Kırkbeş sene evvel dinî ceridelerde neşredilen, Eski Said'in o dindar meb'uslara hitaben bir makalesidir.

29 Şubat 1324 / Mart 1909 Dinî ceride No: 73

Ey Meb'usan! Uzunluğu ile beraber gayet mûciz bir tek cümle söyleyeceğim. Dikkat ediniz, zira itnabında yani uzunluğunda îcaz var. Şöyle ki:

Cumhuriyet ve demokrat manasındaki meşrutiyet ve kanun-u esasî denilen adalet ve meşveret ve kanunda cem'-i kuvvet,

bu unvan ile beraber asıl mâlik-i hakikî ve sahib-i unvan-ı muhteşem olan

ve müessir ve adalet-i mahzayı mutazammın bulunan

ve nokta-i istinadımızı temin eden

ve meşrutiyeti ve cumhuriyeti bir esas-ı metine istinad ettiren

ve evham ve şükûk sahibini varta-i hayretten kurtaran

ve istikbal ve âhiretimizi tekeffül eden

ve menafi'-i umumiye olan hukukullahı izinsiz tasarruftan sizi tahlis eden

ve hayat-ı milliyemizi muhafaza eden

ve umumî ezhanı manyetizmalandıran

ve ecanibe karşı metanetimizi ve kemalimizi ve mevcudiyetimizi gösteren

ve sizi muaheze-i dünyeviye ve uhreviyeden kurtaran

ve maksad ve neticede ittihad-ı umumiyeyi tesis eden

ve o ittihadın ruhu olan efkâr-ı âmmeyi tevlid eden

ve çürük mesavî-i medeniyeti hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten yasak eden

ve bizi Avrupa dilenciliğinden kurtaran

ve geri kaldığımız uzun mesafe-i terakkiyi, sırr-ı i'caza binaen bir zaman-ı kàsırda tayyettiren

ve Arab ve Turan ve İran ve Sâmileri, yani beraber olanları tevhid ederek az zaman içinde bize bir büyük kıymet verdiren

ve şahs-ı manevî-i hükûmeti Müslüman gösteren

ve Kanun-u Esasînin ruhunu ve Onbirinci Maddeyi muhafaza ile sizi hıns-ı yeminden (yemin bozmaktan) kurtaran

ve Avrupa'nın eski zann-ı fasidlerini tekzib eden,

Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Hâtemü'l-Enbiya ve Şeriatının ebedî olduğunu tasdik ettiren

ve muharrib-i medeniyet olan ve anarşiliğe yol açan dinsizliğe karşı sed çeken

ve zulmet-i tebayün-ü efkâr ve teşettüt-ü ârâyı safha-i nuranîsi ile ortadan kaldıran

ve umum ulema ve vaizleri ittihad ve saadet-i millete ve icraat-ı hükûmeti meşruta-i meşruaya hâdim eden

ve adalet-i mahzası merhametli olduğundan anasır-ı gayr-ı müslimeyi daha ziyade te'lif ve rabteden

ve en cebîn ve âmi adamı en cesur ve en has adam gibi hiss-i hakikî-i terakki ile ve fedakârlık ve hubb-u vatanla mütehassis eden

ve hêdim-i medeniyet olan sefahet ve israfattan ve havaic-i gayr-ı zaruriyeden bizi halâs eden

ve muhafaza-i âhiretle beraber imar-ı dünya etmekle sa'ye neşat veren

ve hayat-ı medeniye olan ahlâk-ı hasene ve hissiyat-ı ulviyenin düsturlarını öğreten

ve herbirinizi ey Meb'uslar, ellibin kişinin takazasını yani haklarını sizden dava etmelerini hakkınızda tebrie eden

ve sizi icma-ı ümmete küçük bir misal-i meşru gösteren

ve hüsn-ü niyete binaen a'malinizi ibadet gibi ettiren

ve üçyüz milyon Müslümanın hayat-ı maneviyesine sû'-i kasddan ve cinayetten sizi tahlis eden

ol Kur'an-ı Mukaddes'in düsturları unvanıyla gösterseniz ve hükümlerinize me'haz edinseniz ve düsturlarını tatbik etseniz, acaba bu kadar fevaidi ile beraber ne gibi bir şey kaybedeceksiniz?

Vesselâm...

Yaşasın Kur'an'ın Kanun-u Esasîleri!..

Said Nursî

(Divan-ı Örfi - 61, Bediüzzaman Said Nursi)

Said Nursî Hz’nin Bu Makalesinin Kısa bir Açıklaması

Bu makale, 1909 yılında Osmanlı Meclisi’ndeki milletvekillerine hitaben yazılmıştır. Bediüzzaman burada, o gün konuşulan meşrutiyet (anayasal yönetim) ve cumhuriyet, demokrasi, meclis, hukuk devleti gibi kavramların aslında Kur’ân’ın temel prensipleriyle uyumlu olduğunu anlatmaktadır.

Üstadın ana mesajı şudur:

Eğer devlet yönetimi Kur’ân’ın adalet, meşveret (istişare), hak ve hukuk prensiplerine dayanırsa hem millet hem devlet hem de insanlık için büyük faydalar ortaya çıkar.

1. Meşrutiyet ve Cumhuriyetin Gerçek Temeli

Üstad diyor ki:

Cumhuriyet, islami bir demokrasi, anayasa, adalet ve meclis gibi kavramların gerçek ve sağlam temeli Kur’ân’ın prensipleridir.

Eğer bu yönetim sistemi Kur’ân’ın adalet ve hakkaniyet esaslarına dayanırsa, çok büyük faydalar ortaya çıkar.

Çünkü Kur’ân: gerçek adaleti içerir, zulmü engeller,

toplumun dayanacağı sağlam bir temel oluşturur.

2. Kur’ân Topluma Güven ve Dayanak Verir

Kur’ân’ın prensipleri:

■ insanlara sağlam bir dayanak noktası verir

■ şüphe ve korkuları giderir

■ toplumu manevî bir birlik içinde tutar

İnsanlar, yönetimin Allah’ın adaletine dayandığını görürse devlete daha çok güven duyarlar.

3. Devlet ve Toplumun Geleceğini Korur

Kur’ân’ın esasları:

■ toplumun geleceğini güven altına alır

■ ahiret sorumluluğunu hatırlatır

■ yöneticileri zulümden uzak tutar

Böylece hem dünya hem ahiret açısından sorumluluk bilinci oluşur.

4. Kamu Haklarını Korur

Kur’ân prensipleri uygulanırsa:

■ kamu malları korunur

■ devlet yöneticileri keyfî davranamaz

■ milletin hakkı çiğnenmez

Yani yöneticiler Allah’ın hukuku olan kamu haklarını kötüye kullanamaz.

5. Milletin Birliğini Güçlendirir

Kur’ân’ın esasları:

■ milletin birlik duygusunu güçlendirir

■ insanların ortak düşünce etrafında birleşmesini sağlar

■ toplumda dağınıklığı ve fikir kargaşasını azaltır

6. Avrupa’ya Karşı Güç ve İtibar Kazandırır

Üstad burada önemli bir nokta söyler.

Kur’ân’ın prensipleri uygulanırsa:

■ Müslüman toplumlar Avrupa karşısında dilenci gibi davranmaz

■ kendi medeniyetine güven kazanır

■ kısa sürede ilerleme kaydedebilir.

7. İslam Dünyasının Birliğini Sağlar

Kur’ân’ın prensipleri:

Arapları

■ Türkleri

■ İranlıları

■ diğer Müslüman toplulukları

aynı değerler etrafında birleştirir.

Bu da İslam dünyasına büyük bir güç ve değer kazandırır.

8. Hükümetin Manevî Kimliğini Gösterir

Kur’ân’ın prensipleri uygulanırsa:

■ devlet yönetimi Müslüman bir toplumun hükümeti olduğunu gösterir.

Bu da hem içte hem dışta saygınlık kazandırır.

9. Dinsizliğe ve Anarşiye Engel Olur

Üstad burada önemli bir uyarı yapar.

Dinsizlik ve ahlâksızlık: medeniyeti yıkar, anarşiye yol açar.

Kur’ân’ın ahlak prensipleri ise: toplumu düzenli tutar, anarşiyi önler.

10. Gayrimüslimleri de Adaletle Korur

Kur’ân’ın adalet prensibi, Müslüman olmayan toplumları bile: daha güçlü şekilde korur, devlete bağlar.

Yani İslam adaleti herkese merhametle davranır.

11. Halkta Vatan Sevgisi ve Fedakârlık Oluşturur

Kur’ân’ın öğrettiği değerler:

■ vatan sevgisini artırır

■ insanları fedakârlığa hazır hale getirir

■ toplumda cesaret ve moral oluşturur

12. İsraf ve Ahlâksızlıktan Kurtarır

Kur’ân’ın prensipleri:

■ israfı yasaklar

■ ahlâksızlığı engeller

■ gereksiz tüketimi azaltır

Bu da toplumun ekonomik ve ahlâkî gücünü artırır.

13. Dünya ile Ahireti Birlikte Dengeler

Kur’ân: sadece ahireti değil, dünyanın imarını da teşvik eder.

İnsanlara:

■ çalışmayı

■ üretmeyi

■ güzel ahlakı öğretir.

14. Milletvekillerinin Sorumluluğunu Hatırlatır

Üstad Mebuslara şöyle seslenir:

Siz her biriniz elli bin insanı temsil ediyorsunuz.

Eğer Kur’ân prensiplerine göre hareket ederseniz:

milletin hakkını korumuş olursunuz,

görevlerinizi yerine getirmiş sayılırsınız..

15. Müslümanların Manevî Hayatına Zarar Vermekten Kurtulursunuz

Milletvekilleri yanlış işler yaparsa:

300 milyon (şimdi 2 milyar) Müslümanın manevî hayatına zarar vermiş olurlar.

Kur’ân’ın prensiplerine uyarlarsa: bu ağır sorumluluktan kurtulurlar.

Üstadın Son Soru ve Mesajı

Kur’ân’ın prensiplerini devlet yönetimine temel yaparsanız ve uygulamaya koyarsanız, bu kadar faydaya karşılık ne kaybedersiniz?

Yani:

Hiçbir şey kaybetmezsiniz; aksine her şeyi kazanırsınız.

Sonuç

Üstadın bu makalesinin ana fikri:

■ Cumhuriyet

■ islami bir demokrasi

■ anayasa

■ meclis

■ hukuk devleti

gibi kavramların Kur’ân’ın adalet ve istişare prensipleriyle uyumlu olduğudur.

Ve şu çağrıyı yapar:

Devlet yönetimi Kur’ân’ın adalet ve ahlak prensiplerine dayanırsa, hem millet hem devlet hem insanlık büyük faydalar görür.

Bu nedenle makaleyi şu sloganla bitirir:

“Yaşasın Kur’ân’ın Anayasası!”

Dr. Ali Kemal Pekkendi