Biz ne izledik, İsrail ile İran arasında ne oldu

15 Nisan 2024 Pazartesi 06:45
Biz ne izledik, İsrail ile İran arasında ne oldu

İran devrimi yaşandığında İslam dünyasında bir heyecan yaratmıştı. Heyecanın nedeni, “batı medeniyetine karşı modern çağda Müslüman  dünyanın bir duruş sergileme ihtimaliydi.”

O kadar!

Hepsi, topu bir süre sonra “totoliter bir rejim” doğdu, İran’da.

Ne ki, bu rejim, gücünü hep “öteki”nin tehdidi üzerinden aldı.

Öteki ise, görünürde İsrail; asılda Sünni İslam dünyasıydı.

İran, 79’dan sonra adım adım, Sünni İslam dünyasında vekalet savaşları başlattı. O savaşlar sonucunda yüzbinlerce Müslüman hayatını kaybetti.

İran-Irak Savaşı bunun tipik örneği. Suriye iç savaşı bunun tipik örneği. Irak’ın Amerika tarafından işgalinden sonra Obama’nın açtığı kulvarı kullanan İran’ın Irak’ta yaptığı bunun tipik örneği.

İRAN İLE TÜRKİYE: HEM REKABET, HEM  İŞBİRLİĞİ

İran ile, tarihsel rekabetimiz olmakla birlikte, sınır komşusu olarak hep dengeli bir ilişki geliştirildi. Zaman zaman İran’ın Türkiye içinde, Türkiye’nin İran sınırları içinde örtülü operasyonlarına şahitlik ettik mi? Evet!

Yine her iki  ülkenin içinde her iki  ülkeye müzahir, yasal ve yasal olmayan oluşumlar gördük mü? Evet!

Bu yapıların, devletlerin güvenliğini tehdit edene boyutlara ulaştığına şahitlik ettik mi? Evet!

Bütün bunlara rağmen, Türkiye ile İran Kasrı Şirin’den (1639) bu yana sınır güvenliğini korudu, bölgesel iki güçlü aktör olarak var alo geldi.

(Karabağ’ın özgürleştirme sürecinde İran’ın Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerine hiç değinmiyoruz. Ermenistan’a verdiği doğrudan desteğe hiç değinmiyoruz. PKK terör örgütünün İran sınırları içindeki “kamp” ve benzeri organizasyonlarına hiç  değinmiyoruz. Bafel Talabani’nin Süleymaniye’deki faaliyetlerinin arkasında Amerika ile birlikte İran’ın olduğu gerçeğine hiç değinmiyoruz. Suriye iç savaşında, Halep’in nasıl kanırtılarak yerle bir  edildiğine hiç değinmiyoruz. O mevzuular şimdilik bu parantezin içinde kalsın.)

İRAN İSRAİL’E GERÇEKTEN SALDIRDI MI?

İki gündür, İran’ın İsrail’e karşı “meşru müdafaa hakkı” kapsamında tarihinde ilk kez doğrudan saldırıya geçmesini konuşuyoruz.

İran varlığını İsrail’in varlığına borçlu olduğunu biliyor. İsrail de “İran tehdidi” üzerinden Amerika’nın ve Batı’nın doğrudan desteğini aldığının bilincinde.

Bu iki devlet birbirlerine olan “muhtaçlık”ları nedeniyle “karşıtlık” doktrini üzerinden aslında birbirini tahkim ediyor.

Ama bu kez, İran, Suriye’nin başkenti Şam’daki Büyükelçiliği’ne İsrail tarafından yapılan saldırıya doğrudan misilleme yapmış  görünüyor.

İran’dan havalanan yüzlerce  dron ve füze, İsrail semalarına ulaşmadan Amerika ve İngiltere tarafından Irak, Suriye ve Ürdün semalarında imha edildi.

Birkaç dron ve füze ise İsrail tarafından kendi hava sahasında düşürüldü.

Sonuç; İran “Saldıracağım haberiniz olsun” diye Amerika’ya Rusya’ya dolayısıyla da İsrail’e günler öncesinden haber verdi. İlk dronlar ateşlendiğinde, resmi olarak açıklama yapıp, “5-6 saat içinde İsrail hava sahasına ulaşacak” dedi. Henüz dronlar ve füzeler İsrail’e ulaşmadan, “Operasyonumuz amacına ulaşmış ve sonlandırılmıştır” dedi. “Bir dahaki sefere daha sert  karşılık veririz” diye aba altından sopa gösterildi.

Dronların tamamın düşürülebilecekken birkaçının İsrail hava sahasına girmesine müsaade edildi.

Böylece, İran “misilleme” yapmış oldu ve hem iç  kamuoyunu hem kendisine müzahir yapıları mutlu etti…

İsrail, “İran tehdidi” üzerinden son günlerde Gazze meselesi yüzünden ters düştüğü Amerika’yı tekrar yanına aldı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, Biden ile kol kola girip iktidarını tahkim etti. Gazze’deki orantısız saldırı nedeniyle Batı kamuoyundaki imajı bozulan İsrail, İran tehdidi üzerinden Batı başkentlerinin desteğini aldı..!

İran rejimi, içerideki bir  çok tartışmayı bastırıp iktidarını pekiştirdi.

Olan yine Gazze’deki çocuklara, masumlar, Filistin halkına oldu. İran’ın dronları henüz imha edilirken, aynı saatlerde İsrail Gazze’de yine katliam yaptı.

Bir illüzyon gösterisini izledik. Bir gece uykusuz kaldık. Taraflar maksadına ulaştı. Medya bu maksada hep beraber hizmet etti. (Biz dahil)

***

Filistin işgalinin… İsrail meselesinin makul çözümü, 1967 Birleşmiş Miletler kararı çerçevesinde Başkenti Doğu Kudüs olan Filistin’in o günkü sınırları ile tanınmasıdır. İki devletli çözüm makuliyetin adresidir.

Ama bu çözümün önündeki engellerden biri İsrail ise diğerinin İran olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir.

İran, Suriye, Lübnan, Yemen, Irak gibi  ülkelerdeki Şii örgütler üzerinden yürüttüğü vekalet savaşının bir benzerini Hamas’ı devşirerek (ki Hamas Sünni bir  örgüttür) yapmak istiyorsa buna fırsat verilmemelidir.

Filistin’in, Filistinlilerin haklı davası, emperyal emelleri olan İran’ın çıkarları için harcanmamalıdır.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner60

banner64

banner49

banner63