Florya Gazetesi Haber Merkezi | 13 Ekim 2026

Türkiye'de sermaye piyasalarına yönelik güven tartışmaları, Tera ve Pusula fonları üzerinden yürütülen soruşturmayla yeni bir boyut kazandı. Milyarlarca liralık fon hareketlerinin niteliği, olası bilgi avantajları ve denetleyici kurumların süreçteki sorumlulukları ekonomi gündeminin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, bugün yayımlanan "Fon rezaleti değil organize soygun" başlıklı yazısında, yaşananların yalnızca bireysel yatırımcı işlemleri üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirterek sermaye piyasalarının denetim yapısının da sorgulanması gerektiğini savundu.

16 günde 401 milyar liralık şüpheli fon satışı

Soruşturmaya ilişkin basına yansıyan bilgilere göre, 1–16 Eylül 2026 tarihleri arasında Tera ve Pusula fonlarında toplam 440 yatırımcının gerçekleştirdiği 401 milyar 266 milyon liralık çıkış incelemeye konu oldu.

Söz konusu işlemlerin önemli bir bölümünün yüksek tutarlı fon satışlarından oluştuğu, özellikle büyük ölçekli yatırımcı hareketlerinin zamanlamasının araştırıldığı bildirildi.

İncelemeye konu tutar

401,3 milyar TL

İncelenen yatırımcı

440 kişi

İşlem dönemi

1–16 Eylül 2026

Basına yansıyan soruşturma verileri. Bu rakamlar kesinleşmiş kamu zararı veya suç geliri anlamına gelmiyor.

Soruşturmanın en önemli başlıklarından birini, bu ölçekteki fon satışlarının piyasa koşullarına uygun olarak mı gerçekleştirildiği, yoksa kamuya açık olmayan bilgilerden yararlanılıp yararlanılmadığı oluşturuyor.

Bu ayrım hukuki bakımdan önem taşıyor. Yüksek tutarlı fon satışı tek başına suç teşkil etmezken, içeriden öğrenilen bilgilerin kullanılması veya piyasa dolandırıcılığına yönelik organize işlemler tespit edilmesi halinde cezai ve idari sorumluluk gündeme gelebiliyor.

Cevdet Yılmaz: Hukuka aykırılık varsa sorumluluk devam eder

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 12 Ekim'de yaptığı açıklamalar da soruşturmanın kapsamına ilişkin önemli mesajlar içerdi.

Yılmaz, fon işlemlerinde hukuka aykırı faaliyet bulunup bulunmadığının incelendiğine işaret ederek, olası usulsüzlüklerde sorumluluğun ortadan kalkmayacağı yönünde açıklamalarda bulundu.

Yılmaz'ın değerlendirmeleri, soruşturmanın yalnızca yatırımcıların gerçekleştirdiği işlemlerle sınırlı kalmayabileceği, ilgili kurumların işleyişinin de denetleneceği şeklinde yorumlandı.

Basına yansıyan bilgilere göre Devlet Denetleme Kurulu da yaklaşık 15 denetmen ve müfettişle incelemelerini sürdürüyor.

Kardeş ülkeden 'Mekke İttifakı' açıklaması! 'Umut verici' diyerek duyurdular
Kardeş ülkeden 'Mekke İttifakı' açıklaması! 'Umut verici' diyerek duyurdular
İçeriği Görüntüle

Denetim kurumları neden müdahale etmedi?

Selvi'nin yazısında öne çıkan sorulardan biri de milyarlarca liralık fon hareketleri yaşanırken gözetim ve denetim mekanizmalarının nasıl işlediği oldu.

Sermaye Piyasası Kurulu'nun resmî açıklamalarına göre yatırım fonlarının portföy yapıları elektronik ortamda günlük olarak izlenebiliyor. Kurul, şüpheli faaliyetler karşısında inceleme yürütme ve mevzuatta öngörülen tedbirleri uygulama yetkisine sahip.

Bu çerçevede soruşturmanın şu sorulara da açıklık getirmesi bekleniyor:

  • Fonlarda olağan dışı işlem hareketleri önceden tespit edildi mi?

  • Risk uyarıları ilgili birimlere zamanında iletildi mi?

  • Şüpheli işlemlerin durdurulması için gerekli tedbirler alındı mı?

  • İşlemlerden önce kamuya açıklanmamış bilgilere erişim sağlandı mı?

  • Denetim sürecinde kurumsal ihmal veya yetki kötüye kullanımı yaşandı mı?

Bu soruların cevaplandırılması, hem olası hukuka aykırılıkların belirlenmesi hem de piyasa güveninin yeniden tesis edilmesi bakımından önem taşıyor.

Devlet Denetleme Kurulu'nun raporu bekleniyor

Soruşturmanın diğer önemli boyutunu, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu tarafından yürütülen incelemeler oluşturuyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda yaptığı açıklamada, DDK'nin ilgili kurumları kapsayan saha çalışmasına başladığını doğruladı. Yaklaşık 15 denetmen ve müfettişin görev aldığı çalışma kapsamında kurumların denetim süreçlerinin araştırıldığı bildirildi.

DDK incelemesinin, olası idari aksaklıkların belirlenmesine ve varsa kurumsal sorumlulukların ortaya çıkarılmasına katkı sağlaması bekleniyor. Ancak idari denetim sonuçları ile ceza soruşturmasının hukuki sonuçları birbirinden ayrı değerlendirilecek.

Finans piyasalarında güvenin korunması öncelikli

Türkiye'nin sermaye piyasalarının sağlıklı gelişmesi, yalnızca yatırımcı sayısının ve işlem hacminin artmasına değil, aynı zamanda denetim sisteminin etkin ve güvenilir şekilde işlemesine bağlı.

Küçük yatırımcıların korunması, piyasa manipülasyonunun önlenmesi ve yatırım kuruluşlarına yönelik güvenin sürdürülmesi, finansal istikrarın temel unsurları arasında bulunuyor.

Tera ve Pusula fonlarına ilişkin incelemeler, bu nedenle yalnızca belirli fonlarda gerçekleştirilen işlemler açısından değil, sermaye piyasalarının genel denetim kapasitesi bakımından da önem taşıyor.

Soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesi, hukuka aykırı kazançların tespit edilmesi halinde gerekli yaptırımların uygulanması ve varsa denetim eksikliklerinin giderilmesi, piyasalara duyulan güvenin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.

Sonuç olarak, 401 milyar lirayı aşan şüpheli fon hareketlerinin gerçek niteliğinin açıklığa kavuşturulması, yatırımcıların korunması ve finansal sistemin saygınlığının sürdürülmesi açısından kritik önem taşıyor. Soruşturma tamamlanmadan kişi veya kurumların suçlu ilan edilmemesi ise hukuk devleti ilkesinin gereği olarak öne çıkıyor.

Kaynaklar: Hürriyet – Abdulkadir Selvi, 13 Ekim 2026 tarihli köşe yazısı; Anadolu Ajansı – Cevdet Yılmaz'ın 12 Ekim 2026 açıklamaları; Sermaye Piyasası Kurulu resmî gözetim ve denetim açıklamaları; A Haber ve Haber7 soruşturma haberleri.