Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki egemenlik haklarını güçlendirmeye ve uluslararası sularda uygulanacak hukuki standartları yeniden tanımlamaya yönelik kapsamlı bir yasa hazırlığında olduğu yönündeki haberler, Yunanistan ve İsrail medyasında geniş yankı uyandırdı.
Yunanistan merkezli Kathimerini, Proto Thema ve Pentapostagma gibi yayın organları, Ankara’nın yeni düzenleme ile Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını daha güçlü hukuki zemine oturtmayı hedeflediğini öne sürdü.
Yunan basınında yer alan analizlerde, Türkiye’nin hazırladığı düzenlemenin özellikle balıkçılık faaliyetleri, denizaltı madenciliği, enerji sondajları, deniz çevresi yönetimi ve deniz parkları kurulması gibi alanlarda Ankara’ya önemli stratejik avantajlar sağlayabileceği ifade edildi. Bazı yorumlarda ise Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımı ve deniz yetki alanları konusunda “kendisi dışlanarak oluşturulacak hiçbir denklemi kabul etmeyeceği” mesajını verdiği savunuldu.
Proto Thema’nın değerlendirmesinde, Ankara’nın özellikle Libya ile imzaladığı deniz yetki anlaşmasının ardından Doğu Akdeniz’de daha aktif ve kalıcı bir strateji izlediği belirtilirken, yeni yasal çerçevenin bu yaklaşımın devamı niteliğinde olduğu aktarıldı.
İsrail merkezli Maariv gazetesi ise Türkiye’nin bu hamlesini, Yunanistan-Güney Kıbrıs-İsrail enerji eksenine verilmiş güçlü bir jeopolitik cevap olarak değerlendirdi. Haberde, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki enerji rezervleri üzerindeki gelişmeleri uzun süredir dikkatle takip ettiği ve yeni düzenlemenin Türkiye’nin bölgesel deniz stratejisini kurumsallaştırabileceği ifade edildi.
Maariv’de yayımlanan analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminin bu adımla “Ege ve Akdeniz’de Türkiye olmadan kalıcı enerji ve güvenlik düzeni kurulamayacağı” mesajını verdiği ileri sürüldü. İsrail basınında ayrıca Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği deniz savunma teknolojileri, insansız deniz araçları, milli savaş gemileri ve “Mavi Vatan” doktrinine yapılan yatırımların bölgesel dengeleri etkilediğine dikkat çekildi.
Uzmanlara göre Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin hazırladığı hukuki altyapı yalnızca enerji arama faaliyetleriyle sınırlı değil. Sürecin; ekonomik bağımsızlık, enerji güvenliği, deniz ticaret yollarının korunması, mavi ekonomi ve jeostratejik caydırıcılık açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Türk güvenlik ve deniz hukuku çevrelerinde ise konu, doğrudan milli egemenlik meselesi olarak ele alınıyor. Özellikle Doğu Akdeniz’de son yıllarda yoğunlaşan enerji rekabeti, uluslararası şirketlerin faaliyetleri ve bölgesel ittifakların şekillenmesi nedeniyle Türkiye’nin hukuki ve askeri kapasitesini güçlendirmesinin stratejik önem taşıdığı ifade ediliyor.
Akademisyenler, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerinin uluslararası hukuk çerçevesinde daha görünür hale getirilmesi gerektiğini savunurken, enerji bağımsızlığı ve deniz güvenliğinin gelecek yıllarda devletlerin en kritik milli güvenlik başlıklarından biri olacağına dikkat çekiyor.
ABD ve Avrupa Birliği çevrelerinden ise taraflara diyalog çağrıları gelmeye devam ediyor. Washington yönetimi, Türkiye ve Yunanistan arasında Ege ve Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkların diplomatik kanallar aracılığıyla çözülmesi gerektiğini vurguluyor.
Kaynaklar: Kathimerini, Proto Thema, Pentapostagma, Maariv, Reuters, Anadolu Ajansı (AA)