Florya Gazetesi Haber Merkezi | 20 Ekim 2026

Otomotiv sektöründe yaşanan dijital dönüşüm, araçları yalnızca bir ulaşım aracı olmaktan çıkararak hareket hâlindeki veri işleme merkezlerine dönüştürüyor. Yüksek çözünürlüklü kameralar, radarlar, konum belirleme sistemleri ve sürekli güncellenebilen yazılımlar, modern otomobillerin çevreleriyle etkileşimini artırırken güvenlik açısından yeni risk alanları oluşturuyor.

Özellikle askerî bölgeler, savunma sanayisi kuruluşları, kritik altyapı tesisleri ve stratejik kamu kurumları çevresinde faaliyet gösteren internet bağlantılı araçların veri toplama kapasitesi, ülkelerin güvenlik politikalarında giderek daha fazla önem kazanıyor.

TEI'den dikkat çeken güvenlik açıklaması

TUSAŞ Motor Sanayii (TEI) Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit, 11 Ekim 2026'da kamuoyuna yansıyan açıklamasında, yabancı elektrikli otomobillerin bazı savunma sanayisi yerleşkelerine alınmadığını ifade etti.

Akşit, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI'yi anarak araçlarda bulunan çok sayıdaki kamera ve sensörün tesislerin çevresini kayıt altına alabilme kapasitesine dikkat çekti.

Pamukkale Üniversitesi bünyesinde düzenlenen bir konferansta konuşan Akşit, söz konusu teknolojilerin kontrolünün ilgili güvenlik kurumlarında bulunmamasının önemli bir risk oluşturabileceğini belirtti.

Son Dakika Haberleri

Türkiye'den Suriye'ye geçişlerin yeniden başlamasıyla birlikte Türkiye'den kara yoluyla umre yolculuğu yapanların sayısı
Türkiye'den Suriye'ye geçişlerin yeniden başlamasıyla birlikte Türkiye'den kara yoluyla umre yolculuğu yapanların sayısı
İçeriği Görüntüle

+1

Bu açıklama, Türkiye'de kritik savunma tesislerinin fiziksel güvenliğinin yanı sıra dijital güvenliğinin de bütüncül biçimde ele alınması gerektiğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Otomobiller hareketli istihbarat merkezine dönüşebilir mi?

Yeni nesil otomobillerin önemli bir bölümü çevrelerini algılamak, sürüş güvenliğini artırmak ve navigasyon hizmetleri sunmak amacıyla gelişmiş veri toplama sistemlerinden yararlanıyor.

Bu sistemler, aracın teknik özelliklerine ve veri işleme politikalarına bağlı olarak bulunduğu çevrenin görüntülerini, konum bilgilerini, hareket güzergâhlarını ve çeşitli kullanım verilerini işleyebiliyor.

Kritik güvenlik alanlarında ise söz konusu bilgiler farklı bir önem kazanıyor.

Örneğin savunma tesisine giren bir aracın kamera ve konum sistemlerinden elde edilen veriler, uygun biçimde korunmadıkları takdirde tesisin yerleşimi, giriş-çıkış düzeni ve çevresel özellikleri hakkında bilgi sağlayabilir.

Ancak bir aracın bu verileri teknik olarak toplayabilmesi, bilgilerin mutlaka yabancı bir devlete aktarıldığı veya casusluk amacıyla kullanıldığı anlamına gelmiyor.

Asıl güvenlik sorunu, verilerin nerede saklandığı, kimlerin erişimine açık olduğu ve sistemlerin bağımsız biçimde denetlenip denetlenemediği noktalarında ortaya çıkıyor.

Biyometrik veriler ve kişisel bilgiler de risk altında

Akıllı otomobillerin güvenlik açısından değerlendirilmesi gereken bir başka özelliği, sürücü ve yolculara ilişkin kişisel bilgileri işleyebilmeleri.

Bazı araç modellerinde sürücü tanıma kameraları, kabin içi izleme sistemleri, sesli komut teknolojileri ve kullanıcı profilleri bulunuyor.

Bu sistemlerin topladığı bilgiler arasında yüz görüntüleri, ses kayıtları, araç kullanım alışkanlıkları ve yolculuk geçmişi yer alabiliyor.

Özellikle savunma sanayisi çalışanlarının düzenli güzergâhlarının, çalışma saatlerinin veya kimlikleriyle ilişkilendirilebilecek verilerin yetkisiz kişilerin eline geçmesi, istihbarat ve kişisel güvenlik açısından risk doğurabilir.

Bununla birlikte her akıllı aracın biyometrik veri topladığı veya bu bilgileri üretici şirketin sunucularına gönderdiği varsayılamaz. Risk değerlendirmesi, aracın donanımına, yazılımına ve veri aktarım özelliklerine göre yapılmalıdır.

Uzaktan müdahale ihtimali neden tartışılıyor?

İnternet bağlantılı araçların yazılımlarının uzaktan güncellenebilmesi, otomotiv teknolojisinde önemli bir yenilik olarak değerlendiriliyor.

Ancak uzaktan erişim imkânı sağlayan sistemlerde güvenlik açıklarının bulunması, siber saldırganların bazı araç işlevlerine müdahale etmesi ihtimalini de beraberinde getiriyor.

Bu nedenle siber güvenlik uzmanları, araç yazılımlarının güvenli geliştirilmesini, güncellemelerin doğrulanmasını ve kritik sürüş sistemleriyle dış bağlantılar arasında güçlü güvenlik önlemleri oluşturulmasını önemli görüyor.

Bir otomobilin uzaktan tamamen kontrol edilebilmesi ise her model için geçerli bir özellik değil. Böyle bir saldırının gerçekleşebilmesi, belirli teknik açıklıkların bulunmasına ve bunların istismar edilmesine bağlı.

Dolayısıyla olası sabotaj senaryolarıyla doğrulanmış siber saldırı vakalarının birbirinden ayrılması gerekiyor.

ABD de bağlantılı araçlara güvenlik kısıtlamaları getirdi

Akıllı otomobillere yönelik güvenlik endişeleri yalnızca Türkiye'nin gündeminde bulunmuyor.

ABD Ticaret Bakanlığı, 14 Ocak 2025 tarihinde Çin ve Rusya bağlantılı bazı araç iletişim sistemleri ile otomatik sürüş yazılımlarına yönelik kısıtlamaları içeren düzenlemeyi duyurdu.

Düzenlemenin gerekçeleri arasında araçlardan hassas verilerin elde edilebilmesi ve belirli koşullarda araç sistemlerine uzaktan müdahale edilmesi ihtimali yer aldı.

ABD yönetimi, bu yaklaşımı bağlantılı otomobillerin tedarik zincirlerinde millî güvenliği korumaya yönelik bir önlem olarak değerlendirdi.

Sanayi ve Güvenlik Ofisi

+1

Bu gelişme, otomotiv sektöründe siber güvenliğin artık yalnızca kullanıcıların kişisel bilgilerinin korunmasıyla sınırlı olmadığını, uluslararası güvenlik politikalarının da bir parçasına dönüştüğünü gösteriyor.

Yerli teknoloji ve veri egemenliği önem kazanıyor

Türkiye'nin savunma sanayisinde geliştirdiği yerli ve millî teknolojiler, kritik sistemlerde dışa bağımlılığın azaltılması bakımından stratejik önem taşıyor.

Bununla birlikte otomotiv alanında güvenlik değerlendirmelerinin yalnızca aracın üretildiği ülkeye göre yapılması yeterli değil.

Yerli veya yabancı bütün bağlantılı araçların yazılım güvenliği, veri saklama politikaları, sensör yetenekleri ve dış sistemlerle iletişim biçimleri teknik olarak incelenmeli.

Özellikle hassas tesislerde kullanılacak araçlara yönelik bağımsız siber güvenlik denetimleri, veri aktarım sınırlamaları ve kontrollü erişim uygulamaları, güvenlik politikalarının önemli unsurları arasında yer alabilir.

Yeni dönemin güvenlik anlayışı değişiyor

Geleneksel güvenlik yaklaşımında askerî tesislerin korunması daha çok fiziki engeller, giriş kontrolleri ve personel güvenliği üzerinden değerlendirilirken, dijitalleşme bu alanın kapsamını genişletiyor.

Artık bir tesisin güvenliği yalnızca kapılarından kimlerin geçtiğiyle değil, içeri giren cihazların hangi bilgileri toplayabildiği ve bu bilgilerin nerelere ulaşabildiğiyle de bağlantılı hâle geliyor.

Akıllı otomobiller, insansız sistemler ve internet bağlantılı cihazların yaygınlaşması, güvenlik kurumlarını yeni tehdit modelleri geliştirmeye yöneltiyor.

Türkiye açısından temel mesele, teknolojik gelişmeleri sınırlamak değil; kritik savunma tesislerinde kullanılan veya bu alanlara erişebilen dijital sistemlerin denetlenebilir, güvenilir ve millî güvenlik politikalarıyla uyumlu olmasını sağlamak.

Geleceğin güvenlik anlayışında, sınırların ve stratejik tesislerin korunması kadar verilerin korunması da belirleyici olacak.

Kaynaklar: Anadolu Ajansı (11 Ekim 2026), TRT Haber, ABD Ticaret Bakanlığı Sanayi ve Güvenlik Bürosu (BIS), Reuters.