Florya Gazetesi Haber Merkezi
İstanbul, İslâm dünyası açısından dikkat çekici bir uluslararası ilim toplantısına ev sahipliği yapıyor.
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, “Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler” ana başlığı altında dünyanın farklı coğrafyalarından akademisyenleri, din âlimlerini ve araştırmacıları bir araya getirdi.
Sempozyumun açılışı 4 Ekim’de İstanbul Taksim’de bulunan Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü, Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ali Karadaği, Pakistan İslâm Âlimleri Birliği Başkanı Mevlana Fazlurrahman ve dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda ilim ve fikir insanı katıldı.
Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi İmam Hatibi Hafız Ferruh Muştuer’in Kur’ân-ı Kerîm tilavetiyle başlayan açılış programında, sempozyumun bilimsel ve manevî hedefleri üzerinde duruldu.
DÜNYANIN 60 ÜLKESİNDEN KATILIM
Sempozyum yalnız Türkiye açısından değil, uluslararası katılım bakımından da önemli bir organizasyon olarak dikkat çekiyor.
Sempozyum Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bayram Özer’in verdiği bilgilere göre programa 60 ülkeden, 448 farklı kurumdan 668 tebliğ özeti gönderildi. Bilim kurulunun değerlendirmesinin ardından 250’yi aşkın çalışma sunulmak üzere programa kabul edildi.
Türkçe, Arapça, İngilizce ve Rusça gerçekleştirilen sunumlar, 11 salonda yaklaşık 70 akademik oturumda ele alınıyor.
Bu rakamlar, Said Nursî’nin düşünce dünyasının artık yalnız Türkiye’de tartışılan bir alan olmadığını; farklı coğrafyalardan akademisyenlerin, sosyal bilimcilerin ve İslâm düşüncesi araştırmacılarının da ilgisini çektiğini ortaya koyuyor.
KÜRESEL KRİZLER MASAYA YATIRILIYOR
Sempozyumun ana eksenini modern dünyanın karşı karşıya bulunduğu krizler oluşturuyor.
Ancak toplantıda kriz kavramı yalnız savaş ve siyasî çatışmalar üzerinden değerlendirilmiyor.
Ekonomik eşitsizlikler, aile kurumunun zayıflaması, gençlerin yalnızlaşması ve anlam arayışı, tüketim kültürü, çevre sorunları, dijitalleşme, bilgi kirliliği, yapay zekâ ve teknolojinin beraberinde getirdiği yeni ahlâkî meseleler de sempozyumun gündeminde yer alıyor.
Programda bu sorunların Kur’ân-ı Kerîm’in rehberliği ve Bediüzzaman Said Nursî’nin Risale-i Nur’da ortaya koyduğu prensipler ışığında değerlendirilmesi amaçlanıyor.
Sempozyumun önemli yönlerinden biri de Kur’ân’ın yalnız geçmiş dönemlerin meselelerine cevap veren tarihî bir metin şeklinde değil, günümüz toplumunun problemlerine de ahlâkî ve manevî ölçüler sunabilecek canlı bir rehber olarak ele alınması.
İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Başkanı Said Yüce de sempozyumun iki temel sorumluluk taşıdığına işaret ederek, bunlardan ilkinin yaşanan krizleri doğru teşhis etmek, ikincisinin ise Kur’ân’ın mesajını çağın toplumuna yön veren canlı bir rehber olarak değerlendirmek olduğunu belirtti.
“İNSAN HAYATINI HANGİ ÖLÇÜYE GÖRE YAŞAYACAK?”
Açılış programının dikkat çeken konuşmalarından birini İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan yaptı.
Erdoğan, insanlığın çok katmanlı krizlerin yaşandığı bir dönemden geçtiğini belirterek savaşların, milyonlarca insanın yerinden edilmesinin, ekonomik eşitsizliklerin, çevre problemlerinin, aile yapısındaki aşınmanın, gençlerin yalnızlığının ve teknolojinin ortaya çıkardığı ahlâkî meselelerin görünüşte farklı sorunlar olmasına rağmen ortak bir noktada birleştiğini ifade etti.
Bu ortak noktanın “ölçü” meselesi olduğunu söyleyen Erdoğan, insanın elindeki gücü, bilgiyi, serveti ve teknolojiyi hangi amaçla kullandığının önem taşıdığını vurguladı.
İnsanlığın teknik ve ekonomik kapasitesinin büyümesinin tek başına adaleti ve huzuru büyütmediğine dikkat çekti.
Bu değerlendirme sempozyumun ana fikrini de özetliyor:
Mesele yalnız güç sahibi olmak değil, gücün hangi ahlâkî ölçüyle kullanılacağıdır.
GAZZE VE ULUSLARARASI ÇİFTE STANDARTLAR
Sempozyumun güncel dünya meseleleriyle doğrudan bağlantılı başlıklarından biri de Gazze oldu.
Program kapsamında “Uluslararası Çifte Standartlara Karşı Kur’ânî Değerler: Gazze Örneği” başlıklı oturum düzenlenmesi planlandı.
Bilal Erdoğan konuşmasında, uluslararası sistemde benzer insanî acılara mağdurun kimliğine göre farklı tepkiler verilebildiğini savundu.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki veto sistemine de değinen Erdoğan, dünyanın bir yerinde alınan veya alınamayan siyasî kararların binlerce kilometre ötede bombardıman altında yaşayan sivillerin hayatını etkileyebildiğini söyledi.
Adaletin mağdurun dini, ırkı, milliyeti veya pasaportuna göre değişmemesi gerektiğini belirten Erdoğan’ın, “Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez” mesajı sempozyumun öne çıkan ifadelerinden biri oldu.
“KUVVET HAKKA HİZMETKÂR OLMALI”
Sempozyumun düşünsel merkezinde yer alan önemli kavramlardan biri de kuvvet ve hak ilişkisi oldu.
Programda Bediüzzaman Said Nursî’ye atfen dile getirilen,
“Kuvvet hakka hizmetkâr olmalıdır.”
ifadesi özellikle vurgulandı.
Bu yaklaşımın bugünün dünyasında savaş, uluslararası hukuk, siyasî güç, ekonomik üstünlük ve teknoloji tartışmaları açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Günümüz dünyasında teknolojik, askerî ve ekonomik bakımdan güçlü olmanın tek başına meşruiyet oluşturmadığı; gücün hukuk, vicdan ve adaletle sınırlandırılması gerektiği düşüncesi sempozyum boyunca farklı oturumlarda ele alınan temel meselelerden biri oldu.
TEKNOLOJİ GELİŞTİKÇE AHLAK MESELESİ BÜYÜYOR
Sempozyumun dikkat çekici başlıklarından biri de yapay zekâ ve teknoloji oldu.
Necmeddin Bilal Erdoğan, yapay zekâ sayesinde söylenmemiş sözlerin söylenmiş, yaşanmamış olayların yaşanmış gibi gösterilebildiğine dikkat çekerek teknolojinin insanlığa yalnızca “neyin yapılabileceğini” gösterdiğini, fakat yapılabilen her şeyin yapılıp yapılmaması gerektiği sorusuna cevap veremediğini söyledi.
Bu noktada ahlâk, hikmet ve ölçünün önem kazandığını belirtti.
Bu yaklaşım, sempozyumun yalnız klasik dinî meselelerle sınırlandırılmadığını da gösteriyor.
Yapay zekâ, dijitalleşme ve teknoloji gibi son derece güncel başlıkların Kur’ân merkezli bir ahlâk anlayışı açısından tartışılması, toplantıya çağdaş bir boyut kazandırıyor.
AİLE VE GENÇLİK MESELESİ
Sempozyumda üzerinde durulan bir başka önemli konu ise aile ve gençlik oldu.
Teknolojinin insanları birbirine bağladığı bir çağda aynı evde yaşayan insanların dahi birbirinden uzaklaşabildiğine dikkat çekildi.
Gençlerin sosyal medya üzerinden binlerce kişiyle iletişim kurabilmelerine rağmen yalnızlık ve anlam arayışı yaşayabildikleri ifade edildi.
Bilal Erdoğan bu durumu, “Bağlantıda olmak bağ kurmakla aynı şey değil” sözleriyle özetledi.
Gençlerin eğitim, meslek ve ekonomik imkânlarının geliştirilmesinin önemli olduğu; ancak bunların yanında kişinin neden yaşadığını bilen, hayatını anlamlı bir bütünün parçası olarak görebilen bir insan olarak yetişmesinin de gerekli olduğu vurgulandı.
Bu çerçevede sempozyumda “Vahiy Merkezli Toplum ve Aile”, “Modern Çağın Sosyal Meseleleri” ve “Modern Çağın Manevî Meseleleri” gibi başlıklar altında özel forumlar düzenlendi.
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ARPAGUŞ: MADDÎ İLERLEME TEK BAŞINA YETMİYOR
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş da konuşmasında modern dünyanın çelişkilerine dikkat çekti.
İnsanlığın bilim, teknoloji, üretim ve tüketim bakımından tarihinin en ileri dönemlerinden birini yaşamasına rağmen savaş, işgal, açlık ve yoksulluğun ortadan kalkmadığını ifade etti.
Arpaguş, maddî ilerlemenin tek başına insanlığın huzurunu sağlayamayacağını belirterek hukuku, ahlâkı ve insan onurunu göz ardı eden anlayışların dünyayı yaşanması zor bir yer hâline getirdiğini söyledi.
Arpaguş ayrıca tarihin farklı dönemlerinde fikirleri ve eserleriyle insanlığın huzur ve selâmeti için çalışan şahsiyetler bulunduğunu belirterek Bediüzzaman Said Nursî’yi de bu isimlerden biri olarak değerlendirdi.
“BİR MÜSLÜMAN DÜŞÜNÜR OLARAK SAİD NURSΔ
Sempozyum kapsamında Said Nursî’nin düşünce dünyasını doğrudan ele alan akademik oturumlar da gerçekleştirildi.
“Bir Müslüman Düşünür Olarak Said Nursî” başlıklı oturum, İbn Haldun Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç başkanlığında yapıldı.
Prof. Dr. Alev Erkilet ise “Bilginin İslâmileştirilmesi Bağlamında Said Nursî” başlıklı konuşmasında Said Nursî’nin sömürgecilik karşısındaki düşüncelerini değerlendirdi.
Erkilet, Nursî’nin sömürgecilik karşısındaki mücadelesinin askerî, ekonomik ve epistemik olmak üzere üç farklı boyutta incelenebileceğini savundu.
Bunun yalnız fizikî işgale karşı çıkmak anlamına gelmediğini; toplumların kendi bilgi, değer ve kavram dünyalarından uzaklaştırılmasına karşı fikrî bir mücadeleyi de kapsadığını ifade etti.
Erkilet ayrıca Said Nursî’nin bilgi anlayışında vahiy, Kur’ân ve sünnetin merkezi bir konum taşıdığını belirterek, onun nazarında ilmin nihai amacının yalnız dünyayı kontrol etmek değil, insanı ahlâkî ve manevî bir gayeye yöneltmek olduğunu dile getirdi.
LAUREN BOOTH’TAN “GERÇEK HÜRRİYET” VURGUSU
Sempozyumun uluslararası katılımcıları arasında yer alan gazeteci Lauren Booth da konuşmasında modern medya, siyaset ve özgürlük kavramları üzerinde durdu.
Booth, “Gerçek hürriyet, satılamamak, bir ürüne dönüştürülememektir” ifadelerini kullanarak ana akım medyadaki uzun yıllara dayanan deneyimlerinden örnekler verdi.
Bediüzzaman’ın yaklaşık bir asır önce Şam’daki Emevî Camii’nde dile getirdiği düşüncelerin bugün de önem taşıdığını savunan Booth, Risale-i Nur’un modern dünyadaki insanlara nasıl ulaştırılabileceğinin tartışılması gerektiğini söyledi.
SAİD NURSÎ'NİN FİKİRLERİ ULUSLARARASI AKADEMİNİN GÜNDEMİNDE
-
Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nun ortaya koyduğu en dikkat çekici sonuçlardan biri, Said Nursî’nin artık yalnız Türkiye’nin yakın tarihine ait bir din âlimi olarak değil, düşünceleri farklı ülkelerde akademik olarak incelenen bir fikir insanı hâline gelmiş olması.
60 ülkeden gelen başvurular ve farklı dillerde yapılan yüzlerce akademik sunum, Risale-i Nur etrafındaki araştırmaların uluslararası boyut kazandığını ortaya koyuyor.
Sempozyum boyunca Said Nursî’nin özellikle adalet, hürriyet, iman, ahlâk, eğitim, bilim, medeniyet, toplumsal dayanışma ve insanın var oluş gayesi konusundaki görüşleri günümüz meseleleriyle ilişkilendiriliyor.
Burada ortaya çıkan temel soru ise oldukça açık:
Modern dünyanın elindeki güç ve bilgi arttıkça insanlık gerçekten daha huzurlu ve daha adil bir dünyaya mı ulaşıyor?
Sempozyumda dile getirilen değerlendirmelerin ortak noktası, maddî ilerlemenin ahlâkî ilerlemeyle desteklenmediği takdirde insanlığın sorunlarını çözmeye yetmeyeceği düşüncesi.
İSTANBUL’DAN DÜNYAYA İLİM, ADALET VE MANEVİYAT ÇAĞRISI
Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının üzerinden onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen fikirlerinin bugün dünyanın farklı ülkelerinden ilim insanlarını İstanbul’da buluşturması, geride bıraktığı düşünce mirasının etkisini göstermesi bakımından önem taşıyor.
Üç gün boyunca devam eden sempozyumda savaşlardan aileye, gençlikten teknolojiye, uluslararası adaletten ekonomik eşitsizliklere kadar geniş bir meseleler bütünü tartışılıyor.
Ancak bütün bu başlıkların ortak noktasında insan bulunuyor.
İnsanın adalet duygusu, vicdanı, ahlâkı, anlam arayışı ve sahip olduğu kuvveti hangi amaç için kullanacağı sorusu...
Bu nedenle 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, yalnızca Said Nursî’nin eserlerinin ele alındığı akademik bir toplantı olmanın ötesinde, modern dünyanın içinde bulunduğu büyük krizlere karşı ahlâk, adalet, ilim ve maneviyat merkezli alternatif bir bakışın tartışıldığı uluslararası bir fikir platformu niteliği taşıyor.
Dünyanın 60 ülkesinden insanların aynı salonda Kur’ân, insanlık, barış, ahlâk ve adalet üzerine konuşabilmesi başlı başına önemlidir.
Çünkü bugün dünyanın en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de farklı coğrafyalardan insanların savaşın değil barışın, üstünlüğün değil adaletin, çatışmanın değil birlikte yaşamanın ve yalnız maddî kalkınmanın değil insanı merkeze alan bir medeniyet anlayışının imkânlarını konuşabilmesidir.
İstanbul’da gerçekleştirilen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu bu açıdan yalnız bugüne değil, gelecek nesillere de mesaj taşıyan önemli bir ilim ve fikir buluşması olarak tarihteki yerini almaktadır.
Florya Gazetesi Haber Merkezi