Batı dünyası, öncüsü göründüğü insan hakları, demokrasi, fikir hürriyeti, hayat hakkı, ahlaki medeniyet konularında, Bosna’da, Gazze’de, Filistin’in tamamında, Suriye’de, Rwanda’da ve kendi topraklarında gösterdiği hareket tarzı ile sınıfta kaldı.

Orijinal metinden sonra izahı gelecektir:
– Küfrün inşikakından ne görüyorsun?
– İttihad-ı İslâm.
– İttihad-ı İslâm nedir?
– İttihad-ı İslâm, şarktan garba, cenubdan, şimale mümted bir meclis-i nuranidir ki; el’an üçyüz milyondan fazla efradı bulunur ki; gafletlerinden naşi, gayr-ı meş’ur bir surete girmiş olan bir rabıta-i metin ile birbiriyle merbutturlar.
Misak-ı ezelî ile peyman ve yeminimiz olan iman ile o cemiyete dahil olmuşuz. Ehl-i tevhidiz. İttihada memuruz.
Şu cemiyetin şu’beleri bütün mesacid ve medaris ve tekaya ve zevayâdır.
Ve şu cemiyetin reisi Resul-ü Ekrem’dir (ASM).
Kanun-u esasisi Kur’an-ı Azimüşşan’dır.
Bütün efrad mabeynindeki rabıta-i nuraniyeyi, şuurî bir surette ihtizaza
getirmekle bütün o şu’belere ifaza-i nur etmek zamanı gelmiştir. (Asar-ı Bediiyye,84)
Bu metin Âsâr-ı Bedîiyye içinde yer alan ve Bediüzzaman Said Nursî’nin İttihad-ı İslâm (İslam Birliği) fikrini hem manevî hem sosyolojik bir bakışla anlattığı çok derin bir pasajdır. Eski Osmanlıca kelimeler yoğun olduğu için, bugünkü Türkçe ile izah edeceğim:
– Küfrün parçalanmasından ne görüyorsun?
– İslam Birliğini.
– İslam Birliği nedir?
– İslam Birliği; doğudan batıya, güneyden kuzeye kadar uzanan nuranî bir meclistir.
Şu anda üç yüz milyondan fazla üyesi vardır.
Fakat gafletlerinden dolayı bunun farkında değildirler.
Yine de, sağlam bir bağ ile birbirlerine bağlıdırlar.
Ezelde Allah’a verdikleri söz ve iman bağı ile bu topluluğa dâhil olmuşuz.
Biz tevhid ehlindeniz. Birlik olmakla emrolunmuşuz.
Bu cemiyetin şubeleri; bütün camiler, medreseler, tekkeler ve zâviyelerdir.
Bu cemiyetin başkanı Peygamber Efendimizdir (ASM).
Anayasası Kur’ân-ı Kerim’dir.
Bütün fertler arasındaki bu nuranî bağı şuurlu hâle getirip harekete geçirmek ve bütün bu şubelere manevî ışık yaymak zamanı gelmiştir.
Mühim gaybi ihbaratı ihtiva eden bu pasajın daha teferruatlı bir izahı şöyledir:
– Küfrün inşikakından ne görüyorsun?
– İttihad-ı İslâm
Burada çok ince bir tarih yorumu var.
İnşikak = parçalanma, dağılma.
Kafirlerin medeniyeti içten içe çatlıyor, dağılmaya başlıyor. İşte ABD gibi güçlü olması ümidiyle kurdukları Avrupa Birliği çatırdıyor. İçlerinde siyasi en kurnaz ve tecrübeli İngiltere, AB’yi terketti. Askeri birlik NATO kendi içinde fikri ve stratejik uyuşmazlıklar içinde. NATO üyesi ABD, NATO üyesi Danimarka’ya bağlı Grönland’ı ve İngiliz Milletler Topluluğu (Commonwealth) Kanada’yı kendine eyalet yapmak istiyor.
Batı dünyası, öncüsü göründüğü insan hakları, demokrasi, fikir hürriyeti, hayat hakkı, ahlaki medeniyet konularında, Bosna’da, Gazze’de, Filistin’in tamamında, Suriye’de, Rwanda’da ve kendi topraklarında gösterdiği hareket tarzı ile sınıfta kaldı.
Batı dünyasının kendi içindeki çözülmesinin neticesinde ortaya çıkacak şey: İslam’ın yeniden birlik kazanmasıdır.
Yani: Batı materyalizmi insanı tatmin etmiyor. Ahlak çöküyor. Maneviyat arayışı artıyor..
Bunların sonucunda, İslam’a yöneliş, ittifak ve birlik ihtiyacı artacaktır.
Bu, bir “medeniyet dönüşümü” öngörüsüdür.
“Şarktan garba, cenubdan şimale mümted bir meclis-i nuranî”
Burada doğudan batıya, güneyden kuzeye yani tâ Endonezya’dan Fas’a, Nijerya’ya kadar, Tanzanya’dan Türkiye’ye, Kazakistan'a kadar uzanan manevî ve maddi bir parlamento tasviri var.
İslam Ümmeti, görünmez ama gerçek bir “manevî meclis”tir. Bu manevi meclisi, maddi bir meclis hâline getirmek de Seyyidlerin, Münevverlerin ve Siyasetçilerin vazifesidir.
Yani: Türkiye’deki mümin, Endonezya’daki mümin, Afrika’daki mümin, Avrupa’daki mümin, Hepsi aslında aynı cemiyetin üyeleri…
Bugünkü dille: “Küresel bir manevî ağ (network)”
“Gafletlerinden naşi gayr-ı meş’ur”
Çok kritik ifade. Müslümanlar birlik olduklarının farkında değiller.
Yani: Aynı kıble, Aynı kitap, Aynı peygamber, Aynı ibadetler..
Ama: milliyetçilik (ırkçılık manasındaki), mezhepçilik (şii, sünni ihtilafı), siyaset (partici fanatiklik) ve çıkar çatışmaları yüzünden kendilerini ayrı zannediyorlar.
Bediüzzaman diyor ki:
Aslında zaten birleşmişsiniz, sadece bunun bilincine varmanız lazım.
“Rabıta-i metin ile merbutturlar”
Rabıta-i metin = çok sağlam bağ
Bu bağlar nedir?
■ İman
■ Tevhid
■ Kur’an
■ Kıble birliği
Bunlar: ırktan daha güçlü, devletten daha kalıcı, siyasetten daha derin bağlardır.
Modern tabirle:
İman bağı, en güçlü sosyolojik bağdır.
“Misak-ı ezelî ile… iman ile dahil olmuşuz”
Bu, A’râf Suresi-172’deki Elest Bezmi’ne işaret:
“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”
“Evet, şahidiz. (Kâlu Belâ)”
Yani: Müslümanlık sadece kültür değil, ruhî ve fıtrî bir sözleşmedir.
Dolayısıyla birlik: sadece Politik tercih değil, imanî sorumluluktur.
“Şu cemiyetin şubeleri bütün mesacid ve medaris ve tekaya ve zevayâdır”
Çok güzel bir organizasyon benzetmesi:
Yani İslam Birliğine hizmet etmesi gereken ve edecek olan Şubeler :
■ Camiler → ibadet merkezleri
■ Medreseler → eğitim merkezleri
■ Tekkeler → manevî eğitim merkezleri
■ Hepsi → İslam ümmetinin “şubeleri”
Yani: İslam zaten organize bir medeniyettir.
“Şu cemiyetin reisi Resul-ü Ekrem’dir (ASM)”
Burada sadece Siyasi Lider değil, daimi Manevî Liderimiz Peygamberimizdir:
■ ahlak modeli
■ rehber
■ merkez şahsiyet
Yani: Ümmetin birleştirici unsurudur..
“Kanun-u esasisi Kur’an-ı Azimüşşan’dır”
Yani İslam Birliği Meclisinde ve Birliğe dahil olan tüm devletlerde Anayasa, Kur’an olmalıdır. Çünkü Kainatı yaratan ve yöneten Yüce Sultanın tüm insanlığa son hitabı ve fermanıdır.
Çünkü: hukuk, ahlak, ibadet ve sosyal düzen, hepsi oradan geliyor.
“Rabıta-i nuraniyeyi şuurî bir surette ihtizaza getirmek”
Burası mesajın özü:
■ Zaten bağ var
■ Ama uyuyor
■ Onu bilinçli hâle getirmek gerekiyor
Yani:
■ birbirimizi tanımak
■ yardımlaşmak
■ ticaret yapmak
■ ilim paylaşmak
■ dayanışmak
Kısacası: “Ümmet bilincini aktif hâle getirmek”
Özetle Bediüzzaman ne diyor?
Şöyle özetleyebiliriz:
■ İslam Birliği zaten manevi olarak var.
■ Sadece bu kardeşlik ve birliğin farkına varılacak.
■ Bilinçli hâle getirilecek.
■ Manevî enerji maddi olarak da bütün dünyaya yayılacak.
Yani: İslam Birliği sadece siyasî bir federasyon projesi değil, iman temelli bir medeniyet uyanışıdır.
Dr. Ali Kemal Pekkendir