Bildiğimiz gibi İran geçmiş 12 günlük savaşta çok sayıda üst düzey yöneticisini ve bilim adamlarını kaybetmişti. Bu süreçten sonra Ali Hamaneyn’i, ailesini ve rejimin üst düzey yöneticilerini yüksek seviyede korumaya da almış olma ihtimalinin yüksek olması beklenirdi. Buna rağmen Ali Hamaneyn’in ve yakınlarının nokta atışla öldürülmesini en yakınında ( devrim muhafızları dahil ) ABD ve İsrail istihbaratına çalışanların varlığı akla gelir.
Durum böyle ise ki öyle anlaşılıyor İran rejiminin sürdürülebilir olamayacağı veya çöküşün arefesinde olduğu çıkarımı yapılabilir.
Bundan sonra Devrim Muhafızlarının nasıl plan yapacağı ve ABD ve İsrail’e karşı nasıl plan yapacağı iyi gözlemlenmeli.
İran rejimini korumada kararlı ise Velayet-i Fakih’in başı, en üst makamdaki yetkilinin Abd- İsrail koalisyonunca öldürülmesini en son aşamadaki kırmızı çizgi görecek ve tüm gücüyle savaşı sürdürmeyi tercih edecektir. Bunu göremezsek te İran rejim değişikliğine kendi içinde hazır olduğu çıkarımını da yapmak mümkün.
Bu savaş uzamazsa İran için rejimin tasfiyesi anlamına geldiğini varsayılabiliriz.
İRAN’IN REjİMİ KORUMA REFLEKSİ YÜKSEK İSE NE YAPABİLİR?
A) İran’da rejim sürdürülecekse ki kendi liderlerine karşılık Netanyahu’nun bulunma ihtimali yüksek tüm konumlara tüm gücüyle topyekün füze saldırıları başlatabileceği öngörülebilir.
B) Hint okyonusundaki ABD savaş gemileri ve uçaklarını hedef alabilir
C) Körfez ülkelerindeki ABD üstlerine daha şiddetli saldırı düzenlemesi ve Abd’nin dünya’daki itibarına zarar verinceye kadar savaşa devam etmesi beklenebilir.
D) İran’da bir takvime bağlı olarak yumuşak bir rejim değişikliği planlandıysa yukarıdaki eylemleri gerçekleştirmesi de beklenemez
Genel Değerlendirme;
Devrim Muhafızlarının genel ekseriyeti rejimi sürdürmekte kararlı ise bu savaşı uzatması ve Abd- İsrail’e saldırılarını artırması beklenebilir.
İran daha pasif bir süreçte kalmayı ve hatta ABD ile müzakerelere geri dönmeyi kabul edecekse bu rejimin sürdürmekte ısrarcı olmadıkları anlamına da gelebilir.
İran devlet aklı rejimi sürdürmekte kararlı ise ortadoğudaki ateşin artarak alevleneceği öngörülebilir.
ABD gemilerinin hasar alması, askerlerinin ölmesi kongre kararı almadan ülkesini bu savaşa sokan Trump’ı azil sürecine sokabilir.
ABD tahvilleri satış pozisyonuna geçer ve değer kaybeder ki 40 trilyon dolar gibi dünyanın en fazla borçlusu Abd ekonomisini daha da zora sokar.
ABD bankaları zor bir sürece girer
ABD halkı İsrail’in güvenliği için harcanan vergilerinin hesabını yönetimden sorgulamaya başlar ki sonraki ABD başkanlarının rahatlıkla ve açıktan İsrail’e destek veremeyeceği anlamına da gelir.
ABD desteğini kaybedecek İsrail’in bölgedeki varlığı zor bir sürece evrilebilir
Süreçler yukarıdaki gibi işlerse sonraki süreçte dünya’da Çin’in hegemonyası bölgemizde ise Türkiye’nin küresel aktörlüğü çok daha belirgin şekilde ön plana çıkar
TÜRKİYE BU SÜRECİ NASIL YÖNETEBİLİR?
Türkiye elbette her zaman olduğu gibi dengeli dış politikasına devam edecek ve komşumuz İran’ın bu süreçten en az zararla çıkması için diplomasi yürütecektir.
İran’ın alacağı pozisyon savaşın şiddetlenerek devamı yönünde olacaksa dünya petrol fiyatları, değerli metaller, emtia piyasaları, borsalar, Hürmüz boğazının kapatılması, husilerin Kızıldenizi kontrol etmeleri etkisine bağlı olarak tedarik zincirleri olumsuz etkilenecek ve global piyasalarda hali hazırda ateşi düşürülmeye çalışılan enflasyon tekrar yükselişe geçecektir.
Türkiye bu süreci doğru yönetmede oldukça radikal kararlar almalıdır.
Türkiye İstanbul Borsası’nı geçici olarak bir haftalığına durdurabilir. Bu yapılmazsa reel sektördeki para altın, gümüş vb. değerli metallere, uzak doğu borsalarına kayar ki bu da paranın piyasadan yastık altına çekilmesi, yurt dışına çıkması anlamına gelir ki ülkemizin reel ekonomisi etkilenir
Türk şirketleri ve küçük yatırımcılar kısa vadede borsa ve savaş sonrası ise değerli metaller üzerinden yapılacak manipülasyonlardan da korunmuş olunur diye düşünüyorum.
Hava ve deniz yolu ticaretinden olumsuz etkilecek körfez ülkelerinin ihtiyaçlarını kara yolu üzerinden karşılamayı planlayabilir, bölgeden büyük oranda ihracat geliri elde ederken bölgesel tedarikçi de olabilir. Bu Türkiye’nin bölgesel gücüne pozitif ayrımcılık algı katkısı da sağlar.
İran’dan Türkiye’ye göç edenler olursa da bunlar kesinlik ülkemiz sınırları içerine alınmayıp İran’ın Türkiye sınırına yakın bölgede ve İran sınırları içerisinde tutmayı başarmalıdır. İrandaki gelişmelere bakılırsa rejimin içerisinde veya dışarısındaki bazı İranlıların sayıları az bile olsa ABD ve İsrail ajanı olma ihtimali dikkate alınmalıdır. Kaldı ki radikal uygulamaları olan her rejimden ajan devşirmek daha kolay olabilir.
Yakın dönemde Türkiye’de yakalanan çok sayıda İran ajanları da dikkate alınmalıdır.
Dünya genelinde diaspora amaçlı yayılmacı kültürü oluşmuş bazı İranlılara dikkat edilmelidir diye önermede bulunmak isterim.
Bölgemizdeki gelişmelerin Türkiye arabuluculuğunda sükunete ereceğini, Türkiye’nin çıkarlarını artıracağını öngörüyor ve temenni ediyorum
Ahmet Çelik
Gazeteci - Dış Politika Analisti