Güçlü ve Büyük Türkiye’nin Yeni Cephesi: Milli Birlik ve Dijital Egemenlik, Milli Birlik ve Dijital Egemenlik…
Bağımsızlığın Değişen Tanımı Tarih boyunca devletlerin gücü, sahip oldukları toprakların genişliği ve ordularının fiziksel kapasitesiyle ölçülmüştür. Ancak 21. yüzyılın kompleks dünyasında "Güçlü ve Büyük Türkiye" vizyonu, sadece askeri teçhizattan değil, iki ana sütun üzerinde yükselen bir beka stratejisinden beslenmektedir: Toplumsal birlik ve teknolojik tam bağımsızlık. Bugün gelinen noktada, toplumsal dokuda açılacak bir gedik veya dijital altyapıdaki bir dışa bağımlılık, en az sınır ihlalleri kadar büyük bir tehdit unsuru haline gelmiştir.
Türkiye’nin güçlü, bağımsız ve büyük bir devlet olarak geleceğe yürümesinin en temel şartı milli birlik ve beraberliğin korunmasıdır.
1. Toplumsal Bütünlüğün Önündeki Üç Temel Tehdit
Milli birlik ve beraberlik, bir ülkenin kriz anlarında sığınabileceği en güvenli limandır. Ancak bu birliktelik bugün üç farklı bölücü dalga ile karşı karşıyadır.
Etnik bölücülük, mikro milliyetçilik, mezhep ve cemaat temelli ayrışmalar; milletin ortak ruhunu zedelemektedir.
Son yıllarda giderek daha fazla öne çıkan bir başka tehlike ise siyasi kutuplaşmadır. Türkiye geçmişte bunun ağır bedellerini ödemiştir.
Bu nedenle iktidarıyla muhalefetiyle herkes sorumluluk bilinciyle hareket etmek zorundadır.
Çünkü bu ülke hepimizindir.
Tehditlerin birincisi, mikro-milliyetçilik ve etnik bölücülük üzerinden toplumu ayrıştırma ve bölücülük çabalarıdır.
İkincisi, mezhep, tarikat ve cemaat eksenli ötekileştirme pratikleridir ki bu, inanç üzerinden toplumu kompartımanlara bölme riskini taşır.
Üçüncü ve belki de günümüzde en çok dikkat edilmesi gereken ise “Siyasi Ötekileştirme”dir. Türkiye’nin 12 Eylül öncesinde yaşadığı acı tecrübeler, siyasi kutuplaşmanın bir iç savaş seviyesine nasıl evrilebileceğini göstermiştir. Bugünün dünyasında muhalefetin, sadece iktidarın değil, aynı zamanda ülkenin de bir kriz ve kaos içine düşmesini adeta bir siyasi fırsat olarak beklemesi kabul edilemez bir yaklaşımdır.
Ek olarak unutulmamalıdır ki, muhalefetin kendi içindeki istikrarsızlıkları dahi borsadan ekonomiye kadar geniş bir alanda olumsuz etkiler yaratmaktadır. Devletin tekamülü, iktidarı ve muhalefetiyle aklı başında, öneri sunan ve milli çıkarlarda kenetlenen bir anlayışla mümkündür.
2. Üretimde Yeni Safha:
Ancak milli birlik tek başına yeterli değildir. Güçlü ve büyük Türkiye için yerli ve milli üretim de vazgeçilmezdir. Savunma sanayiinde elde edilen başarılar, Türkiye’nin bağımsızlığı açısından hayati öneme sahiptir. Fakat günümüzde artık yalnızca fiziksel üretim yeterli değildir. Yeni çağın en stratejik alanlarından biri yazılımdır.
Yerli ve milli yazılım, en az savunma sanayii kadar stratejik bir mesele hâline gelmiştir. Bunun da ötesinde artık yeni çağın en önemli güç unsurlarından biri yapay zekâdır. Bu nedenle güçlü Türkiye hedefi için artık üç temel unsur birlikte düşünülmelidir:
Yerli ve milli üretim.
Yerli ve milli yazılım.
Ve yerli ve milli yapay zekâ.
Donanımdan Yazılıma Milli ve yerli üretim, artık sadece tank, uçak ve gemi inşa etmekten ibaret değildir. Fiziksel araçlar, onları yöneten “akıl” yani yazılım yerli olmadığı sürece birer metal yığınından farksızdır. Günümüzde savunma sanayisinin başarısı, yerli silahların içine yerleştirilen satırların ne kadar milli olduğuyla ölçülmektedir. Yazılım, en az üretim kadar stratejik bir önem kazanmıştır.
3. Yapay Zekâ ve Siber Güvenlikte Milli Refleks
Yazılımın bir adım ötesi ise yapay zekadır. Geleceğin dünyasında egemenlik, algoritmaların gücüyle tesis edilecektir. Bu noktada, Lübnan/Hizbullah ve İran örneklerinde yaşandığı üzere, teknoloji tedarik zincirindeki en ufak bir yabancı müdahalenin ne kadar ağır bedeller ödeteceği görülmüştür. Hindistan gibi yazılım sektöründe Türkiye’nin stratejik çıkarları açısından şaibeli duruş sergileyebilecek ülkelerle savunma sanayisi özelinde iş birliği yapmak, milli güvenlik açısından ciddi bir risk teşkil etmektedir.
Yabancı menşeli bir yazılım veya yapay zekâ algoritması, kriz anında bir savunma sistemini işlevsiz bırakabilir veya doğrudan bir saldırı aracına dönüştürebilir. Bu nedenle, Savunma Sanayimizin herhangi bir kritik bileşeninin, özellikle Hindistan gibi ülkelerin yazılım ekosistemine emanet edilmesi stratejik bir hatadır kabul edilemez.
Sonuç:
Sonuç olarak güçlü ve büyük Türkiye’nin yolu; milli birlik ve beraberlikten, yerli üretimden, milli yazılımdan ve milli yapay zekâdan geçmektedir.
Türk Milleti tarih boyunca büyük devletler kurmuş bir millettir. Aynı ruh, aynı şuur ve aynı kararlılıkla hareket edildiğinde, Türkiye’nin geleceği çok daha güçlü olacaktır.
Tam Bağımsızlığın Sacayağı Güçlü ve Büyük Türkiye ideali; etnik, mezhepsel ve siyasi ötekileştirmeden arınmış bir milli beraberlik, yerli üretim yetkinliği ve bunlara hükmeden yerli-milli bir dijital akıl (yazılım ve yapay zekâ) ile mümkündür. Bu unsurlardan birinin eksikliği, bağımsızlığımızın eksik kalması demektir. Türkiye, el ele ve omuz omuza vererek hem toplumsal barışını tahkim etmeli hem de dijital sınırlarını en az fiziki sınırları kadar titizlikle korumalıdır.
E. Yb. Halil MERT
Strateji ve Yönetim Uzmanı
Elektrik-Elektronik Mühendisi
+90532 466 54 32
KURT KIŞI GEÇİRİR, AMA YEDİĞİ AYAZI UNUTMAZ...
"DÜŞÜNCEDE HÜR, TARİHTE BİR, GELECEKTE TEK YÜREK!"
https://www.youtube.com/@YbHalilMERT
https://twitter.com/YbHalilMERT
https://www.dikgazete.com/profil/91/e-yb-halil-mert