Orta Asya bozkırlarında şekillenen Türk savaşçı geleneğini modern dünyaya taşıyan Bagatur Türk Savaş Sanatı, kurucusu Hüseyin Yabir öncülüğünde kültürel bir miras olarak yeniden canlanıyor.
Türk savaş ve savunma kültürü denildiğinde, küresel ölçekte çoğu zaman Uzakdoğu kökenli disiplinler öne çıkıyor. Ancak Hunlardan Göktürklere, Selçuklulardan Osmanlı’ya uzanan Türk askeri geleneği; yalnızca meydan muharebeleriyle değil, ahlak, disiplin, strateji ve ruh terbiyesiyle de tarih sahnesinde belirleyici bir rol oynadı. İşte Bagatur Türk Savaş Sanatı, bu kadim mirası çağdaş bir sistematikle yeniden inşa eden özgün bir disiplin olarak dikkat çekiyor.

Eski Türkçede “alp”, “bahadır” ve “kahraman” anlamlarını taşıyan Bagatur kavramı, yalnızca cesareti değil; erdemi, sorumluluğu ve bilge savaşçı kimliğini de ifade ediyor. Bagatur Türk Savaş Sanatı’nın kurucusu Hüseyin Yabir, bu kavramı tarihsel köklerine sadık kalarak modern savunma ve eğitim anlayışıyla bütünleştirdiklerini belirtiyor.
Bagatur; kılıç, mızrak ve yay gibi geleneksel Türk savaş aletlerinin tekniklerini, yakın dövüş ve savunma sistemleriyle birlikte ele alıyor. Ancak disiplinin temel farkı, fiziksel eğitimi zihinsel ve ruhsal gelişimle birlikte ele alması. Eğitim sistemi içerisinde “Dalıınç” olarak adlandırılan zihinsel farkındalık ve kültürel bilinç çalışmaları da yer alıyor. Bu yönüyle Bagatur, yalnızca bir mücadele sanatı değil; karakter inşasını hedefleyen bütüncül bir yaşam disiplini olarak tanımlanıyor.

2017 yılında Dünya Bagatur Federasyonu’nun kurulmasıyla birlikte sistematik bir yapıya kavuşan disiplin, Türkiye başta olmak üzere farklı ülkelerde tanıtılmaya ve uygulanmaya başlandı. Federasyon, Türk savaş disiplinlerini yaşatmak ve ortak kültürel mirası uluslararası alanda görünür kılmak amacıyla çeşitli eğitim ve iş birliği programları yürütüyor.

Bagatur’un felsefesi beş temel ilke etrafında şekilleniyor: cesaret, disiplin, doğaya saygı, köklere bağlılık ve ahlaki sorumluluk. Bu ilkeler, bireyin yalnızca fiziksel gücünü değil; içsel olgunluğunu ve toplumsal bilincini de geliştirmeyi amaçlıyor. Özellikle çocuklar ve gençler için aidiyet duygusunu güçlendiren bu yaklaşım, kültürel kimlik inşası açısından da önem taşıyor.

Bu kapsamda Bagatur’un kurucusu Hüseyin Yabir ile Türk savaş sanatlarının tarihsel arka planını, Bagatur’un doğuşunu ve geleceğe yönelik hedeflerini konuştuk.
Bagatur nedir? Bu isim neyi temsil ediyor?
Hüseyin Yabir, Bagatur kavramının tarihsel ve felsefi boyutuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulunuyor:
“Bagatur, eski Türkçede ‘alp’ ve ‘bahadır’ kavramlarının karşılığıdır. Ancak bu yalnızca savaşabilen bir figürü değil; ahlaklı, bilge, sadık ve sorumluluk sahibi bir savaşçıyı anlatır. Malazgirt’te Alparslan’ın ordusundaki ruhu, Timur’un seferlerindeki stratejik aklı ve Osmanlı akıncılarının adalet anlayışını temsil eder. Biz Bagatur’u bir spor dalı olarak değil; Türk savaşçı kültürünün, devlet kurucu iradesinin ve tarihsel hafızasının yaşayan bir disiplini olarak görüyoruz.”

Yabir’e göre Bagatur’un temel amacı, modern insanı kendi kökleriyle yeniden buluşturmak. Fiziksel savunma becerilerinin ötesinde, bireyin tarihsel bilinç kazanmasını, öz değerlerini hatırlamasını ve bu değerleri çağdaş dünyada yeniden yorumlamasını sağlamak hedefleniyor.

Uzmanlara göre, kültürel temelli savunma sanatlarının yeniden canlandırılması, yalnızca sportif bir faaliyet değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın korunması açısından da önem taşıyor. Bu bağlamda Bagatur, Türk savaş sanatlarının kadim ruhunu günümüze taşıyan özgün bir model olarak öne çıkıyor.
Kaynaklar:
BBC Türkçe
Anadolu Ajansı
Türk Tarih Kurumu yayınları
Akademik Türk savaş tarihi araştırmaları
Florya Gazetesi Haber Merkezi