Kurban Kimlere Vaciptir? / Dr. Hasan Yakut FSM Ünv. Öğr. Gör.

Kurban , “kurb” kökünden yaklaşmak , yakın olmak anlamına gelen, İslam dininde Allah’a yakınlık sağlamak sadece Allah rızası için kesilir; et veya kan Allah'a ulaşmaz, ulaşan takvadır.
Belirli şartları taşıyan hayvanı (koyun, keçi, sığır, deve) Kurban Bayramı günlerinde usulüne uygun olarak kesme ibadetidir. Bu ibadet, hem Allah'a teslimiyeti hem de toplumsal dayanışmayı ifade eder.
Kurban bir gelenek değil, kitap ve sünnetle meşrûiyeti sabit olan bir ibadettir. Kurban da zekat gibi Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır.

Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:
“Kendilerine ait bir takım menfaatlara şahit olsunlar; Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanları kurban ederken Allah'ın adını ansınlar; siz de o onlardan yiyin, yoksulu ve fakiri doyurun.” (Hacc 22/28)
Hac ve ömre farizasını eda etmek isteyen bir kişinin başladıktan sonra bir engel vaki olursa bu durumda C.Allah (cc)Kuran-ı Kerimde:
“Başladığınız haccı ve umreyi Allah rızâsı için tamamlayın. Eğer bir engel çıkar da tamamlayamazsanız, o zaman maddî durumunuza uygun bir kurban gönderin. O kurban, yerine varıp kesilinceye kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Aranızdan hastalanan veya başında bir rahatsızlığı bulunduğu için vaktinden önce tıraş olma zorunda kalanlar ise fidye olarak ya oruç tutsun ya sadaka versin veya kurban kessin. Emniyet ve genişlik içinde olduğunuzda, içinizden kim hac zamanına kadar umre yaparsa, maddî durumuna uygun bir kurban kessin. Kurban kesemeyenler ise üçü hacda, yedisi de hacdan döndükten sonra olmak üzere tam on gün oruç tutsunlar. Bu hüküm, Mescid-i Harâm civârında oturmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah’ın cezası pek şiddetlidir .(Bakara :196)

Kurbanla ilgili hadisler:

"Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin." (İbnuMâce, Edâhî 3.)
Peygamberimiz kurbanı tavsiye ederlerken kendileri bizzat kurban keserek de örnek olmuşlardır. Müslim'in rivayetine göre Enes (r.a.) şöyle demiştir :Ebu Said (r.a) anlatıyor: "Rasulullah (sav) boynuzlu erkek bir koçu kurban etti" (Tirmizî, Edâhî 4.)

KURBANIN DİNİ HÜKMÜ
Hanefî Mezhebi: Kurban kesmek, belirli şartları taşıyan (Müslüman, akıllı, ergen, mukim ve zengin) kişiler için vacip kabul edilir.
Kur'an, sünnet ve icma ile sabit bir ibadettir. Hanefî mezhebine göre nisap miktarı mala sahip olanlar için vacip iken, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise müekked sünnet hükmündedir.
(Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî): Kurban kesmek müekked sünnet(kuvvetli sünnet) hükmündedir.
Dayanağı:
Hadis-i Şerif:
Resulullah (sav) kurban bayramı namazından sonra kurbanlık bir koç getirtip kendi eliyle kesti ve şöyle buyurdu:
"Bismillahi vallahu ekber! Allah'ım! Bu, benim adıma ve ümmetimden kurban kesemeyenler adınadır!"
(İbni Mace:Edâhî, 1)
Bu hadisin yorumunda:
Vacip olarak değerlendirmeyen mezhepler; Peygamber Efendimiz (sav) kestiği kurbanın kendi adına ve Ümmetinden kesemeyenler adına kestiğinin anlamı,! Vücübiyetin olmadığını anlaşıldığı gibi belli bir varlığa da delalet eder. Herkese ve her ferde farz ve vacip olan ibadetlerde Namaz , oruç veya diğer vacip ibadetlerde böyle bir cümle ;(yapamayanların, kılamayanların veya tutamayanların)gibi kavramlar kullanmamıştır.

HANEFİ MEZHEBİNİN KAYNAĞI
Kurban, Kur'an'da yer alan "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" (Kevser, 108/2) ve "Her ümmet için kurban ibadetini gerekli kıldık" (Hac, 22/34) gibi ayetlere dayanır.
Hanefi mezhebine göre kurban kesmek; akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına ermiş (büluğ), mukim (seferi olmayan) ve temel ihtiyaçlarının dışında nisap miktarı (80.18 gr altın veya değeri) mala sahip olan her Müslüman'a vaciptir. Bu şartları taşıyanlar, kurban bayramının ilk üç gününde kurban kesmekle yükümlüdür.
Temel ihtiyaçlarının dışında nisaba da sahip olması , diğer mezheplerin kaynak gösterdikleri hadisten istidlal etmişlerdir.
İslam’da Kurban İbadetinin Tarihi
İslam’da kurban ibadetinin tarihi Habil ve Kabil ile başlamaktadır. Ancak bugünkü anlamda ilk kurban Hz. İbrahim zamanında kesilmiş, Peygamber Efendimiz de bu ibadeti sürdürmüştür.
İslam’da Kurban ibadetinin tarihi Âdem (as)’ın iki oğlunun kurbanı ile başlar. Kurban, İslam ümmeti öncesindeki ümmetlere de Allah’ın meşru kıldığı bir ibadettir. Buna göre, ilahî dinlerin hepsinde kurban hükmü konulmuştur.
Kur’an’da, ayrıntısı verilmeksizin Âdem (as)’ın iki oğlunun insanlık tarihinde ilk defa Allah’a kurban takdim ettiklerinden söz edilir. Bu çerçevede, kurbanın tarihçesini Âdem (as)’ın oğulları Kâbil ile Hâbil’e kadar götürmek mümkündür. Âdem (as)’ın oğulları Hâbil ve Kâbil’in kurbanları hem Tevrat hem de Kur’ân-ı Kerîm tarafından haber verilmektedir.
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle anlatılır: “Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku (bildir). Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, ‘Andolsun seni öldüreceğim.’ demişti. Öteki, ‘Allah, ancak kendisinden sakınanlardan kabul eder. Beni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, çünkü ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Ben, hem benim hem de kendi günahını yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası budur.’ demişti. Bunun üzerine, kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürerek, zarara uğrayanlardan oldu. Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. ‘Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için, bu karga kadar olmaktan âciz kaldım.’ dedi de yapıp ettiğine yananlardan oldu.”(Maide;31)
Tefsirlerde ve diğer İslami eserlerde geçtiği gibi Kâbil ziraatçi, Hâbil ise çobandır. Kâbil’in kurbanı değersiz cılız başaklardan oluşan bir demetti. Üstelik cılız başaklar arasındaki dolgun bir başağı kurban etmeye kıyamayarak yemiş, Hâbil ise beğendiği bir koyunu, hem de geciktirmeden, kurban etmişti. Hâbil’in kurbanı kabul görmüş, o zaman âdet olduğu üzere gökten inen beyaz bir ateş parçası Hâbil’in kurbanını yakmıştı.

Kurban İbadetinin esas kaynağı Hz. İbrâhim (as)
İbrâhim (a.s.) gördüğü bir rüya üzerine oğlunu kurban etmek istemiş, ancak Cenâb-ı Hak buna izin vermeyerek, İbrâhim (a.s.)’a büyük bir kurbanlık göndermiş ve o da oğlu yerine bunu kurban etmiştir.

Hz. İsmâil(as)'ın Kurbanı
İslami kaynaklar İbrâhim (as)’ın oğlunun İsmâil (as) olduğunu bildirmektedir. Buna göre, Allah’tan gelen emirle, İbrâhim (as)’ın oğlu İsmâil (as)’ı kurban etme rüyasını gerçekleştirme girişimi, ancak yine ilahî müdahaleyle bunun yerine kesilmek üzere kendisine bir hayvanın verilmesi şöyle anlatılır: “İbrâhim, şöyle dedi: ‘Ben Rabbime (O’nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir. Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.’ Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik. Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince, İbrâhim ona, ‘Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?’ dedi. O da, ‘Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın’ dedi. Nihayet her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrâhim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona şöyle seslendik: Ey İbrâhim! Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız. Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.’ Biz, (İbrâhim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmâil’i) kurtardık. Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık. İbrâhim’e selâm olsun. İyilik yapanları işte böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o, mümin kullarımızdandı.” (Saffat:101/107)
Cebrail (as)’ın Getirdiği Kurbanlık Hayvan
İsmâil (a.s.) yerine, Cebrail (a.s.)’ın getirdiği veya kendi gelen kurbanlığın hangi hayvan türü olduğu konusunda, koç, dağ tekesi ve buzağı olmak üzere üç tür hayvan öne sürülmüştür:
Koç: İsmâil (a.s.) yerine Cebrail (a.s.) tarafından Minâ’daki taşlama yerine getirilen koçun, beyaz, iri gözlü ve boynuzlu olduğu belirtilmiştir. Bu yüzden, Minâ’daki Sebîr Dağı’nın koçun indirilidiği yer olarak düşünülen kısmına, Osmanlı tarafından bir anıt dikilmiştir.
Cebrail koçu getirdiğinde;iki kere Allahuekber Allahuekber demiştir.Buna karşılık İbrahim (as) da :Lailaheillellah vellahu ekber demiştir. Başını boğazlamaktan kaldıran Hz.İsmail (as)da: Allahuekber ve Lillahi al hamd” diyerek şükrünü ibraz etmiştir.
O günden bugüne bütün bayramlarda ve kurban kesimlerinde bu teşrik tekbirleri sünneti İbrahimi olarak devam etmektedir.

KURBAN OLACAK HAYVANLARIN YAŞ VE NEV TAHDİDİ
Kurban olarak yalnızca koyun, keçi, sığır, manda ve deve cinsi hayvanlar kesilebilir. Bu hayvanların dışındaki kümes hayvanları (tavuk, hindi vb.) veya yabani hayvanlar kurban edilmez.
Kurban edilebilmesi için hayvanların cinslerine göre aşağıdaki yaşları doldurmuş olması gerekir:
* Koyun ve Keçi: En az 1 yaşını doldurmalıdır. (Ancak koyun 6 ayını doldurmuş ve 1 yaşındaki bir koyun kadar gösterişli/iri ise kurban edilebilir.)
* Sığır ve Manda: En az 2 yaşını doldurmalıdır.
* Deve: En az 5 yaşını doldurmalıdır. Ortaklık ve Kesim Kuralları:
* Koyun ve keçi sadece 1 kişi adına kesilebilir.
* Sığır, manda ve deve 1 kişiden 7 kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir.
* Hayvanın dişi veya erkek olması kurban olmasına engel teşkil etmez.
* Küçük baş hayvanlar sadece bir kişi için kurban olur.
* Büyük baş hayvanlar da 7 ve daha az kişiler için müştereken kurban olabiliyor.(Birisi dahi et amaçlı hissedar olursa caiz değildir)

KURBAN OLACAK HAYVANLARIN NİTELİKLERİ

Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, organları tam ve besili olması, hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önem arz eder. Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, kesileceği yere gidemeyecek derecede topal, bir veya iki gözü kör, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırık, dili, kuyruğu, kulakları ve memelerinin yarısı kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz olması, şaşı, hafif topal, hafif hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, memelerinin yarıdan daha azının olmaması, kurban edilmesine engel değildir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/75-76)

Buna göre hayvanın değerini düşürücü nitelikteki kusurlar kurbana engeldir.
Şâfiî mezhebinde, genel olarak yukarıda sayılan kusurlardan birinin bulunması, bir hayvanın kurban olmasına engel teşkil ettiği gibi uyuz olan hayvanlar ile yem yemesini engelleyecek derecede dişlerinin bir kısmı dökülmüş olan hayvanların da kurban edilmesi caiz değildir. (Nevevî, el-Mecmû‘)


KURBAN ETİNİN TAKSİMAT ŞEKLİ
Kurban eti dağıtımı, İslam alimleri tarafından tavsiye edilen "üçe bölme kuralına" uygun olarak yapılmalıdır. Sünnete göre kurban eti şu şekilde paylaştırılır:
1-Ev halkı için ayrılan pay
Ailenin kendi tüketimi için üçte birlik bir kısım evde bırakılır.
2-Akraba ve komşular için pay
Üçte birlik kısım eş, dost, akraba ve komşulara ikram edilir.
3-İhtiyaç sahipleri için pay
Kalan son üçte birlik kısım ise kurban kesemeyen yoksullara ve durumu olmayanlara dağıtılır

SAHABE UYGULAMASI
sahabe (r.a) kurban etinden hem kendileri yer, hem de başkalarına yedirirlerdi.
Hz. Peygamberin sünnetinde kurbanın yerine nakit olarak bedelinin verilmesi kabul görmemiştir. Putları adına kurbanlar kesenlerin şirkine karşılık, İslâm"da "sadece Allah adına ve O"nun adıyla O"na gönderilen" bir tevhid sembolüdür kurban.
Kurbanın ibadet boyutu kadar, toplumsal fonksiyonu da önem arz eder. Allah için kesilen kurban ibadetinde, tüketimi itibariyle muhtaç insanların doyurulması gibi pratik bir amaç gözetilir. Buradaki hikmet, Allah rızası ile birlikte yoksulun et ve gıda ihtiyacını karşılamaktır. Böylece kurban, Müslüman toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar, sosyal adaletin gerçekleşmesine katkıda bulunur. Zengine malını Allah rızası için harcama ve başkalarıyla paylaşma haz ve alışkanlığını verir; onu cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır. Neticede fakirleri de bayram günlerindeki sevince ortak ederek, birlik ve kardeşlik içinde huzurlu bir bayram geçirmelerini sağlar.Bir hikmeti de zengini muhtaç kardeşlerine yaklaştıran önemli bir vesile olmasıdır. Komşuları, akrabaları, dostları, yakın olsun uzak olsun kardeşleri birbirine bağlayan ve ruhları kaynaştıran bir ibadettir. Vekâlet yoluyla Afrika"da, Asya"da adını dahi duymadığı birçok yoksul ülkede yaşayan hiç görmediği, tanımadığı, aç ve muhtaç kardeşlerine uzattığı bir eldir. Binlerce kilometre uzaktaki kardeşleriyle yakınlaşmanın, bütünleşmenin, ümmet olmanın adıdır kurban. Yoklukların, afetlerin yaşandığı coğrafyalara ulaşmak, fizikî mesafeleri gönül coğrafyasında aşmak, onların dertlerini paylaşmak, onlara umut ışığı olmaya çalışmaktır. Hatta sadece din kardeşlerine değil, inancı ne olursa olsun muhtaç olan herkese ulaşmaktır!
Rabbim cümlemizin kurbanını kabul buyursun ve herkesin bayramı mübarek olsun.