<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Florya Gazetesi</title>
    <link>https://www.floryagazetesi.com</link>
    <description>interaktif haber portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.floryagazetesi.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 28 Oct 2026 02:32:48 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eski milletvekili Ertan Aydın fon soruşturmasında gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/eski-milletvekili-ertan-aydin-fon-sorusturmasinda-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/eski-milletvekili-ertan-aydin-fon-sorusturmasinda-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturmasında hakkında gözaltı kararı bulunan 5 şüphelinin daha yakalanmasıyla gözaltı sayısı 31'e yükseldi. Gözaltına alınanlar arasında AK Parti eski milletvekili ve eski Başbakan danışmanı Ertan Aydın'ın da bulunduğu öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fon soruşturmasına ilişkin detaylar, günden güne ortaya çıkmaya devam ediyor.</p>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından gönderilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular incelendi.</p>

<h2>OPERASYONLAR SÜRÜYOR</h2>

<p>İncelemelerin ardından 31 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.</p>

<p>Operasyonun ilk aşamasında 26 kişi yakalanırken aranan diğer 5 şüpheli de bugün gözaltına alındı.</p>

<p><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/10/22/6ad9bce78007e485__w1200xh669.jpg?w=800" width="800" /></p>

<h2>AK PARTİLİ ESKİ VEKİL DE GÖZALTINDA</h2>

<p>Son operasyonda gözaltına alınan 5 kişinin kimlikleri de belli oldu.</p>

<p>Gözaltına alınanlar arasında AK Parti eski milletvekili ve eski Başbakan danışmanı Ertan Aydın da yer alıyor.</p>

<p>Aydın'ın Ankara'da gözaltına alındığı ve İstanbul'a sevk edildiği ifade edildi.</p>

<p>Aydın'ın yanı sıra gözaltına alınanların arasında Hakan Eryılmaz, Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Taha Çakmak’ın özel kalemi Fahri Uğur, Tera Holding Genel Müdür Yardımcısı Seda Tarım Kocabalkan, KUYAS Yatırım Yöneticisi Abdullah Dal da bulunuyor.</p>

<p><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/10/22/6ad9bdb6d205b475__w1200xh675.jpg?w=800" width="800" /></p>

<h2>AYDIN UZUN YILLAR SİYASETİN İÇERİSİNDE YER ALDI</h2>

<p>1971 yılında Ardahan’da doğan Ertan Aydın, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi'nde eğitim aldı.</p>

<p>Akademisyenlik yapan Aydın, 2012 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi işlerden sorumlu başdanışmanlığı görevine atanmış, Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde de görevini sürdürmüştü.</p>

<p>Soruşturmaya ilişkin adli sürecin devam ettiği bildirildi.</p>

<p><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/10/22/6ad9bdbd767e1226__w1200xh620.jpg?w=800" width="800" /></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/eski-milletvekili-ertan-aydin-fon-sorusturmasinda-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/6ad9bdac3b046787.webp" type="image/jpeg" length="78092"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fon soruşturmasında 5 kişi daha gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/fon-sorusturmasinda-5-kisi-daha-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/fon-sorusturmasinda-5-kisi-daha-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Devam eden fon soruşturması kapsamında 5 şüpheli daha gözaltına alındı. Böylece gözaltındaki şüphelilerin sayısı 31'e yükseldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen 'fon soruşturması', Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) bazı portföy yönetim şirketlerine ait yaklaşık 131 yatırım fonunu tasfiye kararı almasıyla hız kazandı.</p>

<p>Soruşturma; Borsa İstanbul'da bazı hisselerde olağandışı fiyat hareketleri, piyasa manipülasyonu iddiaları, nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma/üye olma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçları kapsamında sürdürülüyor.</p>

<h2>FON ŞİRKETLERİNİN ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİ SORUŞTURMAYA DAHİL OLDU</h2>

<p>SPK'nın suç duyuruları ve raporları doğrultusunda başsavcılık, Pusula Finans Holding, Tera Yatırım, Hedef Holding, Bulls ve bağlantılı şirketlerin yöneticilerinin mali hareketlerini MASAK üzerinden incelemeye aldı.</p>

<p>İlk tutuklamalardan biri Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız oldu. Ardından Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Tera yöneticileri Emre Alkin, Kerem Alkin ve Alper Öztürk gibi isimler gözaltına alınıp tutuklandı.</p>

<p>Hedef Holding, Destek Holding/Faktoring, Özata Denizcilik, Atlas Portföy ve diğer portföy şirketlerinin yöneticileri de operasyonlara dahil edildi.</p>

<h2>ŞİMDİYE DEK 88 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI</h2>

<p>Lüks araçlar, villalar ve diğer mal varlığına el konulması, yurt dışına çıkış yasakları ve adli kontrol tedbirleri uygulandı.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıkladığı verilere göre; soruşturmalar kapsamında bugüne kadar 404 kişi hakkında adli işlem yapıldı, 88 şüpheli tutuklandı, 195 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı ve 42 firari aranıyor.</p>

<p><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/10/22/6ad9b025ca817443__w1200xh671.jpg?w=800" width="800" /></p>

<h2>GÖZALTI SAYISI 31'E YÜKSELDİ</h2>

<p>SPK tarafından iletilen raporlar ve yapılan yazılı başvurular doğrultusunda Işıklar Enerji ve Yapı Holding A.Ş. (IEYHO), Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. (VSNMD), Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi A.Ş. (ODINE) ile Tera Finansal Yatırımlar Holding A.Ş. (TRHOL) paylarına ilişkin incelemeler gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu kapsamda 31 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.</p>

<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen son operasyonlarda, 26 şüpheli gözaltına alındı.</p>

<p>Son gelişmeye göre hakkında gözaltı kararı verilen 5 kişi daha gözaltına alındı.</p>

<p>Bununla birlikte gözaltı sayısı 31'e yükseldi.</p>

<h2>İSİMLER BELLİ OLDU</h2>

<p>Öte yandan, bugün gözaltına alınan 5 kişinin kimlikleri de belli oldu.</p>

<p>Gözaltına alınan şahısların Eski AK Parti milletvekili ve eski Başbakan danışmanı Ertan Aydın, Abdullah Dal, Fahri Uğur, Hakan Eryılmaz ve Seda Tarım olduğu öğrenildi.</p>

<p>Öte yandan, operasyon kapsamında 5 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği belirtildi.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/fon-sorusturmasinda-5-kisi-daha-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 14:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/6ad9b0168ebe4500.webp" type="image/jpeg" length="50096"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HÜSEYİN YABİR’DEN TÜRK GENÇLİĞİNE KÜLTÜR MİRASI "BAGATUR" Adnan Menderes Üniversitesinde]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/huseyin-yabirden-turk-gencligine-kultur-mirasi-bagatur-adnan-menderes-universitesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/huseyin-yabirden-turk-gencligine-kultur-mirasi-bagatur-adnan-menderes-universitesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde Türk Savaş Sanatı Bagatur Topluluğu’nun tanıtım sunumu gerçekleştirildi. Bagatur Dünya Federasyonu Kurucu Başkanı Kağan Hüseyin Yabir’in öncülüğünde yürütülen çalışmalar, Türk mücadele sanatlarının genç nesillere aktarılması ve millî kültürün yaşatılması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Florya Gazetesi Haber Merkezi</strong></p>

<p>Türk milletinin köklü savaş sanatları geleneğini modern spor anlayışıyla buluşturan Bagatur, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde gençlerle buluştu. Üniversite bünyesindeki Türk Savaş Sanatı Bagatur Topluluğu’nun tanıtımında, Türk kültürünün cesaret, yiğitlik, disiplin ve ahlak anlayışını yansıtan değerler ön plana çıktı. </p>

<p><img height="930" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-21-at-150248-6.jpeg" width="2048" /></p>

<p>Bagatur Dünya Federasyonu Kurucu Başkanı Kağan Hüseyin Yabir, Türk mücadele sanatlarının yaşatılması ve genç kuşaklara aktarılması amacıyla sürdürdüğü çalışmalarla dikkat çekiyor. Gençleri sporla buluştururken onlara tarih bilinci, millî kimlik ve kültürel sorumluluk kazandırmayı hedefleyen Yabir, bu yönüyle yalnızca bir spor sisteminin kurucusu değil, aynı zamanda Türk kültürüne hizmet eden bir gönül insanı olarak öne çıkıyor.</p>

<p><img height="4032" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-21-at-150248-1.jpeg" width="3024" /></p>

<h3><strong>BAGATUR, TÜRK’ÜN KAHRAMANLIK RUHUNU YAŞATIYOR</strong></h3>

<p>Türklerde kahraman, cesur savaşçı ve yiğit anlamlarına gelen <i>Bagatur</i>, tarihî bir unvan olmanın ötesinde, günümüzde Türk mücadele kültüründen ilham alan çağdaş bir spor sisteminin adı olarak yaşatılıyor.</p>

<p>Hüseyin Yabir’in kurucusu olduğu Bagatur Dünya Federasyonu, gençlerin bedensel gelişimlerinin yanında ahlaklı, disiplinli, cesur ve kültürel değerlerine bağlı bireyler olarak yetişmesini amaçlıyor.</p>

<p>Üniversitelerde gerçekleştirilen bu tür faaliyetler, Türk milletinin tarihî mirasının gelecek nesillere aktarılması bakımından ayrı bir önem taşıyor.</p>

<h3><img height="1600" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-21-at-150248-3.jpeg" width="1200" /></h3>

<h3><strong>HÜSEYİN YABİR’DEN ÜNİVERSİTE YÖNETİMİNE VE BAGATUR ALPLERİNE TEŞEKKÜR</strong></h3>

<p>Bagatur Dünya Federasyonu Kurucu Başkanı Kağan Hüseyin Yabir, tanıtım programının ardından yaptığı teşekkür açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Türk Savaş Sanatı Topluluğumuzun tanıtım sunumu gerçekleştirildi. Bu anlamlı çalışmanın hayata geçirilmesinde emeği ve katkıları bulunan Sayın Rektörümüze, Rektör Yardımcımıza, Üniversitemiz Genel Sekreterliğine, üniversitemizin hukuk kurulu hocalarına, danışman hocalarımıza, topluluk başkanımıza ve topluluğumuzun öğrenci yönetimine teşekkür ediyorum. Ayrıca gösterimizin gerçekleştirilmesine omuz veren Bagatur Dünya Federasyonumuzun kıymetli Alplerine emeklerinden ve fedakârlıklarından dolayı şükranlarımı sunuyorum.”</p>

<p><img height="1536" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-21-at-150249.jpeg" width="2048" /></p>

<h3><strong>GENÇLİĞE YAPILAN YATIRIM, TÜRK MİLLETİNİN GELECEĞİNE YATIRIMDIR</strong></h3>

<p>Kağan Hüseyin Yabir’in gençlere verdiği emek ve Bagatur Dünya Federasyonu’nun millî kültürü yaşatma gayreti, Türk mücadele sanatlarının geleceği açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p>Türk’ün Alp ruhunu spor, ahlak ve disiplinle buluşturan bu çalışmalar, gençlerin kendi tarihlerini tanımalarına ve kültürel kimliklerini benimsemelerine katkı sağlıyor.</p>

<p><img height="930" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-21-at-150249-5.jpeg" width="2048" /></p>

<p><strong>Hüseyin Yabir’in öncülüğünde yürütülen Bagatur hareketi, geçmişin kahramanlık mirasını geleceğin gençlerine emanet eden, takdiri hak eden bir kültür ve spor hizmeti olarak öne çıkıyor.</strong></p>

<p><strong>Florya Gazetesi Haber Merkezi</strong></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/huseyin-yabirden-turk-gencligine-kultur-mirasi-bagatur-adnan-menderes-universitesinde</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/huseyin.jpeg" type="image/jpeg" length="46477"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MANEVİ TERAKKİ İÇİN ÇARE]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/manevi-terakki-icin-care</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/manevi-terakki-icin-care" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çoklar tarafından hem bana, hem bazı Nur kardeşlerime sual etmişler ve ediyorlar ki:

"Neden bu kadar muarızlara karşı ve muannid feylesoflara ve ehl-i dalalete mukabil Risale-i Nur mağlub olmuyor? Milyonlar kıymetdar hakikî kütüb-ü imaniye ve İslâmiyenin intişarlarına bir derece sed çektikleri ha...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çoklar tarafından hem bana, hem bazı Nur kardeşlerime sual etmişler ve ediyorlar ki:</p>

<p><strong>"Neden bu kadar muarızlara karşı ve muannid feylesoflara ve ehl-i dalalete mukabil Risale-i Nur mağlub olmuyor?</strong> Milyonlar kıymetdar hakikî kütüb-ü imaniye ve İslâmiyenin intişarlarına bir derece sed çektikleri halde; <strong>sefahet ve hayat-ı dünyeviyenin lezzetleriyle çok bîçare gençleri ve insanları hakaik-i imaniyeden mahrum bıraktıkları halde</strong>; en şiddetli hücum ve en gaddarane muamele ve en ziyade <strong>yalanlarla ve aleyhinde yapılan propagandalarla Risale-i Nur'u kırmak, insanları ondan ürkütmek ve vazgeçirmeye çalıştıkları halde</strong>, hiçbir eserde görülmediği bir tarzda Risale-i Nur'un intişarı, hattâ çoğu el yazması ile 600,000 nüsha risalelerinden kemal-i iştiyak ile perde altında intişar etmesi ve <strong>dâhil ve hariçte kemal-i iştiyak ile kendini okutturması hikmeti nedir? Sebebi nedir?" </strong></p>

<p>diye bu mealde çok suallere karşı elcevab deriz ki:</p>

<p><strong>Kur'an-ı Hakîm'in</strong> sırr-ı i'cazıyla <strong>hakikî bir tefsiri olan Risale-i Nur;</strong> bu dünyada bir manevî cehennemi, dalalette gösterdiği gibi; imanda dahi bu dünyada manevî bir cennet bulunduğunu isbat ediyor. Ve günahların ve fenalıkların ve haram lezzetlerin içinde, manevî elîm elemleri gösterip hasenat ve güzel hasletlerde ve hakaik-i şeriatın amelinde cennet lezaizi gibi manevî lezzetler bulunduğunu isbat ediyor. <strong>Sefahet ehlini ve dalalete düşenlerini -o cihetle- aklı başında olanlarını kurtarıyor</strong>. <strong>Çünki bu zamanda iki dehşetli hal var: </strong></p>

<p><strong>Birincisi: </strong></p>

<p><strong>Âkıbeti görmeyen ve bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzetlere tercih eden hissiyat-ı insaniye, akıl ve fikre galebe ettiğinden ehl-i sefaheti sefahetinden kurtarmanın yegâne çaresi; aynı lezzetinde elemini gösterip hissini mağlub etmektir.</strong> Ve</p>

<p><strong>يَسْتَحِبُّونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا عَلَى الْاٰخِرَة</strong><strong>ِ</strong></p>

<p>âyetinin işaretiyle; <strong>bu zamanda âhiretin elmas gibi nimetlerini, lezzetlerini bildiği halde, dünyevî kırılacak şişe parçalarını ona tercih etmek,</strong> ehl-i iman iken ehl-i dalalete o hubb-u dünya ve o sır için tâbi olmak tehlikesinden kurtarmanın çare-i yegânesi, <strong>dünyada dahi cehennem azabını ve elemlerini göstermekle olur ki; Risale-i Nur o meslekten gidiyor.</strong></p>

<p>Yoksa <strong>bu zamandaki küfr-ü mutlakın ve fenden gelen dalaletin ve sefahetten gelen tiryakiliğin inadı</strong> karşısında Cenab-ı Hakk'ı tanıttırdıktan sonra ve Cehennem'in vücudunu isbat ile ve onun azabı ile insanları fenalıktan, seyyiattan vazgeçirmek; <strong>ondan, belki yirmiden birisi ders alabilir.</strong> Ders aldıktan sonra da, <strong>"Cenab-ı Hak Gafuru'r-Rahîm'dir, hem Cehennem pek uzaktır."</strong> der, sefahetine devam edebilir. Kalbi, ruhu hissiyatına mağlub olur. (Hutbe-i Şamiye – 7)</p>

<p>Evet “Bu fırtınalı zamanın hissi ibtal eden ve beşerin nazarını âfâka dağıtan ve boğan cereyanlar, ibtal-i his nev'inden bir sersemlik vermiş ki; <strong>ehl-i dalalet manevî azabını muvakkaten tam hissedemiyor. Ehl-i hidayete dahi gaflet basıyor, hakikî lezzetini takdir edemiyor.”</strong> Hutbe-i Şamiye – 15</p>

<p>Yani <strong>İslâmî hayatın kalbde ve vicdanda yaşandığı zaman duyulan lezzetini alamıyor. </strong>Niye? Rivayetlerde haber verilmiş, <strong>Ahirzaman fitnesinde Duhan vardır. Duhan nedir?</strong></p>

<p>(Büyük İslâm İlmihali, s.43) kıyâmet alâmetlerini sayarken: <strong>“Bir duhan = dumanın zuhuru ki, mü’minleri nezleye tutulmuş bir hale getirecek, kâfirleri de sarhoş gibi yapacaktır”</strong> der.</p>

<p>Demek bir mânada da âhirzaman fitnelerinde dehşetli bid’alar zulümatı ve karanlıklı dalâletlerin istilası ile <strong>hakîkatleri görmeye mani olan bir gafletin ve içtimaî hayatın fertlere menfi tesirinin vaziyet-i müdhişesini, hatta mü’minlerin de o ma‘nevî nezle sebebiyle, hakîkatın ma‘nevî zevkini tam alamıyacağını</strong> bir nevi ihbardır.</p>

<p>Evet <strong>Duhan</strong> tabir edilen bu <strong>kalın gafletin yani sefahatin</strong> hayatperestliğin ve <strong>medeniyet namı altında umûmîleşen Avrupaî ve asrî hayatın te’siriyle dinî hayatın esası olan hissiyat-ı mütevarise, hissiyat-ı kalbiyye, hissiyat-ı ulviye, hissiyat-ı vicdâniye gibi tabirlerle ifade edilen ma‘nevî hisler inkişaf etmez.</strong></p>

<p><strong>Ahsen-i takvim</strong> tabiriyle Kur’ân’da bildirilen fıtrat-ı asliye, fıtrat-ı selime, o cemiyet toprağı altında bir çekirdeğin toprak altında çürümesi gibi bozulur. Artık o insanın <strong>Allah’a karşı mânevî mes’uliyet duygusu ve haya gibi dinî hayatın temeli olan hisleri gelişmez</strong>; gelişmiş olanı da bozulur; <strong>cemiyette umûmîleşen apaçık günahları kerih göremez</strong>. İşte âhirzaman fitnesinde olacağı ehadisle ihbar edilen <strong>Duhan</strong>, asrımızda dehşetiyle zuhur etmesine rağmen, <strong>umûmî ve kalın gaflet sebebiyle</strong> ekser insanlarca fark edilmemektedir.</p>

<p><strong>Bu asırda ikinci dehşetli hâl: </strong></p>

<p>Eski zamanda <strong>küfr-ü mutlak ve fenden gelen dalaletler</strong> ve <strong>küfr-ü inadîden gelen temerrüd</strong>, bu zamana nisbeten pek azdı. Onun için eski İslâm muhakkiklerinin dersleri, hüccetleri o zamanda tam kâfi olurdu. Küfr-ü meşkuku çabuk izale ederlerdi. <strong>Allah'a iman umumî olduğundan, Allah'ı tanıttırmakla ve Cehennem azabını ihtar etmekle çokları sefahetlerden, dalaletlerden vazgeçebilirlerdi.</strong></p>

<p>Şimdi ise; eski zamanda bir memlekette bir kâfir-i mutlak yerine, <strong>şimdi bir kasabada yüz tane bulunabilir</strong>. Eskide, fen ve ilim ile dalalete girip inad ve temerrüd ile hakaik-i imana karşı çıkana nisbeten <strong>şimdi yüz derece ziyade olmuş.</strong> Bu mütemerrid inatçılar, <strong>firavunluk derecesinde bir gurur ile ve dehşetli dalaletleriyle</strong> hakaik-i imaniyeye karşı muaraza ettiklerinden, elbette <strong>bunlara karşı atom bombası gibi</strong> -bu dünyada onların temellerini parça parça edecek- <strong>bir hakikat-i kudsiye</strong> lâzımdır ki; onların tecavüzatını durdursun ve bir kısmını imana getirsin.</p>

<p>İşte Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükürler olsun ki; <strong>bu zamanın tam yarasına bir tiryak olarak Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan'ın bir mu'cize-i maneviyesi ve lemaatı bulunan Risale-i Nur</strong> pekçok muvazenelerle, en dehşetli muannid mütemerridleri, <strong>Kur'an'ın elmas kılıncı ile kırıyor.</strong> Ve kâinat zerreleri adedince vahdaniyet-i İlahiyeye ve imanın hakikatlarına hüccetleri, delilleri gösteriyor ki; yirmibeş seneden beri en şiddetli hücumlara karşı mağlub olmayıp galebe etmiş.</p>

<p>Evet Risale-i Nur'da <strong>iman ve küfür muvazeneleri ve hidayet ve dalalet mukayeseleri</strong>, bu mezkûr hakikatı bilmüşahede isbat ediyor.</p>

<p>Meselâ: <strong>Yirmiikinci Söz'ün</strong> İki Makamı'nın Bürhanları ve Lem'alarına ve <strong>Otuzikinci Söz'ün</strong> Birinci Mevkıfı'na ve <strong>Otuzüçüncü Mektub'un</strong> Pencerelerine ve <strong>Asâ-yı Musa'nın</strong> onbir Hüccetine, sair muvazeneler kıyas edilse ve dikkat edilse, anlaşılır ki; <strong>bu zamanda küfr-ü mutlakı ve mütemerrid dalaletin inadını kıracak, parçalayacak Risale-i Nur'da tecelli eden hakikat-i Kur'aniyedir.”</strong> (Hutbe-i Şamiye-15)</p>

<p><strong>Eski mübarek zâtların ekser divanları ve ulemanın bir kısım risaleleri</strong> imanın ve marifetin neticelerinden ve meyvelerinden ve feyizlerinden bahsederler. <strong>Onların zamanlarında imanın esasatına ve köklerine hücum yoktu ve erkân-ı iman sarsılmıyordu. Şimdi ise köklerine ve erkânına şiddetli ve cemaatli bir surette taarruz var.</strong> O divanlar ve risalelerin çoğu has mü’minlere ve ferdlere hitab ederler, <strong>bu zamanın dehşetli taarruzunu def’edemiyorlar.</strong></p>

<p><strong>Risaletü’n-Nur ise, Kur’an’ın bir manevî mu’cizesi olarak imanın esasatını kurtarıyor</strong> ve mevcud imandan istifade cihetine değil, belki <strong>çok deliller ve parlak bürhanlar ile imanın isbatına ve tahkikine ve muhafazasına ve şübehattan kurtarmasına hizmet ettiğinden;</strong> <strong>herkese bu zamanda ekmek gibi, ilâç gibi lüzumu var olduğunu</strong> dikkatle bakanlar hükmediyorlar.</p>

<p>O divanlar derler ki: <strong>“Veli ol, gör; makamata çık, bak; nurları, feyizleri al.”</strong></p>

<p>Risaletü’n-Nur ise der: <strong>“Her kim olursan ol; bak, gör, yalnız gözünü aç, hakikatı müşahede et, saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar.”</strong></p>

<p>Hem Risaletü’n-Nur, en evvel tercümanının nefsini iknaa çalışır, sonra başkalara bakar. Elbette nefs-i emmaresini tam ikna’ eden ve vesvesesini tamamen izale eden bir ders, gayet kuvvetli ve hâlistir ki, <strong>bu zamanda cemaat şekline girmiş dehşetli bir şahs-ı manevî-i dalalet karşısında tek başıyla galibane mukabele eder.</strong></p>

<p>Hem <strong>Risaletü’n-Nur,</strong> sair ulemanın eserleri gibi, yalnız aklın ayağı ve nazarıyla ders vermez ve evliya misillü yalnız kalbin keşf ve zevkiyle hareket etmiyor; <strong>belki akıl ve kalbin ittihad ve imtizacı ve ruh vesair letaifin teavünü ayağıyla hareket ederek</strong> evc-i a’lâya uçar; taarruz eden <strong>felsefenin değil ayağı, belki gözü yetişmediği yerlere çıkar; hakaik-i imaniyeyi kör gözüne de gösterir</strong>. (Kastamonu Lahikası – 11)</p>

<p><strong>Asırlardır bu milleti kuvvetle, madde ile, topla, tüfekle yıkamayan, Türkün, İslâmın düşmanları taktik değiştirmişler. Bir din yok edilmek, vicdanlardan çıkarılmak isteniyor.</strong> Bir millet yere serilmeye azmedilmiş. <strong>Gençliğinin</strong> dimağları boşaltılmak, bu boşluğu bâtıl fikirler, solak düşüncelerle doldurulmak isteniyor. <strong>Anasına itaat etmeyen babasına hürmeti olmayan, hocalarına isyan eden, cem'iyete isyan eden, İlahî kanunlara isyan eden, Allah'a isyan eden, kendine isyan eden, ne yaptığını bilmeyen bir âsi gençlik meydana getirilmek isteniyor.</strong> Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektebde başarısız! <strong>Gazetelerde yazarlara sermaye, haberlerde kaçak, câni, hırsız, ahlâksız ve kimsesiz...</strong> Ana ondan dert yanıcı, baba ondan şikayetçi, öğretmen ondan şikayetçi, polis ve hükûmet ondan şikayetçi; <strong>pedagoglar</strong> onlar için toplanır. Eğitim kongrelerinde birinci sandalyeye onun konusu oturtulur. Mütefekkirlerimiz onlar için kafa yorar, mürekkep harcar, kâğıtlar karalar... Fakat cem'iyeti yiyip bitirmekte, <strong>anarşizmin korkunç girdablarına sürüklemekte olan içtimaî verem gittikçe had safhaya girmekte</strong>; ikinci, derken üçüncü devreye vâsıl olmaktadır.</p>

<p>Biz bunun sebeblerini, müsebbiblerini ve ilâcının ne olabileceğini düşünürken, <strong>bir İngiliz Müstemlekât Nâzırının</strong> Kur'an-ı Kerim'i eline alarak <strong>"Bu Kur'an Müslümanların elinde varken, biz onlara hakikî hâkim olamayız. Ya bunun kaldırılmasına veya çürütülmesine çalışmalıyız."</strong> sözünü hatırlıyoruz.</p>

<p>Ve bu gazete haberi üzerine: <strong>"Kur'anın hakikatını neşredeceğim, onun nuruyla küfrün zulümatını dağıtıp, kâfirlerin tecavüzatına sed çekeceğim."</strong> diyerek ileri atılan <strong>Bedîüzzaman'ı</strong> ve bu hamlesinden sonraki tarihçe-i hayatını bir anda düşünce şeridinde fikrin gözü ile seyrediyoruz... Derken; muamma çözülüyor. Bütün istifhamlar cevablanıyor, içimizdeki <strong>iftira</strong> <strong>dolaplarını çeviren</strong>, tezvir fabrikalarını işletenlerin <strong>ipleri</strong> <strong>kimin elinde imiş</strong>, kimler namına say ü gayret gösteriyorlarmış. <strong>Bedîüzzaman'ın gayesi ne imiş, Risale-i Nur hangi maksad için yazılmış?..</strong> Türk Adliyesinin her defasında beraet vermesindeki isabet; garazsız, ehliyetli ehl-i vukufların ve Diyanet Riyasetinin her defasında her bir eser ve her bir mektub için takdirkârane müsbet raporlar vermesindeki sır anlaşılıveriyor.</p>

<p><strong>Evet, Muhterem Hâkimler!</strong></p>

<p>Yukarıda da izah edildiği gibi <strong>Risale-i Nur, ahlâksızlık girdablarına batmakta olan cem'iyet gemisini selâmetli ahlâk sahiline çıkarmak ve onu kurtarmak için te'lif edilmiştir.</strong> Onu okuyan, onda bu hakikatı gören, yüzlerce, binlerce, yüzbinlerce insan kendini o girdabdan kurtarıyor. <strong>İmansızlığın ve onun neticesi olan ahlâksızlığın sıkıntısından, azabından kurtulup, tahkikî ve hakikî imanın lezzetleriyle sükûna, emniyete kavuşuyor</strong>. Böyle bir insan, kendine bu saadeti bahşeden bir müellife, bir esere elbette minnettar olur, ona karşı sırf Allah rızası için kalbinin derinliklerinden gelen, ölçüsüz bir sevgi ile hürmet duyar, alâka gösterir. İşte, size bir Nur talebesinin objektif bir portresini çizdim. (Konferans-171)</p>

<p><strong>İnsanın hususan müslümanın tahassungâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmağa başlamış</strong> dedim. Sebebini aradım. Bildim ki:</p>

<p>Nasıl, İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla <strong>din-i İslâma zarar vermek için gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesatıyla sefahete sevketmek için bir iki komite çalışıyormuş. </strong>Aynen öyle de; bîçare <strong>nisa taifesinin</strong> gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için <strong>bir iki komitenin</strong> tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim. Ve bildim ki: <strong>Bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor.</strong></p>

<p>Ben de siz hemşirelerime ve gençleriniz olan manevî evlâdlarıma kat'iyyen beyan ediyorum ki: <strong>Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi, saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur!.</strong>. (Lemalar - 201)</p>

<p><strong>Yani bu zamanda münafıkların, çılgın bir sefahet hayatına medeni yaşayış diyerek yaptıkları telkinlerle aşılanıp yaygınlaşan bu bid’atlara karşı kalben nefret edip uzak durmak, Müslüman aileler için şarttır. Bu ifsad telkinleri ise, daha çok televizyon, internet ve matbuat vasıtalarıyla yapılmaktadır. Bu bid’atlı yaşayışı normal görenler, fasık-ı mütecahir olmak felâketine düşmek yolunu açarlar.</strong></p>

<p><strong>(Fâsık-ı Mütecâhir: Açıktan açığa ve kimseden sıkılmadan günah işleyen. İşlediği günah ile övünen günahkâr kimse. Böylelerin aleyhinde konuşmak gıybet sayılmaz.)</strong></p>

<p><strong>Efendiler!</strong> Dalalet ve fenalıklar cehaletten gelse, def'etmesi kolaydır. Fakat <strong>fenden, ilimden gelen dalaletin izalesi çok müşkildir.</strong> <strong>Bu zamanda dalalet fenden, ilimden geldiği için, ancak onları izale etmeye ve nesl-i âtîden o belaya düşen kısmını kurtarmağa, karşılarında dayanmağa Risale-i Nur gibi her cihetle mükemmel bir eser lâzımdır</strong>.</p>

<p>Risale-i Nur'un bu kıymette olduğuna delil şudur ki: Yirmi seneden beri, benim şiddetli ve kesretli bulunan <strong>muarızlarım</strong> ve <strong>şiddetli tokatlarını yiyen feylesofların hiçbirisi, Risale-i Nur'a karşı çıkmamış ve cerhedememiş ve çıkamaz</strong>. Ve dokuz ay, üç adliye ve merkez-i hükûmet ehl-i vukufu, yüz kitabdan ibaret eczalarında, bizi mes'ul edecek bir tek madde bulamamalarıdır. Ve binler ehl-i dikkat olan Risale-i Nur şakirdlerine kanaat-ı kat'iyye veren, "<strong>İşarat-ı Kur'aniye"</strong> ve "<strong>İhbarat-ı Gaybiye-i Aleviye ve Gavsiye</strong>"nin, bu asırda Risale-i Nur'un ehemmiyetine ve makbuliyetine imza basmalarıdır. (<strong>Emirdağ Lahikası-1-22)</strong></p>

<p><strong>Bu kâinatta, vahdaniyet-i İlahiyeyi cinn ve ins ve ruhaniyata karşı kat'î bir surette gösterip isbat eden birinci, Kur'an-ı Azîmüşşan </strong>olduğu gibi; bu asırda ikinci, üçüncü derecede kemal-i adaletle ve sadık ve musaddak hüccetlerle <strong>vahdaniyeti vâzıh ve bahir bir surette, kâinat safahatında ins ü cinnin enzarına arzedip isbat eden Risale-i Nur; bütün tabakat-ı beşere hem medrese, hem mekteb, hem kışla, hem hakîm, hem hâkim olarak, en âmî avamdan en ehass-ı havassa kadar ders verip, talim ve terbiye etmesi</strong> bizce meşhud olmasıyla, bu âyet-i kerimenin bir mevzuu, bir mâsadakı da Risale-i Nur olmasına şübhesiz bir kanaat veriliyor. (<strong>Kastamonu Lahikası-70)</strong></p>

<p><strong>Sâniyen:</strong> <strong>Madem Risale-i Nur o mu'cize-i kübranın elinde bir elmas kılınç hükmünde hizmetini göstermiş ve en muannid düşmanları teslime mecbur etmiş. Hem kalbi, hem ruhu, hattâ hissiyatı tam tenvir edecek ve ilâçlarını verecek bir tarzda hazine-i Kur'aniyenin dellâllığını yapan ve ondan başka me'haz ve mercii olmayan bir mu'cize-i maneviyesi bulunan Risale-i Nur</strong> o vazifeyi yapıyor ve aleyhinde dehşetli propagandalara ve gayet muannid zındıklara tam galebe çalmış ve dalaletin en kalın ve boğucu ve geniş daire-i âfâkında ve fennin en geniş perdelerinde <strong>Asâ-yı Musa'daki Meyve'nin </strong>Altıncı Mes'elesi ve Birinci ve İkinci, Üçüncü ve Sekizinci Hüccetleriyle gayet parlak bir tarzda gafleti dağıtıp nur-u tevhidi göstermiş;...</p>

<p><strong>Emirdağ Lahikası-1-248</strong></p>

<p>Rıza-yı İlahîden başka fıtrî vazife-i ilmiyenin sevkiyle, <strong>yalnız ve yalnız imana hizmet hususu</strong> bana gösterildi. Çünki şimdi bu zamanda <strong>hiçbir şeye âlet ve tâbi' olmayan ve her gayenin fevkinde olan hakaik-i imaniyeyi fıtrî ubudiyetle, bilmeyenlere ve bilmek ihtiyacında olanlara tesirli bir surette bildirmek</strong>; bu keşmekeş dünyasında, imanı kurtaracak ve muannidlere kat'î kanaat verecek bir tarzda; <strong>yani hiçbir şeye âlet olmayacak bir tarzda, bir Kur'an dersi vermek lâzımdır ki; küfr-ü mutlakı ve mütemerrid ve inadçı dalaleti kırsın,</strong> herkese kat'î kanaat verebilsin. Bu kanaat da bu zamanda, bu şerait dâhilinde, <strong>dinin hiçbir şahsî, uhrevî ve dünyevî, maddî ve manevî bir şeye âlet edilmediğini bilmekle husule gelebilir. (Emirdağ Lahikası-2-79)</strong></p>

<p>....<strong>dünyaya tenezzül etmez, tama' ve zillete düşmez, hakikat mukabilinde dünya malını almaz, tasannua mecbur olmaz bir üstaddan alınan ders-i hakikat</strong> elmas kıymetinde ise.. sadaka almaya mecbur olmuş, ehl-i servete tasannua muztar kalmış, tama' zilletiyle izzet-i ilmini feda etmiş, sadaka verenlere hoş görünmek için riyakârlığa temayül etmiş, <strong>âhiret meyvelerini dünyada yemeğe cevaz göstermiş bir üstaddan</strong> alınan aynı ders-i hakikat, elmas derecesinden şişe derecesine iner. (<strong>Barla Lahikası-123)</strong></p>

<p>Ben tahmin ediyorum ki: Eğer <strong>Şeyh Abdülkadir-i Geylanî</strong> (R.A.) ve <strong>Şah-ı Nakşibend</strong> (R.A.) ve <strong>İmam-ı Rabbanî</strong> (R.A.) gibi zâtlar bu zamanda olsaydılar, <strong>bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarfedeceklerdi. Çünki saadet-i ebediyenin medarı onlardır</strong>. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir.</p>

<p><strong>İmansız Cennet'e gidemez, fakat tasavvufsuz Cennet'e giden pek çoktur.</strong> Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır. Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. <strong>Şimdi ise Cenab-ı Hakk'ın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaika çıkılacak bir yol bulunsa; o yola karşı lâkayd kalmak, elbette kâr-ı akıl değil…</strong></p>

<p>İşte otuzüç aded Sözler, böyle Kur'anî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar. Madem hakikat budur; <strong>esrar-ı Kur'aniyeye ait yazılan Sözler, şu zamanın yaralarına en münasib bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi' bir nur ve dalalet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğu itikadındayım</strong>.</p>

<p>Bilirsiniz ki: Eğer dalalet cehaletten gelse izalesi kolaydır. Fakat <strong>dalalet, fenden ve ilimden gelse, izalesi müşkildir</strong>. Eski zamanda ikinci kısım, binde bir bulunuyordu. Bulunanlardan ancak binden biri irşad ile yola gelebilirdi. Çünki öyleler kendilerini beğeniyorlar; hem bilmiyorlar, hem kendilerini bilir zannediyorlar. <strong>Cenab-ı Hak şu zamanda, i'caz-ı Kur'anın manevî lemaatından olan malûm Sözler'i, şu dalalet zındıkasına bir tiryak hâsiyetini vermiş tasavvurundayım. (Mektubat-23)</strong></p>

<p>Eğer Risale-i Nur'u tenkid fikriyle tedkik eden adliye memurları, imanlarını onunla kuvvetlendirip veya kurtarsalar, sonra beni i'dam ile mahkûm etseler; şahid olunuz, ben hakkımı onlara helâl ediyorum. Çünki <strong>biz hizmetkârız. Risale-i Nur'un vazifesi, imanı kuvvetlendirip kurtarmaktır. Dost ve düşmanı tefrik etmeyerek, hizmet-i imaniyeyi hiçbir tarafgirlik girmeyerek yapmağa mükellefiz. (Şualar-393)</strong></p>

<p>Onlar, bu mecmuayı yazmakla <strong>feylesofları susturan, imana getiren kuvvetli bir ders-i imanîyi</strong> en evvel kendi kendine tam okuyorlar, manevî bir hazine kazanıyorlar. Hem <strong>onların nüshaları, pek çokların imanlarını kurtaracaklar veya imana gelecekler. </strong>Bir hadîste vardır ki: <strong>"Bir tek adam seninle imana gelse, sahra dolusu kırmızı koyundan daha hayırlıdır."</strong> Hem onlar, bu mübarek kalemleriyle, <strong>eski zamanda İslâmiyet'in büyük mücahid kahramanlarının kılınçlarının kudsî hizmetlerini görüyorlar</strong>. Elbette istikbal, onları ve Nurcuları çok alkışlayacak. (<strong>Emirdağ Lahikası-1-149)</strong></p>

<p>Risale-i Nur dahi, <strong>felsefe-i maddiyeden gelen dehşetli dalalet-i ilmiyeye karşı avam-ı ehl-i imanın taklidî olan imanlarını, o dalalet-i ilmiyenin savletinden kurtarıp, umum ehl-i imana bir nokta-i istinad</strong> ve yakın ve uzaklarda olanlara dahi, zabtedilmez bir kal'a hükmüne geçmiştir ki; bu emsalsiz dehşetli dalaletler içinde, yine <strong>avam-ı mü'minin imanını şübhelerden ve İslâmiyetini hakikatsızlık vesveselerinden muhafaza ediyor.</strong></p>

<p>Evet her tarafta, hattâ Hind ve Çin'de ehl-i iman, bu zamanın çok dehşetli dalaletinin galebesinden; “<strong>acaba İslâmiyet'te bir hakikatsızlık mı var ki, sarsılmış”</strong> diye şübheye ve vesveseye düştüğü vakit birden işitir ki; <strong>bir risale çıkmış, imanın bütün hakikatlarını kat'î isbat eder, felsefeyi mağlub edip zındıkayı susturuyor, diye anlar. Birden o şübhe ve vesvese zâil olup imanı kurtulur ve kuvvet bulur. Emirdağ Lahikası-1-90</strong></p>

<p><strong>Risale-i Nur manevi bir sedd-i Kur’anidir:</strong></p>

<p><strong>Risale-i Nur bu mübarek vatanın manevî bir halaskârı</strong> olmak cihetiyle <strong>şimdi iki dehşetli manevî belayı def'etmek</strong> için matbuat âlemiyle tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim.</p>

<p>O dehşetli beladan birisi: <strong>Hristiyan dinini mağlub eden ve anarşiliği yetiştiren şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı</strong>, bu vatanı manevî istilasına karşı Risale-in Nur, sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur'anî vazifesini görebilir. Ve <strong>âlem-i İslâmın bu mübarek vatanın ahalisine karşı pek şiddetli itiraz ve ittihamlarını</strong> izale etmek için matbuat lisanıyla konuşmak lâzım gelmiş diye kalbime ihtar edildi.</p>

<p>Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat <strong>Avrupa'da istilakârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilasına karşı</strong> Risale-i Nur hakikatları bir kal'a olduğu gibi; <strong>âlem-i İslâmın ve Asya kıt'asının hal-i hazırdaki itiraz ve ittihamını izale ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iade etmeğe vesile</strong> olan bir <strong>mu'cize-i</strong> <strong>Kur'aniyedir</strong>. <strong>Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur'u tab'ederek resmî neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.</strong></p>

<p>Acaba bu yirmi sene zarfında iman-ı tahkikîyi pek kuvvetli bir surette bu vatanda neşreden Risale-i Nur olmasaydı, bu dehşetli asırda acib inkılab ve infilâklarda bu mübarek vatan, Kur'anını, imanını dehşetli sadmelerden tam muhafaza edebilir miydi? Her ne ise… (<strong>Emirdağ Lahikası-1-102)</strong></p>

<p><strong>Bolşevizmin</strong>, müslümanlar içinde <strong>anarşilik</strong> mahiyetinde <strong>küfr-ü mutlak ve fikr-i tabiatla</strong> yerleştirilmesine mukabil, ancak ve ancak Risale-i Nur'un fevkalâde kuvvetli hakikatları çıkabilmesinden, <strong>milliyetperver ve vatanperver ve siyasetçiler ve dindarlar, Risale-i Nur'un arkasına girmeğe ve onunla barışmağa ve onunla siper almağa bir yol açılıyor nazarıyla bakıyoruz. (EmirdağLahikası-1-105)</strong></p>

<p><strong>Bu vatan, bu millet ve bu vatandaki ehl-i hükûmet ne şekilde olursa olsun, Risale-i Nur'a eşedd-i ihtiyaçla muhtaçtırlar.</strong> <strong>Değil korkmak veyahut adavet etmek, en dinsizleri de onun dindarane, hakperestane düsturlarına tarafdar olmak gerektir. Meğer ki, bütün bütün millete, vatana, hâkimiyet-i İslâmiyeye hıyanet ola.</strong></p>

<p>Çünki bu millet ve vatan, <strong>hayat-ı içtimaiyesi ve siyasiyesi anarşilikten kurtulmak</strong> ve büyük tehlikelerden halas olmak için, <strong>beş esas</strong> lâzım ve zarurîdir:</p>

<p><strong>Birincisi; merhamet.. ikincisi, hürmet.. üçüncüsü, emniyet.. dördüncüsü, haram ve helâlı bilip haramdan çekilmek.. beşincisi, serseriliği bırakıp itaat etmektir.</strong></p>

<p>İşte <strong>Risale-i Nur</strong> hayat-ı içtimaiyeye baktığı vakit, bu beş esası temin edip, <strong>asayişin temel taşını tesbit ve temin eder</strong>. <strong>Risale-i Nur'a ilişenler kat'iyyen bilsinler ki; onların ilişmesi, anarşilik hesabına vatan ve millete ve asayişe düşmanlıktır. (Kastamonu Lahikası-241)</strong></p>

<p><strong>Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor ve madem siz de herkes gibi kabre koşuyorsunuz ve madem o kat'î ölüm ehl-i dalalet için i'dam-ı ebedîdir</strong>, yüzbin hamiyetçilik ve dünyaperestlik ve siyasetçilik onu tebdil edemez ve <strong>madem Kur'an, o i'dam-ı ebedîyi ehl-i iman için terhis tezkeresine çevirdiğini güneş gibi isbat eden Risale-i Nur elinize geçmiş ve yirmi seneden beri hiçbir feylesof, hiçbir dinsiz ona karşı çıkamıyor,</strong> bilakis dikkat eden feylesofları imana getiriyor ve bu oniki sene zarfında dört büyük mahkemeniz ve feylesof ve ülemadan mürekkeb ehl-i vukufunuz, Risale-i Nur'u tahsin ve tasdik ve takdir edip, iman hakkındaki hüccetlerine itiraz edememişler ve bu millet ve vatana hiçbir zararı olmamakla beraber, <strong>hücum eden dehşetli cereyanlara karşı sedd-i Zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur'anî olduğuna, Türk milletinden hususan mekteb görmüş gençlerden yüzbin şahid gösterebilirim;</strong> elbette benim size karşı bu fikrimi tam nazara almak, ehemmiyetli bir vazifenizdir. (<strong>Emirdağ Lahikası-1-220)</strong></p>

<p>Risale-i Nur'a ait mes'ele; bu vatan ve millette pek çok ehemmiyeti var.</p>

<p>Size kat'iyyen ve çok emarelerle ve kat'î kanaatımla beyan ediyorum ki; <strong>gelecek yakın bir zamanda, bu vatan, bu millet ve bu memleketteki hükûmet, âlem-i İslâm'a ve dünyaya karşı gayet şiddetle Risale-i Nur gibi eserlere muhtaç olacak; mevcudiyetini, haysiyetini, şerefini, mefahir-i tarihiyesini onun ibrazıyla gösterecektir.</strong></p>

<p><strong>(Emirdağ Lahikası-1-78)</strong></p>

<p><strong>Menfî propagandalardan maksat, milletin Bediüzzaman'a olan teveccühünü kırarak, şahsını çürütüp, Risale-i Nur'un neşriyatını durdurmaktır.</strong> Hâlbuki Risale-i Nur, müellifin şahsiyle bağlı değildir. <strong>Risale-i Nur, Kur'ânın malıdır.</strong> Risale-i Nur, başka eserlere benzemez. <strong>Risale-i Nur, başlıbaşına hüccet ve bürhan hazinesidir; yâni bizatihî bürhan ve hüccettir.</strong> Risale-i Nur okuyan, müellifin şahsına bakmaz; doğrudan <strong>doğruya eserin içindeki hakikatlara, bürhan ve delillere hasr-ı nazar eder</strong>. Bu ve daha birçok hakikatlara binaendir ki; Bediüzzaman'ın aleyhinde yapılan çok dehşetli resmî propagandalar dahi akîm kalmıştır. Ve akîm kalmaya da mahkûmdur. (<strong>Tarihçe-i Hayat-546)</strong></p>

<p><strong>Üstad, Risale-i Nur Külliyatı'nda dinî, içtimaî, ahlâkî, edebî, hukukî, felsefî ve tasavvufî en mühim mevzulara temas etmiş ve hepsinde de hârikulâde bir surette muvaffak olmuştur.</strong></p>

<p>İşin asıl hayret veren noktası; birçok ulemanın tehlikeli yollara saptıkları en çetin mevzuları, gayet açık bir şekilde ve en kat'î bir surette hallettiği gibi; en girdablı derinliklerden,<strong> Ehl-i Sünnet ve Cemaat'in tuttuğu nurlu yolu takib ederek sahil-i selâmete çıkmış ve eserlerini okuyanları da öylece çıkarmıştır.</strong></p>

<p><strong>Bu sebeble, Risale-i Nur Külliyatı'nı aziz milletimizin her tabakasına kemal-i emniyet ve samimiyetle takdim etmekle şeref duyuyoruz. Nur Risaleleri, Kur'an-ı Kerim'in nur deryasından alınan berrak katreler ve hidayet güneşinden süzülen billur huzmelerdir. </strong></p>

<p><strong>Binaenaleyh her müslümana düşen en mukaddes vazife, imanı kurtaracak olan bu nurlu eserlerin yayılmasına çalışmaktır. Zira tarihte pek çok defalar görülmüştür ki, bir eser nice ferdlerin, ailelerin, cem'iyetlerin ve sayısız insan kitlelerinin hidayet ve saadetine sebeb olmuştur... Ah! Ne bahtiyardır o insan ki, bir mü'min kardeşinin imanının kurtulmasına sebeb olur!..</strong></p>

<p><strong>Ali Ulvi Kurucu, Asa-yı Musa - 266</strong></p>

<p><strong>Risale-i Nur nifak ve şikakı, tefrikayı, fitne ve fesadı kaldırıp; kardeşliği, uhuvvet-i diniyeyi, tesanüd ve teavünü yerleştirir. Risale-i Nur mesleğinin bir esası da budur. </strong><strong>Risale-i Nur gurur ve kibir ve hodfüruşluk ve zillet gibi ahlâk-ı seyyieden kurtararak, tevazu' ve mahviyet ve izzet ve vakar gibi güzel ahlâklara sahib kılar.</strong></p>

<p><strong>Risale-i Nur, insan olan bir insana, acz ve fakrını derk ettirir. Bedîüzzaman der ki: "İnsan, acz ve fakrını anlamakla, tam Müslüman ve abd olur." (Sözler - 765)</strong></p>

<p><strong>“Risale-i Nur'un hizmet-i imaniyesinde</strong> bu zamanda binler tahribatçılara mukabil <strong>yüzbinler tamiratçı</strong> lâzım gelirken, hem benimle lâekal yüzer kâtib ve yardımcı bulunmak ihtiyaç varken, değil çekinmek ve temas etmemek, belki <strong>millet ve ehl-i idare takdir ile ve teşvik ile yardım</strong> ve temas etmek zarurî iken ve o hizmet-i imaniye hayat-ı bâkiyeye baktığı için <strong>hayat-ı fâniyenin meşgalelerine ve faidelerine tercih etmek, ehl-i imana vâcib iken</strong>... Emirdağ-1 – 51</p>

<p><strong>Bedîüzzaman Hazretleri, Tahrib kolay olduğundan bu zamanda yüzbinler tamiratçının ve millet ve hükümetin kendine yardım etmesinin zarureti ve ehl-i îmânın da dine hizmeti dünya hizmetine tercih etmelerinin vâcib, yani terkedilemeyen bir farz ve mükellefiyet olduğunu beyân eder. </strong></p>

<p><strong>Evet, geçen bir asırda milyonlarca Talebesini ve Dostlarını, İslamiyet’in Sırat-ı Müstakimine ve Sünnet-i Seniyye dairesine girmelerine vesile olan Hidayet Mürşidi Risale-i Nur’a ve Hakiki Talebelerine, milletin ve ümmetin manevi terakkisi için, milletimiz, hükümetimiz ve ehli iman cemaatleri destek ve yardım ile teşvik ve tesanüd etmeli…</strong></p>

<p><strong>NURUN BİR ORTAK İSTİŞARE HEYETİ</strong></p>

<p><strong>20.10.2026</strong></p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/manevi-terakki-icin-care</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-22-at-003428.jpeg" type="image/jpeg" length="56457"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akıllı otomobillerde casusluk riski: Savunma sanayisinde yeni güvenlik dönemi]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/akilli-otomobillerde-casusluk-riski-savunma-sanayisinde-yeni-guvenlik-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/akilli-otomobillerde-casusluk-riski-savunma-sanayisinde-yeni-guvenlik-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelişmiş kameralar, çevre algılama sensörleri, yapay zekâ ve internet bağlantılı sistemlerle donatılan yeni nesil otomobiller, ulaşım teknolojisinde önemli kolaylıklar sağlarken millî güvenlik açısından yeni tartışmaları beraberinde getiriyor. Türkiye'de savunma sanayisi tesislerine yabancı elektrikli araçların girişine yönelik kısıtlamalar gündeme gelirken, uzmanların dikkat çektiği temel tehlike, araçların çevrelerinden topladıkları verilerin kimlerin kontrolünde olduğu...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Florya Gazetesi Haber Merkezi | 20 Ekim 2026</h1>

<p>Otomotiv sektöründe yaşanan dijital dönüşüm, araçları yalnızca bir ulaşım aracı olmaktan çıkararak hareket hâlindeki veri işleme merkezlerine dönüştürüyor. Yüksek çözünürlüklü kameralar, radarlar, konum belirleme sistemleri ve sürekli güncellenebilen yazılımlar, modern otomobillerin çevreleriyle etkileşimini artırırken güvenlik açısından yeni risk alanları oluşturuyor.</p>

<p>Özellikle askerî bölgeler, savunma sanayisi kuruluşları, kritik altyapı tesisleri ve stratejik kamu kurumları çevresinde faaliyet gösteren internet bağlantılı araçların veri toplama kapasitesi, ülkelerin güvenlik politikalarında giderek daha fazla önem kazanıyor.</p>

<h2>TEI'den dikkat çeken güvenlik açıklaması</h2>

<p>TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, 11 Ekim 2026'da kamuoyuna yansıyan açıklamasında, yabancı elektrikli otomobillerin bazı savunma sanayisi yerleşkelerine alınmadığını ifade etti.</p>

<p>Akşit, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI'yi anarak araçlarda bulunan çok sayıdaki kamera ve sensörün tesislerin çevresini kayıt altına alabilme kapasitesine dikkat çekti.</p>

<p>Pamukkale Üniversitesi bünyesinde düzenlenen bir konferansta konuşan Akşit, söz konusu teknolojilerin kontrolünün ilgili güvenlik kurumlarında bulunmamasının önemli bir risk oluşturabileceğini belirtti.</p>

<p><img src="https://www.google.com/s2/favicons?domain=https://www.trthaber.com&amp;sz=32" /></p>

<p>Son Dakika Haberleri</p>

<p>+1</p>

<p>Bu açıklama, Türkiye'de kritik savunma tesislerinin fiziksel güvenliğinin yanı sıra dijital güvenliğinin de bütüncül biçimde ele alınması gerektiğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.</p>

<h2>Otomobiller hareketli istihbarat merkezine dönüşebilir mi?</h2>

<p>Yeni nesil otomobillerin önemli bir bölümü çevrelerini algılamak, sürüş güvenliğini artırmak ve navigasyon hizmetleri sunmak amacıyla gelişmiş veri toplama sistemlerinden yararlanıyor.</p>

<p>Bu sistemler, aracın teknik özelliklerine ve veri işleme politikalarına bağlı olarak bulunduğu çevrenin görüntülerini, konum bilgilerini, hareket güzergâhlarını ve çeşitli kullanım verilerini işleyebiliyor.</p>

<p>Kritik güvenlik alanlarında ise söz konusu bilgiler farklı bir önem kazanıyor.</p>

<p>Örneğin savunma tesisine giren bir aracın kamera ve konum sistemlerinden elde edilen veriler, uygun biçimde korunmadıkları takdirde tesisin yerleşimi, giriş-çıkış düzeni ve çevresel özellikleri hakkında bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bir aracın bu verileri teknik olarak toplayabilmesi, bilgilerin mutlaka yabancı bir devlete aktarıldığı veya casusluk amacıyla kullanıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Asıl güvenlik sorunu, verilerin nerede saklandığı, kimlerin erişimine açık olduğu ve sistemlerin bağımsız biçimde denetlenip denetlenemediği noktalarında ortaya çıkıyor.</p>

<h2>Biyometrik veriler ve kişisel bilgiler de risk altında</h2>

<p>Akıllı otomobillerin güvenlik açısından değerlendirilmesi gereken bir başka özelliği, sürücü ve yolculara ilişkin kişisel bilgileri işleyebilmeleri.</p>

<p>Bazı araç modellerinde sürücü tanıma kameraları, kabin içi izleme sistemleri, sesli komut teknolojileri ve kullanıcı profilleri bulunuyor.</p>

<p>Bu sistemlerin topladığı bilgiler arasında yüz görüntüleri, ses kayıtları, araç kullanım alışkanlıkları ve yolculuk geçmişi yer alabiliyor.</p>

<p>Özellikle savunma sanayisi çalışanlarının düzenli güzergâhlarının, çalışma saatlerinin veya kimlikleriyle ilişkilendirilebilecek verilerin yetkisiz kişilerin eline geçmesi, istihbarat ve kişisel güvenlik açısından risk doğurabilir.</p>

<p>Bununla birlikte her akıllı aracın biyometrik veri topladığı veya bu bilgileri üretici şirketin sunucularına gönderdiği varsayılamaz. Risk değerlendirmesi, aracın donanımına, yazılımına ve veri aktarım özelliklerine göre yapılmalıdır.</p>

<h2>Uzaktan müdahale ihtimali neden tartışılıyor?</h2>

<p>İnternet bağlantılı araçların yazılımlarının uzaktan güncellenebilmesi, otomotiv teknolojisinde önemli bir yenilik olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Ancak uzaktan erişim imkânı sağlayan sistemlerde güvenlik açıklarının bulunması, siber saldırganların bazı araç işlevlerine müdahale etmesi ihtimalini de beraberinde getiriyor.</p>

<p>Bu nedenle siber güvenlik uzmanları, araç yazılımlarının güvenli geliştirilmesini, güncellemelerin doğrulanmasını ve kritik sürüş sistemleriyle dış bağlantılar arasında güçlü güvenlik önlemleri oluşturulmasını önemli görüyor.</p>

<p>Bir otomobilin uzaktan tamamen kontrol edilebilmesi ise her model için geçerli bir özellik değil. Böyle bir saldırının gerçekleşebilmesi, belirli teknik açıklıkların bulunmasına ve bunların istismar edilmesine bağlı.</p>

<p>Dolayısıyla olası sabotaj senaryolarıyla doğrulanmış siber saldırı vakalarının birbirinden ayrılması gerekiyor.</p>

<h2>ABD de bağlantılı araçlara güvenlik kısıtlamaları getirdi</h2>

<p>Akıllı otomobillere yönelik güvenlik endişeleri yalnızca Türkiye'nin gündeminde bulunmuyor.</p>

<p>ABD Ticaret Bakanlığı, 14 Ocak 2025 tarihinde Çin ve Rusya bağlantılı bazı araç iletişim sistemleri ile otomatik sürüş yazılımlarına yönelik kısıtlamaları içeren düzenlemeyi duyurdu.</p>

<p>Düzenlemenin gerekçeleri arasında araçlardan hassas verilerin elde edilebilmesi ve belirli koşullarda araç sistemlerine uzaktan müdahale edilmesi ihtimali yer aldı.</p>

<p>ABD yönetimi, bu yaklaşımı bağlantılı otomobillerin tedarik zincirlerinde millî güvenliği korumaya yönelik bir önlem olarak değerlendirdi.</p>

<p><img src="https://www.google.com/s2/favicons?domain=https://www.bis.gov&amp;sz=32" /></p>

<p>Sanayi ve Güvenlik Ofisi</p>

<p>+1</p>

<p>Bu gelişme, otomotiv sektöründe siber güvenliğin artık yalnızca kullanıcıların kişisel bilgilerinin korunmasıyla sınırlı olmadığını, uluslararası güvenlik politikalarının da bir parçasına dönüştüğünü gösteriyor.</p>

<h2>Yerli teknoloji ve veri egemenliği önem kazanıyor</h2>

<p>Türkiye'nin savunma sanayisinde geliştirdiği yerli ve millî teknolojiler, kritik sistemlerde dışa bağımlılığın azaltılması bakımından stratejik önem taşıyor.</p>

<p>Bununla birlikte otomotiv alanında güvenlik değerlendirmelerinin yalnızca aracın üretildiği ülkeye göre yapılması yeterli değil.</p>

<p>Yerli veya yabancı bütün bağlantılı araçların yazılım güvenliği, veri saklama politikaları, sensör yetenekleri ve dış sistemlerle iletişim biçimleri teknik olarak incelenmeli.</p>

<p>Özellikle hassas tesislerde kullanılacak araçlara yönelik bağımsız siber güvenlik denetimleri, veri aktarım sınırlamaları ve kontrollü erişim uygulamaları, güvenlik politikalarının önemli unsurları arasında yer alabilir.</p>

<h2>Yeni dönemin güvenlik anlayışı değişiyor</h2>

<p>Geleneksel güvenlik yaklaşımında askerî tesislerin korunması daha çok fiziki engeller, giriş kontrolleri ve personel güvenliği üzerinden değerlendirilirken, dijitalleşme bu alanın kapsamını genişletiyor.</p>

<p>Artık bir tesisin güvenliği yalnızca kapılarından kimlerin geçtiğiyle değil, içeri giren cihazların hangi bilgileri toplayabildiği ve bu bilgilerin nerelere ulaşabildiğiyle de bağlantılı hâle geliyor.</p>

<p>Akıllı otomobiller, insansız sistemler ve internet bağlantılı cihazların yaygınlaşması, güvenlik kurumlarını yeni tehdit modelleri geliştirmeye yöneltiyor.</p>

<p>Türkiye açısından temel mesele, teknolojik gelişmeleri sınırlamak değil; kritik savunma tesislerinde kullanılan veya bu alanlara erişebilen dijital sistemlerin denetlenebilir, güvenilir ve millî güvenlik politikalarıyla uyumlu olmasını sağlamak.</p>

<p>Geleceğin güvenlik anlayışında, sınırların ve stratejik tesislerin korunması kadar verilerin korunması da belirleyici olacak.</p>

<p>Kaynaklar: Anadolu Ajansı (11 Ekim 2026), TRT Haber, ABD Ticaret Bakanlığı Sanayi ve Güvenlik Bürosu (BIS), Reuters.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Teknoloji</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/akilli-otomobillerde-casusluk-riski-savunma-sanayisinde-yeni-guvenlik-donemi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 05:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/smart-car.jpg" type="image/jpeg" length="19977"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa’nın enerjisi tükendi]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/avrupanin-enerjisi-tukendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/avrupanin-enerjisi-tukendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’da doğal gaz fiyatları şubat ayındaki seviyesine göre %180’in üzerinde yükselerek 89 avro/megavatsaat sınırına dayandı. Avrupa ülkeleri, düşük depolar ve Orta Doğu’daki arz sorununun yanı sıra LNG için Asya ülkeleriyle de rekabet ediyor. Almanya’da depoların doluluk oranının %61 olması kış öncesi endişe veriyor. Avrupa’daki sokak eylemlerinin bir nedeni de artan akaryakıt fiyatları.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Avrupa’da doğal gaz alarmı: Fiyatlar yükseliyor, kış öncesi enerji krizi endişesi büyüyor</h1>

<p>Avrupa, yaklaşan kış mevsimi öncesinde yükselen doğal gaz fiyatları, düşük depolama seviyeleri ve küresel enerji arzındaki belirsizliklerle karşı karşıya. Hollanda merkezli TTF piyasasında doğal gaz fiyatları megavatsaat başına 89 avro sınırını test ederken, Avrupa Birliği'nin enerji ithalatına bağımlılığı ve Orta Doğu'daki sevkiyat sorunları yeni bir enerji krizi ihtimalini gündeme taşıyor. Uzmanlar, özellikle sanayi üretimi, hane halkı faturaları ve Avrupa ekonomisinin rekabet gücü üzerindeki risklere dikkat çekiyor.</p>

<p>Florya Gazetesi Haber Merkezi | 20 Ekim 2026</p>

<p>Avrupa enerji piyasalarında kış öncesi hareketlilik artıyor. Hollanda merkezli TTF doğal gaz piyasasında 19 Ekim'de megavatsaat başına 89,70 avro ile gün içi yüksek seviye görülürken, fiyat 87,80 avro civarında günü tamamladı.</p>

<p>Şubat ayında yaklaşık 32 avro seviyesinde bulunan fiyatların kısa sürede bu noktaya yükselmesi, Avrupa'nın enerji arz güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı. Doğal gaz fiyatları, 2022 yılının sonlarından bu yana görülen en yüksek seviyelere yeniden yaklaşmış durumda.</p>

<p></p>

<h2>Avrupa'nın enerji ithalatına bağımlılığı sürüyor</h2>

<p>Avrupa Birliği'nin enerji alanındaki yapısal sorunlarının başında dış kaynaklara bağımlılık geliyor.</p>

<p>Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat'ın verilerine göre AB, 2024 yılında toplam enerji ihtiyacının yüzde 57'sini net ithalat yoluyla karşıladı.</p>

<p>Rusya'dan sağlanan boru hattı gazının azalmasıyla sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatına daha fazla yönelen Avrupa ülkeleri, uluslararası piyasalarda Asyalı enerji ithalatçılarıyla rekabet etmek zorunda kalıyor.</p>

<p>Bu durum, küresel arzın daraldığı dönemlerde Avrupa'nın fiyat dalgalanmalarına karşı daha kırılgan hale gelmesine neden oluyor.</p>

<h2>Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler enerji piyasalarını etkiliyor</h2>

<p>Orta Doğu'da yaşanan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan enerji sevkiyatlarındaki aksaklıklar, küresel doğal gaz piyasasındaki belirsizliklerin önemli nedenleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) 24 Nisan 2026 tarihli değerlendirmesine göre mart ayında Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılığın kesintiye uğraması, küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 20'sine karşılık gelen miktarın piyasadan çekilmesine yol açtı.</p>

<p>Özellikle Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinden yapılan LNG sevkiyatlarının etkilenmesi, Avrupa ve Asya piyasalarında fiyatların yükselmesine neden oldu.</p>

<p>IEA, mart ayında iki bölgedeki doğal gaz fiyatlarının Ocak 2023'ten bu yana en yüksek seviyelerine ulaştığını bildirdi.</p>

<p></p>

<h2>Doğal gaz depolarındaki düşük doluluk dikkat çekiyor</h2>

<p>Avrupa'nın kışa hazırlığındaki önemli göstergelerden biri olan doğal gaz depolarında da önceki yıllara göre daha düşük doluluk oranları görülüyor.</p>

<p>Gas Infrastructure Europe verilerine göre 17 Ekim 2026 itibarıyla Avrupa Birliği genelinde doğal gaz depolarının doluluk oranı yüzde 74,5 seviyesinde gerçekleşti. Son beş yılın aynı dönem ortalaması ise yaklaşık yüzde 89 düzeyinde bulunuyor.</p>

<p>Almanya'da depoların yaklaşık yüzde 61 dolu olması, Avrupa'nın en büyük ekonomisinde kış talebinin nasıl karşılanacağına ilişkin tartışmaları artırıyor. Ancak Alman enerji düzenleyicisi, mevcut durumun tek başına yakın vadeli bir arz kesintisi anlamına gelmediğini açıkladı.</p>

<p>17 EKİM 2026 • DOĞAL GAZ DEPOLARI</p>

<p>AB doluluk</p>

<h1>%74,5</h1>

<p>Almanya</p>

<h1>%61</h1>

<p>AB 5 yıllık ort.</p>

<h1>%89,1</h1>

<p>Kaynak: Gas Infrastructure Europe (AGSI+) verileri ve karşılaştırmalı depolama istatistikleri.</p>

<h2>Sanayide üretim maliyetleri artabilir</h2>

<p>Doğal gaz fiyatlarındaki yükselişin ekonomik etkileri yalnızca konutların ısınma giderleriyle sınırlı değil.</p>

<p>Kimya, gübre, cam, seramik ve demir-çelik gibi enerji yoğun sanayi sektörleri, fiyat artışlarından doğrudan etkilenme riski taşıyor.</p>

<p>Yüksek enerji maliyetleri, Avrupa'daki üreticilerin uluslararası rekabet gücünü zayıflatabilir. Maliyetlerin ürün fiyatlarına yansıtılması ise enflasyonla mücadeleyi ve ekonomik toparlanmayı güçleştirebilir.</p>

<p>Özellikle enerji tüketimi yüksek olan işletmeler açısından uzun süreli fiyat artışları, üretim ve yatırım kararlarının yeniden değerlendirilmesine yol açabilir.</p>

<h2>Hane halkı için yeni fatura baskısı</h2>

<p>Enerji piyasasındaki yükseliş, Avrupa'da yaşayan milyonlarca hanenin bütçesi açısından da önem taşıyor.</p>

<p>Bununla birlikte toptan doğal gaz fiyatlarındaki değişim, tüketici faturalarına her ülkede aynı hızda yansımıyor. Sabit fiyatlı sözleşmeler, düzenlenmiş tarifeler ve devlet destekleri, tüketicilerin fiyat artışlarından ne ölçüde etkileneceğini belirliyor.</p>

<p>Özellikle kış aylarında ısınma ihtiyacının artması, enerji harcamalarının aile bütçelerindeki payını büyütebilir.</p>

<h2>Avrupa ekonomisi için kritik kış</h2>

<p>Avrupa'nın karşı karşıya bulunduğu temel risk, 2022 yılında yaşanan enerji krizinin aynı ölçekte tekrarlanmasından ziyade, birden fazla olumsuz gelişmenin eş zamanlı ortaya çıkması.</p>

<p>Düşük depolama oranları, LNG sevkiyatlarındaki belirsizlikler, Asya ülkeleriyle ithalat rekabeti ve olası sert kış koşulları, enerji piyasalarında yeni fiyat artışlarını tetikleyebilir.</p>

<p>Buna karşılık kışın ılıman geçmesi, alternatif kaynaklardan sevkiyatların artması ve enerji tüketiminin beklenenden düşük gerçekleşmesi, piyasalardaki baskıyı hafifletebilir.</p>

<p>Avrupa açısından önümüzdeki ayların belirleyici başlığı, yalnızca yeterli doğal gaz temin edilmesi değil, bu enerjinin sanayi ve tüketiciler için ekonomik açıdan sürdürülebilir fiyatlarla sağlanması olacak.</p>

<h2>Fransa'da enerji fiyatları sokaklara yansıdı</h2>

<p>Avrupa'da enerji maliyetleri üzerindeki baskının toplumsal etkileri Fransa'da da kendisini gösterdi.</p>

<p>17 Ekim'de ülke genelinde düzenlenen gösterilerde akaryakıt fiyatları, hayat pahalılığı, satın alma gücündeki gerileme ve kamu hizmetlerine ilişkin talepler öne çıktı.</p>

<p>2018 yılında akaryakıt vergilerine karşı başlayan Sarı Yelekliler hareketinden katılımcıların da destek verdiği gösterilere sendikalar ve öğrenci grupları katıldı.</p>

<p>Gösterilerin büyük bölümü barışçıl biçimde gerçekleşirken bazı kentlerde güvenlik güçleriyle çatışmalar yaşandı ve kamu binaları ile iş yerlerinde hasar meydana geldi. Fransız makamları olaylarla ilgili soruşturmalar başlattı.</p>

<p>Fransa'daki gelişmeler, enerji fiyatlarındaki artışların yalnızca ekonomik dengeleri değil, Avrupa ülkelerindeki toplumsal ve siyasi istikrarı da etkileyebileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Kaynaklar: Eurostat, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Gas Infrastructure Europe, Reuters, Associated Press, Financial Times ve Deutsche Welle.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/avrupanin-enerjisi-tukendi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 05:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/329af743-avrupanin-enerjisi-tukendi.webp" type="image/jpeg" length="57298"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor'da Muhammed Salah yine sahne aldı]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/trabzonsporda-muhammed-salah-yine-sahne-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/trabzonsporda-muhammed-salah-yine-sahne-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un yıldızı Muhammed Salah, Beşiktaş karşısında 71. dakikada attığı golle bu sezonki gol sayısını 8’e çıkardı. Bordo-mavili formayla 4 asisti de bulunan Mısırlı yıldız, toplam 12 gole katkı sağladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig’in 8’inci haftasında Trabzonspor, sahasında konuk ettiği Beşiktaş’ı 2-0 mağlup etti.</p>

<p>Bordo-mavililer bu skorla puanını 16’ya yükseltti. Konuk ekip ise 15 puanda kaldı.</p>

<p>Bordo-mavili ekipte Muhammed Salah üç gol attığı Galatasaray maçının ardından yine bir derbide sahne aldı.</p>

<h2>GOL NASIL GELİŞTİ?</h2>

<p>Mısırlı yıldız, Beşiktaş ile oynanan maçta 71. dakikada fileleri havalandırdı. Mısırlı futbolcu gol katkısına devam etti.</p>

<p>Sol taraftan hareketlenen Franculino Dju, topu Salih Özcan'dan kaptı ve içeri çevirdi. Ceza sahasındaki Salah, tek vuruşla topu ağlara gönderdi.</p>

<p><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/10/19/6ad66e5c52f41642__w1200xh800.jpg?w=800" width="800" /></p>

<h2>SALAH'TAN 12 GOLE KATKI</h2>

<p>34 yaşındaki Salah, bu maçtaki golüyle birlikte Trabzonspor'da 8 gole ulaştı. Salah, Trabzonspor'da ayrıca 4 asist yaptı.</p>

<p><img loading="lazy" src="https://imgcdn.ensonhaber.com/media/esh/2026/10/19/6ad66e5e03da7441__w1200xh883.jpg?w=800" width="800" /></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/trabzonsporda-muhammed-salah-yine-sahne-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 05:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/6ad66d9a77ebe584.webp" type="image/jpeg" length="52322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pakistan-İran sınırı kapatıldı: 2 bin TIR mahsur kaldı!]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/pakistan-iran-siniri-kapatildi-2-bin-tir-mahsur-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/pakistan-iran-siniri-kapatildi-2-bin-tir-mahsur-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pakistan, güvenlik ve kaçakçılık endişeleri nedeniyle İran ile olan iki ana sınır kapısında ticareti askıya aldı. Kararın ardından sınırda 2 bin TIR mahsur kalırken, bölgede ciddi bir lojistik kriz yaşandığı aktarıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>akistan yönetimi, güvenlik endişeleri ve artan kaçakçılık faaliyetlerini gerekçe göstererek İran ile olan resmi Gabd-Rimdan ve Taftan sınır kapılarındaki ticari geçişleri durdurma kararı aldı. Pakistan merkezli Dawn gazetesinin ulaştığı Ticaret Bakanlığı genelgesine göre, 3 Ekim tarihli önceki talimat iptal edilerek ticari operasyonlar askıya alındı. Kararın ardından sınırın her iki yakasında sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG), pirinç ve taze meyve taşıyan yaklaşık 2 bin TIR mahsur kaldı.</p>

<h3><img src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2026/43/R5faw_1792417315_3429.jpg" /></h3>

<h3>GÜVENLİK ENDİŞELERİNİ GİDERMEK</h3>

<p>Belucistan Eyaleti Başbakanı Medya ve Siyasi İşler Danışmanı Şahid Rind, sosyal medyada yayılan iddiaları yalanlayarak kararın gerekçesini açıkladı. Rind, sınırın her iki tarafında idari işleri iyileştirmenin zorunlu olduğuna dikkat çekerek,<strong><i> "Pakistan-İran sınırının geçici olarak kapatılmasının amacı güvenlik endişelerini gidermek, kaçakçılığı önlemek ve sınır sistemini daha etkili hale getirmektir"</i></strong> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>İran devlet ajansı IRNA'ya konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise sınırın kapatılmasını teknik sorunlara bağladı. Bekayi, sorunun çözülmesi ve normal operasyonlara dönülmesi için iki ülkenin istişare halinde olduğunu bildirdi. İran merkezli Wana <a href="https://www.haber7.com/" rel="nofollow" target="_blank" title="Haber">haber</a> ajansı da Rimdan-Gabd kapısındaki yolcu trafiğinin sürdüğünü, sadece ticari geçişlerin durdurulduğunu aktardı.<img src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2026/43/i6UNW_1792417354_0347.jpg" /></p>

<h3>CİDDİ MALİ KAYIPLAR YAŞANABİLİR</h3>

<p>Ülkenin Ticaret ve Sanayi Odası, İran ile ticaret yapan üyelerine ikinci bir duyuruya kadar yeni ithalat ve ihracat siparişi vermemeleri tavsiyesinde bulundu. Özellikle Pakistan'ın enerji ihtiyacının karşılanmasında kritik bir rol oynayan Gabd-Rimdan kapısından günde 4 bin tondan fazla LPG ithal ediliyordu. Ticaret ve enerji sektörü kaynakları, uzayan bir kesintinin Karaçi ve ülkenin diğer bölgelerinde LPG kıtlığını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<h3>NE OLMUŞTU?</h3>

<p>İslamabad ve Tahran yönetimleri, geride bıraktığımız aylarda sınır ticaretini kolaylaştırmak için gümrük prosedürlerini hafifletme ve yeni transit rotaları belirleme gibi bir dizi adım atmıştı. Ağustos ayında İranlı bir heyet İslamabad'ı ziyaret etmiş ve sınır kapılarının günün her saati açık tutulması konusunda mutabakata varılmıştı. Ancak Belucistan bölgesindeki güvenlik sorunları ve altyapı yetersizlikleri, iki ülke arasındaki ticari hedeflerin önünde büyük bir engel oluşturmaya devam ediyor.<img src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2026/43/coyv0_1792417377_0274.jpg" /></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/pakistan-iran-siniri-kapatildi-2-bin-tir-mahsur-kaldi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 05:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/10e0fbb6-pakistan-iran-ile-ticareti-durdurdu.webp" type="image/jpeg" length="32191"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fransa'da sokağa çıkma yasağı ilan edildi]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/fransada-sokaga-cikma-yasagi-ilan-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/fransada-sokaga-cikma-yasagi-ilan-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, hafta sonu yaşanan krizlerin ardından Pazartesi akşamı kısmi ve yerel nitelikte "bir dizi sokağa çıkma yasağı" uygulanması için valilere talimat verdiğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fransa'da yağma ve şiddet olaylarının ardından kuzeydeki Lille şehri ile çevresindeki <strong>Douai, Wattignies ve Denain kentlerinde iki gün süreyle 20.00-06.00 saatlerinde arasında sokağa çıkma yasağı ilan edildi</strong>.</p>

<h3>PARİS'TE DE UYGULANACAK</h3>

<p>Sokağa çıkma yasağının Paris'i de kapsadığı ancak kısmi bir yasak olduğu bildirildi. Yasakların belirli bölgelerle sınırlı olacağını vurgulayan Lecornu,<strong> "Paris'in tamamında sokağa çıkma yasağı uygulanması söz konusu değil. Bunun bir anlamı olmaz" </strong>dedi.</p>

<p>Fransa'da yaklaşık bir aydır devam eden gösteriler kontrolden çıktı. 17 Ekim'de yaşanan şiddet olaylarının ardından hükümet düğmeye bastı. Cumhurbaşkanı Macron, dün akşam halka seslenerek sükunet mesajı verdi ve sorumluların cezasız kalmayacağını bildirdi. Başbakan Lecornu ise bugün, valiler tarafından uygulanacak bir dizi önlem açıkladı.</p>

<p>Fransa'da hayat pahalılığı ve eğitim sistemindeki sorunlara karşı 17 Ekim'de düzenlenen kitlesel protestoların ardından yaşanan yağmalama, kundaklama ve şiddet olayları üzerine hükümet kriz masası oluşturdu. Başbakan Sebastien Lecornu, 19 Ekim'deki bakanlıklar arası toplantının ardından güvenlik, adalet ve <a href="https://ekonomi.haber7.com/" rel="nofollow" target="_blank" title="Ekonomi">ekonomi</a> alanlarında alınan kararları açıkladı. Sert ve zaman zaman argo ifadeler kullanan Lecornu, kamu düzeninin yeniden sağlanması için gerekli tedbirlerin alınacağını belirtti.</p>

<h3>SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI İLAN EDİLDİ</h3>

<p>Başbakan Sébastien Lecornu, birçok şehirde kaos sahnelerinin yaşandığı bir hafta sonunun ardından, özellikle işletmeleri korumak amacıyla Pazartesi akşamı "kısmi" ve "yerel" nitelikte "bir dizi sokağa çıkma yasağı" uygulanması için valilere talimat verdiğini açıkladı.</p>

<p>Fransız Başbakan ayrıca gerekli görüldüğünde olağanüstü halin (OHAL) devreye sokulabileceğini duyurdu.</p>

<p>Ayrıca hafta sonu polis gücünün artırılacağı bildirildi. İçişleri Bakanı Laurent Nunez, <strong>"Özellikle bu hafta sonu sahadaki polis ve jandarma personelini daha da güçlendireceğiz"</strong> dedi.</p>

<h3>ZARAR GÖREN İŞLETMELER İÇİN DESTEK FONU</h3>

<p>Başbakan ayrıca, şiddet ve yağmalama olaylarından etkilenen işletmeler için Salı gününden itibaren geçerli olacak kısmi işsizlik önlemlerini duyurdu. Ayrıca, etkilenen işletmeler için özel bir destek fonundan da bahsetti.</p>

<p>Başbakan, <strong>"İşletmelerin hızla yeniden açılmasını sağlamalıyız. Kısa çalışma desteğini yüzde 70 değil, doğrudan yüzde 100 oranında uygulayacağız. Yaşanan maddi yıkımın ardından bir de toplumsal yıkım yaşanması söz konusu olamaz"</strong> dedi.</p>

<p>Öğrenciler, sendikalar, Sarı Yelekliler hareketinden aktivistler ve farklı toplumsal kesimlerin katıldığı gösterilerde, hükümete göre yaklaşık 550 bin, organizatörlere göre ise 800 bin kişi sokaklara çıktı. Paris, Lyon, Marsilya, Bordeaux ve Limoges başta olmak üzere birçok kentte barikatlar kuruldu, yangınlar çıkarıldı, mağazalar yağmalandı ve kamu binaları hedef alındı. Limoges'daki tarihi belediye binası kundaklanarak ağır hasar görürken, Marsilya'da belediye binasına girildi. Hafta sonu boyunca yaklaşık 2 bin 400 kişi gözaltına alınırken, polis, jandarma ve itfaiye personelinden 997 kişi yaralandı.</p>

<h3>FRANSA-İTALYA-ALMANYA ZİRVESİ İPTAL EDİLDİ</h3>

<p>Almanya İçişleri Bakanlığı, 20-21 Ekim tarihlerinde Bavyera eyaletinin Elmau kentinde yapılacak olan Fransa-İtalya-Almanya İçişleri Bakanları Zirvesi’nin her iki ülkedeki sokak gösterileri nedeniyle iptal edildiğini duyurdu. Açıklamada, üçlü içişleri bakanları zirvesine ilişkin yeni tarihin ileri bir tarihte duyurulacağı da bildirildi.</p>

<p>Fransa ve İtalya’daki şiddetli sokak olayları nedeniyle son anda ertelenen zirvenin Bavyera eyaletinin Elmau kentindeki tarihi Elmau Kalesi'nde yapılması planlanmıştı. Zirvede Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Fransız ve İtalyan mevkidaşları Laurent Nunez ve Matteo Piantedosi ile bir araya gelmesi öngörülüyordu.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/fransada-sokaga-cikma-yasagi-ilan-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 05:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/fransada-sokaga-cikma-yasagi-llan-edildi-skgs-cover.webp" type="image/jpeg" length="99598"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mısır'dan Suudi Arabistan kararı: Savaşa dahil oluyorlar]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/misirdan-suudi-arabistan-karari-savasa-dahil-oluyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/misirdan-suudi-arabistan-karari-savasa-dahil-oluyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mısır Ulusal Savunma Konseyi, Yemen'deki Husilerin saldırılarına maruz kalan Suudi Arabistan'ın güvenliğini ve istikrarını korumak amacıyla ülkeye gerekli ve mümkün olan her türlü desteğin sağlanmasına karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi başkanlığında başkent Kahire'deki İttihadiye Sarayı'nda Ulusal Savunma Konseyi toplantısı gerçekleştirildi.</p>

<p>Toplantıya Meclis Başkanı, Başbakan, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanı ve Savunma ve Askeri Üretim Bakanı'nın yanı sıra Genelkurmay Başkanı, içişleri, maliye ve dışişleri bakanları, uluslararası işbirliği ve yurt dışındaki Mısırlılardan sorumlu bakan, Genel İstihbarat Servisi Başkanı ile üst düzey askeri ve güvenlik yetkilileri katıldı.</p>

<p>Açıklamada, toplantıda bölgesel gelişmelerin ve özellikle Suudi Arabistan'ın maruz kaldığı saldırıların ele alındığı belirtildi.</p>

<p>Konseyin, Suudi Arabistan'ın güvenliğini ve istikrarını savunması, ülkenin kazanımlarını, toprak bütünlüğünü ve İslam'ın kutsal mekanlarını koruması amacıyla gerekli ve mümkün olan her türlü desteğin sağlanmasına karar verdiği kaydedildi.</p>

<h3>MISIR MECLİSİNİN TOPLANMASI BEKLENİYORDU</h3>

<p>Mısır Meclisi, Sisi'nin Suudi Arabistan'a destek verilmesi için yetki talep etmesinin ardından bugün saat 13.00'te toplanma kararı almıştı.</p>

<p>Sisi, Kahire'nin doğusundaki Mısır Askeri Akademisi öğrencilerinin mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan'ı korumak için her türlü adımı atacaklarını belirterek, kendilerinden talep edilmesi halinde gerekli yetkinin verilmesi için Meclisi olağanüstü toplantıya çağıracağını söylemişti.</p>

<h3>TOPLANTI YARINA ERTELENDİ</h3>

<p>Mısır Temsilciler Meclisi, Suudi Arabistan'a destek vermek için Mısır silahlı kuvvetlerine savunma tedbirleri alma yetkisi verilmesini görüşmek üzere düzenlenecek oturumu yarına erteledi.</p>

<p>Mısır'ın "El-Kahire el-İhbariyye" televizyonunun <a href="https://www.haber7.com/" rel="nofollow" target="_blank" title="Haber">haber</a>ine göre, Temsilciler Meclisi, konuyla ilgili görüşmelerin sonucuna veya detaylara dair herhangi bir açıklama yapmadan bugünkü oturumunu sonlandırdı. Meclisin pazartesi günü ikinci bir oturum gerçekleştireceği bildirildi.</p>

<p>Meclis'teki oturum öncesinde Mısır Ulusal Savunma Konseyi, Yemen'deki Husilerin saldırılarına maruz kalan Suudi Arabistan'ın güvenliğini ve istikrarını korumak amacıyla ülkeye gerekli ve mümkün olan her türlü desteğin sağlanmasına karar vermişti.</p>

<p>Mısır Temsilciler Meclisi, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin, Suudi Arabistan'ın talep etmesi durumunda ülkenin korunması amacıyla silahlı kuvvetlere savunma yetkisi verilmesi konusunu görüşmek üzere cumartesi günü yaptığı "acil toplanma" çağrısı üzerine bir araya gelmişti.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/misirdan-suudi-arabistan-karari-savasa-dahil-oluyorlar</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 06:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/llh-of-yafaneu-d-i-mw-p9-f5-ahrk9-jsz-r-ju-q-e-q-jh-ridb.webp" type="image/jpeg" length="48356"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tebriz Traktör takımı, "ırkçı tezahürat" nedeniyle sahadan ayrıldı]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/tebriz-traktor-takimi-irkci-tezahurat-nedeniyle-sahadan-ayrildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/tebriz-traktor-takimi-irkci-tezahurat-nedeniyle-sahadan-ayrildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran'da Türklerin en büyük ve en fazla taraftarı olan futbol takımı Tebriz Traktör, Melvan deplasmanında ırkçı tezahürat nedeniyle sahadan çekildi. Traktör Başkanı Muhammed Rıza Zenozi, maçın Traktör aleyhine 3-0 tescil edilmesi halinde ligden çekileceklerini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<ul>
 <li>Tebriz Traktör futbol takımı, Enzeli'deki Sirus Kayikran Stadı'nda oynanması planlanan Melvan-Traktör maçı öncesinde tribünlerdeki ırkçı sloganlar nedeniyle sahadan çekildi.</li>
 <li>Traktör Başkanı Muhammed Rıza Zenozi, maçın Traktör aleyhine 3-0 tescil edilmesi halinde ligden çekileceklerini açıkladı.</li>
 <li>Zenozi, federasyonun baskılara aldırış etmeden olaya adil şekilde müdahale etmesi ve bu tür olayların önüne geçmesi çağrısında bulundu.</li>
</ul>

<p><a href="https://www.haberler.com/iran/" rel="nofollow" title="İran Haberleri, İran Haberi, İran Haber"><strong>İran</strong></a>'da Türklerin en büyük ve en fazla taraftarı olan futbol takımı Tebriz Traktör'ün, Melvan deplasmanında "ırkçı tezahürat" nedeniyle sahadan çekildiği bildirildi.</p>

<h3>IRKÇI SLOGANLAR NEDENİYLE SAHADAN AYRILDILAR</h3>

<p>Traktör Futbol Kulübü'nün resmi internet sayfasındaki açıklamaya göre, Enzeli'deki Sirus Kayikran Stadı'nda Melvan-Traktör futbol maçı öncesinde Traktörlü futbolcular, tribünlerdeki Melvan taraftarlarının "ırkçı sloganları" nedeniyle maçtan çekildi.</p>

<h3>MAĞLUP SAYILIRLARSA LİGDEN ÇEKİLECEKLER</h3>

<p>Traktör Başkanı Muhammed Rıza Zenozi konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ırkçı sloganlara tepki gösterdi. Zenozi, maçın Traktör aleyhine 3-0 tescil edilmesi halinde ligden çekileceklerini söyledi. İranlı Başkan Zenozi, "Maalesef tribünlerde oyuncularımıza, Traktör takımına ve diğer konulara yönelik en çirkin sloganlar atıldı. Ben her zaman birlikten yana oldum ve futbol yüzünden böyle şeyler görmek istemiyorum. Ancak toplu halde edilen bu küfürleri görmezden gelmek mümkün değil." dedi.</p>

<h3>FEDERASYONA ÇAĞRI</h3>

<p>Traktör Kulübü'nün sahibi olarak federasyona çağrıda bulunan Zenozi, federasyonun baskılara aldırış etmeden konuya adil bir şekilde müdahale etmesi ve bu tür olayların önüne geçmesi gerektiğini belirtti.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/tebriz-traktor-takimi-irkci-tezahurat-nedeniyle-sahadan-ayrildi</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 06:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/tebriz-traktor-takimi-irkci-tezahurat-nedeniyle-295a1205a6-amp.jpg" type="image/jpeg" length="58524"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Macron: Yağmacılar bedelini ödeyecek]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/macron-yagmacilar-bedelini-odeyecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/macron-yagmacilar-bedelini-odeyecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa'da liselilerin başlattığı protesto gösterileri iyice alevlendi. Protestolar ülke geneline yayılırken, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan sert açıklama geldi. Ulusa Sesleniş'te Macron, "Hepimiz öfke duyuyoruz. Sokaklarımızda yaşanan felaketleri gördüğümüzde utanç hissediyoruz. Tüm yağmacılara açıkça söylüyorum. Karşınızda sert bir tutum bulacaksınız. Hiç kimse cezasız kalmayacak." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<ul>
 <li>Fransa genelinde düzenlenen protestolarda 500'den fazla polis, jandarma ve itfaiye görevlisi yaralandı, 1800'den fazla kişi gözaltına alındı.</li>
 <li>Paris'te 855 kişi gözaltına alındı; gözaltına alınanlardan 171'i çocuk, 517 kişi polis gözetiminde tutuluyor.</li>
 <li>Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yağma ve kamu binalarına saldırı eylemlerine karışanların cezasız kalmayacağını belirtti.</li>
</ul>

<p><a href="https://www.haberler.com/fransa/" rel="nofollow" title="Fransa Haberleri, Fransa Haberi, Fransa Haber"><strong>Fransa</strong></a>'da lise öğrencilerinin başlattığı protestolar, kısa sürede şiddet olaylarına dönüşerek ülke geneline yayıldı. Sokaklardaki eylemlerin yağma ve tahribata yol açması üzerine güvenlik önlemleri artırılırken, gösteriler hükümetin ana gündem maddesi haline geldi.</p>

<h3>MACRON: HEPİMİZ ÖFKE DUYUYORUZ</h3>

<p>Gelişmeler üzerine kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, sert uyarılarda bulundu. Yaşananları utanç verici olarak niteleyen Macron, eylemlere karışan yağmacılara karşı taviz verilmeyeceğini ve sorumluların cezasız kalmayacağını vurguladı.</p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-6329_1_m.jpg" width="300" /></p>

<p>Macron açıklamasında şunları söyledi: "Hepimiz öfke duyuyoruz. Sokaklarımızda yaşanan felaketleri gördüğümüzde utanç hissediyoruz. Tüm yağmacılara açıkça söylüyorum: Karşınızda sert bir tutum bulacaksınız. Hiç kimse cezasız kalmayacak.</p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-6216_1_m.jpg" width="300" /></p>

<h3>"YAĞMA YAPANLAR BEDELİNİ ÖDEMELİDİR"</h3>

<p>Barışçıl protestocuları yağmacılar ile bir tutmamalıyız zira yakıt fiyatlarının aşırı yükseldiğini düşünen ve bu konuda haklı olan insanlar var. Bunun nedeni İran savaşıdır.</p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-8702_1_m.jpg" width="300" /></p>

<p>Yağma yapanlar, işledikleri suçların bedelini ödemelidir. Kamu binalarına saldıranlar, işledikleri suçların bedelini ödemelidir."</p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-3142_1_m.jpg" width="300" /></p>

<h3>PROTESTOLAR ŞİDDETLENİYOR</h3>

<p>Ülkedeki sarı yeleklilerin dünkü gösterilerinin ardından, sosyal medyada Paris'te bugün de eylem yapılması çağrısı yapıldı. Göstericiler öğleden sonra Paris'teki tarihi Cumhuriyet Meydanı'nda bir araya geldi. Yerel makamlardan izin alınmadan yapılan eylemde polis ve eylemciler arasında yaşanan gergin anlara ait görüntüler yerel basın ve sosyal medyaya yansıdı.</p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-1119_1_m.jpg" width="300" /></p>

<p>Görüntülere göre, polis taş fırlatan göstericileri dağıtmak için biber gazı ve şok bombaları kullandı. Biber gazı nedeniyle tarihi meydanda gaz bulutu oluştu.</p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-8613_1_m.jpg" width="300" /></p>

<h3>DÜKKANLAR YAĞMALANIYOR</h3>

<p>Göstericilerin meydanda demir bariyerlerle barikat kurma girişimi polis tarafından durduruldu. Polisin yoğun güvenlik tedbirleri almasına rağmen meydanın yakınlarında bisikletler, çöp kovaları ve paletler ateşe verildi, bazı dükkanlar da yağmalandı. Gösterinin, sarı yeleklilerin dünkü gösterileriyle bağlantılı olduğu düşünülüyor.</p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-9362_1_m.jpg" width="300" /></p>

<h3>GÖZALTINA ALINANLARDAN 171'İ ÇOCUK</h3>

<p><a href="https://www.haberler.com/fransa/" rel="nofollow" title="Fransa Haberleri, Fransa Haberi, Fransa Haber"><strong>Fransa</strong></a> İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Fransa genelinde dün düzenlenen protestolarda 500'den fazla polis, jandarma ve itfaiye görevlisinin yaralandığı bildirildi. Açıklamada, bin 800'den fazla kişinin de gözaltına alındığı aktarıldı.</p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-7416_1_m.jpg" width="300" /></p>

<p>Paris Polisi, dün düzenlenen protestolar sırasında sadece başkentte 855 kişinin gözaltına alındığını ve bu sayının rekor düzeyde olduğunu açıkladı. Paris Savcılığı ise gözaltına alınanlardan 171'inin çocuk olduğunu ve toplam 517 kişinin hala polis gözetiminde tutulduğunu bildirdi.</p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-4403_1_m.jpg" width="300" /></p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-2610_1_m.jpg" width="300" /></p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-2833_1_m.jpg" width="300" /></p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-2386_1_m.jpg" width="300" /></p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-5801_1_m.jpg" width="300" /></p>

<p><img height="200" src="https://foto.haberler.com/haber/2026/10/18/macron-yagmacilar-bedelini-ode-20343007-8579_1_m.jpg" width="300" /></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/macron-yagmacilar-bedelini-odeyecek</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 06:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/fransadaki-protestolarla-ilgili-macrondan-20343007-1529-amp.jpg" type="image/jpeg" length="41533"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRK MÜCADELE SANATLARI 2. KURULTAYI İSTANBUL’DA TÜRK OBA ÇADIRINDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/turk-mucadele-sanatlari-2-kurultayi-istanbulda-turk-oba-cadirinda-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/turk-mucadele-sanatlari-2-kurultayi-istanbulda-turk-oba-cadirinda-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen Türk mücadele ve cenk sanatları kurucuları, akademisyenler, antrenörler ve spor temsilcileri, İstanbul’da düzenlenen 2. Türk Mücadele Sporları ve Cenk Sanatları Kurultayı’nda bir araya geldi. Millî ve manevi değerlerin korunması, Türk spor kültürünün gelecek nesillere aktarılması ve yerli mücadele sistemlerinin kurumsal bir yapıya kavuşturulması amacıyla gerçekleştirilen kurultay, akademik değerlendirmeler ve uygulamalı gösterilerle dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Türk’ün mücadele ruhu, millî kimliği ve köklü kültürel mirası aynı çatı altında buluştu</strong></p>

<p><strong>Florya Gazetesi Haber Merkezi</strong></p>

<p>İstanbul’da 18 Ekim 2026 Pazar günü düzenlenen 2. Türk Mücadele Sporları ve Cenk Sanatları Kurultayı, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen sistem kurucularını, akademisyenleri ve Türk spor kültürüne gönül vermiş isimleri buluşturdu.</p>

<p>İstanbul’da yaşanan olumsuz hava koşulları ve doğal afetin ardından oluşan güçlüklere rağmen gerçekleştirilen kurultay, Türk mücadele sanatlarının gelişimi ve ortak hareket etme iradesi bakımından önemli bir buluşmaya sahne oldu.</p>

<p>Tarih boyunca savaş meydanlarında cesareti, teşkilatçılığı, disiplini ve mücadele kabiliyetiyle tanınan Türk milletinin köklü savaş ve spor kültürü, bu kez İstanbul’da geleneksel Türk çadırının manevi atmosferinde ele alındı.</p>

<p>Türk obasında, Türk çadırında ve geleneksel kültürel unsurların çevrelediği ortamda bir araya gelen katılımcılar, tarihî mirasın yalnızca hatırlanmasının değil, bilimsel yöntemlerle araştırılarak günümüz spor anlayışına kazandırılmasının da önemini vurguladı.</p>

<p><strong>İstiklal Marşı ile başlayan anlamlı buluşma</strong></p>

<p>Kurultay, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve aziz şehitlerimizin manevi hatırasına saygı duruşunda bulunulması ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.</p>

<p><img height="2000" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-052349-2.jpeg" width="1500" /></p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki Topkapı <!--TgQPHd|||[]--><u jsaction="" jscontroller="akSuzb#zJGFRe" jsuid="ceFCZd_x"><a href="https://www.google.com/search?kgmid=%2Fg%2F1tg9vxyj" rel="nofollow">Türk Dünyası Kültür Mahallesi</a><!--TgQPHd|||[]--></u><!--TgQPHd|||[]--><!--TgQPHd|||[]--> sorumlusu ve Türk dünyası uzmanı Abdülmetin Keskin Oba Çadırında misafirlere hoş geldiniz diyerek Prof. Dr. İbrahim Öztek hocaya hitaben sizle kimse aşık atamaz diyerek Türklerin kadim oyunlarından olan aşık oyunu oynanan aşık kemiğini hediye etti.</p>

<p>Araştırmacı yazar ve Sanguchi Türk Savaş Sanatı Kurucusu Ayhan Kısrure’nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıya, Millî Olimpiyat Komitesi Üyesi Prof. Dr. İbrahim Öztek, Prof. Dr. Kemal Tamer, akademisyen Dr. Ali Demir, Türk mücadele sanatlarının kurucuları ve temsilcileri katıldı.</p>

<p><img height="1244" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/geleneksel-turk-mucadele-sanatlari-kurultayi.png" width="941" /></p>

<p>Ankara’dan Sayokan Genel Koordinatörü Murat Çekiç katıldı,</p>

<p><img height="1200" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-202527-2.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Nazilli’den Bagatur Kurucusu Hüseyin Yabir katıldı.</p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-054012.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Mersin’den Türk Kali Kurucusu ve Türk kılıç ustası Bilal Erbatan katıldı.</p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-054812.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Sanguchi adına yönetim kurulu üyesi Muhammet Baykal ve ekip olarak eğitmenleri ve sporcularıyla organizasyona geniş katılım sağladı. Basın mensubu Osman İslam da kurultayı takip eden isimler arasında bulundu.</p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-054852.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Güney Kore'deki Kukkiwon merkezinde düzenlenen törenle Tekvando branşında en yüksek mertebe olan <!--TgQPHd|||[]--><strong jsaction="" jscontroller="tP2kf#s32ZS" jsuid="i1ALDd_x">9. Dan<!--TgQPHd|||[]--></strong> rütbesine ulaşıp bu unvanı alan <strong jsaction="" jscontroller="tP2kf#s32ZS" jsuid="i1ALDd_y">ilk Türk<!--TgQPHd|||[]--></strong> olarak tarihe geçmiş Galip Ziya Yalçınkaya kurultaya iştirak etti.</p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-054117.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Apagut sunumunu Serdar Aksu, Muhammet Cihat Coşkun ve Alpagut Kaçut Sistemi temsilcisi Bülent Büyük de kurultayda yer aldı.</p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-212946.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Gözlemci olarak Hankando ekibi organizasyona iştirak ettiler.</p>

<p></p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-213329.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Gözlemci Hun boksu adına Yılmaz Baygül katıldılar.</p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-213215.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Gözlemci Pervanedo adına Bülent Vardar katıldılar.</p>

<p><strong>Ayhan Kısrure: Bir yıllık çalışmalar ortak hedefleri güçlendirdi</strong></p>

<p>Kurultayın açılış ve takdim konuşmasını yapan Ayhan Kısrure, Türk mücadele sanatlarının kurumsallaşması amacıyla bir yıl içerisinde yürütülen çalışmaları değerlendirdi.</p>

<p>Kısrure, bu süreçte akademisyenler, sistem kurucuları ve spor temsilcileri arasında çeşitli toplantılar ve görüşmeler gerçekleştirildiğini belirterek Türk mücadele sanatlarının bilimsel, teknik ve idari bakımdan geliştirilmesine yönelik girişimlerin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Farklı sistemlerin kendi kimliklerini koruyarak ortak hedefler etrafında buluşabilmesinin Türk spor kültürü açısından değer taşıdığını ifade eden Kısrure, tarihî mücadele geleneğinin günümüzün eğitim, spor ve organizasyon anlayışıyla bütünleştirilmesi gerektiğini anlattı.</p>

<p>Kurultayın temel hedeflerinden biri, Türk mücadele sanatlarını yalnızca geleneksel gösterilerle sınırlı bırakmadan ulusal ve uluslararası alanda tanınan, eğitim standartları ve müsabaka kuralları belirlenmiş spor sistemlerine dönüştürmek olarak öne çıktı.</p>

<p><img height="900" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-210749-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Prof. Dr. İbrahim Öztek: Türk mücadele kültürünün tarihî kökleri araştırılmalı</strong></p>

<p>Kurultayın akademik değerlendirmeler açısından dikkat çeken konuşmalarından birini Prof. Dr. İbrahim Öztek gerçekleştirdi.</p>

<p>Öztek, mücadele sporlarının tarihsel gelişimini ele alarak Anadolu'daki eski spor ve müsabaka gelenekleriyle Türklerin tarih boyunca geliştirdiği mücadele yöntemleri arasında bağlantılar kurdu.</p>

<p>Hatay’daki tarihî arena geleneğine ve eski dönemlerde düzenlenen müsabakalara değinen Öztek, Türklerin bu tür mücadele alanlarındaki varlığı ve başarılarına ilişkin tarihî değerlendirmelerini paylaştı.</p>

<p>Orta Asya Türk kültüründe önemli bir yeri bulunan aba güreşi üzerinde de duran Öztek, bu geleneğin judo gibi modern mücadele sporlarının tarihî gelişimiyle ilişkili olabileceği yönündeki görüşünü ve buna dayanak olarak değerlendirdiği bilgileri katılımcılarla paylaştı.</p>

<p>Öztek'in bu değerlendirmeleri, Türk mücadele sanatlarının kökenleri ve farklı coğrafyalardaki etkileşimleri üzerine daha kapsamlı akademik araştırmalar yapılmasının önemini de gündeme taşıdı.</p>

<p>Türkiye’de 1960'lı yıllardan itibaren mücadele sporlarının gelişimini, spor teşkilatlanmasını ve kendi mesleki tecrübelerini de aktaran Öztek, geçmişten elde edilen birikimin günümüzde kurulacak yapılara rehberlik edebileceğini ortaya koydu.</p>

<p><img height="2000" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-200604.jpeg" width="1500" /></p>

<p><strong>Dr. Ali Demir: Yerli sistemlerin lisans ve tescil sorunları çözülmeli</strong></p>

<p>Akademisyen Dr. Ali Demir ise Türk mücadele sanatlarının karşılaştığı en önemli yapısal sorunlardan birine dikkat çekti.</p>

<p>Demir, Türkiye’de çeşitli yerli mücadele sistemleri bünyesinde faaliyet gösteren sporcuların lisanslandırılması, kulüplerin resmî kayıt süreçleri ve branşların tanınması konularında yaşanan güçlükleri değerlendirdi.</p>

<p>Kendi mücadele sistemleriyle çalışmalarını sürdüren bazı kulüplerin, mevcut resmî branş yapıları içerisinde kayıt işlemlerini başka spor dalları üzerinden gerçekleştirmek zorunda kaldıklarını ifade etti.</p>

<p>Bu sorunun yalnızca idari bir mesele olmadığını, aynı zamanda sporcuların kendi branş kimlikleriyle tanınmaları açısından önem taşıdığını belirten Demir, ilgili kamu kurumlarına yapılacak başvurular öncesinde kapsamlı hazırlıkların tamamlanması gerektiğini anlattı.</p>

<p>Judo, karate ve wushu gibi branşların Türkiye’deki gelişim süreçlerinden örnekler veren Demir; eğitim, teknik standartlar, hakemlik, antrenörlük, müsabaka güvenliği ve organizasyon yapılarının oluşturulmasının önemine işaret etti.</p>

<p>Konuşmada, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile ilgili resmî spor kuruluşları nezdinde yürütülebilecek süreçlerin sağlam bir hukuki ve teknik zemine dayanmasının gerekliliği öne çıktı.</p>

<p><img height="2048" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-032018.jpeg" width="1602" /></p>

<p><strong>Prof. Dr. Kemal Tamer: Sportif kurumsallaşma bilimsel esaslara dayanmalı</strong></p>

<p>Kurultayda söz alan Prof. Dr. Kemal Tamer, uluslararası spor dünyasındaki gelişmeler ve Türkiye’deki spor yönetimi anlayışı çerçevesinde Türk mücadele sanatlarının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Tamer, yeni gelişen mücadele sistemlerinin sportif bir faaliyet olarak nasıl ele alınabileceğini, bunların mevcut spor yönetimi ve organizasyon yapıları içerisinde nasıl değerlendirilebileceğini anlattı.</p>

<p>Akademik bilgi birikimi ile sahadaki uygulamaların bir araya getirilmesinin önemine değinilen konuşmada, Türk mücadele sanatlarının gelişiminin yalnızca kültürel aidiyetle değil, çağdaş spor bilimi ve kurumsal standartlarla da desteklenmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p><img height="256" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-202213-1.jpeg" width="465" /></p>

<p><strong>Sayokan’ın genel koordinetörü Murat Çekiç Sayokanın geldiği durumu özetledi</strong></p>

<p>Gelişmekte Olan Spor Branşları Federasyonu Sayokan Spor Dalı Yurt İçi Koordinatörü Murat Çekiç, Türk savaş sanatı Sayokan’ın ulaştığı kurumsal başarıyı ve geldiği durumu şu ana başlıklarla özetlemiştir:</p>

<p>Sayokan'ın yaklaşık 20 yıllık çetin bir mücadelenin ardından resmî bir yapıya kavuştuğunu bu durumun Yabgu Nihat Yiğitin azmi ve sabatıyla gerçekleştiğini bildirdi.</p>

<p>1999 yılında çok küçük bir aile olarak başlayan bu yolculuğun, bugün Türkiye'nin dört bir yanından yüzlerce sporcunun katıldığı tescilli bir branşa dönüşmesinden gurur duyduklarını ifade etti. "Bu yol Bir Türk Medeniyet Yürüyüşü" olduğunu vurgulayan Çekiç, bu zorlu süreçte Gençlik ve spor bakanlığında duyarlı ve vatansever idarecilerin olduğunu vurguladı.</p>

<p>Yaşanan zorlukları ile Türk gençliğinin ileriye atılmasının yürüyüşünün doğum sancıları olduğunu söyledi.</p>

<p>Bir Türk sistemin federasyonlaşmasının ilk olduğundan dolayı idarecilerin nasıl bir yöntem izleyeceği ve yol haritası oluşturmakta zorlandıkları doğal. Bu süreç sabır ile ve konu üzerinde toplantılar yaparak sorunlar çözüldü. Bu konuda aceleci olmamak ve fevri hareket edilmemesi gerektiğini söyledi. Türk mücadele sanatlarında emeği geçen Sayokan'ın kurucusu Yabgu Nihat Yiğit'in kaleme aldığı ve eğitim sistemini içeren eserlerin Buz At Börü Sayokan İl Törüsü kitabının kurumsal hafızayı pekiştirdiğini belirterek, bu çalışmaların Sayokan felsefesinin eksiksiz bir şekilde gelecek nesillere aktarılmasında kilit rol oynadığını ifade etti. Ve Türk mücadele sporlarına gönül veren bu kıymetli dostlarla bir araya geldiği için memnuniyetini belirtti.</p>

<p><img height="2048" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-201715.jpeg" width="1289" /></p>

<p></p>

<p><strong>Bülent Büyük: Türk kültürünü dünyaya tanıtmak ortak sorumluluğumuz</strong></p>

<p>Alpagut Kaçut Sistemi temsilcisi Bülent Büyük, konuşmasında Türk milletinin tarih boyunca oluşturduğu zengin kültürel birikime dikkat çekti.</p>

<p>Büyük, mücadele sanatlarının yalnızca fiziksel beceri ve sportif başarı anlamına gelmediğini, aynı zamanda millî kültürün uluslararası alanda tanıtılması bakımından önemli bir imkân sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Türklerin kadim kültüründen gelen mücadele anlayışının cesaret, disiplin, saygı ve ahlak gibi değerleri bünyesinde barındırdığını belirten Büyük, bu özelliklerin yeni nesillere aktarılmasının önemini vurguladı.</p>

<p><img height="900" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-210858.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Hüseyin Yabir: Türk mücadele sanatları kendi kimliklerini koruyarak birleşmeli</strong></p>

<p>Bagatur Kurucusu Hüseyin Yabir, kurultayda dikkat çeken yapısal önerilerden birini gündeme getirdi.</p>

<p>Yabir, Türk mücadele ve cenk oyunları adı altında müstakil bir oluşum kurulmasının yararlı olacağını belirterek farklı Türk mücadele sanatlarının kendi teknik özelliklerini, eğitim anlayışlarını ve geleneklerini koruması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bununla birlikte bütün sistemlerin katılabileceği ortak toy oyunları ve müsabakalar için müşterek kurallar geliştirilebileceğini dile getirdi.</p>

<p>Bu yaklaşımın Türk mücadele sanatlarının çeşitliliğini ortadan kaldırmadan ortak bir organizasyon kültürü oluşturabileceğine dikkat çeken Yabir, her sistemin kendi özgün yapısını muhafaza etmesinin önemini anlattı.</p>

<p>Öneri, Türk mücadele sanatlarının farklılıklarını bir ayrışma unsuru yerine kültürel zenginlik olarak değerlendirmesi bakımından önem taşıyor.</p>

<p><img height="900" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-211004.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Bilal Erbatan: Aksakallı hocaların tecrübesi genç nesillere aktarılmalı</strong></p>

<p>Türk kılıç ustası ve Türk Kali Kurucusu Bilal Erbatan, farklı mücadele sistemlerinin ortak bir kurultayda buluşmasının taşıdığı değere dikkat çekti.</p>

<p>Erbatan, özellikle mücadele sporlarında uzun yıllar görev yapmış akademisyenlerin ve tecrübeli ustaların bilgi birikiminden yararlanılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Türk kültüründe bilgelik, rehberlik ve tecrübeyi temsil eden aksakallı anlayışının önemini vurgulayan Erbatan, büyüklerin tecrübelerinin genç kuşaklara aktarılmasının yalnızca sporun gelişimi için değil, kültürel süreklilik açısından da gerekli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Mücadele sanatlarının gençlere disiplin, öz güven, saygı, sorumluluk ve ahlaki olgunluk kazandıran bir eğitim alanı olduğunu hatırlatan değerlendirmeler, kurultayın ortak düşüncesini de yansıttı.</p>

<p><img height="703" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-160939-2.jpeg" width="1320" /></p>

<p><strong>Sanguchi Alplerinden Türk savaşçı geleneğini yansıtan gösteri</strong></p>

<p>Kurultayın en dikkat çekici anlarından biri, Sanguchi Alplerinin geleneksel Türk savaşçı kıyafetleriyle gerçekleştirdiği gösteri oldu.</p>

<p>Türk mücadele kültürünün sembollerini yansıtan kıyafetlerle sahneye çıkan sporcular, müzik eşliğinde sundukları tamga gösterisiyle katılımcıların beğenisini kazandı.</p>

<p><img height="714" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-160939-3.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Gösteri, Türk mücadele sanatlarının sadece teknik hareketlerden ibaret olmadığını; kıyafet, müzik, sembol, tören ve ahlaki değerlerle bir bütün oluşturduğunu ortaya koyması bakımından anlam taşıdı.</p>

<p>Özellikle genç sporcuların kendi tarihleriyle bağ kurmalarına imkân sağlayan bu tür faaliyetlerin, millî kültürün yaşatılması bakımından önemli olduğu değerlendirildi.</p>

<p><strong>İkinci bölümde uygulamalı müsabaka sistemleri tanıtıldı</strong></p>

<p>Öğle arası ve katılımcılara sunulan ikramların ardından kurultayın ikinci bölümüne geçildi.</p>

<p>Bu bölümde farklı mücadele sistemlerinin teknik özellikleri, müsabaka yöntemleri, hakem yönetimi ve kuralları uygulamalı olarak ele alındı.</p>

<p>Sanguchi ekibi, hakem eşliğinde gerçekleştirdiği ikili müsabaka örnekleriyle kendi sisteminin uygulama anlayışını tanıttı.</p>

<p>Alpagut temsilcileri, ikili cenk uygulamalarını sergileyerek müsabakaların temel kural ve kaideleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Bagatur ekibi ise hakem yönetiminde gerçekleştirilen örnek müsabakayla karşılaşma düzeni, teknik uygulamalar ve müsabaka yönetiminin nasıl gerçekleştirilebileceğine ilişkin bir sunum yaptı.</p>

<p></p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-052344-2.jpeg" width="2000" /></p>

<p>Türk Kali Kurucusu Bilal Erbatan, sopa ile gerçekleştirilen sportif karşılaşmaların temel yöntemlerini anlatarak uygulamalı örnekler sundu.</p>

<p>Sunumlar, her sistemin kendine özgü teknik yapısının anlaşılması ve ileride oluşturulabilecek ortak müsabaka organizasyonları açısından bilgi paylaşımına imkân sağladı.</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Öztek, gösteriler sırasında notlar alarak sistem temsilcilerine çeşitli sorular yöneltti. Sunulan teknik uygulamalar ve açıklamalar hakkında bilgi edinen Öztek, yapılan çalışmalardan genel olarak memnuniyet duyduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>Uzm Dr. Ali Coşkun ve Cevat Alp Aksakallılar Heyetine seçildi</strong></p>

<p>Kurultayın önemli gelişmelerinden biri de Uzm Dr. Ali Coşkun ve Türk mücadele sporlarının tecrübeli isimlerinden, kung-fu alanındaki uzun yıllara dayanan çalışmalarıyla tanınan Cevat Alp’in Aksakallılar Heyetine seçilmesi oldu.</p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-052344-1.jpeg" width="2000" /></p>

<p></p>

<p>Alp, kendisine gösterilen teveccühten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Türk mücadele sanatlarının gelişmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmalara destek vermeyi sürdüreceğini açıkladı.</p>

<p>Aksakallılar Heyeti içerisinde görev almanın kendisi açısından önemli olduğunu ifade eden Alp, özellikle Prof. Dr. İbrahim Öztek’in bilgi ve tecrübelerinden yararlanma imkânını değerli bulduğunu belirtti.</p>

<p>Aksakallılar anlayışı, Türk kültüründe yalnızca yaş ve kıdemi değil; bilgi, tecrübe, ahlak, istişare ve rehberlik sorumluluğunu temsil ediyor.</p>

<p>Uzm Dr. Ali Coşkun video konferas ile sürece katkıda bulundu ve şunları dile getirdi; yıllarca kendisine şu soruyu soruyorum Neden Türklerin mücadele sanatları yok. Bu soruyu sorma hakkımız var o da şu uzaydan bile görülen Çin settini Türkler için yaptılar fakat Çinlilerin binlerce mücadele sanatı var. Bu durum zihinlerde ve Türk gençlerinde bir paradoks oluşturuyor. Görüyorum ki Prof. Dr. İbrahim Öztek hocamız ve Ayhan Kısrure hocamız ve tabi ki tüm katılımcılar bu bu konuda çok mesafe almışlar bundan dolayı tebrik ediyorum ve bende sizinle gönüllülük esasına dayalı olarak Türk kültürüne ve Türk gençliğine katkıda bulunmak maksadıyla böyle güzide insanlar ile canla başla çalışmaktan onur duyarım.</p>

<p>Kıymetli akademisyenlerin tecrübeli ustaların ve sporcuların ortak bir danışma anlayışı içerisinde buluşması, kurultayın kültürel ve kurumsal hedefleri bakımından dikkat çekici bir adım olarak değerlendirildi.</p>

<p><img height="1500" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-052349-4-1.jpeg" width="2000" /></p>

<p><strong>Kurultay plaket ve sertifika töreniyle tamamlandı</strong></p>

<p>Kurultayın sonunda modaretör Ayhan Kısrure tarafından kapanış ve teşekkür konuşması gerçekleştirildi.</p>

<p>Kısrure, organizasyona farklı şehirlerden gelerek katkı sağlayan akademisyenlere, sistem kurucularına, antrenörlere, sporculara ve katılımcılara teşekkür etti.</p>

<p>Program, plaketlerin takdim edilmesi ve katılımcılara sertifikalarının verilmesiyle sona erdi.</p>

<p>Kurultay, Türk mücadele sanatlarının ortak geleceği konusunda bilgi alışverişinin sürdürüldüğü ve yeni iş birlikleri için fikirlerin ortaya konulduğu bir organizasyon olarak tamamlandı.</p>

<p><strong>TÜRK MÜCADELE SANATLARINDA YENİ BİR DÖNEMİN İMKÂNLARI</strong></p>

<p><strong>Millî kimlik, kültürel miras ve çağdaş spor anlayışı</strong></p>

<p>Türk Mücadele Sporları ve Cenk Sanatları 2. Kurultayı, yalnızca spor sistemlerinin tanıtıldığı bir toplantı olmanın ötesinde, Türkiye’nin tarihî mücadele kültürünün günümüzde nasıl korunabileceği ve geliştirilebileceği sorusuna cevap arayan bir buluşma niteliği taşıdı.</p>

<p>Türk milletinin tarih boyunca geliştirdiği mücadele anlayışı; cesaret, adalet, merhamet, disiplin, dayanışma ve ahlaki sorumluluk gibi değerlerle birlikte ele alındığında, sporun toplumsal ve eğitsel yönü daha belirgin hâle geliyor.</p>

<p>Bu bakımdan yerli mücadele sistemlerini geliştirmeye çalışan kurucuların, antrenörlerin ve akademisyenlerin ortak bir zeminde buluşması önem taşıyor.</p>

<p><strong>Çünkü millî kimliğin korunması, geçmişin yalnızca övülmesiyle değil, tarihî ve kültürel birikimin doğru bilgiyle yeni nesillere aktarılmasıyla mümkündür.</strong></p>

<p>Türk gençliğinin kendi kültüründen beslenen sporlarla yetişmesi, uluslararası spor branşlarına karşı bir yaklaşım olarak değerlendirilmemeli. Aksine bu çalışmalar, dünya spor kültürüne Türkiye’nin kendi tarihî ve kültürel birikimiyle katkı sunması açısından ele alınmalı.</p>

<p>Bugün Türk mücadele sanatları içerisinde faaliyet gösteren birçok sistem kurucusu ve antrenör, yalnızca sportif başarı için değil; gençlerin kötü alışkanlıklardan uzak durması, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması, disiplinli yetişmesi ve toplumsal sorumluluk bilinci edinmesi amacıyla da çaba gösteriyor.</p>

<p>Bu çabaların sürdürülebilir bir başarıya ulaşabilmesi için akademik araştırmaların, teknik standartların, sporcu sağlığı ve güvenliğine yönelik düzenlemelerin, şeffaf yönetim anlayışının ve hukuki altyapının birlikte geliştirilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Farklı sistemler, ortak kültürel miras</strong></p>

<p>Kurultayda ortaya çıkan en önemli düşüncelerden biri, Türk mücadele sanatlarının farklılıkları korunarak ortak bir iş birliği zemini oluşturulabileceği yönündeki yaklaşım oldu.</p>

<p>Sayokan, Sanguchi, Bagatur, Alpagut ve Türk Kali gibi farklı sistemlerin kendilerine özgü teknikleri, felsefeleri ve eğitim yöntemleri bulunuyor.</p>

<p>Bu farklılıklar Türk mücadele sporlarının gelişimi açısından bir engel olarak değil, ortak kültürel mirasın çağdaş yorumları ve zenginliği olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Bununla birlikte sportif tanınma, müsabaka organizasyonları, hakemlik, antrenör eğitimi ve lisanslandırma gibi konularda ortak standartlar geliştirilmesi, ilgili kurumlarla yürütülecek süreçleri kolaylaştırabilecek bir zemin oluşturabilir.</p>

<p>Burada esas olan, herhangi bir sistemin diğerine üstünlüğünü kabul ettirmek değil; her birinin kendi kimliği içerisinde gelişmesini sağlayacak adil, bilimsel ve kurumsal bir yaklaşım benimsemektir.</p>

<p><img height="1200" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-202527-1.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Türk çadırından dünyaya uzanan kültür köprüsü</strong></p>

<p>Kurultayın geleneksel Türk çadırında gerçekleştirilmesi de ayrıca sembolik bir anlam taşıdı.</p>

<p>Türk tarihinde çadır ve otağ, yalnızca bir barınma mekânı değil; istişarenin, birlikteliğin, karar alma geleneğinin ve toplumsal dayanışmanın önemli sembollerinden biri olmuştur.</p>

<p>Bu tarihî anlam içerisinde buluşan katılımcılar, atalarından devraldıkları kültürel mirası gelecek nesillere aktarmaya yönelik düşüncelerini paylaştı.</p>

<p>Tarihte geniş coğrafyalarda iz bırakmış Türk topluluklarının mücadele kültüründen ilham alan günümüz spor temsilcilerinin bir araya gelişi, millî kimlik bilincinin spor yoluyla yaşatılması açısından da anlamlı bir tablo oluşturdu.</p>

<p>Ancak bu hedefe ulaşmanın yolu, tarihî iddiaları bilimsel yöntemlerle araştırmaktan, genç sporcuları çağdaş eğitim anlayışıyla yetiştirmekten ve Türk kültürünü uluslararası alanda doğru biçimde temsil etmekten geçiyor.</p>

<p><img height="916" src="https://floryagazetesicom.teimg.com/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-19-at-202528.jpeg" width="2040" /></p>

<p><strong>2. Türk Mücadele Sporları ve Cenk Sanatları Kurultayı’nın ortaya koyduğu en değerli sonuç, kültürel mirası koruma iradesiyle akademik bilgi ve sportif kurumsallaşma ihtiyacının aynı platformda ele alınması oldu.</strong></p>

<p>İstanbul’da Türk obasında başlayan bu buluşmanın, gerekli bilimsel, hukuki ve kurumsal çalışmalarla desteklenmesi hâlinde, Türk mücadele sanatlarının hem Türkiye’de hem de uluslararası spor dünyasında daha görünür hâle gelmesine katkı sağlaması mümkün görünüyor.</p>

<p>Türk mücadele sanatlarına gönül veren akademisyenlerin, sistem kurucularının ve antrenörlerin ortak gayesi ise açık: Tarihine bağlı, kültürünü bilen, millî değerlerine sahip çıkan, ahlaklı, disiplinli ve sağlıklı nesiller yetiştirmek.</p>

<p>Bu düşünceyle gerçekleştirilen kurultay, Türk spor kültürünün geleceğine yönelik olumlu ve yapıcı bir adım olarak kayıtlara geçti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/turk-mucadele-sanatlari-2-kurultayi-istanbulda-turk-oba-cadirinda-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 05:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/turk-mucadele-sanatlari-kurultayi-grubu.png" type="image/jpeg" length="87170"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mikail Ali Çetiner: Almanya'da Türk Mücadele Sanatının Gururu, Gençlerin Yol Göstericisi]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/mikail-ali-cetiner-almanyada-turk-mucadele-sanatinin-gururu-genclerin-yol-gostericisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/mikail-ali-cetiner-almanyada-turk-mucadele-sanatinin-gururu-genclerin-yol-gostericisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırşehir'den Avrupa'ya uzanan başarı hikâyesiyle dikkat çeken Büyük Usta Mikail Ali Çetiner, yalnızca uluslararası müsabakalarda kazandığı şampiyonluklarla değil, kurucusu olduğu Aslando mücadele sanatı aracılığıyla Türk kültürünü yaşatma ve genç nesillere aktarma gayretiyle de takdiri hak eden bir spor insanıdır.4 Ekim 2026 tarihinde Almanya'nın Mülheim an der Ruhr kentinde düzenlenen Dövüş Sporları Dünya Şampiyonası'nda altın kemer kazandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>4 Ekim 2026 tarihinde Almanya'nın Mülheim an der Ruhr kentinde düzenlenen Dövüş Sporları Dünya Şampiyonası'nda altın kemer kazanması, Çetiner'in yıllardır sürdürdüğü spor hayatına yeni bir başarı ekledi. Bu sonuç, 6 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan çeşitli yerel basın haberlerinde de yer aldı.</p>

<p>Almanya'da yaşayan Türk gençlerine örnek bir spor anlayışı</p>

<p>Mikail Ali Çetiner'in çalışmalarını anlamlı kılan en önemli yönlerden biri, sporun yalnızca madalya ve şampiyonluklardan ibaret olmadığını ortaya koyan eğitim anlayışıdır.</p>

<p>Kendi kültürel değerlerinden beslenen bir mücadele sanatı geliştirmek ve bunu Avrupa'nın farklı ülkelerinde tanıtmak, uzun soluklu bir idealin ürünüdür. Çetiner'in 1995 yılında Avusturya'da temellerini attığını belirttiği Aslando, Türk tarihinden ilham alan modern bir mücadele sanatı ve kişisel gelişim sistemi olarak tanımlanmaktadır.</p>

<p>Aslando'nun eğitim anlayışında cesaret kadar merhamet, kuvvet kadar sorumluluk, mücadele kadar öz denetim ve disiplin önem taşımaktadır.</p>

<p>Gençlerin sokaklardan spor salonlarına yönelmesi, yalnızca sportif bir kazanım değil, aynı zamanda toplumun geleceğine yapılan değerli bir yatırımdır.</p>

<p>Özellikle Almanya'da yetişen Türk kökenli gençlerin düzenli spor faaliyetlerine katılması; aidiyet duygularını güçlendirmeleri, sağlıklı arkadaşlıklar kurmaları, zamanlarını verimli değerlendirmeleri ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmaları bakımından önemli fırsatlar sunmaktadır.</p>

<p>Çetiner'in çocuklara ve gençlere yönelik çalışmaları, bu anlayışın hayata geçirilmesine yönelik takdire değer bir çabayı temsil etmektedir.</p>

<h3>Türk kültürüne bağlı, yaşadığı toplumun hukukuna saygılı nesiller</h3>

<p>Avrupa'da yaşayan Türk toplumunun gelecek nesillere bırakabileceği en kıymetli miraslardan biri, kendi kültürel kimliğini korurken yaşadığı ülkenin hukukuna, toplumsal düzenine ve insanlarına saygı gösteren bireyler yetiştirmektir.</p>

<p>Aslando'nun eğitim felsefesi bu bakımdan önemli bir toplumsal mesaj taşımaktadır.</p>

<p>Türk tarihindeki yiğitlik, mertlik, adalet, saygı ve dayanışma anlayışının modern spor disipliniyle buluşturulması; gençlerin hem köklerini tanımalarına hem de Almanya'daki toplumsal hayata yapıcı biçimde katılmalarına katkı sağlayabilecek bir yaklaşımdır.</p>

<p>Burada amaç, yalnızca güçlü sporcular değil; ailesine saygılı, çevresine duyarlı, Alman hukukuna bağlı, farklı kültürlerle barış içinde yaşayabilen, kendi millî ve manevi değerlerini bilen örnek şahsiyetler yetiştirmektir.</p>

<h3>Şampiyonluğun ötesinde bir eğitim mirası</h3>

<p>Mikail Ali Çetiner'in sporculuktan eğitmenliğe, kuruculuktan uluslararası organizasyon çalışmalarına uzanan yolculuğu, Türk mücadele sanatlarının yurt dışında tanıtılması bakımından dikkate değer bir örnek oluşturmaktadır.</p>

<p>Bir sporcunun kazandığı madalya kendi başarısını simgeler. Ancak yetiştirdiği bir öğrencinin disiplinli, ahlaklı, sorumluluk sahibi ve topluma faydalı bir insan olarak yetişmesine katkıda bulunması, şampiyonlukların ötesinde kalıcı bir değerdir.</p>

<p>Büyük Usta Mikail Ali Çetiner'in Aslando ile ortaya koyduğu idealin asıl kıymeti de burada bulunmaktadır: Türk kültüründen beslenen bir mücadele sanatını, farklı milletlerden insanları ortak insani değerlerde buluşturabilecek bir eğitim yoluna dönüştürme çabası.</p>

<p><img alt="" height="675" loading="lazy" src="https://img.yeniankara.com.tr/rcman/Cw1200h675q95gc/storage/files/images/2026/10/06/2026-10-06t131441-pwc3.jpg" width="1200" /></p>

<h3>BİLGİ VE DENEYİMİNİ YENİ NESİLLERE AKTARIYOR</h3>

<p>Çetiner, kurucusu ve başkanı olduğu Aslando Federasyonu bünyesinde farklı ülkelerde dövüş sporlarına yönelik eğitim çalışmaları gerçekleştiriyor. Çocuk, genç ve yetişkinlere yönelik programlarda yıllar boyunca edindiği bilgi ve tecrübeyi katılımcılarla paylaşan Çetiner, sporun yalnızca fiziksel gelişimden ibaret olmadığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Eğitim çalışmalarında disiplin, öz güven ve sorumluluk bilincinin geliştirilmesi ön plana çıkıyor. Sporun sağladığı kazanımların günlük yaşamda da kullanılabilmesi, çalışmaların temel hedefleri arasında yer alıyor.</p>

<p><img alt="" height="675" loading="lazy" src="https://img.yeniankara.com.tr/rcman/Cw1200h675q95gc/storage/files/images/2026/10/06/2026-10-06t131707-diqg.jpg" width="1200" /></p>

<h3>ÇOCUKLAR VE GENÇLER İÇİN ÖZEL ÇALIŞMALAR</h3>

<p>Mikail Çetiner’in faaliyetlerinde özellikle çocuklar ve gençlere yönelik eğitimler önemli bir yer tutuyor. Dövüş sporları aracılığıyla gençlerin hem fiziksel açıdan gelişmeleri hem de kendilerine olan güvenlerini artırmaları amaçlanıyor.</p>

<p>Eğitimlerde ayrıca zor durumlarda doğru karar verebilme, gerektiğinde kendini koruyabilme ve sorumluluk bilinci kazanma gibi becerilerin geliştirilmesine önem veriliyor.</p>

<p><img alt="" height="675" loading="lazy" src="https://img.yeniankara.com.tr/rcman/Cw1200h675q95gc/storage/files/images/2026/10/06/2026-10-06t131456-mrvx.jpg" width="1200" /></p>

<h3>ŞAMPİYONLUKLARINI EĞİTİM ÇALIŞMALARIYLA SÜRDÜRÜYOR</h3>

<p>Uluslararası müsabakalarda elde ettiği dereceleri eğitim faaliyetleriyle bir arada yürüten Çetiner, farklı ülkelerde gerçekleştirdiği çalışmalarla dövüş sporlarının yaygınlaşmasına katkı sunmayı hedefliyor.</p>

<p>Almanya’nın Mülheim an der Ruhr kentinde düzenlenen dünya şampiyonasında bir kez daha zirveye çıkan Kırşehirli Büyük Usta Mikail Çetiner, elde ettiği altın kemerle spor kariyerindeki başarılarına bir yenisini daha ekledi.</p>

<p><img alt="" height="675" loading="lazy" src="https://img.yeniankara.com.tr/rcman/Cw1200h675q95gc/storage/files/images/2026/10/06/2026-10-06t131643-oa2c.jpg" width="1200" /></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/mikail-ali-cetiner-almanyada-turk-mucadele-sanatinin-gururu-genclerin-yol-gostericisi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/almanyada-dunya-sampiyonu.png" type="image/jpeg" length="91344"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Osman Gazi" gaz üretimi için yola çıktı! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mavi Vatan'ın ilk fabrikası]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/osman-gazi-gaz-uretimi-icin-yola-cikti-cumhurbaskani-erdogan-mavi-vatanin-ilk-fabrikasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/osman-gazi-gaz-uretimi-icin-yola-cikti-cumhurbaskani-erdogan-mavi-vatanin-ilk-fabrikasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'nda doğal gaz üretimini ikiye katlayacak Türkiye'nin ilk yüzer üretim platformu "Osman Gazi", Filyos'tan Mavi Vatan'daki görev yerine uğurlandı. Törene gönderdiği mesajda "Mavi Vatan'ın ilk fabrikası" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün enerji tarihimizde yepyeni bir sayfa açıyoruz" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Karadeniz’de Enerjide Yeni Dönem: Osman Gazi ile Doğal Gaz Üretimi İkiye Katlanacak</h1>

<p>Türkiye’nin ilk yüzer doğal gaz üretim platformu Osman Gazi, Sakarya Gaz Sahası’ndaki görevine başlamak üzere Zonguldak’ın Filyos Limanı’ndan Karadeniz’e uğurlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, törene gönderdiği video mesajda Türkiye’nin enerji tarihinde yeni bir dönemin başladığını belirterek, 2027 yılından itibaren her üç haneden birinin yerli doğal gazdan yararlanmasının hedeflendiğini açıkladı.</p>

<p><img alt="Doğal gaz üretimini ikiye katlanacak: Enerjide yeni adım! | TGRT Haber" src="https://images.openai.com/static-rsc-4/V-yXMa10hlegxnR5RDRL8fDg3Hs3eYxAAizPROr9ts1oW_B8b5S7dTY98z3LyNT06e8jqk7CFR3epelTaFaa8iU9dLIVb9daOGAHGX9q70EfmFNjJYGUhgm6uBPvUR31z1HPNe7QtGCK7OGZTDYgXBgMbOW7RxY0knMYL7Ck3Zo?purpose=inline" /></p>

<p></p>

<p>Florya Gazetesi Haber Merkezi | 17 Ekim 2026</p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve doğal gazda dışa bağımlılığını azaltma hedefleri doğrultusunda yürütülen Karadeniz çalışmalarında önemli bir aşamaya geçildi. Türkiye’nin ilk yüzer doğal gaz üretim platformu Osman Gazi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın katıldığı törenle Filyos Limanı’ndan Sakarya Gaz Sahası’na uğurlandı.</p>

<p>Yaklaşık 20 yıl boyunca Karadeniz’de görev yapması planlanan platformun devreye alınmasıyla günlük doğal gaz üretiminin yaklaşık 9,5 milyon metreküpten 20 milyon metreküpe çıkarılması amaçlanıyor.</p>

<p></p>

<h2>Erdoğan: Enerji tarihimizde yeni bir sayfa açıyoruz</h2>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uğurlama törenine gönderdiği video mesajda Osman Gazi platformunun Türkiye’nin denizlerdeki enerji üretim kapasitesini geliştireceğini vurguladı.</p>

<p>Erdoğan, platformu Türkiye’nin denizlerdeki enerji faaliyetleri açısından stratejik bir yatırım olarak nitelendirerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Bugün enerji tarihimizde yepyeni bir sayfa açıyoruz.”</p>
</blockquote>

<p>Osman Gazi’yi Türkiye Yüzyılı vizyonunun denizlerdeki karşılığı olarak değerlendiren Erdoğan, platformun Mavi Vatan’daki enerji faaliyetlerinin önemli unsurlarından biri olacağını belirtti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı, platform üzerindeki 21 farklı ünitenin Sakarya Gaz Sahası’ndaki kuyulardan elde edilen doğal gazı işleyeceğini ve işlenen gazın deniz altı boru hatları aracılığıyla Filyos’a ulaştırılacağını açıkladı.</p>

<p>Erdoğan, 2027 yılından itibaren Türkiye’de her üç haneden birinin yerli doğal gaz kullanmasının hedeflendiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<h2>Bakan Bayraktar: İlk gazı yıl bitmeden yakmayı hedefliyoruz</h2>

<p>Törende konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Osman Gazi’nin Sakarya Gaz Sahası’nda üretim kapasitesini artıracak ikinci aşamanın temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.</p>

<p>Bayraktar, platformun üretime hazırlanmasına ilişkin takvimi değerlendirerek, 2026 yılı sona ermeden alev kulesinde ilk gazın yakılmasını hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Bakan Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre, ikinci üretim aşamasının devreye girmesiyle yerli doğal gazla ihtiyacı karşılanan hane sayısının yaklaşık 4 milyondan 8 milyona yükselmesi öngörülüyor.</p>

<p>Üretim artışının 2027 yılında gerçekleştirilmesi planlanıyor.</p>

<p></p>

<h2>Karadeniz’de 20 yıllık üretim görevi</h2>

<p>Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu, Karadeniz’de kıyıdan yaklaşık 170 kilometre uzaklıktaki Sakarya Gaz Sahası’nda görev yapacak.</p>

<p>140 kişilik personel kapasitesine sahip platform, deniz altı kuyularından çıkarılan doğal gazın işlenmesi ve karaya sevk edilmesi sürecinde kullanılacak.</p>

<p>Deniz üzerindeki bir üretim tesisi olarak tasarlanan platform, doğal gazın çıkarılması ile karadaki işleme ve dağıtım altyapısı arasında önemli bir bağlantı oluşturacak.</p>

<p></p>

<h2>Enerji güvenliği ve ekonomiye etkisi</h2>

<p>Türkiye’nin doğal gaz ihtiyacının önemli bir bölümünün ithalat yoluyla karşılanması, enerji güvenliği ve cari denge açısından yerli üretimin önemini artırıyor.</p>

<p>Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretim kapasitesinin genişletilmesi, Türkiye’nin enerji arz kaynaklarını çeşitlendirmesi ve uluslararası enerji piyasalarındaki fiyat dalgalanmalarına karşı dayanıklılığını artırması bakımından stratejik önem taşıyor.</p>

<p>Ancak yerli üretimin toplam doğal gaz tüketimine sağlayacağı katkı, yalnızca üretim kapasitesine değil; yıllık tüketim miktarına, sahadaki fiilî üretim performansına ve yeni yatırımların zamanında tamamlanmasına da bağlı olacak.</p>

<p>Osman Gazi platformunun planlanan kapasiteyle faaliyete geçmesi durumunda, günlük üretimde sağlanacak artışın ithal doğal gaz ihtiyacının bir bölümünü ikame etmesi bekleniyor.</p>

<h2>2027 hedefi: 8 milyon haneye yerli gaz</h2>

<p>Osman Gazi’nin Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretim sistemine katılmasıyla hükümetin açıkladığı 2027 hedefleri doğrultusunda günlük 20 milyon metreküp doğal gaz üretimine ulaşılması planlanıyor.</p>

<p>Bu kapasitenin yaklaşık 8 milyon hanenin doğal gaz tüketimine karşılık geldiği belirtiliyor. Söz konusu rakam, hanelere yalnızca yerli gazın ayrı bir şebekeden ulaştırılacağı anlamına gelmiyor; ülkenin toplam doğal gaz arzına yerli kaynakların sağlayacağı katkıyı ifade ediyor.</p>

<p>Türkiye açısından Osman Gazi projesinin başarısı, platformun güvenli şekilde devreye alınması, hedeflenen üretimin sürdürülebilirliği ve doğal gazın ekonomik koşullarda tüketicilere ulaştırılmasıyla değerlendirilecek.</p>

<p>Karadeniz’de devam eden enerji yatırımları, Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda doğal gaz üretim kapasitesini artırma ve enerji tedarikinde daha güçlü bir konuma ulaşma hedeflerinin önemli parçalarından birini oluşturuyor.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/osman-gazi-gaz-uretimi-icin-yola-cikti-cumhurbaskani-erdogan-mavi-vatanin-ilk-fabrikasi</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/osman-gazi-gaz-uretimi-icin-yola-cikiyor-20339238-8358-amp.jpg" type="image/jpeg" length="82677"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül: Dere yatağını işgal eden yerler yıkılacak]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/istanbul-valisi-davut-gul-dere-yatagini-isgal-eden-yerler-yikilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/istanbul-valisi-davut-gul-dere-yatagini-isgal-eden-yerler-yikilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saha çalışmaları sırasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İstanbul Valisi Davut Gül, "Dere yatağını işgal eden yerler yıkılacak. Bugün ve yarın yağış var. Ama çok büyük beklemiyoruz. Toprak yağışa doydu. Bazı yerlerde toprak kayması olabilir. Toprak kayması ve binaların çökme riski var. Binaların çökmesi ile ilgili kendi binasında risk görenleri misafir etmeye hazırız. Birkaç gün şüphesi olan herkesi bekliyoruz" dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<ul>
 <li>İstanbul Valisi Davut Gül, dere yatağını işgal eden yapıların yıkılacağını duyurdu.</li>
 <li>Selde hayatını kaybedenlerin kimlikleri belirlendi; biri Türkmenistan, ikisi Türk vatandaşı.</li>
 <li>Hasar tespit çalışmalarının bugün tamamlanması ve mağdur vatandaşlara pazartesi günü ilk etapta 10 bin lira ödenmesi planlanıyor.</li>
</ul>

<p>İstanbul Valisi Davut Gül, kenti etkisi altına alan şiddetli yağış ve sel felaketine ilişkin son durumu değerlendirerek kritik uyarılarda bulundu. Dere yataklarındaki usulsüz yapılara dikkat çeken Vali Davut Gül, "Dere yatağını işgal eden yerler yıkılacak. Bugün ve yarın yağış var. Ama çok büyük beklemiyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Vali Gül, selde hayatını kaybedenler için, "Kimlikleri belli, birisi Türkmenistan vatandaşı, ikisi Türk vatandaşı" dedi.</p>

<h3>Vali Gül'ün açıklamalarından satırbaşları;</h3>

<p>"Hasar tespit çalışmalarını bugün bitirmek istiyoruz. Pazartesi günü de hemşehrilerimize yapacağımız yardımları hesaplarına yatıracağız. İlk etapta mağdur vatandaşlarımızın hesaplarına 10 bin lira yatırılacak.</p>

<h3>"BAZI YERLERDE TOPRAK KAYMASI OLABİLİR"</h3>

<p>Bugün ve yarın yağış var. Ama çok büyük beklemiyoruz. Yağış olacak. Toprak yağışa doydu. Bazı yerlerde toprak kayması olabilir. Toprak kayması ve binaların çökme riski var. Binaların çökmesi ile ilgili kendi binasında risk görenleri misafir etmeye hazırız.</p>

<h3>PAZARTESİ OKULLAR TATİL Mİ?</h3>

<p>Sağlık Müdürlüğümüz düzenli olarak su numunelerini alıyor. Bir sorun çıkmadı. Henüz elektrik verilemeyen yerler var, tedbir amaçlı elektrik veremiyoruz. Okulların problemlerini düzelterek pazartesi eğitim-öğretime devam edeceğiz."</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yerel</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/istanbul-valisi-davut-gul-dere-yatagini-isgal-eden-yerler-yikilacak</guid>
      <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/istanbul-valisi-davut-gul-dere-yatagini-isgal-20339115-1331-amp.jpg" type="image/jpeg" length="60288"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şahbaz Şerif'ten 'Mekke İttifakı' açıklaması! Suudi Arabistan mesajı dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/sahbaz-seriften-mekke-ittifaki-aciklamasi-suudi-arabistan-mesaji-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/sahbaz-seriften-mekke-ittifaki-aciklamasi-suudi-arabistan-mesaji-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında, Riyad yönetiminin toprak bütünlüğü ve güvenliğine tam destek verdiklerini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pakistan Başbakanlık Ofisinin, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan paylaşıma göre Şerif, Mekke Savunma İttifakı'nın Genel Sekreteri olarak atanan Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood ile başkent İslamabad'da bir araya geldi.</p>

<p><img alt="" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2026/42/WFO3y_1792017985_7941.jpg" /></p>

<h3><strong>"MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASI"</strong></h3>

<p>Görüşmede, Mekke Savunma İttifakı'nı bölgede barış, birlik ve istikrar adına <i><strong>"tarihi bir dönüm noktası"</strong></i> olarak nitelendiren Şerif, Pakistan'ın bu ittifak kapsamında Suudi Arabistan'ın egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve güvenliğinin korunmasına<i><strong> "sarsılmaz biçimde bağlı olduğunu" </strong></i>vurguladı.</p>

<h3><strong>"PAKİSTAN, SUUDİ ARABİSTAN İLE OMUZ OMUZA"</strong></h3>

<p>Şerif, Pakistan'ın Suudi Arabistan ile <i><strong>"omuz omuza durduğunu"</strong></i> ve<i><strong> "meşru öz savunma hakkını tam olarak desteklediğini" </strong></i>kaydetti.</p>

<p>Mahmood da göreve başlaması dolayısıyla kendisini tebrik eden Şerif'i anlaşma bağlamında işbirliğini artırmaya yönelik stratejiler konusunda bilgilendirdi.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/sahbaz-seriften-mekke-ittifaki-aciklamasi-suudi-arabistan-mesaji-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 02:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/sahbaz-seriften-mekke-ittifaki-aciklamasi-suudi-arabistan-mesaji-dikkat-cekti-1792017977-816.webp" type="image/jpeg" length="22900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zelenski'den Trump'ı çıldırtacak açıklama! 'İhanete uğramış gibi hissetim' deyip ilan etti]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/zelenskiden-trumpi-cildirtacak-aciklama-ihanete-ugramis-gibi-hissetim-deyip-ilan-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/zelenskiden-trumpi-cildirtacak-aciklama-ihanete-ugramis-gibi-hissetim-deyip-ilan-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD Başkanı Donald Trump'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel anlaşması nedeniyle ihanete uğramış hissettiğini belirterek, "Ülkemizi satmıyoruz." dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>krayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, İngiltere Başbakanı Andy Burnham ile Londra'da gerçekleştirdiği görüşme öncesinde, İngiliz gazeteci Piers Morgan'a verdiği röportajda, Trump'ın Putin ile yaptığı dizel yakıt anlaşması ve enerji alanındaki ateşkes girişimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<h3><strong>'İHANETE UĞRAMIŞ GİBİ HİSSEDİYORUM'</strong></h3>

<p>ABD Başkanı'nın söz konusu girişimleri nedeniyle ihanete uğramış hissedip hissetmediği sorulan Zelenski, <strong>"Evet, ancak durum biraz daha karmaşık. Bu bana bağlı değil, ülkemizin hayatta kalması gerekiyor."</strong> yanıtını verdi.</p>

<p>Trump'ın dizel yakıt anlaşmasını<strong> "üzücü</strong>" olarak nitelendiren Zelenski,<strong> "Güçlü bir ortağımızı kaybediyoruz." </strong>ifadesini kullandı.</p>

<p>Volodimir Zelenski</p>

<h3><strong>'ÜLKEMİZİ SATMIYORUZ'</strong></h3>

<p>Zelenski, Ukrayna'nın ayakta kalabilmek için güçlü olması gerektiğini vurgulayarak, <strong>"Zayıf olamayız, aksi takdirde hayatta kalamayız. Ülkemizi satmıyoruz." </strong>dedi.</p>

<p>Ukrayna açısından meselenin ticaretle ilgili olmadığını belirten Zelenski, <strong>"Bizim için bu bir iş meselesi değil, hayatımızla ilgili. Bu bizim ülkemiz, bedenimiz, evimiz ve çocuklarımız. Bu bizim için çok önemli.</strong>" diye konuştu.</p>

<h3><strong>'BAŞKAN TRUMP'IN DİĞER TARAFI SEÇMESİ ACI VERİCİ'</strong></h3>

<p>Zelenski, Trump'ın tutumunu eleştirerek,<strong> "Bu nedenle, Başkan Trump'ın bizim tarafımızı değil, diğer tarafı seçmesi acı verici. Ortada durmasına itirazımız yok ancak ortadaysanız ortada kalmalısınız, yanlış tarafta değil."</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>ABD Başkanı Trump'ın danışmanlarının<strong> "yanlış düşündüğünü"</strong> savunan Zelenski, <strong>"Bu, tarihin doğru tarafı değil." </strong>değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p></p>

<h3><strong>TRUMP, YAPTIRIMLARI GEÇİCİ OLARAK ASKIYA ALDIKLARINI AÇIKLAMIŞTI</strong></h3>

<p></p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim'de, küresel akaryakıt fiyatlarını düşürmek amacıyla Rusya ile yüz binlerce ton dizel tedariki konusunda anlaştıklarını, karşılığında yaptırımları geçici olarak askıya aldıklarını duyurmuştu.</p>

<p>Trump'ın açıklaması, ABD Kongresi'nin, başkana, Rus petrolü veya doğal gazının en büyük ithalatçılarına önemli gümrük vergileri uygulaması talimatı veren yasayı geçirmesinden sadece birkaç hafta sonra gelmişti.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/zelenskiden-trumpi-cildirtacak-aciklama-ihanete-ugramis-gibi-hissetim-deyip-ilan-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 02:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/c2340311-ukrayna-devlet-baskani-zelenskiden-trumpa-dikkat-ceken.webp" type="image/jpeg" length="99028"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'u sel aldı! Okullar tatil edildi, trafik felç oldu!]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/istanbulu-sel-aldi-okullar-tatil-edildi-trafik-felc-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/istanbulu-sel-aldi-okullar-tatil-edildi-trafik-felc-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da dün akşam başlayan ve aralıklarla etkisini sürdüren sağanak nedeniyle kent genelinde su baskınları yaşandı, yollar ve alt geçitler suyla doldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde dün akşam saatlerinden itibaren etkili olan kuvvetli yağış hayatı olumsuz etkiledi.</p>

<p>Esenyurt'taki Haramidere Sanayi Bölgesi'nde bazı iş yerlerini su bastı. Zafer Mahallesi'ne giden tünelde ise 2 araç mahsur kaldı. Haramidere Köprüsü'nün altından akan suyun seviyesi de kuvvetli yağışla yükseldi.</p>

<p>Sultangazi'de de şiddetli yağış nedeniyle yollar suyla doldu, vatandaşlar yağmurdan korunmak için saçak altlarına sığındı. Duraklarda yoğunluk oluşurken, yağıştan öğrenciler de olumsuz etkilendi.</p>

<p>Cebeci Mahallesi'nde bir binanın bodrum katını su bastı. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen itfaiye ekipleri müdahalede bulunurken, olayda hasar meydana geldi.</p>

<p>Yine aynı mahalledeki bir alt geçidin suyla dolması nedeniyle bazı araçlar mahsur kaldı. Vatandaşlar, mahsur kalan araçları ip bağlayarak kurtarmaya çalıştı.</p>

<p>Eski Habibler Mahallesi'nde Nurettin Uzun İlkokulu ile Vefa Poyraz Caddesi'ni ayıran istinat duvarının bir bölümü, yoğun yağışın etkisiyle okul bahçesine doğru çöktü. Olayda yaralanan olmazken gerekli güvenlik önlemleri alındı.</p>

<p>İlçedeki Malkoçoğlu Mahallesi'nde Habibler ve Edirne Asfaltı güzergahında evleri ve bahçeleri su bastı. İşe ve okula gidenler yollarda yürümekte zorlandı.</p>

<p>Taş Ocağı Tüneli'nde ise 3 araç mahsur kaldı. Vatandaşlar kendi imkanlarıyla araçlarını kurtarmaya çalıştı.</p>

<p>- Beykoz'da okul bahçesini su bastı</p>

<p>Büyükçekmece Hürriyet Mahallesi Gonca Sokak'taki bir binanın bodrum katını su bastı.</p>

<p>Büyükçekmece Anadolu Lisesi'nin bahçe girişinde biriken su nedeniyle okula giriş ve çıkışta zorlanan öğrenciler, bankları yan yana dizerek üzerlerinden yürüdü.</p>

<p>Beykoz Sahil Yolu'ndaki Barbaros Hayrettin Paşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin bahçesini su bastı. Öğrenciler okula girişte zor anlar yaşadı. İlçenin köy yolları ve mahallelerinde de su baskınları yaşanırken araçlarıyla yollarda ilerlemeye çalışan vatandaşlar güçlük çekti.</p>

<p>Sarıyer'deki İstinye Mahallesi'nde yolların suyla dolması nedeniyle araçlar ilerlemekte güçlük çekerken, vatandaşlar da yolun karşısına geçemedi.</p>

<p>Huzur Mahallesi'ndeki Harp Akademileri Kavşağı'nda, yağış nedeniyle rögar çevresindeki asfalt çöktü. Oluşan çukurun çevresine sürücüleri uyarmak amacıyla trafik konisi yerleştirildi.</p>

<p>Sarıyer'deki Hacıosman Metro İstasyonu da yağışın etkisiyle su aldı. Yolcular, tavandan akan sular nedeniyle istasyonda yürümekte zorlandı.</p>

<p>Başakşehir'de suyla dolan yollarda araçlar ilerlemekte güçlük çekti, bazı araçlar mahsur kaldı. İlçenin 4. Etap 1. Kısım Vadi Center AVM önünde ve Kayaşehir Mahallesi'nde su baskınları meydana geldi. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne bağlanan alt geçitte biriken su nedeniyle araçlar ilerlemekte zorlandı.</p>

<p>İkitelli Sanayi Bölgesi'nde yolun bir istikametinin yağış nedeniyle kapanması üzerine araçlar karşı yönden ilerledi. Bazı araçlar ise suyun içinde mahsur kaldı.</p>

<p>Atatürk Bulvarı'nda servis araçları yolda kalırken toplu taşıma bekleyen vatandaşlar zor anlar yaşadı.</p>

<p>Bağcılar'ın İSTOÇ Mahmutbey mevkisinde ise yolun tek şeride düşmesi nedeniyle araçlar yavaş ilerledi.</p>

<p>Hasdal'da kuvvetli yağış nedeniyle araçlar ilerlemekte güçlük çekti. D-100 kara yolu altındaki Yakuplu mevkisinde bulunan alt geçidi su bastı. Ekiplerin suyu tahliye ettiği bölgede bazı araçlar arızalandı.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yerel</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/istanbulu-sel-aldi-okullar-tatil-edildi-trafik-felc-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 02:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/istanbul-u-sel-aldi-1-277-su-baskini-15-heyelan-binlerce-yardim-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="72898"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Fidan, Azerbaycan'a gidiyor]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/bakan-fidan-azerbaycana-gidiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/bakan-fidan-azerbaycana-gidiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, yarı Azerbaycan'a gidecek. Fidan, Asya'da Güven Artırıcı Önlemler Konferansı'na katılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, CICA Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi Yedinci Toplantısı'na, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı temsilen katılacak.</p>

<p>CICA Dönem Başkanı Azerbaycan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek olan zirve, üye devletlerin yanı sıra gözlemci ülkeler ile CICA ortağı ve gözlemcisi uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getirecek.</p>

<p>Asya’da küresel <a href="https://www.haber7.com/siyaset" rel="nofollow" target="_blank" title="Siyaset Haberleri">siyaset</a> ve <a href="https://ekonomi.haber7.com/" rel="nofollow" target="_blank" title="Ekonomi">ekonomi</a> üzerinde belirleyici rol oynayan aktörlerin ortak önceliklerini ve işbirliği alanlarını ortaya koyması bakımından önem taşıyan zirvede, Azerbaycan’ın dönem başkanlığı sürecinde "Asya’da Daha Güçlü CICA, Bağlantısallık, Dijitalleşme ve Sürdürülebilir Kalkınma" temasıyla <a href="https://www.haber7.com/guncel" rel="nofollow" target="_blank" title="Güncel Haberleri">gündem</a>ine aldığı konuların ön plana çıkması bekleniyor.</p>

<p>Zirvede, sonuç belgesi niteliğini taşıyacak “Bakü Deklarasyonu” ile “İş Güvenliği ve Sağlığı Alanında İşbirliğine İlişkin Açıklama”nın kabul edilmesi ve Laos’un yeni üye olarak katılımının ilan edilmesi öngörülüyor.</p>

<h3>BAKAN FİDAN ÇOK SAYIDA İKİLİ GÖRÜŞME YAPACAK</h3>

<p>Bakan Fidan’ın, zirve toplantısında hitapta bulunması ve ikili görüşmelerde bulunması planlanıyor.</p>

<p>Bakan Fidan’ın, zirvedeki hitabında ve zirve marjında yapacağı ikili görüşmelerde, küresel krizler ve jeopolitik gelişmelerin yol açtığı sınamalar karşısında istişare, uzlaşı, karşılıklı güven ve bölgesel sahiplenme anlayışına dayalı ortak çözümler üretilmesinin önemini vurgulaması, bu kapsamda etkin çok taraflı diplomasinin korunması ve güçlendirilmesine öncelik verilmesi gerektiğinin altını çizmesi öngörülüyor.</p>

<h3>GAZZE'DEKİ SOYKIRIMA VURGU</h3>

<p>Fidan'ın, İsrail’in Gazze’de soykırımını sürdürdüğünü, işgalini genişlettiğini ve insani yardımların yeterli miktarda ulaştırılmasını engelleyerek Filistin halkını ağır yaşam koşullarına mahkum ettiğini belirtmesi ve bu vahim tablonun sona erdirilmesinin aciliyetini vurgulaması ve Barış Planı’nın uygulanmasını sekteye uğratan, Batı Şeria’da yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik eden ve ilhak politikalarını ilerleten İsrail’in, bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesinin önündeki en önemli engeli oluşturduğunu kaydetmesi ve iki devletli çözüm temelinde adil ve kalıcı bir barışın tesis edilmesi için uluslararası toplumun İsrail üzerindeki baskısını artırması gerektiğini yinelemesi bekleniyor.</p>

<p>CICA çatısı altında, ekonomi, ticaret, dijitalleşme, enerji, bağlantısallık ve teknoloji başta olmak üzere çeşitli alanlarda ortak adımlar atılarak bölgesel işbirliği fırsatlarının karşılıklı fayda sağlayacak şekilde değerlendirilmesinin önemine işaret etmesi beklenen Fidan'ın, başta Orta Koridor ve Kalkınma Yolu olmak üzere, Türkiye’nin destek verdiği bölgesel bağlantısallık projelerinin, CICA üyelerinin bulunduğu coğrafyada istikrar üreten ve refahı destekleyen boyutunun altını çizmesi ve Orta Koridor Girişimi ile Kuşak ve Yol Girişimi’nin uyumlaştırılmasının bölgesel bağlantısallığı ve ekonomik işbirliğini güçlendireceğini belirtmesi planlanıyor.</p>

<p>Fidan'ın Zirve'de dijital dönüşüm ve yapay zeka başta olmak üzere gelişmekte olan teknolojilerin insan odaklı, güvenilir, ülkelerin dijital egemenliğine saygılı ve herkes için eşit erişilebilirlik sağlayan bir çerçevede geliştirilmesinin önemini vurgulaması, sürdürülebilir kalkınma yönündeki çabaları doğrudan etkileyen küresel çevre sorunları ve iklim değişikliğiyle mücadele için, güçlü bir siyasi irade ortaya konularak kararlı ve somut adımlar atılması gerektiğine dikkat çekmesi ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) ev sahibi ve başkanı olarak Türkiye’nin, iklim değişikliğinin kırılgan bölgeler üzerindeki olumsuz etkilerinin bertaraf edilmesinde öncü rol üstlenmeyi sürdüreceğini vurgulaması öngörülüyor.</p>

<h3>CICA</h3>

<p>Güvenlik alanında etkin çok taraflı örgütlerin bulunmadığı Asya coğrafyasında CICA, aralarında farklı önceliklere sahip aktörlerin de yer aldığı 28 ülkeyi ortak bir diyalog zemininde buluşturan yegane yapı konumunda.</p>

<p>Kuruluş, yüzölçümü bakımından Asya kıtasının yüzde 90’ını ve dünya nüfusunun yarısından fazlasını kapsıyor.</p>

<p>Üyeler arası işbirliği, askeri-siyasi boyut, ekonomik boyut, insani boyut, çevresel boyut ile yeni tehdit ve sınamalar boyutu olmak üzere beş temel başlık altında yürütülüyor.</p>

<p>CICA Dönem Başkanlıkları bugüne kadar sırasıyla Kazakistan, Türkiye, Çin, Tacikistan, Kazakistan ve Azerbaycan tarafından üstlenildi.</p>

<p>Azerbaycan, dönem başkanlığı süresince, ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacak bağlantısallık, dijitalleşme ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin sektörel işbirlikleri ve bir dizi Güven Artırıcı Önlemler etkinlikleri aracılığıyla ilerletilmesini öncelik alanları olarak belirledi ve CICA’nın tam teşekküllü bir uluslararası kuruluşa dönüşüm sürecine ivme kazandırma yönünde faaliyetler gerçekleştirdi.</p>

<p>Bakü’de yarın düzenlenecek Yedinci Zirve’nin sonuç belgesi niteliğini taşıyacak "Bakü Deklarasyonu”nda, üye ülkelerin 2024-2026 Dönem Başkanı Azerbaycan öncülüğünde çevre, yapay zeka, bağlantısallık, sürdürülebilir kalkınma ve KOBİ’lerin geliştirilmesi gibi alanlarda yürüttükleri faaliyetlere yer verilmesi, ayrıca, CICA’nın dönüşüm sürecine, BM merkezli çok taraflılığa ve kuruluşun Asya’da işbirliğini artırmadaki rolüne dikkat çekilmesi bekleniyor.</p>

<p>"İş Güvenliği ve Sağlığı Alanlarında İşbirliğine İlişkin Açıklama” belgesinde ise üye ülkelerin insan yaşamına verdikleri öncelik ve bu alanda yönetim kapasitelerini geliştirme iradeleri ile bilgi ve tecrübe paylaşımının öneminin kayda geçirilmesi öngörülüyor.</p>

<h3>TÜRKİYE VE CICA</h3>

<p>Türkiye, kurucu üyelerinden biri olduğu CICA’nın çalışmalarına başından itibaren güçlü şekilde destek veriyor.</p>

<p>Güven Artırıcı Önlemler Kataloğu’nun “Yeni Sınamalar ve Tehditler (genel)” öncelik alanının koordinatörlüğünün yanı sıra “Askeri-Siyasi” boyutun, “Ekonomik” boyut altındaki “Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Geliştirilmesi” ve “Ticaret ve Yatırım” öncelik alanlarının, “Yeni Sınama ve Tehditler” boyutu altındaki “Terörizmle Mücadele” öncelik alanının eş koordinatörlüğü Türkiye tarafından yürütülüyor.</p>

<p>Türkiye, 8 Haziran 2010 tarihinde CICA Üçüncü Zirvesi’ne İstanbul’da ev sahipliği yapmış, 2010-2014 yılları arasında Dönem Başkanlığı’nı üstlenmişti. Bu dönemde, kurumsallaşma adımlarında etkin rol oynayan Türkiye, teşkilatın siyasi-askeri bir vizyon kazanması ve küresel görünürlüğünün artırılması yönündeki çabalara öncülük etmişti.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Türk Dünyası</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/bakan-fidan-azerbaycana-gidiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 16:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2026/10/hakan-fidan-2434389.jpg" type="image/jpeg" length="15404"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GÖBEKLİTEPE: UYGARLIĞIN BAŞLANGICI MI?]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/gobeklitepe-uygarligin-baslangici-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/gobeklitepe-uygarligin-baslangici-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa’daki Göbeklitepe, yalnızca insanlık tarihini değil, evreni algılama biçimimizi de kökten değiştiren bir keşif olarak kabul ediliyor. 12 bin yıl öncesine, yani çanak-çömlek üretiminin dahi bilinmediği bir döneme tarihlenen bu arkeolojik alan, klasik tarih anlayışını altüst etti. Göbeklitepe...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şanlıurfa’daki Göbeklitepe, yalnızca insanlık tarihini değil, evreni algılama biçimimizi de kökten değiştiren bir keşif olarak kabul ediliyor. 12 bin yıl öncesine, yani çanak-çömlek üretiminin dahi bilinmediği bir döneme tarihlenen bu arkeolojik alan, klasik tarih anlayışını altüst etti. Göbeklitepe’nin en önemli özelliği, yerleşik yaşam başlamadan önce inşa edilmiş ilk inanç merkezi olması.</p>

<h3>TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİREN BULUŞ</h3>

<p>Çanaksız-Çömleksiz Neolitik Çağ’da yaşayan insanlar, henüz tarım yapmıyor, kalıcı yerleşimlerde bulunmuyordu. Buna rağmen, tonlarca ağırlıktaki T biçimli dikilitaşları oyarak dairesel tapınaklar haline getirdiler. Bu durum, “İnsanlar önce yerleşti, sonra tapınak yaptı” görüşünü tamamen geçersiz kılıyor. Göbeklitepe, insanların inanç birliği etrafında organize olabildiğini ve ruhsal motivasyonun teknolojik gelişimden önce geldiğini gösteriyor.</p>

<h3>DAİRESEL YAPI VE SEMBOL DİLİ</h3>

<p>Göbeklitepe’nin dairesel planı, kadim inançlarda yer alan “yaşam döngüsü”nü simgeliyor: Doğum, ölüm ve yeniden doğuş. T biçimli sütunlarda yer alan kabartmalar; akbaba, akrep, yılan ve sepet gibi semboller, insanlığın kolektif bilinçaltında yer etmiş arketiplerin izlerini taşıyor. Bu figürler, ruhun bedenden ayrılışını, bereketi, yeraltı dünyasını ve doğa döngüsünü anlatıyor.</p>

<p>Klaus Schmidt’in de ifade ettiği gibi, Göbeklitepe yalnızca bir tapınak değil; aynı zamanda ölüm kültü, toplumsal hafıza ve göksel düzenle ilgili derin bir inanç sisteminin merkeziydi.</p>

<h3>BİLİMSEL AÇIDAN GÖBEKLİTEPE’DE ENERJİ VAR MI?</h3>

<p>Son yıllarda bazı araştırmacılar, bölgedeki manyetik alan farklılıkları ve taşlarda ölçülen doğal rezonans frekanslarının “enerji alanı” iddialarına zemin hazırladığını belirtiyor. Ancak bu durum, jeolojik olarak olağan sayılıyor. Bölgedeki kireçtaşı yapısı, yer altındaki su damarlarıyla birlikte doğal elektromanyetik titreşimler üretebiliyor.</p>

<p>Bilim insanları, bu ölçümleri “doğal enerji salınımları” olarak yorumlarken; spiritüel araştırmacılar Göbeklitepe’nin dünyanın kadim enerji hatlarıyla (ley lines) kesiştiğini savunuyor. Bu görüşe göre Göbeklitepe, Mısır piramitleri ve Stonehenge gibi noktalarla aynı küresel enerji ağının parçası olabilir.</p>

<h3>KUTSAL BİR MERKEZİ KORUMA GELENEĞİ</h3>

<p>Göbeklitepe’nin üstünün bilinçli biçimde kapatılmış olması, “kutsalı koruma” anlayışıyla açıklanıyor. Antik toplumlar, işlevini tamamlamış dini merkezlerin üzerini kapatarak hem doğa hem de zaman karşısında koruma altına alırlardı. Bu durum, Göbeklitepe’nin bir felaketle değil, bilinçli bir ritüelle kapatıldığını düşündürüyor.</p>

<h3>İNSANLIĞIN BİRLİK RUHU</h3>

<p>Göbeklitepe’nin inşası, binlerce insanın organize biçimde ortak bir amaca yöneldiğini gösteriyor. O dönemin koşullarında böyle bir işbirliği, yalnızca inanç gücüyle açıklanabilir. Bu da insanın, maddi gelişimden önce manevi bir bilinç düzeyine ulaşabildiğini kanıtlıyor.</p>

<p>Bugün Göbeklitepe, sadece bir arkeolojik alan değil; insanlığın kökenine, ruhsal evrimine ve evrenle kurduğu kadim bağa ışık tutan bir sembol olarak görülüyor.</p>

<hr />
<p><strong>Florya Gazetesi Haber Merkezi</strong></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Florya Gazetesi</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/gobeklitepe-uygarligin-baslangici-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 03:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2025/10/gobeklitepe-1-1.jpg" type="image/jpeg" length="42952"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yalıboyu Evleri, Amasya]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/yaliboyu-evleri-amasya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/yaliboyu-evleri-amasya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amasya’nın Yeşilırmak kıyısı boyunca uzanan Yalıboyu Evleri’ni bilir misiniz? İç avlu, haremlik-selamlık bölümlerinden oluşan bu Osmanlı’dan kalma konaklar erken dönem Osmanlı konut mimarisinin en güzel örneklerinden.

Amasya’ya yapacak olduğunuz ziyarette yan yana bitişik Yalıboyu Evleri’ni göreb...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amasya’nın Yeşilırmak kıyısı boyunca uzanan <strong>Yalıboyu Evleri</strong>’ni bilir misiniz? İç avlu, haremlik-selamlık bölümlerinden oluşan bu Osmanlı’dan kalma konaklar erken dönem Osmanlı konut mimarisinin en güzel örneklerinden.<br />
<br />
Amasya’ya yapacak olduğunuz ziyarette yan yana bitişik Yalıboyu Evleri’ni görebilir, bazılarının içlerini ziyaret ederek sergilenen dönemsel eşyalar, kıyafet ve takıları inceleyebilirsiniz.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Florya Gazetesi</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/yaliboyu-evleri-amasya</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Sep 2025 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2025/09/amasya-27.jpg" type="image/jpeg" length="96600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Didyma Antik Kenti, Aydın]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/didyma-antik-kenti-aydin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/didyma-antik-kenti-aydin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şehirlerin isimlerinin nereden geldiğine ilginiz var mı? Peki dünyaca ünlü Apollon Tapınağı ile ünlü Didyma Antik Kenti’nin Aydın’ın Didim ilçesine ismini verdiğini biliyor muydunuz?

Tarihte tanrılara adak yeri olduğu kadar falcıları ile de ünlü Didyma, döneminde “Dünyanın en büyük kehanet şehri”...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şehirlerin isimlerinin nereden geldiğine ilginiz var mı? Peki dünyaca ünlü Apollon Tapınağı ile ünlü <strong>Didyma Antik Kenti</strong>’nin Aydın’ın Didim ilçesine ismini verdiğini biliyor muydunuz?<br />
<br />
Tarihte tanrılara adak yeri olduğu kadar falcıları ile de ünlü Didyma, döneminde “Dünyanın en büyük kehanet şehri” olarak bilinme. Günümüzde ise Türkiye’nin popüler tarihi yerleri arasında yer alan görmeye değer antik kentlerden biri.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Florya Gazetesi</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/didyma-antik-kenti-aydin</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Sep 2025 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2025/09/adobe-stock-110260802-min-1536x1024.jpeg" type="image/jpeg" length="59938"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Yapılmış Bütün Camilerin Atası Ulu Camii, Bursa]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/ulu-camii-bursa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/ulu-camii-bursa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evliya Çelebi’nin “Bursa’nın Ayasofyası” olarak bahsettiği Ulu Camii, Bursa’nın en simge yapısı halinde. Bursa şehir merkezine I. Bayezid tarafından yaptırılan camii, çok kubbeli Osmanlı camiilerinin ilki.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Kent merkezinde, Atatürk Caddesi üzerindedir. Osmanlı sultanlarından Yıldırım Bayezıd tarafından yaptırılmış olup, 1400 yılında tamamlanmıştır. Mimarının Ali Neccar olduğu sanılmaktadır. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aittir.</h2>

<p>Caminin inşasına ait bir menkıbe vardır. Rivayete göre; Yıldırım Bayezıd, Niğbolu muharebesinde muzaffer olunca yirmi cami yaptırmaya karar verir. Bursa’ya geldiğinde bu fikrini damadı olan Emir Sultan’a söylemiş, O’da yirmi cami yerine yirmi kubbeli bir cami yapılmasını tavsiye etmiştir. Caminin yeri de Emir Sultan’a, rüyasında manevi bir işaretle gösterilmiş, ertesi gün bu işaret edilen yerde çimen bittiği görülerek caminin yeri tespit edilmiştir. Karar Padişaha bildirilmiş, Padişah da bunu uygun görerek caminin inşasını başlatmıştır. Cami, Niğbolu zaferinde kazanılan ganimet mallarıyla yaptırılmıştır.</p>

<p>Ulu Camii ile ilgili bir diğer menkıbe de şadırvanı hakkındadır; Caminin inşaatı esnasında şadırvanın yerinde yaşlıca bir kadına ait bir ev olduğu ve gönül rızası ile satmadığı için devlet büyüklerinin İslam hukukuna saygıları gereği zorla almadığı anlatılır. Bu ev, namaz kılma mahalli dışında olmak kaydıyla ve üstü açık şekilde öylece bırakılmıştır. Kadının vefatından sonra bu yerin camiye dahil edildiği rivayet edilmektedir. Boş bırakılan bu yerde bulunan şu anki şadırvan daha sonraki yıllarda İstanbul’dan Bursa’ya siyasi sürgün olarak gelen Karaçelebizade Abdulaziz Efendi tarafından yaptırılmıştır. Seyyah Evliya Çelebi 1640’lı yıllarda suyu Uludağ’dan gelen bu güzel havuzun içinde alabalıkların yüzdüğünü ifade eder. En tepeden Allah’ın birliğini ifade edercesine tek merkezden kaynayan bu şadırvanın suyu, havuza dökülürken Allah’ı teşbih eder gibi otuz üç ayrı yerden akmaktadır.</p>

<p>Caminin ilk imam-hatibi, Mevlid-i Şerif yazarı Süleyman Çelebi’dir. Mevlid-i Şerif’i yazmasına vesile olan meşhur hadise burada cereyan etmiştir. 1409 yılı Ramazan ayında ikindi namazını müteakip kürsüye çıkan vaiz efendi, konuşması esnasında “Rasüller arasında fark yoktur…” (Bakara 285) ayetinin tefsirini yaparken, cemaatten biri itiraz ederek “Risalet yönüyle aralarında fark olmasa bile benim peygamberim Hz. Muhammed (s.a.v.), fazilet açısından hepsinden üstündür.” der. Bu mesele tartışma konusu olur. Bu konuşmaya şahit olan Süleyman Çelebi o dakikadan itibaren Hz. Peygamber’in faziletlerini anlatan Mevlid-i Şerif’ini yazmaya karar verir. Mevlid-i Şerif Türkçe yazılmış olup yaklaşık bin beyittir.</p>

<p>Hutbe’nin sağ tarafında yüksekçe bir yere asılan siyah örtü, Kabe kapısının örtüsüdür. Mısır Seferi’nden sonra halife olan Yavuz Sultan Selim, Mekke’de onarıma girişmiş, bu arada Kabe’nin örtüsünü İstanbul’dan gönderilen yeni örtü ile değiştirmiştir. Yavuz, eski örtüyü ise Bursa’ya getirtip Ulu Cami’ye hediye etmiş ve kendi elleri ile taşıyıp asmıştır. Saf altın iplik ile üzerine ayetler işlenmiş bu örtü, yüzyıllar boyu kararmadan kalmıştır ;ancak yapılan bazı hatalı restorasyonlar sonucu caminin rutubet alması üzerine işlemeleri dökülmüş olduğundan günümüzde ayetler ancak parlak ışık altında görülebilir.</p>

<p>Yapılış tarzı açısından Osmanlı mimarisinde özgün bir yapı olan Ulu Camii, 55,00 x 69,00 metre ölçülerinde, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Toplam iç alanı 3.165,5 m2’dir. Türkiye’deki “Ulu Cami” ismindeki camilerin en büyüğüdür. Mihrabın bulunduğu duvar diğer duvardan daha büyüktür. On iki ayak üzerine yirmi kubbe ile üzeri örtülmüş olan caminin ortasındaki kubbenin üstü açıktır. Son yıllarda bu açıklık camla kaplanmıştır. Duvarları tümüyle düzgün kesme taş ile örülmüştür.</p>

<p>Ankara savaşında Yıldırım Bayezıd’ı yenen Timur, orduları ile Bursa’ya gelip, caminin kuzey kapısını yakarak tahrip etmiştir. Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından da çevresine odun yığılarak yakılmıştır. 1855 yılında meydana gelen depremde caminin on sekiz kubbesi çökmüş, sadece batı minaresinin dibindeki kubbe ile mihrap önü kubbesi ayakta kalmıştır. 1889 yılında çıkan bir yangında minarelerin ahşap olan külahları yanmış, sonrasında kâgir olarak yeniden yapılmıştır. 1959-1961 yıllarındaki onarımlarda sıvalı olan duvarlar kazınmış, kuzey yönündeki kapı da aslına uygun olarak yeniden yapılmıştır. 1494, 1503, 1551, 1563, 1567, 1572, 1668, 1670, 1724, 1742, 1815, 1855 ve1861 yıllarında büyük çapta onarımlar yapılmış, bugünkü görünümüne kavuşmuştur.</p>

<p>14. yüzyıl izlerini taşıyan sekiz sıraya düzenlenmiş istalaktitleri, dış yan köşelerde kum saati biçimli sütunceleri ile zengin görünümlü olan mihrap, 1751 yılında tamamlanmıştır. Sol tarafında mihrabı yapan Mehmet ustanın adı yazılıdır. Ceviz ağacından yapılmış ve siyah renge boyanmış olan minber, caminin en güzel en sanatkarane işlenmiş, eşine az rastlanır bir sanat eseridir. Kapısı üzerinde bulunan 0,40 x 1,00 metre boyutlarındaki kitabede, Yıldırım Bayezıd’in emri ile 802 H. (1400) yılında tamamlandığı belirtilmektedir. Minber, Manisa da Saruhanlı İshak Bey’in 1379 tarihli Ulu Camii minberini yapan Antepli Hacı Mehmet b. Abdülaziz el Dukki’nin eseridir. Bu bilgiyi veren yazı, minberin sağ korkuluğunda dikey olarak yazılmıştır. Künkedari Sanatı ile yapılmıştır. Tutkal ve çivi kullanılmadan, geometrik şekilde oyularak birbirine geçme ile meydana getirilmiş bir eserdir. Doğu yüzünde bazı çıkıntıları vardır ve bunların güneş sistemi ile gezegenler olduğu söylenir. Üzerindeki işlemeler ile bu minber, Selçuklu üslubundan Osmanlı üslubuna geçişin bir şaheseridir.</p>

<p>Zarif sekiz sütun üzerine oturan yüksek ve sade müezzin mahfili 1549 yılında yaptırılmıştır. Mahfilin karşısındaki ayağa yerleştirilmiş yuvarlak tek parça mermerden oyulmuş taş kürsü, 1815 yılında yaptırılmıştır. Caminin doğu, batı ve kuzey yönünde olmak üzere üç kapısı vardır. Bu kapılardan kuzey ve batı yöndekiler yeni olup, doğudaki kapı kanatları camiyle aynı dönemde yapılmıştır. Ahşap kanatları ceviz ağacındandır. Bazı yerleri bozulmuş olmasına rağmen, günümüze kadar sağlam olarak gelebilmiştir. Oyma ve geçmeli geometrik motiflerle süslü kanatlar, caminin minberine uygun olarak 16. Yüzyılın karakteristik özelliğini taşımaktadır. Kuzey yönündeki avluya açılan taç kapısının görümünü, eserin heybetini bir kat daha artırmaktadır. Kavsarası on bir sıra düzenlenmiş istalaktitlerden oluşmakta, parlak nişinin etrafını geniş ve sade bir silme dolanmaktadır.</p>

<p>Caminin pencereleri biçim ve ölçü bakımından her cephede farklı olup, söveleri düz mermerlidir. Pencere alınlıklarında “nefeslik” denilen küçük açıklıkları bulunmaktadır. Güney duvarındaki bir alt sıra pencereler, sonradan kapatılmıştır. Üst sıra pencereler, alt sıra pencerelerle aynı eksen üzerinde değildir. Duvar kalınlıkları birbirinden farklıdır. Doğu 2,80 metre, batı 3,10 metre, kuzey 2,40 metre ve güney duvarı ise 2,20 metre kalınlığındadır.</p>

<p>Ulu Cami’nin iç duvarlarını süsleyen levhaların çoğunun altında, hattatının imzası bulunmaktadır. Büyük çoğunluğunun eksikleri Hattat Şefik Bey tarafından düzeltilmiş veya yeniden yazılmıştır. Cami içinde 13 ayrı yazı karakteri ile 41 ayrı hattat tarafından, duvara yazılmış 87, levha halinde 105, tamamı 192 adet yazı mevcuttur. Ayrıca çok değerli saatler, şamdanlar, Kur’an-ı Kerimler bulunmaktadır.</p>

<p>Cami, doğu ve batı köşelerinde iki minareye sahiptir. Batıda yer alan minare, Yıldırım Bayezıd tarafından yaptırılmıştır. Camiye bitişik olan minare kaidesi tamamen mermerden olup, gövdesi tuğla örtülüdür. Dıştan ve işten olmak üzere bu minareye çıkan iki yol vardır. Birisi kubbelere, diğeri şerefesine çıkar. Şerefeler iki minarede de eş olup, altı sıra tuğla istalaktitlerle düzenlenmiştir. Cami avlusunda üç şadırvan bulunmaktadır. Cami içerisindeki şadırvanın, Osmanlı Devleti’nin ilk yıllarında, Türklerin suya olan ilgilerinden kaynaklanarak tasarladığı tahmin edilmektedir. On altı köşeli havuz, üç çanaklı fıskiyeden sekiz kol halinde dökülen sularla dolarak musluklara dağıtılmaktadır. Mihrap ekseni ile her üç kapının ekseni şadırvanın merkezinde birleşmektedir.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Florya Gazetesi</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/ulu-camii-bursa</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Sep 2025 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2025/09/4-1536x1028.jpeg" type="image/jpeg" length="12193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sümela Manastırı, Trabzon]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/sumela-manastiri-trabzon</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/sumela-manastiri-trabzon" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Maçka ilçesinde konumlanan manastır sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiş. Halk arasında “Meryem Ana Manastırı” olarak da anılan yapının M.S. 365-395 yılları arasında yapıldığı düşünülüyor. İç bölümü birbirinden etkileyici fresklerle kaplı olan Sümela’da Çile Odası, Gözetleme Şapeli ve Kadınlar Manastırı da bulunuyor. Manastır, Rum kökenli ziyaretçilerin hac noktalarından biri olarak anılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Sümela Manastırı (Meryem Ana) Manastırı Nerededir?</strong></p>

<p></p>

<p>Trabzon’un Maçka İlçesi'nin Altındere Köyü sınırları içinde, Altındere vadisine hakim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuş olan <strong>Sümela Manastırı</strong>, halk arasında "<strong>Meryem Ana</strong>" adı ile anılır. Vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan yapı, bu konumuyla manastırların şehir dışında, ormanlarda, mağara ve su kenarlarında kurulma geleneğini sürdürmüştür.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.kulturportali.gov.tr/contents/images/Sumela1_20170216130744671(1).jpg" /></p>

<p>Fotoğraf: Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü</p>

<p></p>

<p><strong>Meryem Ana</strong> adına kurulan manastırın "<strong>Sümela</strong>" adını "siyah" anlamına gelen "melas" sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin manastırın kurulduğu koyu renkli Karadağlar’ dan geldiği düşünülmekte ise de Sümela kelimesi buradaki Meryem tasvirinin siyah rengine bağlanabilmektedir.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.kulturportali.gov.tr/contents/images/20190729115929622_20190726142008066_20180919141456690__MG_1570%20logolu.jpg" /></p>

<p></p>

<p><strong>Sümela Manastırı'nın Tarihi</strong></p>

<p></p>

<p>Rivayete göre Bizans İmparatoru I.Theodosius zamanında (375-395) Atina’dan gelen Barnabas ve Sophranios isimli iki rahip tarafından kurulmuş olan manastır, 6'ıncı yüzyılda İmparator Justinianus’un manastırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine Generallerinden Belisarios tarafından tamir edilmiştir.</p>

<p></p>

<p>Sümela Manastırı’nın şimdiki durumuyla varlığını 13'üncü yüzyıldan itibaren sürdürdüğü bilinmektedir. 1204 tarihinde kurulan Trabzon Komnenosları Prensliği’nden III. Alexios (1349-1390) zamanında manastırın önemi artmış ve fermanlarla gelir sağlanmıştır. III. Alexios’un oğlu III. Manuel ve sonraki prensler döneminde de Sümela yeni fermanlarla zenginleştirilmiştir.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.kulturportali.gov.tr/contents/images/20190729115937559_20190726142039676_20180919141524552_Isa%20Goge%20Yukselis%20logolu%20(1).jpg" /></p>

<p></p>

<p>Doğu Karadeniz kıyılarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı Padişahları pek çok manastırda olduğu gibi Sumela’nın da haklarını korumuşlar, bazı imtiyazlar vermişlerdir.</p>

<p></p>

<p>Sümela Manastırı’nın 18. yüzyılda bir çok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19. yüzyılda büyük binaların ilave edilmesiyle manastır muhteşem bir görünüm kazanmış, en zengin ve parlak dönemini yaşamıştır.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.kulturportali.gov.tr/contents/images/0914TRABZONSUMELAMANASTIRIHAZELTHOMPSON12_11_2013_20170717112049546.jpg" /></p>

<p>Fotoğraf: Kültür ve Turizm Bakanlığı</p>

<p></p>

<p>Bu dönemde son şeklini alan manastır pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiği, yazılarına konu edilen bir yer haline gelmiştir. Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el konulmuş, 1923'den sonra tamamıyla boşaltılmıştır.</p>

<p></p>

<p>Sümela Manastırı’nın başlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazma’dır. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir. Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan büyük su kemeri yamaca yaslanmış durumdadır. Çok gözlü olan bu kemerin bugün büyük bölümü yıkılmıştır.</p>

<p></p>

<p>Dar uzun bir merdivenle manastırın ana girişine ulaşılmaktadır. Giriş kapısının yanında muhafız odaları bulunmaktadır. Buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. Solda, manastırın esasını teşkil eden ve kilise haline getirilen mağaranın önünde çeşitli manastır binaları bulunmaktadır. Sağ tarafta kütüphane yer almaktadır. Yine sağda yamacın ön yüzünü kaplayan büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve misafir odaları olarak kullanılmıştır ve 1860 yılına tarihlenmektedir. Avlunun etrafındaki binalarda odalardaki dolapları, hücreleri, ocakları ile Türk sanatının etkileri de görülmektedir.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.kulturportali.gov.tr/contents/images/20190726142023816_20180919141511323_1b_%20logolu.jpg" /></p>

<p></p>

<p>Manastırın ana ünitesini meydana getiren kaya kilisesinin ve ona bitişik şapelin iç ve dış duvarları fresklerle donatılmıştır. Kaya kilisesinin içinde avluya bakan duvarda III. Alexios dönemine ait fresklerin varlığı tespit edilmiştir. Şapeldeki freskler ise 18'inci yüzyılın başlarına tarihlenmektedir ve üç ayrı devirde yapılan üç tabaka görülmektedir. En alt tabakanın freskleri daha üstün niteliktedir.</p>

<p></p>

<p><img alt="" src="https://www.kulturportali.gov.tr/contents/images/S%c3%bcmela%20(5).jpg" /></p>

<p>Fotoğraf: Official Turkish Museums</p>

<p></p>

<p><strong>Sümela Manastırı</strong>’nda yer yer sökülerek alınmış olan ve oldukça harap bir görünüm taşıyan fresklerde işlenen başlıca konular İncil’den alınmış sahneler, <strong>Hz. İsa</strong> ve <strong>Meryem Ana</strong>’nın hayatı ile ilgili tasvirlerdir.</p>

<p></p>

<p><strong>Kaynak:</strong> Trabzon İl Kültür veTurizm Müdürlüğü, <strong><a>Sümela Manastırı</a></strong></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Florya Gazetesi</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/sumela-manastiri-trabzon</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Sep 2025 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2025/09/sumela-34378.webp" type="image/jpeg" length="81030"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avrupa ve Asya Kıtalarını Birleştiren İstanbul Boğazı]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/avrupa-ve-asya-kitalarini-birlestiren-istanbul-bogazi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/avrupa-ve-asya-kitalarini-birlestiren-istanbul-bogazi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Boğazı, Marmara Denizi’ni İstanbul’da Karadeniz ile birleştiren, Avrupa ve Asya kıtalarını ayıran 32 km uzunluğundaki kuzey-güney boğazıdır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Boğazı, sadece iki kıtayı birleştiren doğal bir harika değil, aynı zamanda sayısız efsaneye ve mistik öykülere ev sahipliği yapıyor. Bu büyüleyici su yolunun her bir dalgasında, tarih boyunca yaşanan olağanüstü olayların yankıları saklı.</p>

<p>Antik çağlardan beri pek çok medeniyetin merkezinde yer alan Boğaz, sırlarla ve efsanelerle dolu. Kız Kulesi’nin hüzünlü aşk hikayesinden, suların altında yatan gizemli şehirlere kadar, her köşesi başka bir hikaye anlatıyor.</p>

<p>Bugün Boğaz’ın tadını çıkarmanın en iyi yolu, onu güzel bir yemek eşliğinde seyretmektir. Lezzetli bir menü ile güzel müzikler dinlemek ve buna bir de Boğaz manzarası eklenirse… İşte, unutulmaz bir an. Bu anları keyifle yaşayabilmek için en yakın zamanda&nbsp;<a href="https://queblounge.com/tr" rel="noopener" target="_blank" title="Queb Restaurant">Queb Restaurant</a>‘ı denemelisiniz.</p>

<h2>Boğaziçi Hakkında</h2>

<p>Boğaziçi, İstanbul Boğazı olarak da bilinir ve bu ismi, belki de Çanakkale Boğazı’ndan ayrım yapmak için kazanmıştır. Boğaz’ın genişliği, daralan ve genişleyen bölgelere göre 500 metre ile 3 kilometre arasında değişirken, derinliği ise 50 ile 120 metre arasındadır ve ortalama 60 metre derinliğe sahiptir.</p>

<p>Boğaz, İstanbul’un kalbinden geçer ve kıyılarındaki önemli yerler arasında Kız Kulesi, Çırağan Sarayı, Dolmabahçe Sarayı, Ortaköy Camii, Rumeli Hisarı ve Anadolu Hisarı, Galatasaray Adası, Kuleli Askerî Lisesi, Küçüksu Kasrı ve Beylerbeyi Sarayı sayılabilir. Bu mekanlar, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çeker. Örneğin, Kız Kulesi’nin romantik efsaneleri ve Çırağan Sarayı’nın Osmanlı İmparatorluğu döneminden kalma görkemli mimarisi, İstanbul’un zengin geçmişine ışık tutar.</p>

<p>Asya ve Avrupa kıtalarını İstanbul’da bağlayan üç köprü ve bir tünel bulunur. Bunlar sırasıyla, güneyde Boğaziçi Köprüsü, merkezde Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve kuzey ucunda, Karadeniz ile birleşen noktada Yavuz Selim Köprüsü’dür. Ayrıca, Marmaray Tüneli, iki kıtayı yerin altından birleştirir. Bu yapılar, hem mühendislik harikaları hem de İstanbul’un modernleşme sürecinin simgeleridir.</p>

<p>Boğaziçi, dünyanın en yoğun ticari nakliye kanallarından biridir. Günde yaklaşık 140 kargo gemisi, ortalama 90 dakikalık bir geçiş süresiyle bu kanaldan geçer. Geçiş sırasında her gemide iki yerel pilotun bulunması ve dev radar kulelerinin boğazdaki tüm deniz hareketlerini izlemesi yasal bir zorunluluktur. Buna rağmen, yoğun trafik ve navigasyonel zorluklar nedeniyle zaman zaman kazalar meydana gelebilir.</p>

<h2>İstanbul Boğazı’nın Mitolojik Hikayesi</h2>

<p>İstanbul Boğazı’nın İngilizce adı ‘Bosphorus’, bir Yunan mitine dayanır. Bu mit, Zeus’un Io adında bir kadına olan aşkını ve karısı Hera’nın kıskançlığını anlatır. Hera, Zeus’un sadakatsizliğini keşfettiğinde, Io’yu bir öküze dönüştürür ve onu rahatsız etmesi için bir at sineği yaratır. Efsaneye göre Io, bu sinekten kaçarken Boğaz’ın karşı yakasına atlar. Bu olay, ‘bous’ (öküz) ve ‘poros’ (geçit) kelimelerinin birleşiminden ‘Bosphorus’ adını, yani ‘öküz geçidi’ anlamını türetir.</p>

<p>Karadeniz’in soğuk ve derin sularında yapılan son deniz arkeolojik çalışmalar, Türkiye’nin kıyı şeridinde su altında kalmış antik şehirlerin varlığını ortaya çıkarmıştır. Bu buluntular, bölgenin zengin tarihini ve gizemli geçmişini aydınlatmaktadır.</p>

<p>Jeolojik kanıtlar, antik çağlarda İstanbul Boğazı’nın kuzey ucunun toprak ve kaya ile tıkanmış olduğunu göstermektedir. Bu tıkanıklık, Karadeniz’in dış dünyayla bağlantısını engelliyordu ve su seviyesi, Ege Denizi ve Marmara Denizi’nin altındaydı.</p>

<p>Bir teoriye göre, büyük bir deprem sonucunda Boğaz’daki bu tıkanıklık aşılır ve Karadeniz’den Boğaz’a doğru şiddetli bir su tufanı başlar. Bu olay, su seviyelerini yükseltir ve kıyıdaki toplulukları sular altında bırakır. Bazı bilim insanları, bu olayın ünlü Nuh’un Tufanı efsanesine ilham kaynağı olabileceğini düşünmektedir.</p>

<h2>Tarihte İstanbul Boğazı</h2>

<p>İstanbul Boğazı, antik çağlardan bu yana stratejik ve ticari açıdan büyük bir öneme sahip olmuştur. Bu bölge, Bizans İmparatorluğu (daha sonra Konstantinopolis ve bugünkü adıyla İstanbul) için mükemmel bir yerleşim yeri olarak seçilmiş ve tarih boyunca pek çok medeniyetin ilgisini çekmiştir.</p>

<p>1453’te Fatih Sultan Mehmet, Bizans başkenti Konstantinopolis’i kuşatmak ve boğazı kontrol altına almak için önemli bir hamle yaptı. Rumeli Hisarı (Avrupa Kalesi) ve Anadolu Hisarı’nı (Anadolu Kalesi) inşa ettirdi. Bu kaleler, Boğaz üzerinde hakimiyet kurarak, kuşatılan Konstantinopolis’e takviye kuvvetlerinin ulaşmasını engelledi ve şehrin fethinin önünü açtı.</p>

<p>Osmanlı İmparatorluğu için Boğaz, hem stratejik bir geçit noktası hem de bir engel olarak önemli bir rol oynadı. İmparatorluk, her bahar İstanbul’dan devasa ordularını Anadolu, Suriye ve İran’daki askeri seferler için yola çıkarırdı. Bu süreç, orduların Boğaz üzerinden geçişini gerektiriyordu, bu da lojistik ve stratejik zorluklar yaratıyordu.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Güncel</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/avrupa-ve-asya-kitalarini-birlestiren-istanbul-bogazi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 01:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2025/02/istanbul-bogazi-pera-rose-hotel-istanbul.jpg" type="image/jpeg" length="26601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bosna Hersek Gezisi Mostar Köprüsü]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/bosna-hersek-gezisi-mostar-koprusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/bosna-hersek-gezisi-mostar-koprusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna Hersek Gezi Rehberi: Bosna Hersek Hakkında Merak Edilenler Ve Bosna Hersek Gezisi

Adriyatik Denizi&nbsp;kıyısında Balkan toprakları üzerinde; Türk vatandaşlarının&nbsp;umuma mahsus pasaport&nbsp;sahiplerinin&nbsp;180 gün&nbsp;içinde&nbsp;90 gün&nbsp;vizesiz yurtdışında seyahat edebilecekler...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Bosna Hersek Gezi Rehberi: Bosna Hersek Hakkında Merak Edilenler Ve Bosna Hersek Gezisi</strong></h2>

<p><strong>Adriyatik Denizi</strong>&nbsp;kıyısında Balkan toprakları üzerinde; Türk vatandaşlarının&nbsp;<strong>umuma mahsus pasaport&nbsp;</strong>sahiplerinin&nbsp;<strong>180 gün</strong>&nbsp;içinde&nbsp;<strong>90 gün</strong>&nbsp;vizesiz yurtdışında seyahat edebilecekleri Bosna Hersek tarih ve doğal güzellikleri ile&nbsp;<strong>Balkanların en güzel şehirleri</strong>ne ev sahipliği yapmaktadır.&nbsp; Eşsiz doğası, büyüleyici şelaleleri ve pek çok medeniyete ait tarihi yapıları ile Osmanlı İmparatorluğu’na ait birçok tarihi yapıya ev sahipliği yapmakta Bosna Hersek yaz aylarında tarihi ve kültürel zenginlikleri yanı sıra doğal güzellikleri ile de Balkanların en güzel seyahat durakları arasında Balkanların incisidir. Tarihi, Roma İmparatorluğu’na dayanmakta; Bosna Hersek, Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar olmak üzere üç etnik gruba ayrılmış; pek çok medeniyetin tarihi ve kültürel zenginliklerinden izler taşımakta;&nbsp;<strong>Osmanlı İmparatorluğu&nbsp;</strong>hâkimiyeti altında; çok sayıda savaş görmüş ve birçok bölgesi bombalanmış; yaşamını yitirenleri anmak için anıtlar ülkenin her şehrinde yer almaktadır.&nbsp; Sizlerde üç milletin tek bir çatı altında buluştuğu; Avrupa'nın kalbinde&nbsp;<strong>UNESCO Dünya Mirası Listesi'</strong>ne dahil edilmiş zenginlikleriyle Balkanlarda Osmanlı'nın izlerini takip ederken; Hersek, Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatların bir arada hoşgörüyle yaşadığı; yüzyıllar boyu hoş görünün simgesi olmuş; tarihi ve doğal güzellikleriyle&nbsp;<strong>Türk vatandaşlarından vize istemeyen ülkeler</strong>&nbsp;arasında yer almakta Bosna Hersek'in yemyeşil dağlarla çevrili şehirlerinde unutamayacağız yolculuğunuza eşlik edecek doğa harikası manzaralarla keyifli bir tatilin keyfini&nbsp;<strong>Balkanların en güzel ülkeleri</strong>&nbsp;ve şehirleri arasında gerçekleştirebilirsiniz. Biz sizler için&nbsp;<strong>Bosna Hersek gezisi&nbsp;</strong>hakkında merak edilen her şeyi yazımızda derledik.&nbsp;<strong>Bosna Hersek nerede? Bosna Hersek’ de ne yenir</strong>?&nbsp;<strong>Bosna Hersek’e nasıl gidilir</strong>?&nbsp;<strong>Türkiye’den Bosna Hersek seyahati için gerekli vize gerekli mi? Bosna Hersek’te nerede kalınır? Bosna Hersek’te gezilmesi gereken şehirler?&nbsp;</strong>Gibi birçok konu başlığı altında&nbsp;<strong>Bosna Hersek</strong>&nbsp;ülkesinin şehirlerine yolculuğumuz başlasın. Keyifli okumalar…</p>

<h2><strong>Bosna Hersek Gezisi</strong></h2>

<p>Katolik Batı Roma, Ortadoks Doğu Roma ve güneyine de Osmanlı eklendiği için "Balkanların Kudüs'ü" olarak anılmakta şehirleri çatısı altında korumakta;&nbsp;<strong>dünyanın en uzun ve en derin kanyonları</strong>na ev sahipliği yapmakta Bosna Hersek; tarihi ve doğal güzellikleriyle Balkanların en güzel seyahat rotasını çizmektedir. Tarihi köklü Roma İmparatorluğu’na dayanmakta; Bosna Hersek, Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar olmak üzere üç milletin bir arada hoşgörüyle yaşadığı; kültür ve medeniyetin geçiş yeri Bosna Hersek dünya savaşlarında aldığı darbeler sonrası küllerinden yeniden doğarak; tüm güzellikleri ile ülkeyi ziyaret etmekte gezgin ruhlu kişilere farklı dünyaların kapılarını aralamaktadır.&nbsp;<strong>Sönmeyen Ateş Anıtı</strong>,&nbsp;<strong>Umut Tüneli</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Viyeçnitsa Kütüphanesi&nbsp;</strong>gibi pek çok tarihi yapı arasında tarihin izlerinde zamanda yolculuk yapıyor gibi hissedeceğiniz; tarihin atmosferini koruyan Başçarşı dükkânları arasında dönem dizisi setinde kendinizi başrol yerine koyacağınız Bosna Hersek kültür gezisi yanı sıra yemyeşil ağaçlar ve sarp dağları, dünyanın en uzun ve en derin kanyonlarında yürüyüş ve rafting sporu yapmak isteyenlerinde vazgeçemeyecekleri benzersiz rotasyonlara kapılar aralamaktadır. Balkanların Kudüs’ü olarakta&nbsp;<strong>Balkanların en güzel ülkeleri</strong>&nbsp;arasında yer almakta&nbsp;<strong>Bosna Hersek gezisi</strong>&nbsp;için;&nbsp;<strong>Avrupa Rüyası yurtdışı turları</strong>&nbsp;içerisinde yer alan:</p>

<ul>
 <li><strong>Büyük Balkan Turu&nbsp;</strong>ile&nbsp;<strong>Balkan Rüyası</strong>&nbsp;turumuzla 8 günde 5 ülke 15 şehir gezerek; her sabah başka şehirde uyanacağız;&nbsp;<strong>Bosna Hersek</strong>,&nbsp;<strong>Kuzey Makedonya</strong>,&nbsp;<strong>Karadağ</strong>,&nbsp;<strong>Sırbistan</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Arnavutluk</strong>&nbsp;ülkelerinde unutamayacağınız ve daha önce deneyimleme fırsatına sahip olmadığınız yurtdışı tatiline çıkma fırsatına sahip olunuz.</li>
</ul><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Florya Gazetesi</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/bosna-hersek-gezisi-mostar-koprusu</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Dec 2024 04:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2024/12/mostar.jpg" type="image/jpeg" length="66052"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kapadokya Gezi Rehberi Peri Bacaları]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/kapadokya-gezi-rehberi-peri-bacalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/kapadokya-gezi-rehberi-peri-bacalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peri Bacaları ile İlgili Kısa Bilgi

Peri bacaları nerede diye sorduğumuzda aklımıza hemen Kapadokya gelir. Birçoğumuz da Kapadokya’yı bu kadar değerli kılan şeyin de Peri Bacaları olduğunu düşünür. Çok uzun yıllar önce burada yaşayan imparatorluklar, uygarlıklar Peri Bacalarını oyup kendilerine s...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Peri Bacaları ile İlgili Kısa Bilgi</h1>

<p>Peri bacaları nerede diye sorduğumuzda aklımıza hemen Kapadokya gelir. Birçoğumuz da Kapadokya’yı bu kadar değerli kılan şeyin de Peri Bacaları olduğunu düşünür. Çok uzun yıllar önce burada yaşayan imparatorluklar, uygarlıklar Peri Bacalarını oyup kendilerine sığınacak yer, ibadethane ve daha bir sürü şey yaratmış. Bundan dolayı da diyebiliriz ki evet, peri bacaları çok değerlidir. Dünyanın ve Türkiye’nin bir çok yerinde Peri Bacaları vardır fakat hiçbiri Kapadokya’daki Peri Bacaları kadar eşsiz ve güzel değildir. Bir tepede oturup sessizce Peri Bacalarını izlemek hem bizlere büyük bir keyif hem de huzur veriyor. Kapadokya bölgesinin neredeyse her yerinde görebileceğimiz Peri Bacaları ile ilgili kısa bilgi yazısına hep beraber göz atalım.</p>

<figure aria-describedby="caption-attachment-641" id="attachment_641"><img alt="" decoding="async" fetchpriority="high" height="410" sizes="(max-width: 616px) 100vw, 616px" src="https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/Peri-Bacalari..jpg" srcset="https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/Peri-Bacalari..jpg 616w, https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/Peri-Bacalari.-300x200.jpg 300w" width="616" />
<figcaption id="caption-attachment-641">https://i2.milimaj.com/i/milliyet/75/0x410/60b8a15855427f03ac28fbcd.jpg</figcaption>
</figure>

<h2>Peri Bacası Nedir?</h2>

<p><a href="https://mdchotel.com/blog/kapadokyada-gezilecek-yerler/" rel="nofollow">Kapadokya</a>‘da bolca görebileceğiniz ve sizi kendilerine hayran bırakan peri bacaları koni biçimindeki tepelerinde kaya blogu bulunan yapılardır. Sel suları, yağmur ve rüzgarın sayesinde aşındırdığı tüften var olan yapılardır. Peri Bacaları’nın hiçbiri insanlar tarafından yapılmamış, tamamiyle doğal bir yapı veya oluşumdur.</p>

<p>Kapadokya’da birçok çeşit Peri Bacası görmek mümkün. 1 ile 15 metrelik büyüklüklerde bulunan Peri Bacaları eğer 1 metreden küçük veya 15 metreden büyükse bu yapı Peri Bacası olarak sayılmıyor. Bunun dışında da sivri, mantar şekilli ve sütunlu Peri Bacaları’yla da karşılaşırsanız hiç şaşırmayın. Dünyanın birçok yerinde Peri Bacası bulunmasına rağmen hiçbir yerde Kapadokya’daki kadar yoğun değil. Bundan dolayı da Peri Bacaları Dünyanın 7 Harikası listesine girmiştir.</p>

<figure aria-describedby="caption-attachment-642" id="attachment_642">
<p><img alt="" decoding="async" height="293" src="https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/peri-bacasi.jpg" width="220" /></p>

<h2>Peri Bacaları Nasıl Oluşmuştur?</h2>

<p>Jeolojik dönemlerdeki aktif volkanlar sayesinde günümüzde Peri Bacaları dediğimiz yapılar meydana gelmiştir. Yaklaşık altmış milyon sene önce Torosların yükselmesiyle Anadolu fayını sıkıştırmaya başlar. Böylelikle de yanar dağlar lav püskürtmeye başlar. Yapılan araştırmalar sonucunda ise çok uzun yıllar önce yani milyonlarca yıl önce Kapadokya bölgesi aslında bir iç denizmiş. Böylelikle de yanar dağlardan püsküren lavlar da bu iç denizi kurutmuştur. Sonuç olarak da bir tüf tabakası oluşturmuş. Bu tabakaların içinde de bazalt, kil, kumtaşı ve volkan külü varmış. Bundan dolayı bazı alanlarda daha sert, bazı alanlarda da yumuşak lav birkintileri ortaya çıkmış. Zaman içinde de seller, yağmurlar ve rüzgar sayesinde de söz konusu kısımlar tabir-i caizse bir heykeltraşın elinden çıkmışçasına yontulmaya başlamış. Bu yontulmalar sayesinde de günümüzde büyük hayranlık ve şaşkınlık duyduğumuz adına da Peri Bacaları dediğimiz doğal yapıtlar oluşmuş.</p>

<p>Hititler, Bizanslar, Persler, Selçuklular, Osmanlılar ve daha bir sürü uygarlık söz konusu Peri Bacalarını görmüş. Yaşam alanı ve daha birçok amaçla kullanmış ve günümüze kadar muazzam bir şekilde ulaşmışlar. İçerisine&nbsp;<a href="https://mdchotel.com/blog/kapadokyada-gezilecek-kiliseler/" rel="nofollow">kilise</a>, şapel,&nbsp;<a href="https://mdchotel.com/blog/kapadokyada-gezilecek-manastirlar/" rel="nofollow">manastır</a>&nbsp;oyulan Peri Bacalarına yaptıkları kiliseler için İncil’den birçok hikaye sahnelenmiş, böylelikle de değerlerine daha da çok değer katılmıştır. Peri Bacaları hakkında daha detaylı bir yazı okumak isterseniz&nbsp;<strong><a href="https://mdchotel.com/blog/kapadokya-peri-bacalari-olusumu/" rel="nofollow">Kapadokya Peri Bacaları Oluşumu</a></strong>&nbsp;yazımıza göz atabilirsiniz.</p>

<figure aria-describedby="caption-attachment-643" id="attachment_643"><img alt="" decoding="async" height="344" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" src="https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/peri-bacasi..jpg" srcset="https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/peri-bacasi..jpg 650w, https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/peri-bacasi.-300x159.jpg 300w" width="650" />
<p>Daha önce de anlattığımız gibi Kapadokya bölgesinde birçok Peri Bacası bulunuyor. Fakat söz konusu Peri Bacaları’nın en yoğun olduğu Kapadokya bölgeleri&nbsp;<a href="https://mdchotel.com/blog/uchisarda-gezilecek-yerler/" rel="nofollow">Uçhisar</a>,&nbsp;<a href="https://mdchotel.com/blog/avanosta-gezilecek-yerler/" rel="nofollow">Avanos</a>&nbsp;ve&nbsp;<a href="https://mdchotel.com/blog/urgupte-gezilecek-yerler/" rel="nofollow">Ürgüp</a>&nbsp;bölgelerinin oluşturduğu üçgen bölgenin içidir. Bundan dolayı Nevşehir Peri Bacaları en çok ziyaret edilen bölgedir.&nbsp;<a href="https://mdchotel.com/blog/kapadokya-soganli-vadisi/" rel="nofollow">Soğanlı Vadisi</a>‘nde de birçok Peri Bacasıyla karşılaşabilirsiniz aynı zamanda. Aksaray Güzelyurt’a bağlı olan Selime bölgesinde de yamaçlara yaslı bir şekilde Peri Bacaları gözükür. Tüm bunların dışında da&nbsp;<a href="https://mdchotel.com/blog/pasabag-vadisi/" rel="nofollow">Paşabağ Vadisi’</a>ne uğramadan geçmeyin diyoruz. Çünkü burası Peri Bacaları’yla doludur. Hem de zamanında keşişlerin inzivaya çekildiği sessiz sakin ve huzurlu bir bölgedir.</p>

<p>Ayrıca Peri Bacaları ile alakalı birçok efsane de vardır.</p>

<figure aria-describedby="caption-attachment-644" id="attachment_644"><img alt="" decoding="async" height="400" loading="lazy" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" src="https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/uc-guzeller..jpg" srcset="https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/uc-guzeller..jpg 600w, https://mdchotel.com/blog/wp-content/uploads/2021/10/uc-guzeller.-300x200.jpg 300w" width="600" />
<h2></h2>
</figure>
</figure>
</figure><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Florya Gazetesi</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/kapadokya-gezi-rehberi-peri-bacalari</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Dec 2024 04:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2024/12/peri2.jpg" type="image/jpeg" length="52542"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mısır piramitlerinin inşasının gizemi çözülmüş olabilir]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/misir-piramitlerinin-insasinin-gizemi-cozulmus-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/misir-piramitlerinin-insasinin-gizemi-cozulmus-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, Giza da dahil Mısır'daki 31 piramidin yaklaşık 4000 yıl önce nasıl inşa edildiğine dair gizemi çözmüş olabileceklerini düşünüyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) Kuzey Carolina Wilmington Üniversitesi'nin yürüttüğü çok uluslu bir araştırmaya göre, piramitler Nil Nehri'nin u...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Bilim insanları, Giza da dahil Mısır'daki 31 piramidin yaklaşık 4000 yıl önce nasıl inşa edildiğine dair gizemi çözmüş olabileceklerini düşünüyor.</strong></p>

<p dir="ltr">Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) Kuzey Carolina Wilmington Üniversitesi'nin yürüttüğü çok uluslu bir araştırmaya göre, piramitler Nil Nehri'nin uzun süre önce kaybolmuş olan bir kolu sayesinde yapılmış olabilir.</p>

<p dir="ltr">Nil'in bu kolu günümüzde çöl ve tarım arazilerinin altında kalmış durumda.</p>

<p dir="ltr">Arkeologlar uzun yıllardır, piramitlerin inşasında kullanılan taş bloklar ve diğer malzemelerin yakınlardaki bir su yolu üzerinden taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyordu.</p>

<p dir="ltr">Araştırma ekibinden Prof Eman Ghoneim, "Ama bu zamana kadar hiç kimse bu su yolunun yeri, şekli, boyutu ya da piramitlere yakınlığına dair net bir şey söyleyemiyordu" diyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Florya Gazetesi</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/misir-piramitlerinin-insasinin-gizemi-cozulmus-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Dec 2024 02:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2024/12/piramit1.jpg" type="image/jpeg" length="43806"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DÜNYANIN EN ESKİ AKEOLOJİK TAPINAĞI: GÖBEKLİTEPE (M.Ö.10.000)]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/dunyanin-en-eski-akeolojik-tapinagi-gobeklitepe-mo10000</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/dunyanin-en-eski-akeolojik-tapinagi-gobeklitepe-mo10000" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malta Tapınakları ve Sümerlerden 6.000,
Nuh Tufanından ve Stonehenge’den 7.000,
Mısır Piramitlerinden 7.500,Hz.İbrahim’den 8.000,
Roma’dan ve Zeugma Mozaiklerinden 10.000 yıl önce Göbeklitepe vardı.

Göbeklitepe’de yapılan kazılarda, yerleşik yaşama geçişle ilgili mevcut bilgileri alt üst edece...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malta Tapınakları ve Sümerlerden 6.000,<br />
Nuh Tufanından ve Stonehenge’den 7.000,<br />
Mısır Piramitlerinden 7.500,Hz.İbrahim’den 8.000,<br />
Roma’dan ve Zeugma Mozaiklerinden 10.000 yıl önce Göbeklitepe vardı.</p>

<p>Göbeklitepe’de yapılan kazılarda, yerleşik yaşama geçişle ilgili mevcut bilgileri alt üst edecek&nbsp;buluntular ortaya çıkmıştır. Göbeklitepe, M.Ö. 10.000 yani günümüzden 12.000 yıl öncesine&nbsp;tarihlenen Çanak Çömleksiz Neolitik döneme ait bir inanç merkezidir. 80 dönümlük alana&nbsp;sahip olan ören yeri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 2005 yılında 1. Derece arkeolojik sit&nbsp;alanı ilan edilmiştir. İnsanoğlu ilk kez, Neolitik Dönemde doğa ile olan ilişkisini kendi lehine&nbsp;çevirerek, avcılık ve toplayıcılık ile birlikte tarıma da yönelmiştir. Yine bu dönemde&nbsp;hayvanların evcilleştirilmesi gerçekleşmiş, ilk dini ve sivil mimari örnekleri ortaya çıkmaya&nbsp;başlamıştır.</p>

<p>Şanlıurfa İl Merkezi’nin 17 km doğusunda Örencik (Karaharabe) Köyü’nün 3 km&nbsp;kuzeydoğusunda yer alan Göbeklitepe, adını bölgede bulunan yatır mezardan (ziyaretten)&nbsp;almaktadır. İlk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin işbirliği ile hazırlanan&nbsp;“Güneydoğu Anadolu Bölgesi Araştırma Projesi” çerçevesinde gerçekleştirilen yüzey&nbsp;araştırmalarında, İstanbul Üniversitesinden Prehistorya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halet ÇAMBEL ve Chicago Üniversitesinden Prof. Dr. Robert BRAIDWOOD tarafından keşfedilmiştir.</p>

<p>1995 yılında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden&nbsp;Arkeolog Harald HAUPTMANN’ın danışmanlığında yüzey araştırmaları yapılmış ve 1996&nbsp;yılından 2006 yılına kadar Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Alman Arkeoloji&nbsp;Enstitüsü’nden Arkeolog Klaus Schmidt danışmanlığında kazı çalışmaları sürdürülmüştür.&nbsp;Göbeklitepe’deki kazı çalışmaları, 2007 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararı ile Alman&nbsp;Arkeoloji Enstitüsünden Arkeolog Klaus Schmidt başkanlığında yürütülmektedir.&nbsp;Boğa, Tilki Ve Turnalı Stel Göbeklitepe’de ortaya çıkarılan ilginç buluntular arasında çöl&nbsp;varanı, sürüngen kabartmaları, yaban domuzları, turna, leylek, tilki, yılan, akrep, koyun, aslan&nbsp;örümcek ve kafası olmayan insan kabartması, erkeklik organı abartılı olarak tasvir edilmiş&nbsp;erkek heykelleri vb. ortaya çıkan bulgular 12.000 yıl önce yerleşik hayata geçen bu dönem&nbsp;insanının inançlarını yansıtan önemli bulguları oluşturmaktadır.&nbsp;Mimarlık tarihi, insanoğlunun avcı ve toplayıcı toplumdan yerleşik topluma geçmesi ile&nbsp;başlar. Göbeklitepe’de bulunan 12.000 yıllık yapılar, mimarlık tarihinin başlangıcı olarak&nbsp;kabul edilmiştir. İnsanoğlunun tek tanrılı dinlerden önceki çok tanrılı döneme ait ilk tapınağı,&nbsp;M.Ö.4.000 yılına tarihlenen Malta Adası’ndaki tapınak olarak biliniyordu. Göbeklitepe&nbsp;Tapınağı’nın tespiti ile bu bilgiler geçerliliğini yitirmiş ve insanoğlunun ilk tapınağının&nbsp;günümüzden 12.000 öncesine tarihlenen “Göbeklitepe Tapınağı” olduğu bilimsel verilerle&nbsp;kanıtlanmıştır.</p>

<p>Bu tespit ile birlikte arkeoloji tarihi yeniden yazılmaya başlanmıştır.&nbsp;Dünyada kabul gören arkeolojik görüşe göre insanoğlunun avcı ve toplayıcı yaşam&nbsp;biçiminden yerleşik hayata geçmesindeki en önemli faktörler; açlık korkusu ve korunma&nbsp;içgüdüsüdür. Ancak Göbeklitepe bu tabuyu yıkmıştır. Zira yapıldığı dönem göz önüne&nbsp;alındığında; yerleşik yaşama geçişte dinsel inanışların da etkisinin olabileceğini ispatlamıştır.&nbsp;Anlaşılan o ki; gelecekte yapılacak kazılar, Göbeklitepe’nin kendine has birçok sırrı&nbsp;sakladığını ortaya çıkaracaktır.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Florya Gazetesi</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/foto-galeri/dunyanin-en-eski-akeolojik-tapinagi-gobeklitepe-mo10000</guid>
      <pubDate>Wed, 11 Dec 2024 02:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/uploads/2024/12/5899b9f3cef28.jpg" type="image/jpeg" length="81467"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazetemizin Yönetim kurulu başkanı Ali Yüksel'in meclis konuşması]]></title>
      <link>https://www.floryagazetesi.com/video/gazetemizin-yonetim-kurulu-baskani-ali-yukselin-meclis-konusmasi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.floryagazetesi.com/video/gazetemizin-yonetim-kurulu-baskani-ali-yukselin-meclis-konusmasi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazetemizin Yönetim kurulu başkanı Ali Yüksel'in Miletvekiliğine seçildikten sonra ilk meclis konuşması]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazetemizin Yönetim kurulu başkanı Ali Yüksel'in Miletvekiliğine seçildikten sonra ilk meclis konuşması</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Video</category>
      <guid>https://www.floryagazetesi.com/video/gazetemizin-yonetim-kurulu-baskani-ali-yukselin-meclis-konusmasi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Jul 2023 21:24:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://floryagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/floryagazetesi-com/images/video/291819078_100429339382116_6432005542150381514_n.jpg" type="image/jpeg" length="44611"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
