ANKARA – Adalet Bakanlığı'nın 1990'lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayet dosyalarını yeniden incelemeye almasıyla birlikte, 24 Ocak 1993'te bombalı suikast sonucu yaşamını yitiren gazeteci Uğur Mumcu dosyası yeniden kamuoyunun gündemine geldi. Dosyanın yeniden ele alınması sürecinde, Uğur Mumcu'nun ağabeyi Ceyhan Mumcu ile Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş, suikastın arka planına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Ceyhan Mumcu: "İsrail Büyükelçisi Kardeşimi Tehdit Etmişti"
Türkiye Gazetesi'ne konuşan hukukçu Ceyhan Mumcu, kardeşinin ölümünden önce PKK ile İsrail arasındaki ilişkilere yönelik araştırmalar yürüttüğünü ve bu nedenle hedef haline geldiğini öne sürdü.
Ceyhan Mumcu, Uğur Mumcu'nun kendisine aktardığını söylediği bir görüşmeyi şu sözlerle anlattı:
"Uğur bana, İsrail Büyükelçisiyle yaptığı görüşmede, 'Üzerimize çok geliyorsun, bu durum daha fazla devam edemez. Sana suikast bile yapılabilir.' denildiğini anlatmıştı. Görüşmenin ardından kâbus gördüğünü, rüyasında ayaklarının koptuğunu söylemişti. Çok geçmeden de suikast gerçekleşti."
Bu açıklamalar, Ceyhan Mumcu'nun kişisel beyanları olup, iddialar hakkında bugüne kadar yargı mercilerince verilmiş kesinleşmiş bir hüküm bulunmamaktadır.
"Suikastın Siyasi Sonuçları Araştırılmalı"
Ceyhan Mumcu, cinayetin yalnızca bireysel bir saldırı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak şu değerlendirmelerde bulundu:
- Suikastın ardından toplumda laik-muhafazakâr kutuplaşmasının derinleştiğini,
- Sürecin ilerleyen yıllarda 28 Şubat dönemine giden atmosferi etkilediğini,
- Türkiye'nin özellikle İran ve Suriye ile ilişkilerinin olumsuz etkilendiğini,
- Dönemin bir üst düzey MİT yetkilisinin kendisine saldırının İsrail bağlantısından söz ettiğini, ancak bunun resmî soruşturmalara yansımadığını iddia etti.
Ceyhan Mumcu ayrıca, dosyanın yeniden incelenmesini olumlu karşıladığını belirterek dönemin emniyet, askerî ve istihbarat yetkililerinin yeniden dinlenmesi gerektiğini ifade etti.
Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş: "Azmettirenler Araştırılmalı"
Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş da 1990'lı yıllardaki faili meçhul cinayetlerde yalnızca tetikçilerin değil, olası planlayıcıların da araştırılması gerektiğini söyledi.
Karakuş, Esenboğa Havalimanı'ndaki hareketliliğin soruşturma açısından önem taşıdığını savunarak şu ifadeleri kullandı:
"Benim edindiğim bilgiler, Uğur Mumcu ve diğer aydınların öldürülmesinde Mossad parmağı olduğu yönünde. Saldırı öncesi Türkiye'ye gelen Mossad ajanlarının faaliyetleri ve olay sonrasında Tel Aviv uçağına binen ekiple ilgili bilgiler araştırılmalı. Tetikçiye değil, o tetiği çektirenlere odaklanmak gerekiyor."
Karakuş'un açıklamaları da kişisel değerlendirmeleri niteliğinde olup, söz konusu iddialar yargı kararıyla kesinleşmiş değildir.
Faili Meçhul Dosyaları Yeniden Gündemde
Adalet Bakanlığı'nın 1990'lı yıllara ait faili meçhul cinayet dosyalarını yeniden incelemeye aldığı yönündeki gelişmeler, kamuoyunda yeniden kapsamlı bir soruşturma beklentisini artırdı.
Uğur Mumcu suikastı başta olmak üzere dönemin birçok önemli dosyasının yeniden değerlendirilmesi hâlinde, yeni delillerin veya tanık ifadelerinin soruşturmalara nasıl yansıyacağı merak konusu olmaya devam ediyor.
Uzmanlar ise, aradan geçen uzun yıllara rağmen bu tür dosyaların hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, somut deliller ve yargı denetimi esas alınarak incelenmesinin hem adaletin tecellisi hem de toplumsal hafıza açısından önem taşıdığı değerlendirmesinde bulunuyor.
Kaynaklar
- Türkiye Gazetesi
- Adalet Bakanlığına ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler
- İlgili tarafların kamuoyuna açık açıklamaları
Florya Gazetesi Haber Merkezi




