BİST
1096
ALTIN
468.285
DOLAR
7.6448
STERLİN
9.7612
EURO
8.9469

Kritik sürece girildi: ABD'nin yönünü belirleyecek 3 savaş başladı

ABD'de seçime bir ay kaldı ve adayların birbirlerine olan söylemi giderek sertleşiyor. Haber7 yazarı Taha Dağlı "Trump Pentagon'a savaş açtı, saflar belli oldu" adlı köşe yazısında, "Pentagon-Trump, DSÖ-Trump ve Biden-Trump" savaşına dair son gelişmeleri kaleme aldı.

Kritik sürece girildi: ABD'nin yönünü belirleyecek 3 savaş başladı

ABD'de seçime bir ay kaldı ve adayların birbirlerine olan söylemi giderek sertleşiyor. Haber7 yazarı Taha Dağlı "Trump Pentagon'a savaş açtı, saflar belli oldu" adlı köşe yazısında, "Pentagon-Trump, DSÖ-Trump ve Biden-Trump" savaşına dair son gelişmeleri kaleme aldı.

09 Eylül 2020 Çarşamba 10:08
Kritik sürece girildi: ABD'nin yönünü belirleyecek 3 savaş başladı

İşte Taha Dağlı'nın yazısı;

ABD Başkanı Trump Pentagon için "beni sevmiyor olabilirler çünkü onlar uçak ve bomba üreten şirketler mutlu olsun diye savaşmaktan başka bir şey yapmıyorlar" dedi.

Hep şunu konuşurduk; Trump "Suriye’den çekiliyoruz" diyor, Pentagon yalanlıyordu.
Trump, PKK-PYD konusunda Türkiye’nin tezlerine hak veriyor, Pentagon aksini yapıyordu.
ABD’de iki hatta üç başlılık vardı, birden fazla Amerika vardı.
Trump, Pentagon’a yönelik sözleriyle tüm bunları tek cümlede izah etmiş oldu.

3 Kasım’daki seçimi Joe Biden kazanırsa, ABD belli ki müdahaleci, savaşçı, işgalci politikalarında vites yükseltecek.
Şayet Trump kazanırsa, ikinci dönemiyle birlikte güçlenerek, Pentagon’un tepesini tasfiye edecek.

Biden kazanırsa, ABD Libya dahil Orta Doğu’nun tamamında daha etkin rol alacak.
Trump kazanırsa, ABD Orta Doğu’dan ziyade Asya’ya yoğunlaşıp, Çin’le çata patlı mücadeleye girecek.
Tabi her iki ihtimalde de dünyada sular durulmayacak, salgın çatısı altında aksiyon bir süre daha devam edeceğe benziyor.

Trump savaş baronları ve Pentagon’a karşı olduğu gibi ilaç şirketleri ve DSÖ’ye de kafa tutuyor.
"Aşıyı buluyoruz" dediğinde DSÖ, "gelecek yılın ortalarından önce asla aşı gelmez" yanıtını vermişti.
Trump "az kaldı, aşı geliyor" dediğinde DSÖ bu kez "yeni salgınlar olabilir" uyarısı yaptı; "yani siz aşıyı bulsanız da bir işe yaramayabilir" demek istenildi.

Trump, küreselcilerle savaşıyor.
ABD’deki küreselcilerden tutun da Çin’e kadar, hepsiyle mücadele halinde.

İsrail, Trump’ın en çok önemsediği yer, küreselcilerden çok mu sıyrılmış duruyor, elbette "tam olarak" denilemez.
Ama özellikle 14 Mayıs’ta ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Tel Aviv ziyaretinde, İsrail’e verdiği "Çin’le yaptığınız işlerden rahatsızız" mesajı önemli bir virajdı.
O açıklamadan 3 gün sonra Çin’in İsrail büyükelçisi Tel Aviv’deki evinde ölü bulundu.
İsrail, Çin’le yaptığı 3 büyük anlaşmanın en azından birinden çekildiğini duyurdu.

İsrail’in hala küreselcilerle bağı sürüyor.
Trump bu nedenle kendine yakın gördüğü Netanyahu’yu Çin’den mümkün olduğunca uzak tutma telaşında. BAE’nin Trump eliyle İsrail’in hizmetine sunulması, bunun bir parçası.

Geçtiğimiz Cuma günü iki önemli hadise yaşandı.
Çin’e yakınlığıyla bilinen Sri Lanka’da Çin’in en önemli rakibi Hindistan’a ait petrol tankeri denizin ortasında alev aldı, günlerce yandı.
Aynı saatlerde ABD’ye yakın Tayvan’ın Çin’e ait savaş uçağını düşürdüğü iddia edildi.
Bu olayın ertesinde Tayvanlı askeri bir heyet İsrail’e gitti.
İsrail ile Tayvan arasında hiçbir diplomatik ilişki olmamasına rağmen iki ülke milyarlarca dolarlık askeri anlaşma imzaladı. Buna göre İsrail ordusunun Tayvan ordusuna askeri eğitim vermesi ve İsrail’den Tayvan’a silah satılması kararlaştırıldı.

Tüm bunların yanı sıra bu hafta bir de Haziran ayındaki Çin-Hindistan sınır gerginliğinin yeniden patlak verdiğine tanık olduk.

Trump’ın kurduğu bu denklemde, Rusya da belli ölçüde var.
Aslında Rusya ağırlığını Çin’den yana kullanıyor.
Ama yarın öbür gün ABD’nin yerini Çin’in alması halinde Pekin’in küçük ortağı olmak istemiyor.
Rusya Trump’a da Çin’e de “hanginizle ortak olacaksam, büyük ortak olurum” mesajı veriyor.

Çin ise paranın verdiği güçle yayılma sürecini hızlandırıyor.
Trump’ın yetişemediği yerlere onlar liman satın alarak girebiliyorlar.
Sadece İsrail değil Trump’a yakın olan körfez ülkeleriyle de araları iyi.
Bir çok AB ve Afrika ülkesi için de aynı durum geçerli.
Söz konusu mücadelede Çin’le İran arasında bir süredir devam eden 400 milyar dolarlık ticaret anlaşmaları sürecini de unutmamak lazım.

Mesela Hindistan Çin’in en büyük rakibi dedik, Pekin Hindistan’ın karşısına Pakistan’ı istediği gibi dikme opsiyonunu da hep elinde tutuyor.

Akdeniz’de ise Fransa öncülüğünde Yunanistan-Lübnan’ın aparat olduğu denklemde de Çin’in parmağı var.

Çin’in finans gücü herkesin dilinde ama unutulmasın ki Çinliler böylesine küresel ağı sadece parayla öremezler. “Çin ve para” derken sanki Çin’in hiç askeri yokmuş gibi hissettiriliyor, unutulmasın ki Çin kocaman bir ordusunun yanı sıra nükleer silahları olan askeri bir güç.

KAYNAK: HABER7
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner60

banner49