BİST
1,924.89
ALTIN
787.64
DOLAR
13.78
STERLİN
18.27
EURO
15.57

Erdoğan'ın "Ekonomik Kurtuluş Savaşı" çıkışı sonrası çarpıcı açıklama: Biz Kuveyt değiliz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Ekonomik Kurtuluş Savaşı" açıklaması, 2023 seçimleri öncesinde Türkiye ekonomisi üzerinden yapılan algı operasyonlarını tekrar gündeme getirdi.

23 Kasım 2021 Salı 17:35
Erdoğan'ın

Haber7 / Abdurrahman Koç

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı "Ülkemizi bunca tuzaktan, bunca badireden nasıl çıkardıysak, Allah'ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu ekonomik kurtuluş savaşından da zaferle çıkartacağız” gündeme oturdu.

Erdoğan'ın "Ekonomik Kurtuluş Savaşı" ifadesi, sosyal medyada uzun süre gündemde kaldı.

ASKON'DAN DESTEK

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, Türkiye üzerinde faiz ve kur sebebiyle baskı oluşturulmaya çalışıldığının açıkça görüldüğünü belirterek, "Allah'ın izni ile bu faiz ve kur baskısını kırarak ekonomik bağımsızlığımızı sağlayacağız" ifadelerini kullandı.

ASKON açıklamasında görüşlerine yer verilen Aydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kabine toplantısı sonrası ekonomiye ilişkin yaptığı açıklamalara değindi.

Aydın, pandemi sonrası normalleşme adımlarıyla birlikte taleplerde ciddi artışlar olduğunu aktararak, "Talep artışına enerji emtialarında yaşanan üretim yetersizliği, iklim değişikliği ve tedarik sorunları da eklenince tüm dünyada enflasyon yükseldi. Sanayileşmesini tamamlamış gelişmiş ülkeler de olduğu bizim gibi gelişen ülkeler de aynı sıkıntıyı yaşamaya başladı" değerlendirmesinde bulundu.

Tüm dünyada yaşanan bu sıkıntıya rağmen Türkiye üzerinde faiz ve kur sebebiyle baskı oluşturulmaya çalışıldığının açıkça görüldüğünü vurgulayan Aydın, Türkiye'nin yatırım, üretim ve ihracat ekseninden uzaklaştırılıp, paradan para kazanmaya çalışanların kasası yapılmaya çalışıldığını ifade etti.

"PİYASALARA MORAL VERİLMELİDİR"

Aydın, Cumhurbaşkanı'nın da belirttiği üzere bu zihniyete teslim olmadan bir mücadele başlatılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bunun adı ekonomik savaş ise 2001, 2008, Gezi ve 15 Temmuz'da yaşanan sıkıntıları nasıl bertaraf ettiysek, Allah'ın izni ile bu faiz ve kur baskısını kırarak ekonomik bağımsızlığımızı sağlayacağız. Ülke olarak pandeminin yaralarını yeni yeni sarmaya çalıştığımız bu süreçte, dünyada yaşanan sıkıntıları görmezden gelerek, erken seçim çağrılarında bulunmak samimiyetten uzak açıklamalar olup, bu mücadeleye zarar vermektedir. Ayrıca artan enflasyona karşı halkın alım gücünü artıracak adımlar atılmalı, piyasalara moral verilmelidir. Sanayi kapasite oranlarının her geçen gün arttığı, üretim, ihracat, turizm ve istihdamda güzel gelişmelerin yaşandığı bir ortamda gereken sabrı ve mücadeleyi gösterirsek baharı gören ülkelerin başında yer almamız kaçınılmazdır. Bugüne kadar Cumhurbaşkanımızın önderliğinde tüm vesayetleri kıran, gücünü ve liderlik vasfını açıkça ortaya koyan Türkiye, Allah'ın izni ile de bu baskılara boyun eğmeyecek ve dün olduğu gibi bugün de bu savaştan alnı ak bir şekilde ekonomik bağımsızlığını kazanarak zaferle ayrılacaktır"

MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Ekonomik gelişmelere şöyle baktığımız zaman, yaşanan süreci ekonomik verilerle izah etmek  mümkün değil" ifadelerini kullandı.

"SANAYİCİ PANİK OLMASIN ÜRETMEYE DEVAM EDELİM"

"Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, şu anda ekonomimize bir saldırı var. Tabi bütün bunları söylerken, bizim de burada özellikle daha dikkatli, olmamız gerektiğini düşünüyorum. Biraz daha ortamı yatıştırıcı, bu noktada güven veren, söylemlerimizi artırmamız lazım. Ama şu an yaşanan durum ekonomik verilerle örtüşmüyor" diyen Asmalı, şöyle devam etti:

"Sanayicinin, üreticinin ve halkımızın  bu dönemde panik halinde hareket etmemesi lazım. Şu an olağanüstü bir durum yaşıyoruz. Ekonomimize karşı bir atak var.  Şu an ülkemizi hedef alan bir manipülasyon var. Zaten geçtiğimiz günlerde de Merkez Bankası Başkanı değişirse, dolar 2 TL düşer gibi buna benzer söylemler oldu. Ekonomi üzerinden köşeye sıkıştırılarak, 2023 seçimlerinde algıya yönelik bir operasyon yapılıyor. Yoksa ekonomik durumumuz sıkıntılı bir pozisyonda değil. Üretimlerimize, yatırımlarımıza devam edelim. Şu an birçok  sanayicimiz üreticimiz özellikle kurdan dolayı ürününü yurt dışına satmak istiyor. Bu açıdan da artık her sanayicimiz ve her  üreticimizin yurt dışına ürün satma hedefi oluştu. Bu durum ihracatımızı pozitif yönde etkileyecek."

"BİR DEVLETİN BÜYÜMESİ, BAŞKA DEVLETİN ALANINI DARALTIYOR"

Genar Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Aktaş, devletlerin her döneminde, zayıf döneminde güçlü oldukları dönemde mücadele ettikleri devletler olduğunu söyledi.

"Bir devletin büyümesi, genişlemesi bir başka devletin alanını daraltıyor" diyen Aktaş, "Hatırlıyorsanız referandum sürecine gidildiğinde Avrupa'da olağanüstü derecede yayınlar yapıldı. Sanki onlar yeni sisteme geçilmesini istemiyorlardı. Almanya'da bir gazete Türkiye eki verdi. Seçim kampanyasında Türkiye'de hiçbir gazete ek vermedi. Bu tabi tek ek verdiler başka haber yapmadılar anlamına da gelmez" şeklinde konuştu.

"JEOPOLİTİK OLARAK TÜRKİYE GÜÇLENİYOR"

Türkiye'nin Balkanlar'da genişleme yaşamasının Avrupalı bazı devletlerin aleyhine, Afrika'da genişleme çabasının Fransa'nın veya diğer sömürgeci devletlerin aleyhine olduğunu ifade eden Aktaş, "Ya da Türkiye Turan yolu da denilebiliyor ya Türk Devletler Teşkilatı kurulduğunda bu elbette ki Türk devletlerinin lehine, başkalarının aleyhine bir gelişme" ifadelerini kullandı.

"Ermenistan savaşına Türkiye destek verip de Azerbaycan'la savaşı kazandığı anda jeopolitik olarak Türkiye güçleniyor" düşüncesini dile getire Aktaş, şöyle devam etti:

"Devletler arası meseleler her zaman irili ufaklı olmuştur ama soğuk savaş döneminde bu çok anlamlı bir şey değildi. Şimdi Türkiye tekrar bir genişleme yaşıyor, ekonomik anlamda, nüfus anlamında. Elbette ki bu genişlemeye karşı koyanlar olacak. Kendi menfaatine uygun olduğu için taraf olanlar olacak. Bu geniş perspektifli mücadelenin bir çerçevesini çizdi sayın Cumhurbaşkanımız. Bu da yoğun bir şekilde devam ediyor"

"TÜRKİYE KUVEYT DEĞİL"

Aktaş, 20 yıl önce Türkiye'nin Kıbrıs Kıta Sahanlığı, Hatay-Türkiye sorunu gibi 3-4 tane meselesi olduğunu söylerken, şu anda Afganistan'dan Libya'ya kadar 100'ün üzerinde dış politika meselesiyle uğraştığını aktardı.

Bundan sonraki süreçte mücadelenin nasıl yürütüleceğine ilişkin soru üzerine Aktaş, "Mücadele çok farklı olmayacak. Zaman zaman ısınan meseleler oluyor. Zaman zaman diplomatik meseleler oluyor. Türkiye bu süreçte zaman zaman sertleşmeyi zaman zaman da diplomasiyi öne almayı başardı. Çoğu zaman sadece diplomasiyle de yol alamazsınız çoğu zaman da sert gücüyle yol alamazsınız. Türkiye bunu dengeli yürüten bir ülke oldu. Libya'da zaman zaman Rusya ile çatışırken Astana sürecinde birlikte oldu. Barış Pınarı Harekatı'nda ABD'yi daha 30 km PKK'yla beraber öteye iterken zaman zaman ABD başkanlarıyla siyaset konuştular. Bu böyle gidecek büyük devletlerin mücadelesi böyle olur zaten" dedi.

"Kuveyt olsaydık Saddam birgün işgal ederdi ABD gelip kurtarırdı" diyen Aktaş, şunları aktardı:

"Ama biz Kuveyt değiliz başka bir ülke değiliz.  Dolayısıyla büyük devletlerin mücadelesi çok yönlü çok kararlıdır. Zaten Türkiye'de bir bölgesel güç olarak çok yönlü çok taraflı bir diplomasiyi merkeze aldı ve o şekilde de mücadelesini devam ettiriyor"

Ancak Türkiye'ye ekonomi üzerinden başlatılan algı operasyonuna rağmen AK Parti halk nezdinde en güvenilir parti olmaya devam etti.

"HER ŞEYE RAĞMEN EN GÜVENİLİR PARTİ AK PARTİ"

Optimar Araştırma Şirketi Genel Müdürü Hilmi Daşdemir, Haber7'ye yaptığı açıklamada, "Her şeye rağmen AK Parti'nin oy oranının yüzde 37 buçuk çıktığını görüyoruz araştırmalarımızda" dedi.

AK Parti'nin bu oy oranını muhafaza ettiğini söyleyen Daşdemir, şöyle devam etti:

"Diğer taraftan da bu noktada kalıp kalmayacağı meçhul. Çünkü bundan birkaç ay önce yüzde 40'lardaydı. Bu önemli bir gösterge. Diğer taraftan Türkiye'nin en önemli sorunu nedir diye sorduğumuzda ekonomi yüzde 60'ı buluyor. Peki bu ekonomik sorunları kim çözer diye sorduğumuzda da Ak Parti diyenler yüzde 27, CHP diyenler yüzde 20 civarında. Daha önce CHP daha düşük AK Parti daha yüksek çıkıyordu. Önümüzdeki dönemde ekonomiyle ilgili ciddi bir problem var ama bu problemle birlikte bunların çözülüp çözülemeyeceğine ilişkin bir inanç eksikliği de var diyebiliriz."

"Türkiye'nin ekonomik bir kurtuluş savaş içerisinde olduğu doğru" diyen Daşdemir, "Ancak sokaktan bakıldığı zaman herkes dolar-altın fiyatını, sürekli artan, her alandaki inşaat gıda sektörlerindeki artan fiyatlardan dolayı millet rahatsızlık içerisinde. Bu ekonomik kurtuluş savaşından başarılı olunabilir mi olabilir belki ama bu fiyat istikrarı sağlanmadan zor gözüküyor" açıklamalarında bulundu.

Daşdemir, bürokratlara ilişkin "Cumhurbaşkanını'nın heyecanını yine bir şekilde paylaşsalar bir çok noktada problemlerin çözülebileceğini düşünüyorum" düşüncesini dile getirdi.

KAYNAK: HABER7 | ÖZEL

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner60

banner64

banner49

banner63