Florya Gazetesi: Zonguldak Dernekleri Federasyonu (ZONDEF) öncülüğünde düzenlenen “Zonguldak Tanıtım Günleri”, 14-17 Mayıs tarihleri arasında Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde gerçekleşti. Bu anlamlı organizasyonda biz de Florya Gazetesi olarak, Zonguldak’ın Devrek ilçesinin baston ustası Ali Akcasu Usta ile bir araya geldik. Kendisiyle hem bu kadim el sanatını hem de baston yapımının inceliklerini konuştuk.

Florya Gazetesi: Ali Usta, öncelikle hoş geldin. Böylesine kapsamlı bir fuarda Zonguldak’ı temsil etmek nasıl bir duygu?

Ali Usta: Hoş bulduk. Allah razı olsun. Zonguldak denince akla ilk maden gelir, doğrudur. Ama bu toprakların bir başka incisi de Devrek bastonudur. Böyle bir organizasyonda bu kültürü yaşatmak, gençlere ve İstanbul’daki kalabalıklara anlatmak bize gurur veriyor.

Florya Gazetesi: Ali Usta, bastonun tarihine baktığımızda ne kadar eskiye gidiyor bu gelenek? İnsanlık tarihinde baston nasıl bir yer tutuyor?

Ali Usta: Çok eskilere gider bu iş. Şöyle ki, akademik araştırmalar gösteriyor ki dünyanın bilinen ilk ağaç bastonu Anadolu topraklarında bulunmuş. Van - Yoncatepe'de yapılan Urartu dönemi kazılarında, yaklaşık 2700-2800 yıllık bir meşe ağacı bastonu ortaya çıkarılmış. Şu anda Van Müzesi'nde sergileniyor. Demek ki bu topraklarda baston yapımı binlerce yıl öncesine dayanıyor.

Florya Gazetesi: Gerçekten çok eski bir geçmişi var. Peki baston sadece bir dayanak mıydı yoksa başka anlamları da var mıydı?

Ali Usta: Siz bugün bir yaşlının dayanak olarak bu bastonu kullandığını gördünüz mü? Bu bir sanat eseri ve bir aksesuar. Geçmişte ise baston, çağlar boyunca yalnızca dayanak olarak kullanılmamış. Dinsel, büyüsel, siyasal bir simge, güç ve statü belirleyici olarak da kullanılmıştır. Peygamberler, krallar, filozoflar, askerler için bir kuvvet, bilgelik ve asalet simgesi olmuştur. Din kitapları peygamberlerin asalarından, mitolojiler tanrıların bastonlarından uzun uzun söz eder. Baston ve asa, geçmişten günümüze dini, siyasi ve idari bir kuvveti temsil etmiştir.

Florya Gazetesi: Osmanlı döneminde baston kültürü nasıldı?

Ali Usta: Osmanlı'da baston geleneği çok güçlüydü. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Ahlat'taki imar faaliyetleri sırasında Koca Zal Paşa'ya sunulan hediyeler arasında değerli taşlarla süslenmiş bir asa olduğu biliniyor. Maalesef o asa bir İngiliz konsolosu tarafından yurt dışına kaçırılmış ve halen British Museum'da sergileniyor.

Bizim Devrek bastonuyla ilgili en eski yazılı belge ise 1833 tarihli Kastamonu Salnamesi'nde yer alıyor. Orada, Devrek ve çevresinde el işi yapımı sigaralık, sandık gibi ürünlerin yanında kızılcık dalından yapılan bastondan övgüyle bahsedilmiş ve uzun bir geçmişe sahip olduğu anlatılmıştır.

Florya Gazetesi: Peki baston Osmanlı'da ne zaman bir aksesuar olarak kullanılmaya başlandı?

Ali Usta: İşte bu çok ilginç bir detaydır. Sultan II. Mahmut'un (1808-1839) başlattığı Batılılaşma hareketi giyim kuşamda da kendini göstermiş. Sultan II. Mahmut, Türklerde asayı bırakıp ilk defa baston kullanan padişah olmuştur. Daha sonra ulema sınıfından ilk baston kullanan da Kethüzade Mehmet Akif Efendi olmuştur. Yani aslında baston, Tanzimat'la birlikte hayatımıza bir aksesuar olarak giriyor.

Ayrıca 1892 tarihli Kastamonu Salnamesi'nde "Derek kasabasında ceviz ağacından yapılan sandık, masa, konsol, sigara ağızlığı ve baston gibi şeyler şayan-ı memnuniyet bir suret olup" denilerek baston yapımından bahsedilmektedir. Yani resmi kayıtlara göre Devrek'te baston üretiminin en az 1892 yılına dayandığını söyleyebiliriz.

Devrek Bastonunun Kültürel ve Sanatsal Özellikleri

Florya Gazetesi: Baston deyince akla ilk Devrek geliyor. Peki, Devrek bastonunu diğer bastonlardan ayıran özellikler nelerdir?

Ali Usta: Devrek bastonu, 2003 yılında Tescil Edilmiş Menşe Adı (Protected Designation of Origin) almış bir coğrafi işaret ürünüdür. Bu çok önemli bir ayrıcalıktır. Yani Devrek bastonu sadece bir ürün değil, tıpkı Şamandıra zeytini veya Maraş dondurması gibi coğrafi olarak korunan bir değerdir.

Florya Gazetesi: Coğrafi işaret ne anlama geliyor tam olarak?

Ali Usta: Şöyle anlatayım: Devrek bastonunun ayırt edici özellikleri, yerel üretim yöntemi, kültürel zenginliği temsil eden çeşitli figürler ve hammadde olarak kullanılan kızılcık ağacıdır. Bu üç unsur bir araya geldiği zaman ortaya Devrek bastonu çıkar. Başka yerde üretilen bastonlardan farkı budur.

Bir diğer önemli özellik ise, bu bastonlar o kadar sağlam ve dayanıklıdır ki yapıldığı ustasından daha uzun süre yaşarlar. Hatta bu yüzden antika özelliği de taşırlar.

Florya Gazetesi: Baston deyince akla ilk Devrek geliyor. Peki, buradaki bastonun diğerlerinden farkı nedir? Hangi ağaçtan yapılır?

Ali Usta: Bizim bastonumuzun ham maddesi kızılcık ağacıdır (Cornus mas). Bu ağaç, Karadeniz’in nemli ikliminde yetişir ve son derece yoğun, esnek bir yapıya sahiptir. Kırılmaya karşı dayanıklıdır. Ama önemli olan sadece ağaç değil; işin içinde sabır, emek ve gelenek vardır.

Florya Gazetesi: Peki bu kızılcık dalı, atölyenizde hangi aşamalardan geçerek sanat eserine dönüşüyor? Süreci adım adım anlatabilir misiniz?

Ali Usta: Tabii ki. Bu bir nevi hamurdan ekmeğe dönüşen bir sanattır. Şöyle aşamalarını sıralayayım:

1. Hasat ve Bekletme (Yıllandırma):
İlk olarak, orman köylülerimiz dağlardan uygun kızılcık dallarını keser. Taze kesilmiş dalı hemen işlemeyiz. Bu dalları depolarımızda en az bir yıl boyunca doğal ortamında bekletiriz. Bu bekletme sırasında dalın içindeki nem oranı dengelenir, odun oturur ve çatlama riski minimize edilir. Acele edilmez bu işte.

2. Fırınlama (Isıl İşlem):
Bir yılın sonunda baston ham maddemiz, özel olarak imal ettiğim fırına girer. Fırınımızı 150-200 derece arasında ısıtırız. Bastonu bu sıcaklıkta yaklaşık 10-15 dakika tutarız. Bu işlemin amacı, ağacın hücrelerindeki reçineyi yumuşatmak ve dala şekil vermeye hazır hale getirmektir.

3. Doğrultma ve Şekillendirme (Termoplastik Evre):
Fırından çıkan dal o kadar sıcaktır ki, iki ucundan âdeta buhar fışkırır. Deri eldivenlerle dikkatlice tutarız. İşte bu an, sihirli andır. Kızılcık ağacı bu ısıda tamamen esnek hale gelir. Biz de usta gözüyle, dalın doğal eğriliğini alır, onu dümdüz veya istenen hafif kıvrımlı forma sokarız. Bu aşamaya doğrultma diyoruz.

4. Tornalama (İlk Şekillendirme):
Doğrultulan baston, şimdi torna tezgahına gider. Baston için özel olarak uyarlanmış bu torna, normal mobilya tornalarından farklıdır. Burada baston istenen kalınlık ve inceliğe kavuşturulur. Eskiden bu işlem tamamen el rendesiyle yapılırdı; şimdi işimizi kolaylaştıran makineler var. Yine de işin %80’i el emeğidir, %20’si makine yardımıdır.

5. Desen ve Oyma (Sanatsal Aşama):
Tornadan çıkan baston artık hamurdan ekmeğe döndü ama henüz sade. Şimdi sıra geldi en zahmetli kısma. Kurşun kalemle bastonun gövdesine çizgiler, balıksırtı motifleri, yılan figürleri, kobra, keçi, boğa başı gibi hayvan figürleri çizerim. Daha sonra özel keskiler, kalemler ve eğelerle bu motifleri oyarak üç boyutlu hale getiririm. Mesela şu anda burada gördüğünüz boğa başlı baston, kızgın boğa figürüdür. Hatta benzeri bir baston Cumhurbaşkanımıza da hediye edilmiştir.

6. Zımpara ve Cila (Son Rötuş):
Tüm oyma işlemleri bittikten sonra baston, en ince zımparaya kadar elle zımparalanır. Son olarak özel cilalar ve verniklerle parlatılır. Bu işlem hem bastonu nem ve darbelere karşı korur, hem de kızılcık ağacının kendine has kırmızımsı kahverengi dokusunu ortaya çıkarır.

Florya Gazetesi: Gerçekten sabır ve yetenek isteyen bir süreç. Peki atölyeniz nerede ve ziyaretçiler nasıl ulaşabilir?

Ali Usta: İlgi her zaman var bu sanata ama eskisi gibi meraklısı yok azaldı. Bu yaşlıların kullanacağı bir ürün değil bu bir aksesuar bu bir kültür. Yerimiz şimdi Florya çarşısında. Esasında herkesin bastonu kendisine özeldir ve bir tanedir. Biz ağaca göre desen yapıyoruz. Mesela bazın oluyor ki elimizdeki ağacın durumuna göre baston yapıyoruz. Bir benzerini tekrar yapmam mümkün değil.

Florya Gazetesi: Peki bir bastonun yapımı ne kadar sürüyor?

Ali Usta: Elde, makinesiz tamamen elle yapılan bir baston, boya ve vernik işlemleri dahil yaklaşık bir haftada tamamlanır. Ama unutmayın, bu bir haftanın öncesinde 18 aylık bir kurutma süreci var. Yani bir baston aslında neredeyse iki yıllık bir emeğin ürünüdür.

Florya Gazetesi: Peki bu kadar emek verilen bu sanatın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Gençler bu işi devralıyor mu?

Ali Usta: (İç çekerek) Bu önemli bir soru. Maalesef makineleşme geleneksel mesleklere zarar veriyor. Araştırmalar gösteriyor ki, daha fazla kar güdüsü ve maliyeti azaltma kaygısı, "kızılcık ağacından yapılan" bastonu sıradan bir "tahtaya" dönüştürebiliyor. Makineleşme bastonun değerini düşürüyor ve onu turistik bir metaya çevirebiliyor.

Sipariş ve İletişim Bilgileri

Florya Gazetesi: Ali Usta, son olarak size ulaşmak isteyenler, sipariş vermek isteyenler ne yapmalı?

Ali Usta: Telefon numaram: 0536 443 27 61 Buradan özel baston yaptırmak isteyenler, şahıs veya firmaya özel baston siparişi vermek isteyenler bana ulaşsın. Üzerine istediğiniz figürü, logoyu, ismi işleyebilirim.

Florya Gazetesi: Fiyatlar nasıl peki, en düşük kaç liradan başlıyor?

Ali Usta: İşçiliğe, malzemeye, figürün zorluğuna göre fiyat değişiyor. Her baston emek ister, her biri özeldir. Fakat ne kadar yoğun desenler var ise o kadar da işçilik demek maliyet demek. Her bütçeye uygun her zevke uygun bastonlarımız var.

Florya Gazetesi: Kargo ile gönderim yapıyor musunuz?

Ali Usta: Tabii ki. Türkiye'nin herhangi bir yerine kargo ile gönderim yapıyoruz. İstanbul, Ankara, İzmir, her yere...

Florya Gazetesi: Çok teşekkür ederim Ali Ustam, bu sohbet için, bu kadim sanatı bizlere anlattığınız için sağ olun.

Ali Usta: Ben teşekkür ederim. Geldiğiniz için çok sağ olun. Oğlum şimdi, Bülent Ecevit Üniversitesi Devrek Meslek Yüksekokulu’nda açılan Baston Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde ders veriyor. Ben de dönem dönem Halk Eğitim Merkezi’nde baston yapımıyla ilgili dersler veriyorum. Yine Halk Eğitim Merkezi kanalıyla açık cezaevinde mahkûmlara ders verdim. Geleneksel el sanatlarımızdan baston yapımını yaşatmaya ve tanıtmaya çalışıyoruz. İyi ki sizin gibi insanlar var, bu el emeklerini soran, araştıran, gençlere aktaran. Sizler oldukça bu işler yaşar. Devrek bastonu yaşadıkça, kültürümüz de yaşar.

Florya Gazetesi: İyi ki varsınız abi, iyi ki bu sanatı yaşatıyorsunuz.