Ekrandan Cepheye Bir Trajedi: "Proje Zelenski" ve Bir Halkın Tasfiyesi

Tarih, hırsları uğruna halklarını felakete sürükleyen liderlerle doludur. Ancak 21. yüzyılın post-modern çağında, bir ülkenin tamamının senaryosu okyanus ötesinde yazılmış bir kurguyla uçuruma sürüklenişine tanıklık etmek, insanlık adına en trajik sahnelerden biridir. Bugün Ukrayna sahasında yaşanan yıkım, münferit bir savaşın ötesinde; stratejik bir kumpasın, kusursuzca kurgulanmış bir algı yönetiminin ve Doğu Avrupa’yı biçmeyi hedefleyen bir küresel projenin hezimetidir.

Süreç, Batı’nın tescilli işgal ve rejim değiştirme mekanizması olan "Kadife Devrimler" şablonuyla başladı. "Turuncu Devrim" ve ardından gelen "Meydan Olayları" ile toplumun sosyokültürel kodları kaşındı; Doğu ile Batı arasında yüzyıllardır süregelen hassas fay hatları tetiklendi. Sandıkla, sosyolojiyle ve jeopolitik gerçeklerle kazanılamayan Ukrayna, kitlesel sokak hareketleri üzerinden Atlantik eksenine bağlandı. Ancak senaryonun en kritik halkası, halkın yolsuzluktan ve çürümüşlükten bıkmış psikolojisini teslim alacak o "kurtarıcı" figürün sahneye sürülmesiydi.

İşte "Proje Zelenski", bu noktada devreye girdi.

Bir dizide "sıradan bir tarih öğretmeniyken tesadüfen devlet başkanı olan" ve yolsuzluklara meydan okuyan o sempatik karakter, medya ve oligark sermayesi eliyle gerçek hayata taşındı. Ukrayna halkı, televizyon ekranlarında izleyip bağrına bastığı kurgusal bir kahramana oy verdiğini sanırken; aslında küresel güçlerin Rusya’yı çevreleme ve yıpratma stratejisinde bihaber birer figürana dönüştürüldüğünün farkında değildi. Algı mühendisliği mükemmel işlemiş, ekran ikilisi gerçeğin kendisi haline getirilmişti.

Peki, bu stratejik senaryonun faturası kime kesildi?

Ne Washington’ın soğuk savaş mimarlarına ne de Londra’daki stratejistlere... Fatura, Batı’nın vaat ettiği "AB ve NATO cenneti" serabına inandırılan milyonlarca masum Ukraynalıya kesildi. "Son Ukraynalı kalana dek savaş" mantığıyla yürütülen bu vekalet harbinde; şehirleri yerle bir edilen, milyonlarcası mülteci durumuna düşen, genç nesillerini cephe hatlarında kaybettiren Ukrayna, jeopolitik bir kumarın kurbanı yapıldı.

Atlantik güçleri için Ukrayna, sadece Rusya'nın askeri ve ekonomik kapasitesini emen bir "test sahası" ve kullanışlı bir kalkandı. Ukrayna halkının geleceği, gençliği ve egemenliği ise bu stratejik denklemin önemsiz birer "yan hasarı" olarak görüldü. Diplomatların, arabulucuların ve barış masalarının önü; sırf savaş süresi uzasın, küresel silah ve enerji lobileri kazansın diye bizzat müttefik ilan edilen güçlerce tıkandı.

Sonuç olarak ortada ne bağımsız bir Ukrayna kaldı ne de vaat edilen o müreffeh geleceğin kırıntısı... Ekranların ışıltılı dünyasından kanlı cephelere uzanan bu yolculuk; halkların duygularıyla, algılarıyla ve kaderleriyle oynayan küresel kumpasların nasıl bir insani enkaz bıraktığını tüm dünyaya gösteren ibretlik bir trajedi olarak tarihe kazındı.