SİYASET

Suriye hükümeti ilk kez Kürtlerin önderliğindeki SDG'yi 'bölücü terörist milisler' olarak niteledi

SDG içinde çoğu Türk, İranlı ve Iraklı olmak üzere 8 bin PKK’lı var, yabancılar sınır dışı edilecek. Ankara, Suriye ordusuna katılacak SDG’lilerin güvenlik soruşturması için de Şam’a yardımcı olacak.

  • Ankara, SDG içindeki yabancı unsurların tasfiyesini “kırmızı çizgi” olarak görüyor; Şam yönetimi ise SDG’yi ilk kez resmen “bölücü terörist milisler” olarak tanımladı.

    Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye yönetimi arasında imzalanan 14 maddelik anlaşmanın en kritik başlıklarından biri olan “Suriyeli olmayan tüm PKK’lıların Suriye sınırları dışına çıkarılması” maddesinin uygulanması, Türkiye tarafından yakından takip edilecek. Ankara, bu kapsamdaki örgüt üyelerinin Şam ordusuna katılımına kesinlikle izin verilmeyeceğini vurguluyor.

    Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği temel güvenlik taleplerinden biri olan SDG içindeki yabancı unsurların tasfiyesi, Ankara ile Şam arasında sağlanan koordinasyon çerçevesinde hayata geçirilecek. Güvenlik kaynakları, SDG bünyesinde yaklaşık 8 bin Suriyeli olmayan örgüt üyesi bulunduğunu, bunların önemli bir bölümünün Türk kökenli olduğunu belirtiyor. Bu grubun, Kuzey Irak ve Türkiye üzerinden Suriye’ye geçen PKK bağlantılı unsurlardan oluştuğu, ayrıca Irak ve İran kökenli militanların da bulunduğu ifade ediliyor.

    Ankara’nın “kırmızı çizgi” olarak nitelendirdiği bu yabancı unsurların ayıklanmasının ardından, Türk kökenli örgüt üyelerinin isterlerse silah bırakmış diğer örgüt mensupları gibi Türkiye’ye dönebileceği, bu süreçte Terörsüz Türkiye kapsamında çıkarılması planlanan hukuki düzenlemelerden yararlanabilecekleri belirtiliyor.

    Öte yandan Suriye yönetimi, SDG’ye yönelik söyleminde önemli bir değişikliğe gitti. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği ve Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği ve resmi haber ajansı SANA tarafından yayımlanan mektupta, SDG ilk kez açık ve resmi bir dille “bölücü terörist milisler” olarak tanımlandı. Mektupta, SDG’nin Haseke, Rakka, Deyr ez Zor ve Halep’te “kriminal ve baskıcı uygulamalara” imza attığı, ABD öncülüğündeki koalisyonla birlikte sivillere yönelik ihlallerde bulunduğu iddia edildi.

    Şam yönetimi mektubunda, “dost ve müttefik ülkelerin desteğiyle Suriye topraklarının her karışını terörden arındırma ve yeniden inşa etme kararlılığını” yineleyerek, SDG kontrolündeki bölgelerin de bu kapsamda değerlendirileceğini vurguladı. Uzmanlar, bu açıklamaların Şam’ın SDG’ye yönelik tutumunda yeni ve daha sert bir dönemin işareti olduğunu belirtiyor.

    Güvenlik kaynakları ayrıca, sayıları 50–60 bin arasında olduğu değerlendirilen SDG mensuplarının bireysel olarak Suriye ordusuna entegrasyonunun ciddi teknik ve güvenlik soruşturmaları gerektirdiğine dikkat çekiyor. Bu süreçte Türkiye’nin istihbarat desteği sunmasının da gündemde olduğu ifade ediliyor.

    Kaynaklar:

    Reuters, SANA, BBC, uluslararası güvenlik ve diplomasi kaynakları

    Florya Gazetesi Haber Merkezi