Florya Gazetesi Haber Merkezi

Türk savaş ve mücadele sanatları alanında çalışmalarını sürdüren Sanguchi, geleneksel Türk kültürünün sembolik mekânlarından biri olan İstanbul Topkapı’daki Türk Dünyası Kültür Mahallesi’nde kapsamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

27 Eylül 2026 Pazar günü Yörük Çadırı’nda gerçekleştirilen Sanguchi Kurultayı, aksakallı ve heyeti ve yönetim kurulu üyeleri olan Yakup Toktaş, Ömer Erboğa, Muhammet Baykal, Mustafa Güneş, Tuncer Kılıç, Erdal Avcı, Fehmi Tanrıkulu, edip Saraçoğlu, Mustafa Kayer ve Kurucu Atahan Ayhan Kısrure heyeti olarak Toyu ve Kuşak Sınavına Sanguchi antrenör ve öğrencilerinin yanı sıra farklı mücadele sanatlarından hocalar, millî sporcular, hakemler, federasyon temsilcileri, gözlemciler, basın mensupları ve davetliler katıldı.

Etkinlik, yalnızca bir kuşak sınavı olmaktan çıkarak Türk mücadele sanatlarının tarihi, kültürel temelleri, eğitim metotları ve geleceğinin konuşulduğu geniş kapsamlı bir fikir buluşmasına dönüştü.

Ayhan Kısrure’den Türk Savaş Kültürü Sunumu

Sanguchi’nin kurucusu ve sistem içerisindeki unvanıyla Atahan Ayhan Kısrure, kurultay kapsamında Türklerin tarih boyunca geliştirdiği savaş ve mücadele kültürü üzerine bir sunum gerçekleştirdi.

Kısrure, Sanguchi’nin yalnızca tekniklerden meydana gelen bir spor sistemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini; özgürlük, doğaçlama, üretme, tasarlama ve bireysel gelişim anlayışını merkeze alan bir mücadele sanatı olarak yapılandırıldığını anlattı.

Sistemin temel düşüncesinde öğrencinin önceden belirlenmiş kalıpları yalnızca tekrar eden bir uygulayıcı olmaktan çıkarılması hedefleniyor. Sanguchi anlayışına göre sporcu; öğrendiği temel prensiplerden hareket ederek kendi fiziki yapısı, yetenekleri ve refleksleri doğrultusunda yeni teknikler geliştirmeye teşvik ediliyor.

Kısrure, Türk savaş kültürünün tarihî birikiminin modern mücadele sanatları anlayışı içerisinde yeniden değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Master Fikret Yiğit Türk Mücadele Sanatlarının Tarihini Anlattı

Kurultaya katılan Master Fikret Yiğit de Türk mücadele sanatlarının tarihsel gelişimi konusunda kısa bir değerlendirmede bulundu.

Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya uzanan geniş coğrafyada yüzyıllar boyunca farklı savaş ve mücadele gelenekleri oluşturduğuna dikkat çekilen konuşmada, bu tarihî birikimin günümüzde akademik çalışmalar, spor organizasyonları ve modern Türk mücadele sanatları sistemleri aracılığıyla kayıt altına alınmasının önem taşıdığı ifade edildi.

Etkinlik aynı zamanda uzun yıllardır mücadele sporları içerisinde yer alan sporcu, antrenör ve hocaların yeniden buluşmasına da vesile oldu.

Yiğit, yıllar önce birlikte çalıştığı sporcular ve eski öğrencileriyle tekrar karşılaşmanın kendisi açısından ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, yeni kuşak sporculara kemerlerini takdim etmenin de geçmiş ile gelecek arasında sembolik bir bağ oluşturduğunu ifade etti.

Millî Sporcu, Antrenör ve Hakemler Tecrübelerini Paylaştı

Kurultayın önemli bölümlerinden birini de farklı branşlarda görev yapan millî sporcuların, antrenörlerin ve hakemlerin tecrübe paylaşımları oluşturdu.

Katılımcılar; sporcu yetiştirme yöntemlerinden antrenman sistemlerine, müsabaka tecrübelerinden hakemlik uygulamalarına kadar farklı konularda görüşlerini dile getirdi.

Bu yönüyle Sanguchi Kurultayı, yalnızca sistem içerisindeki öğrencilerin değerlendirilmesine yönelik bir organizasyon değil, farklı mücadele sanatları arasında bilgi ve tecrübe paylaşımına açık bir platform niteliği de kazandı.

Fehmi Tanrıkulu’ndan Türk Sporcular ve Tayland Tecrübeleri

Kurultayın dikkat çeken konuşmacılarından biri de İkiz Ejder Spor Kulübü Kurucusu Fehmi Tanrıkulu oldu.

Tanrıkulu, dünya çapında başarı elde eden Türk sporcular hakkında katılımcılara bilgi vererek, Türk sporcularının farklı mücadele branşlarında uluslararası organizasyonlarda elde ettiği başarıların daha geniş kitlelere anlatılması gerektiğini ifade etti.

Uzun yıllara dayanan yurt dışı tecrübelerinden de söz eden Tanrıkulu, özellikle Tayland’da gerçekleştirdiği spor ve antrenman çalışmalarını anlatarak burada gözlemlediği spor kültürüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Tanrıkulu, Türkiye’de toplum olarak sporu sevdiğimizi ve spor karşılaşmalarına yoğun ilgi gösterdiğimizi, ancak geniş kesimlerin sporu bizzat yapan, düzenli antrenmanlara katılan ve aktif bir yaşam biçiminin parçası hâline getiren konumda yeterince bulunmadığını dile getirdi.

Sporun yalnızca tribünden takip edilen ya da başarı elde edildiğinde sahiplenilen bir faaliyet olmaktan çıkarılması gerektiğini belirten Tanrıkulu, çocukların ve gençlerin erken yaşlardan itibaren spor salonlarına, kulüplere ve mücadele sanatlarına yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

Tanrıkulu’nun Tayland’daki gözlemleri ve uluslararası tecrübeleri, kurultayda farklı ülkelerdeki spor kültürleri ile Türkiye’deki spor anlayışının karşılaştırılmasına da imkân sağladı.

Sayokan da Kurultaydaydı

Türk mücadele sanatları alanında faaliyet gösteren Sayokan da etkinlikte temsil edildi.

Sayokan camiasının İstanbul’daki çalışmalarında uzun yıllardır görev alan Mahmut Arslan, Sayokan’ın ortaya çıkışı, eğitim anlayışı ve Türk kültürüyle kurduğu ilişki üzerine katılımcılara bilgi verdi.

Gazetecilik çalışmalarıyla da tanınan Arslan, Türk mücadele sanatlarının kamuoyuna doğru biçimde anlatılmasının, sistemlerin tarihinin kayıt altına alınmasının ve yeni nesillere aktarılmasının önemine değindi.

Farklı Türk mücadele sanatlarının aynı ortamda temsil edilmesi, organizasyonun öne çıkan unsurlarından biri oldu.

Kuşak Sınavlarında Yeni Dönem

Program kapsamında Sanguchi öğrencilerinin kuşak sınavları da gerçekleştirildi.

Öğrenciler eğitim süreçleri boyunca kazandıkları fiziksel yeterlilikleri, teknik bilgilerini, reflekslerini ve mücadele anlayışlarını antrenör ve hocalar önünde sergiledi.

Başarılı olan sporculara kuşakları ve belgeleri takdim edilirken, uzun yıllardır mücadele sanatlarına hizmet eden antrenör, hoca ve federasyon temsilcilerine de teşekkür plaketleri sunuldu.

Törende, mücadele sanatlarının yalnızca müsabaka ve fiziksel üstünlük üzerinden değerlendirilmemesi; disiplin, saygı, karakter gelişimi, kültürel bilinç ve eğitimin de sistemlerin temel unsurları arasında bulunması gerektiği vurgulandı.

Mamak Belediyesi’nden Sayokan Sporcusuna Çanakkale Gezisi Ödülü
Mamak Belediyesi’nden Sayokan Sporcusuna Çanakkale Gezisi Ödülü
İçeriği Görüntüle

Sanguchi: Kalıptan Çok Üretimi Öne Çıkaran Bir Sistem

Kurucusu Ayhan Kısrure tarafından geliştirilen Sanguchi, kendisini Türk savaş sanatı olarak tanımlıyor.

Sistemin temel başlıkları arasında hiçlik, özgürlük, doğaçlama, üretme, tasarlama, isimlendirme ve geleceğe miras bırakma anlayışı yer alıyor.

Sanguchi felsefesinde, gerçek mücadele ortamının tamamen önceden kurgulanamayacağı düşüncesinden hareket ediliyor. Bu nedenle öğrenciye yalnızca belirli tekniklerin ezberletilmesi yerine saldırı karşısında değişen şartları okuyabilme, refleks geliştirme ve gerektiğinde yeni çözümler üretebilme yeteneği kazandırılması amaçlanıyor.

Sistem, Türk savaş kültüründen aldığı tarihî ve kültürel unsurları farklı mücadele sanatlarından edinilen modern tecrübelerle bir araya getirerek kendine özgü bir eğitim anlayışı geliştirmeyi hedefliyor.

Ayhan Kısrure’nin Mücadele Sanatlarında Uzun Yıllara Dayanan Geçmişi

1968 İstanbul doğumlu Ayhan Kısrure, mücadele sporlarına 1984 yılında Kung-fu ile başladı.

Takip eden yıllarda Kung-fu başta olmak üzere kick boks, taekwondo ve boks gibi farklı disiplinler üzerinde çalışan Kısrure, sporculuk kariyerinin ardından antrenör, hakem ve yönetici olarak mücadele sporları içerisinde görev aldı.

Türkiye ve bölge şampiyonalarında çok sayıda derece kazanan Kısrure, ilerleyen yıllarda yüzlerce sporcu yetiştirdi; öğrencileri arasında millî takımlara kadar yükselen isimler yer aldı.

Farklı spor merkezleri ile belediyelerin Wushu ve kick boks takımlarında antrenörlük yapan Kısrure, mücadele sporlarının kurumsallaşması ve kamuoyunda tanıtılması amacıyla da çalışmalar yürüttü.

Uzun yıllardır özellikle Uzakdoğu mücadele sanatlarının tarihi ile Türk savaş kültürü arasındaki ilişkiler üzerine araştırmalar yapan Kısrure; konferanslar, söyleşiler, basın yayın faaliyetleri ve sosyal medya çalışmalarıyla bu alandaki görüşlerini kamuoyuyla paylaşıyor.

Türk Dünyası Kültür Mahallesi’nde Birlik ve Beraberlik Mesajı

Yörük Çadırı’nın geleneksel atmosferinde gerçekleştirilen program boyunca misafirlere çeşitli ikramlarda bulunulurken, katılımcılar spor dışındaki zamanlarda da sohbet etme ve eski dostlukları yenileme imkânı buldu.

Uzun yıllar önce aynı salonlarda çalışan hocaların, eski öğrencilerin ve yeni nesil sporcuların aynı çatı altında buluşması organizasyona nostaljik bir atmosfer kazandırdı.

Program sonunda başarılı antrenörlere, mücadele sanatlarına katkıda bulunan hocalara ve katılımcı federasyon temsilcilerine plaketler takdim edildi.

Sanguchi Kurultayı;bMilli birlik ve manevi bir atmosferde geçen kurultay rekabetten ziyade tecrübe paylaşımının, farklı mücadele sanatları arasında diyaloğun ve Türk mücadele sanatları kültürünün gelecek nesillere aktarılması düşüncesinin öne çıktığı bir organizasyon olarak tamamlandı.

Topkapı’daki Türk Dünyası Kültür Mahallesi'nde gerçekleşen buluşma, katılımcıların birlik ve beraberlik mesajlarıyla sona erdi.