Çevre sorunları bugün yalnızca doğayı değil, insanlığın değer dünyasını ve gelecek tasavvurunu da tehdit etmektedir. İklim krizi, doğal kaynakların hızla tükenmesi ve artan atık miktarı, insanlığın karşı karşıya olduğu en temel sorunlar arasında yer almaktadır.
“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” (Kızılderili Atasözü)
Doğal kaynakların hızla tükenmesi ve artan atık miktarı sadece teknik çözümlerle geçiştirilebilecek bir çevre meselesi olmaktan çıkmış, aynı zamanda insanlık için bir medeniyet imtihanına dönüşmüştür [1, 2].
Sıfır Atık yaklaşımı, atık oluşumunun önlenmesini ve geri dönüştürülebilir atıkların ekonomiye yeniden kazandırılmasını esas alan bütüncül bir yönetim anlayışıdır. Türkiye’de 2017 yılında hayata geçirilen Sıfır Atık Projesi, bu anlayışa ve sorumluluğa verilen stratejik ve anlamlı bir cevaptır. Bu proje, yalnızca atıkları azaltmayı veya geri dönüşüm oranlarını artırmayı hedefleyen bir çevre politikası değil; israfı reddeden, emaneti korumayı esas alan ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlayan kapsamlı bir gelecek ve medeniyet tasavvurunun somut bir yansımasıdır. İnsanın doğaya bakışı, onun medeniyet bilincini de ele verir. Kaynağı dengeli tüketen ve koruyanlar, israf etmeyenler ve tasarrufu erdemli bir hareket olarak görenler toplumların geleceğini belirleyecektir. Sıfır Atık yaklaşımı da tam bu noktada, üretimden tüketime uzanan süreçte; insanı yeniden düşünmeye, alışkanlıklarını gözden geçirmeye ve sorumluluk almaya davet eden bütüncül bir anlayışı temsil etmektedir.
İslam medeniyetinin temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve peygamber efendimizin hadisleri incelendiğinde, çevreyi korumanın ve israfı önlemenin sadece çevresel bir tercih değil, doğrudan bir iman ve ahlak sorumluluğu olduğu görülmektedir. Kur’an-ı Kerim’de “Yiyin için fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez” (A’râf, 31) buyurulmuş; Hz. Peygamber’in (sav) suyun bol olduğu bir yerde bile israf edilmemesini öğütlemesi, kaynakların bilinçli kullanımının dinî bir hassasiyet olduğunu açıkça ortaya koymuştur (İbn Mâce, Tahâret, 48).
Yeryüzünün insana “emanet” olduğu anlayışı ise, insanın doğaya dilediği gibi zarar verebilecek bir varlık değil; onu korumak, geliştirmek ve gelecek kuşaklara daha iyi bir şekilde devretmekle yükümlü bir varlık olduğunun altını çizer. Bu açıdan bakıldığında Sıfır Atık Projesi, teknik bir çevre düzenlemesinin ötesinde, emanet bilincinin, israfla mücadele kültürünün ve Rahmet Medeniyetinin günümüz dünyasındaki bir karşılığı olarak ifade edilebilir. Bu nedenle, Türkiye’de yürütülen “Sıfır Atık Hareketi”, sadece doğayı korumayı değil; ahlâkı, bilinci, toplumsal sorumluluğu ve medeniyet iddiasını da güçlendiren bir değer inşası olarak yorumlanabilir.
Türkiye’de Sıfır Atık ve Geri Dönüşüm Uygulamaları ve Hedefleri
Çevre krizlerinin derinleştiği bir dünyada Sıfır Atık Projesi, teknik uygulamalarla beraber, ahlaki ve medeniyet temelli bir duruşu da temsil ediyor. Türkiye’de 2017 yılından itibaren T. C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve Sayın Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan hanımefendinin öncülüğünde ve himayelerinde sürdürülen “Sıfır Atık Projesi”yle çevreye zarar verecek atıkların azaltılması ve geri dönüşüm yoluyla atıkların tekrar işletilmesi suretiyle kaynakların daha verimli kullanılmasının sağlanması ve her yıl milyonlarca ton atığın ekonomiye kazandırılması hedeflenmiştir [1, 3].
Bu projenin somut hedefleri şu şekilde özetlenebilir:
- Çevreninin korunumu için meydana gelen atık miktarının azaltılmasını, etkin toplama sisteminin kurulmasını sağlamak ve atıkların geri dönüştürülmesini de sağlayarak ekonomik gelişmeye katkı vermek.
- İsrafın önlenmesini sağlamak.
- Geri dönüşüm uygulamalarıyla hava kirliliğinin önüne geçerek havanın ısınmasına ve iklim değişikliğine sebep olan sera etkisini önlenmek.
- Eğitim programlarıyla; yeryüzüne, atmosfere ve ozon tabakasına zarar veren madde ve uygulamalar hakkında halkta sağlıklı bir çevre koruma bilinci ve kültürü oluşturmak.
Sıfır Atık Projesinin Bugüne kadar Bazı Kazanımları
2017-2024 yılları arasında, Sıfır Atık Projesinden elde edilen elde edilen bazı kazanımları şunlardır [4]:
- Sıfır atık konusunda yaklaşık 20 milyon kişiye eğitim verilmiştir.
- Atık geri Kazanım oranı yüzde 36,08’e çıkmıştır. Sıfır Atık ile bugüne kadar 205 bin binada Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ne geçildi. 2017'de yüzde 13 olan geri kazanım oranı 2024'te yüzde 36,08'e çıkarıldı. Türkiye 2035 yılında geri kazanım oranını yüzde 60'a çıkarmayı hedefliyor.
- 2024 yılına kadar, yılda 32,5 milyon ton kâğıt-karton, 9,1 milyon ton plastik, 3,1 milyon ton cam, 6,4 milyon ton metal, 23,4 milyon ton organik ve diğer geri dönüştürülebilir malzemelerden oluşan toplam 74,5 milyon ton atık geri kazanıldı. Geri dönüşümle ekonomiye 256 milyar TL’lik katkı sağlandı. Bu rakam 10 milyon hanenin yıllık elektrik faturası kadar tasarrufa, 10 şehir hastanesi veya 500’den fazla okul inşa edilebilecek büyüklükte kaynağa ve yüz binlerce kişiye istihdam sağlayacak iş gücüne karşılık geliyor.
- 2023 yılına kadar sıfır atık yönetim sistemine geçen bina/yerleşke sayısı yaklaşık 185 bine ulaşmıştır.
- 2023 yılına kadar toplanan atıklardan; 96 milyar TL ekonomik kazanç sağlanmış, 703 milyon kWh enerji tasarrufu, 711 milyon m3 su tasarrufu, 82 milyon m3 depolama alanından tasarruf sağlanmış, 4,9 milyon ton sera gazı salımı önlenmiş, 432 milyon ağaç kurtarılmış, 108 milyon varil petrolden tasarruf edilmiştir.
- Dünya genelinde yılda yaklaşık 2.1 milyar ton atık üretiliyor ve bu atığın sadece %13'ü geri dönüştürülüyor. 2023 sonu itibariye, Türkiye’nin atık geri dönüşüm oranı %34,92’e ulaşmış ve bu oran dünya ortalamasının çok üstündedir.
- Sudan 1.71 trilyon litre tasarruf sağlanmıştır. 2024 yılına kadar İstanbul’un 1,5 yıllık tüketimine eş değer, 10 milyar insanın bir yıl boyunca her gün duş almasına yetecek kadar sudan tasarruf edildi.
- Petrolden 54.6 milyar litre tasarrufla; Türkiye’deki tüm araçların yıllık yakıt tüketimi kadar kazanım elde edildi.
- Amazon Ormanları’nda yaklaşık 10.000 kilometrekarelik alana eş değer, Türkiye’deki tüm ormanların yüzde 6’sına denk gelen 552.7 milyon ağaç kesilmekten kurtarıldı. 150 milyon ton karbondioksit salınımı önlenerek; yaklaşık 30 milyon aracın yıllık karbon salınımına eş değer kazanım elde edildi. 284 milyon metreküp atık depolama alanı tasarrufuyla; yaklaşık 40 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alan kazanıldı.
Sıfır Atık projesinde Yeni Adım: Depozitolu Uygulama
Sıfır Atık Hareketi kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) Depozito Yönetim Sistemi’ni (DYS) pilot il Sakarya ile başlattı. Uygulamanın başarılı olması halinde kademe kademe diğer illerde de uygulanması düşünülmektedir” [5, 6].
Bu uygulamanın kazanımları:
· Depozitolu Olan Ambalajlar (DOA) uygulamasıyla yılda 520 milyon avro kazanç sağlanacak
· Depozito sistemi sayesinde yıllık 120 milyon avro geri kazanım geliri, ikincil ham madde kullanımından 250 milyon avro kazanç, atık ithalatında 50 milyon avro azalma,
yerel yönetimlerin atık bertarafı ve elektrik kullanımından 100 milyon avro tasarruf sağlanacak.
· Denizlerdeki plastik kirliliği azaltılacak. Düzenli depolama sahalarından ve enerjiden tasarruf sağlanacak.
Sonuç Olarak
Yaşanabilir bir dünya ve daha güçlü bir ülke ekonomisi için çevrenin korunması, bu kapsamda atık oluşumunun önlenmesi ve azaltılması, atığın geri dönüşümü ve israfın önlenmesi stratejik konulardır. Ülkemizin 2053 ve 2071 hedefleri doğrultusunda, sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde hammadde kaynaklarımızın korunması ve enerji tasarrufu sağlanması da kritik bir öneme sahiptir. Bu hedefler, çevreyle kurulan ilişkinin israf ekseninden sorumluluk eksenine taşınmasını zorunlu kılmaktadır.
Gelinen noktada, açıkça görülmektedir ki çevreyi korumak, artık yalnızca teknik düzenlemelerle veya geçici politikalarla ele alınabilecek bir alan değildir. Atıkla mücadele, insanın tüketim alışkanlıklarını, değer dünyasını ve gelecek tasavvurunu doğrudan ilgilendiren çok boyutlu bir sorumluluk alanıdır. İslam medeniyetinin israfı reddeden ve yeryüzünü emanet bilen anlayışı, Türkiye’nin Sıfır Atık Hamlesiyle günümüz dünyasında yeniden hatırlanmakta ve daha iyi anlaşılmaktadır.
Türkiye’nin bu alandaki tecrübesi göstermiştir ki israfı reddeden, tasarrufu erdem kabul eden ve yeryüzünü emanet olarak gören bir anlayış; çevresel kazanımların ötesinde ekonomik, sosyal ve ahlaki faydalar da üretmektedir. Enerji ve su tasarrufundan sera gazı salınımının azaltılmasına, geri dönüşümden sağlanan ekonomik katma değerden toplumsal farkındalığın artmasına kadar elde edilen sonuçlar, bu yaklaşımın ne kadar isabetli olduğunu ortaya koymaktadır.
Unutmayalım!.. Çevreyi korumak, yalnızca doğayı değil; insanı, hayatı ve geleceği korumaktır. Geleceğimiz, yalnızca teknolojiyle değil; bilinçle, sorumlulukla ve medeniyet değerleriyle inşa edilecektir.

Şekil için kaynak: https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?id=227
Yararlanılan kaynaklar
1- https://webdosya.csb.gov.tr/db/sifiratik/icerikler/k-tapc-k-2017-1-20180129130757.pdf
2- https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?id=227
4- https://cygm.csb.gov.tr/sifir-atik-ile-geri-kazanim-orani-36-08-e-ulasti.-haber-291288