Hislerin ve istidatların uyanıp tutulmasının ehemmiyeti, hissiyat-ı âliyeyi ikaz, latifeleri tehyic, gafletten kurtarmak, ruhu diriltmek gibi tabirlerle derin bir tarzda ele alınması gerekmektedir.
Hissiyat uyanık olmazsa insanın sa’yi heba olur, muvakkat ve kısır kalır.
İman nuru sönünce hisler ölür; iman nurlanınca bütün latifeler hayat bulur.
Gafletin küçücük bir zerresi bile hisleri öldürür; dikkat ve tefekkür onları diriltir.
Risale-i Nur, hissiyatı diriltmek ve ruhu canlandırmak için bir şifa ve tiryak hükmündedir.
İnsanın fıtratı, ancak uyanık hissiyatla ubudiyetin kemâline ulaşabilir.
İnsan mahiyetindeki hissiyatın ikaz edilmesi ve uyanık tutulması çok derece mühimdir.
“En büyük dâhî odur ki; bir veya iki hissin ve seciyenin ve istidadın inkişafına ve ikazına ve feverana getirmesine muvaffak olsun. Zira öyle bir hiss-i nâim ikaz edilmezse sa’y hebaen gider ve muvakkat olur.
… Hissiyat-ı Âliye —ki binlere baliğdir— birden inkişaf, birden ikaz, birden feveran ve galeyana getirmek; Şems-i Hakikatın ziya-i şu’lefeşanın hassasıdır.”
Akıllı insan fıtratında var olan istidatlarını kabiliyet sahnesine çıkartmaya gayret eden kimsedir. İsmi cismi belli olmayan birçok istidat var. Bu hislerin, istidatların uyku halinde kalması ve körelmesi bir insanı manen atıl hâle getireceğini; hakikat nurunun ise hissiyatı ateşlendirip hizmete sevk etmektedir.
Risale-i Nur, hislerin kaynağı olan kalbin, iman nuru ile hayatta; gafletle ise ölü hâlde bulunduğunu beyan eder:
“Latife-i Rabbaniye… âmâl ve ahval ve maneviyatın heyet-i mecmuasını hakikî bir Nur-u Hayat ile canlandırır, ışıklandırır;
Nur-u İmanın sönmesiyle mahiyeti, meyyit-i gayr-ı müteharrik gibi bir heykelden ibaret kalır.”
Burada açıkça görülür ki:
Hissiyatın uyanıklığı = İmanın kalpte nurlanmasıdır.
Bu nur sönünce insanın hissiyatı da ölü ve karanlık hâle gelir.
Üstad, küçük bir gaflet zerresinin bile latifeleri öldüreceğini şöyle beyan eder:
Bazı latifeler var ki; “Baş bir batman taşı kaldırdığı halde; göz bir saçı kaldıramadığı gibi; o latîfe, bir saç kadar bir sıkleti, yani gaflet ve dalaletten gelen küçük bir halete dayanamaz; hattâ bazan söner ve ölür. Madem öyledir; hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork!”
Bu ifadeler, hislerin, latifelerin, istidat ve kabiliyetlerin ne kadar nazik ve hassas olduğunu, hafif bir gafletin bile onları sönük bırakacağını, öldüreceğini gösterir ve ifade eder.
Risale-i Nur’un Müzakere ve Mütalaası Hissiyatı ve Latifeleri Uyandırma Bir Sebeptir.
“Bu remizler… okuyan ilim âşıklarına Ezvâk-ı Nâmütenahî ve Hissiyât-ı Ulviye-i Rakika bahşetmektedir. Bu hissiyât-ı âliye ile hayâtımız o kadar tâzelendi ki…”
Nurların hakikati, kalbî ve ruhî hisleri diriltmekte, yeniden hayata getirmektedir. Müzakere ve mütalaadan mahrum olan okumalar bu manalardan hissesi asgari seviyede kalmaktadır. Dikkat, tefekkür, atıflı ve devamlı olarak okumanın ehemmiyeti gayet ehemmiyetlidir.
Risale-i Nur adeta İnsan Ruhuna Nefes Vermektedir.
“O Nur kaynağından fışkıran o serapa feyiz ve hikmetler saçan eserler; hislerin, fikirlerin ve bilhassa alevler içinde yanan ruh ve vicdanların ezelî ve ebedî ihtiyaçlarına cevap verdiği gibi; onları boğucu karanlıklar muhitinden pırıl pırıl Nur ufuklarına çıkarmıştır.”
Uyanık tutulmayan hislerin karanlıkta boğulacağını; iman hakikatlerinin ise onları kurtarıp insan ruhuna geniş bir nefes alanı açacaktır. Sadece aklı inkişaf ettirmez tüm latifeleri ihtizaz eder, ihya ve inşa’ eder.
İnsan cihazatı, hissiyatla inkişaf eder. İnsan bütün hissiyatıyla ubudiyete memur olduğundan, hissiyatın ölü kalması veya gaflete dalması insanın fıtratını iptal eder.
“İnsanın hasseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peyda etmiştir. Ve ihtiyacatın kesreti sebebiyle çok çeşit çeşit hissiyat peyda olmuştur… Bütün kemâlâtın tohumlarına câmi’ bir istidad verilmiştir.”
Bu hakikat gösteriyor ki: İnsanın ruhî kemâlâtı doğrudan hissiyatının uyanıklığına bağlıdır. Günahlar, gaflet gibi durumlar bu uyanıklılığı ortadan kaldırıp diri diri toprağa gömmektedir. Bu sebeple bizler de hayatımızın her bir anına, kaydına, fiiline, hissine, hatırasına ihtimam gösterip dikkat etmeliyiz.
Cenâb-ı Rahmân-ı Rahîm, mahiyetimize derç edilen bütün hissiyat-ı ulviyeyi iman nuru ile uyandırsın, gafletin karanlığından muhafaza eylesin, hizmet-i Kur’âniyede daimî teyakkuz ve ihlâs ihsan eylesin. Âmin.
Selâm ve duâ ile..