleri altında tutmak için kullandıkları kuklalar Yerli Masonlardı.

Bunlar, gazeteleri, televizyon kanallarını, büyük holdingleri, CHP gibi bazı partileri yöneten Atatürkçü Kemalist, İslamiyet/Şeriat düşmanı bazı işadamları, gazeteciler, siyasetçiler ve bir kısım generallerdi...

Hükümetimiz bu Mason odakları, uzun bir süreçte medyadan, devlet kadrolarından ve ordudan temizledi. Siyasette ise kendi içlerinde parçalanarak mağlubiyete düştüler.

Ayasofya'nın 86 yıl sonra açılışı, Masonların bu mağlubiyetinin ve Dindar Milletimizin galibiyetinin manevi plandaki sembolüdür ve milletimizi yeisten kurtaran, ümidvâr eden bir zaferdir.

"Evet ümidvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sadâ, İslâmın sadâsı olacaktır!.."

(Sünuhat - 50)