ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD, İsrail ve İran arasında çatışmaların sona erdiğini açıklamasının ardından gözler anlaşmanın bölgesel ve küresel sonuçlarına çevrildi. Uzmanlar, silahların susmasının yeni güç dengelerinin başlangıcı olabileceğini değerlendiriyor.

Yaklaşık dört ay süren ve Orta Doğu'nun son yıllardaki en ciddi güvenlik krizlerinden biri olarak değerlendirilen ABD-İsrail-İran çatışmalarının sona erdiği açıklandı. ABD Başkanı Donald Trump, taraflar arasında savaşın sonlandırılmasına yönelik bir anlaşmaya varıldığını duyururken, uluslararası kamuoyu anlaşmanın ayrıntılarını ve kalıcılığını yakından takip ediyor.

İran Ağır Kayıplar Verdi, Yönetim Ayakta Kaldı

Çatışmalar süresince İran'ın askeri altyapısı yoğun hava saldırılarının hedefi oldu. Çok sayıda stratejik tesisin hasar gördüğü, üst düzey askeri isimlerin hayatını kaybettiği ve savunma sanayisinin önemli ölçüde etkilendiği bildirildi.

Buna karşın Tahran yönetiminin siyasi kontrolünü koruması, İran'ın kriz yönetimi kapasitesini ve devlet yapısının dayanıklılığını yeniden gündeme taşıdı. Ekonomik yaptırımların zaten baskı altında tuttuğu İran ekonomisinin savaş sonrası dönemde yüksek enflasyon, yatırım eksikliği ve işsizlik gibi sorunlarla mücadele etmeye devam edeceği değerlendiriliyor.

Askeri çevrelerde ise İran'ın füze ve insansız hava aracı kapasitesinin ciddi zarar görmesine rağmen tamamen ortadan kaldırılamadığı, nükleer programına ilişkin tartışmaların da süreceği yönünde analizler yapılıyor.

Hürmüz Boğazı Stratejik Önemini Koruyor

Savaş boyunca küresel enerji piyasalarının en kritik noktası Hürmüz Boğazı oldu. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği su yolunun yeniden uluslararası deniz trafiğine açılması piyasalarda olumlu karşılandı.

Uzmanlar ise boğazın yeniden açılmasının, İran'ın bölgesel stratejik konumunu koruduğunu ve gelecekteki diplomatik müzakerelerde önemli bir koz olmaya devam edeceğini ifade ediyor.

ABD'de Savaşın Ekonomik Etkileri Tartışılıyor

Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve yaşam maliyetlerindeki artış, ABD kamuoyunda dış politika tercihleri konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Kamuoyu araştırmalarında birçok vatandaşın yükselen maliyetleri bölgedeki çatışmalarla ilişkilendirdiği belirtiliyor.

Askeri açıdan ise ABD'nin üstün operasyonel kapasitesine rağmen İran yönetiminin değişmemesi ve İran'ın asimetrik savaş kabiliyetini sürdürmesi, Washington'un bölgesel güvenlik stratejilerinin yeniden değerlendirilmesine neden oldu.

Uzman Görüşü: "Kazananlar ve Kaybedenler Tartışması Sürecek"

Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, mevcut tabloyu değerlendirirken anlaşmanın içeriğinin belirleyici olacağını söyledi.

Trump'tan Mücteba Hamaney'e: Tanışmaktan onur duyarım
Trump'tan Mücteba Hamaney'e: Tanışmaktan onur duyarım
İçeriği Görüntüle

Başbuğ, mevcut şartların korunması halinde İran'ın ablukanın hafiflemesi, füze programının kapsam dışında kalması ve nükleer programla ilgili bazı taleplerinin karşılanması gibi önemli kazanımlar elde etmiş göründüğünü ifade etti.

İran'ın uzun süredir talep ettiği dondurulmuş mali varlıklarının serbest bırakılması ihtimalinin de ülke ekonomisi açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini belirten Başbuğ, İsrail'in uzun yıllardır sürdürdüğü İran'ı uluslararası sistemden izole etme stratejisinin önemli ölçüde zayıfladığını ileri sürdü.

Başbuğ ayrıca, İsrail'in bundan sonraki süreçte siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırabileceğini, ABD'nin yeniden bölgesel krizlerin merkezine çekilmesi yönünde çabaların görülebileceğini değerlendirdi.

Ateşkes Kalıcı Olur mu?

Son dönemde yaşanan çok sayıda provokatif gelişmeye rağmen tarafların müzakere masasını korumayı tercih ettiğine dikkat çeken Başbuğ, anlaşmanın kısa vadede bozulmasının düşük ihtimal olduğunu ifade etti.

Bununla birlikte uluslararası uzmanlar, Orta Doğu'da kalıcı barışın yalnızca ateşkesle değil, kapsamlı güvenlik düzenlemeleri ve diplomatik mekanizmaların işletilmesiyle mümkün olacağı görüşünü dile getiriyor.

Körfez Ülkeleri Savunma Politikalarını Gözden Geçiriyor

Çatışmalar sırasında Körfez ülkelerinin de çeşitli füze ve insansız hava aracı tehditleriyle karşı karşıya kalması, bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden tartışılmasına neden oldu.

Uzmanlara göre Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı azaltacak alternatif enerji koridorları ve yeni boru hattı projelerine hız verebilir.

Çin ve Rusya Temkinli Yaklaşım Sergiledi

Çin yönetimi savaş boyunca doğrudan müdahaleden kaçınırken enerji güvenliği açısından gelişmeleri yakından takip etti. Stratejik petrol rezervleri ve yenilenebilir enerji yatırımlarının Pekin'in krizden görece sınırlı etkilenmesini sağladığı değerlendiriliyor.

Rusya ise yükselen enerji fiyatlarından kısa vadeli ekonomik fayda sağlasa da analistler bunun Moskova'nın uzun vadeli yapısal ekonomik sorunlarını çözmeye yeterli olmadığı görüşünü paylaşıyor.

İngiltere'de Güvenlik ve Ekonomi Gündemde

İngiltere'de artan enerji maliyetlerinin enflasyon üzerinde baskı oluşturacağı ve ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği değerlendiriliyor. Aynı zamanda savaş sırasında Kıbrıs'taki İngiliz askeri tesislerine yönelik tehditler ve Başbakan Keir Starmer'ın ABD'nin bazı askeri taleplerine mesafeli yaklaşımı, Londra'nın güvenlik politikalarını yeniden tartışmaya açtı.

Silahların susmasıyla birlikte Orta Doğu'da yeni bir diplomatik dönemin kapısı aralanmış görünse de uzmanlar, ortaya çıkan güç dengelerinin yalnızca bölgeyi değil enerji piyasalarını, küresel güvenlik mimarisini ve büyük güç rekabetini uzun yıllar etkilemeye devam edeceği görüşünde birleşiyor.

Kaynaklar: Reuters, BBC, Associated Press (AP), Financial Times, uluslararası güvenlik analizleri ve haberde yer alan uzman değerlendirmeleri.

Florya Gazetesi Haber Merkezi