TÜRKİYE, NATO 3.0’I DÖNÜŞTÜRÜRÜKEN REFAH TOPLUMUNA DÖNÜŞME, BÖLGESEL GENİŞLEME, NORMLARI YENİDEN BELİRLEME FIRSATINI KULLANMALI
7-8 Temmuz 2026’da Türkiye’de gerçekleştirecek olan ve ittifaktaki 32 ülkenin katılacağı Nato 3.0’ı Türkiye’nin dönüştüreceğine inanıyorum. Nato genel sekreteri Mark Rutte’nin Türkiye’ye geldiğinde Aselsan’ı ziyaretinden, her platformda Türkiye’nin savunma kabiliyetlerini ve askeri gücünden övgüyle bahsetmesinden, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın daveti üzerine Trump’ın zirveye bir gün önce gelmesinden, Avrupalı liderlerin olumlu mesajları Nato’nun ayakta kalması, sürdürülemez konvansiyonel savunma ve savaş konseptinin yeni nesil savunma ve savaş teknolojilerine en hazırlıklı Türkiye’ye mecbur bıraktığını düşünüyorum.
Daha önceki analizlerimde de kale aldığım gibi; Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın Avrupa Savunma harcamalarından Türkiye ile birlikte daha fazla gelir sağlama motivasyonu ile Avrupa’ya uyguladığı gerilim psikolojisi de Nato müttefiklerini Türkiye’ye yakınlaştırdı.
Hatırlayacak Olursak; Trump Rusya karşısında Ukrayna’yı yalnız bıraktı. Bu Avrupa’yı Rusya tehdidine karşı yalnız bırakmak anlamı da taşıyordu. Trump’ın Nato’dan çıkma söylemleri, Avrupa’daki savunma ve askeri unsurlarını da kademeli olarak geri çekmesi de Askeri ve Savunma kabiliyeti yetersiz Avrupa’yı daha da tedirgin etti. Trump & Putin’in Alaska Zirvesinde görüşmesi bazı Avrupa’lılarca ABD- Rusya yakınlaşması ve anlaşması olarak yorumlandı ki bu Avrupa’yı daha da yalnızlaştırdı.
Nato müttefiki Türkiye ve hatta Abd Rusya – Avrupa savaşını kesin olarak engellemeyi tercih edecektir. Nato 2025 Lahey Zirvesi'nde müttefiklerin yeni savunma harcaması hedefi olarak "yüzde 3,5 temel savunma harcamaları ve yüzde 1,5 sivil hazırlık ve dayanıklılık, inovasyonun teşviki, kritik altyapının korunması ve savunma sanayilerinin güçlendirilmesi gibi savunma ve güvenlikle bağlantılı yatırımlara ayrılması" anlaşmışına bağlı kalıncaya kadar Rusya- Ukrayna gerilimine kontrollü olarak izin verileceğini düşünüyor ve öngörüyorum. Görülemeyen odur ki; Abd Nato’dan çıkmayı değil Türkiye ile birlikte Nato’yu güçlendirmeyi planlamaktadır. Yani süreçte Nato’da daha belirleyici ve kendi normlarını yazan başat Türkiye göreceğiz.
Abd & İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a başlattığı savaş devasa bütçelerle üretilen savunma ve savaş teknolojilerinin maliyeti daha düşük yeni nesil dron, füze, hedefleme, elektronik harp sistemlerine yenik düşebileceği görülmüş Nato’nun dönüşümünde Türkiye öne çıkmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkes müzakereleri de ABD’nin 3 Kasım 2026 Temsilciler Meclisi, Senato ve Valilik ara seçimlerine kadar süreceğini ve ardından İran rejimini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine dönüştürünceye kadar savaşın devam edeceğini öngörmekteyim. Bu konuda Abd’nin yanında ön plana çıkmayacak müttefiklerinin de olduğu öngörülebilir. Abd’nin İsrail’den bağımsız yeniden başlatacağı İran Savaşında Nato’ya ihtiyaç duyma ve tekrar göreve çağırma ihtimalini de yüksek görüyorum. Türkiye’nin Nato üzerinden yönetmesi gereken bu sınamaya hazır olduğunu ve süreçte İran halkına karşı denge politikası yürüteceğini ve görünür olmayacağını öngörüyorum.
Abd & İsrail / İran savaşında Abd’nin zor durumda kalması, Rusya- Ukrayna aralarındaki savaşın Avrupa’ya sıçrama korkusu , yakın dönemde olmasa da gelecekte Çin’in öngörülemez tehlikeleri, Türkiye’nin Ortadoğu, Asya – Pasifik ekseninde bir oluşumda yer alma veya kendi oluşumunu tamamlama ihtimaline karşı Nato müttefiklerini ittifaktan çıkmasından en çok korktukları ülkesinin Türkiye olacağı şeklinde yorumlanabilir.
Bazı analiz arkadaşlarımızın altını çizerek söylediği ve kaleme aldığı gibi Ankara’da yapılacak Nato 3.0 Zirvesi İsrail’in menfaati için Türkiye’yi nato’dan çıkarmak değil aksine sistemi dönüştürmek için daha büyük sorumluluk ve yetki vermektir. Nato Türkiye’ye muhtaçtır. Öyle ki Türkiye Nato’dan çıkıyorum derse Avrupa Türkiye’yi ikna için fazlasıyla taviz ile gelecektir.
Avrupa – İsrail’in kural tanımayan üstten bakış ve sömürgecilik anlayışının, Abd’nin hegemonik yapısının dengelenmesi, işlevsiz kalan BM ve Uluslararası Adalet Divanına işlevsellik kazandırılması, dünya’nın adaletle yönetilmesi için Türkiye’nin Nato içindeki otoritesini güçlendirmesi kendisi ve koruması gereken müttefikleri için kritik ve elzemdir.
Nato müttefikleri Türkiye’nin çıkarları ile örtüşmeyecek önerileri de gündeme getirebilir. Gelebilecek riskleri ve Türkiye’nin yönetme biçimine ait görüşlerimi aşağıda paylaştım
Nato 3.0’ın Türkiye için ekonomik, jeostratejik avantajlarını aşağıda detaylandırdım;
Türkiye’nin sağlayacağı güvenlik, Savunma Sanayimizin Türkiye’nin tüm ihracatından daha fazla elde edeceği devasa ihracat geliri ( Çalışmama ait rakamları aşağıda paylaştım) , Avrupa’nın Türkiye’ye yaklaşım şeklinde zorunlu iyimserlik, Türkiye’nin kendi hinterlandında kendi kurallarında Nato içinde Türkiye Nato’sunu kurma ( Türkiye Middle East&Asia ) , Türkiye’nin kendisi için riskli yaklaşım gösteren ülkelerin Nato’dan çıkarılması veya çıkarlarına uygun aday ülkelerin Nato’ya alınma normlarını koyma fırsatlarını değerlendireceğine inanıyorum.
Nato müttefikleri ile iletişim şekli;
Avrupa’nın gücü elinde bulundurduğu dönemlerde Türkiye’ye gösterdiği iki yüzlü tavrını, Türkiye’yi bölme ve zayıflatma hamlelerini gücü eline geçirdiğinde yine yapacağını ilgili yöneticilerimiz elbette biliyordur. Avrupa’nın anladığı dil Hard Power ise Türkiye kendi diplomasi dilini kullanarak daha kazançlı çıkacaktır. Bu Nato 3.0 Zirvesi için de geçerli
Nato 3.0 Zirvesi Türkiye için fırsat içinde fırsatlar sunabilir
32 müttefikten oluşan Nato ülkelerinin 2025 GSYİH ( Gayri Safi Yurt İçi Hasıla )’sı 58,4746 Trilyon Abd doları. 2026’nın henüz ortalarında olduğumuz için hesaplamalarda 2025’i dikkate aldığımı da belirtmek isterim. Nato 2025 Lahey Zirvesi'nde alınan karar gereğince müttefiklerin her yıl GSYİH’sının %3.5’ünü savunma + %1.5’ünüde savunmaya bağlı diğer yan hizmetlerde harcanmak üzere toplamda %5’ini ayırması beklenmektedir.
Buradaki %3.5’lük Savunmaya ait ihtiyaçların Abd ve Türkiye gibi Savunma Sanayisi gelişmiş ülke şirketlerinden temin edilebileceği varsayımı üzerinden hesaplama yöntemine gittim.
İttifaktaki Türkiye’nin ve savunma sanayisi gelişmiş Abd’yi hesaplamalardan çıkarttığımızda diğer 30 Nato müttefiki ülkenin 2025 GSYİH toplamı 26.26 Trilyon dolar.
Türkiye’nin bu 30 Nato müttefiki ülkeden alacağı Savunma Sanayi ihracatı payını da %15 gibi mütevazi oran üzerinden dikkate alırsak;
Türkiye’nin mevcut ittifaktan yıllık elde edeceği savunma sanayi ihracat gelirini yaklaşık 137,9 Milyar Abd doları gibi öngörebiliriz.
-3.000 savunma sanayii şirketi ile yeni nesil savaş ve savunma altyapısına hazır Türkiye’nin sadece ittifaktaki ülkelerden min. bu tutarlarda savunma sanayii ihracat geliri elde edeceği öngörülebilir
Türkiye bölgesel çıkarlarını öncelikleyeceği müttefikleri ile Nato’yu genişletebilir
Türkiye için üç farklı senaryo kurgulayıp bunun üzerine çıkarım yapacaksak;
1- Türkiye hinterlandında kendi ittifakını kurmayı hedefliyorsa mevcut haliyle Nato’da kalması ve Nato’nun bölgesel genişlemesine izin vermeyeceği öngörülebilir.
2- Türkiye Mevcut Nato şartları ile ittifaka alınmasını talep edeceği ülkeler
3- Türkiye bu günün şartlarından bağımsız gelecek projeksiyonuna göre muhtemel Çin, Hindistan, Rusya,Kuzey Kore, İsrail’in Asya-Türkistan, Ortadoğu ekseninde yayılmacılığı, coğrafyadaki ülkeleri ve liderlerini etkisi altına alabileceği varsayımını yaparsa bu coğrafyalardaki dost ve kardeş tüm ülkeleri kendi kuralları ile ( Bunun detayını aşağıda paylaşıyorum) Nato şemsiyesi altında korumaya almayı tercih edebilir. Türkiye Çin’in doğu Türkistan’lı kardeşlerimize yaptığı zulmü de dikkate almalıdır. Bugün Rusya ile ilişkilerimiz iyi olabilir Putin sonrası Rusya’nın Türkistan’daki Türk kardeşlerimize baskı yapma potansiyeli de değerlendirilmelidir. Yıllara saik Türkistan’daki Türk kardeşlerimizin üzerinde Kuzeyden Rusya, doğu ve güneyden Çin’in planları olabileceği göz ardı edilemez.
Yukarıdaki 2. Madde kapsamında Türkiye’nin önerisi ile İttifaka alınabilecek ülkeler;
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Umman, Bahreyn, Ürdün, Yemen, Mısır
-Ülkeleri ittifaka dahil edilmeleri Türkiye liderliğinde ve şartlarında tarih ve takvime bağlanabilir
Bu ülkelerin 2025 GSYİH bütçeleri 4,5 Trilyon Abd doları. Ülkelerin ittifaka yeni gireceğini de dikkate alarak yan hizmetler hariç Gsyih’dan savunmaya ayırabileceği yıllık bütçenin %2 gibi baz alınmasının kurala bağlanacağını esas alırsak GSYİH’nın %2’si 98,88 Milyar dolar yapmaktadır.
Türkiye’nin bu ülkelerin ittifaka alınma şartı olarak savunma bütçelerinin min. %40’lık payını kendisine alacağını ve bunu kurala bağlayabileceğini dikkate alırsak ;
Türkiye’nin bu ülkelerden her yıl alacağı savunma ihracat bütçesi 675 Milyar Abd Doları olur
- Ülkeler Nato’ya entegre olur,
-Hava Savunma, radar, gözetleme kuleleri ve füze sistemlerinin Türkiye ait olma şartı getirilebilir.
-Türkiye izin vermeden Nato koruma refleksi gösteremez
-Türkiye izin vermeden Nato bu ülkeler için 5. Maddeyi işletemez
-Ülkeler Nato’nun tüm tatbikatlarına katılabilir
-Türkiye izin verirse nato’nun ortak savaşlarına katılabilir
-Ülkelerin herhangi bir Nato üyesi ülke ile çatımama ve Çin, Hindistan, Rusya; İsrail riskine karşı güçlü olma, Basra-Umman körfezlerinin ve Akdeniz’in güvenliğinde bu ülkelerin ittifaka katkılarına da dikkat çekerek Türkiye’nin nato müttefiklerine yukarıdaki şartlar kabul ettirilebileceğini, Türkiye’nin yapacağı bu önerilerin makul olabileceğini düşünebiliriz
-Abd hariç diğer nato müttefiklerinin savunma kabiliyetlerinin düşük olduğunu da dikkate alırsak, Türkiye de planlarını elbette uzun vadeli yapabilme yetkinliğine ulaşmıştır.
Yukarıdaki 3. Madde kapsamında Türkiye’nin hinterlandındaki ülkelerin Türkiye liderliğinde ve şartlarında ve hatta himayesinde İttifaka alınabilecek ülkeler;
Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Nahcivan ( Azerbaycan ile ) , Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan, Pakistan, Afganistan, Ermenistan, Libya, Filistin, Lübnan, Suriye, Irak, Katar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ( Türkiye ile birlikte ), Bosna- Hersek, Kosova ve Kızıldeniz’in kontrol ve güvenliği için Sudan, Somali, Etopya, Eritre, Yemek, Cibuti
-Ülkeleri ittifaka dahil edilmeleri Türkiye liderliğinde ve şartlarında tarih ve takvime bağlanabilir
Bu ülkelerin 2025 GSYİH bütçeleri 1,97 Trilyon Abd doları. Ülkelerin ittifaka yeni gireceğini de dikkate alarak yan hizmetler hariç Gsyih’dan savunmaya ayırabileceği yıllık bütçenin %2 gibi baz alınmasının kurala bağlanacağını esas alırsak GSYİH’nın %2’si 35,9 Milyar dolar yapmaktadır.
Bu ülkelerin Türkiye’nin hinterlandında yer alması ve bu ülkelerin ittifaka alınma şartı olarak savunma bütçelerinin min. %60’lık payını kendisine alacağını ve bunu kurala bağlayabileceğini dikkate alırsak ;
Türkiye’nin bu ülkelerden her yıl alacağı savunma ihracat bütçesi 21.54 Milyar Abd Dolar
- Ülkeler Nato’ya entegre olur,
-Hava Savunma, radar, gözetleme kuleleri ve füze sistemlerinin Türkiye ait olma şartı getirilebilir.
-Türkiye izin vermeden Nato koruma refleksi gösteremez
-Türkiye izin vermeden Nato bu ülkeler için 5. Maddeyi işletemez
-Ülkeler Nato’nun tüm tatbikatlarına katılabilir
-Türkiye izin verirse nato’nun ortak savaşlarına katılabilir
-Bu ülkelerde ilgili ülkelerden giderleri karşılanmak kaydı ile sadece Türkiye askeri veya bu ittifaktaki ülke askerler konuşlanabilir.
-Ülkelerin herhangi bir Nato üyesi ülke ile çatımama ve Çin, Hindistan, Rusya, İsrail , Kuzey Kore riskine karşı güçlü olma, Kızıldeniz- Akdeniz – Karadeniz güvenliğinde bu ülkelerin ittifaka katkılarına da dikkat çekerek Türkiye’nin nato müttefiklerine yukarıdaki şartlar kabul ettirilebileceğini, Türkiye’nin yapacağı bu önerilerin makul olabileceğini düşünebiliriz
-Abd hariç diğer nato müttefiklerinin savunma kabiliyetlerinin düşük olduğu burada da dikkate alınabilir.
-Mevcutta Nato ülkeleri olan ve Türkiye’nin gönül coğrafyasında yer alan Arvanutluk, Kuzey Makedonya ve Karadağ’da da yukarıdaki şartlarda Türkiye’nin kontrolündeki Nato şemsiyesi altına alınması teklif edilebilir ve konuyla ilgili ülkeler ve diğer Nato üyeleriyle diplomatik refleksler geliştirilebilir.
Türkiye yukarıdaki 3. Madde’de yer alan ülkeleri Nato’ya katarken ilave şartlar da sunmalı
Yukarıdaki ülkelerin Nato’ya katılması ittifak için bir fırsat olmakla birlikte, yukarıda açıkladığım ve aşağıda açıklayacağım ilave şartlarla Türkiye için ise tam bir kazanç olabilir.
-İsrail’e,in, 1960 Garanti Antlaşması (Treaty of Guarantee) kapsamında Kıbrıs’ın tamamının Türkiye, Birleşik Kırallık ve Yunanistan dışında hiçbir ülke’nin asker ve savunma yetenekleri bulunduramayacağı hatırlatılarak Güney Kıbrıs Rum yönetimindeki askeri ve savunma varlığını çekmesi ve hiçbir şekilde askeri işbirliği yapamayacağı şartı Nato’ya da girmeli
-Güney Kıbrıs Rum Yönetiminde üç garantör ülke haricindeki ülkelerin askeri ve savunma unsurlarını bir takvim dahilinde geri çekmesi şarta bağlanmalıdır
-Balkanlarda’ki Nato üyesi diğer Arnavutluk –Kuzey Makedonya- Karadağ - Romanya- Slovenya- Hırvatistan - Yunanistan- Bulgaristan gibi ülkelerle Filistin’de iki devletli çözüm ve İsrail’in 1967 sınırlarına çekilene kadar diğer Nato müttefiki ülkelerin İsrail ile askeri ve savunma işbirliği yasaklanması teklif edilmeli ve yaptırıma dayalı kurala bağlanmalı
-İsrail’in bir Nato ülkesi olan Yunanistan ile Stratejik ve Askeri İşbirliği de sonlandırılmalı.
-İsrail, BAE ile de ortak hava savunma operasyonları, herhangi savunma işbirliği ve asker konuşlandırmama şarkı getirilmeli
-İsrail işgal ettiği Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’nin Golan tepeleri ve diğer alanlardan üç ay içerisinde çekilmesi şarta bağlanmalı
-İsrail’in sina çölündeki emellerinden vazgeçmesi
-İsrail’in somaliland ile askeri ilişkilerini bitirmesi
-İsrail’in Nato içerinde askeri karargahı içerisinde daimi temsilcilik açması yasaklanmalı, NATO'nun Akdeniz Diyaloğu ortaklık forumundan çıkarılmalıdır.
- Yunanistan’ın bir Nato müttefiki Türkiye’nin haklarını ihlal edecek şekilde deniz yetki alanlarının %6’nın üzerine çıkarması Yunanistan’ın Nato’dan çıkarılma ve savaş sebebi sayılmalı.
**Yukarıdaki ilave şartların üç ay içinde sağlanmaması durumunda Türkiye mevcut haliyle Nato’da kalmakla birlikte hinterlandında olan bu ülkelerinin birinci yıl bitiminde Nato’dan ayrılıp sadece Türkiye ile bağımsız ve ayrı ittifak kurabileceği şarta bağlanmalı. Her iki seçenek Türkiye için bir fırsat olmakla birlikte Türkiye’nin hinterlandındaki ülkelerin Nato ittifakında yer almayışı büyük Nato’nun oluşumuna engel. Türkiye bu fırsatı değerlendirecektir.
NATO İTTİFAKI YUKARIDAKİ ŞARTLARDA GERÇEKLEŞİRSE TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİİ İHRACATINDAN YILLIK 813 MİLYAR ABD DOLAR GELİR ELDE EDEBİLİR
Yukarıdaki listede yer almayan dost ve kardeş bir çok Afrika ülkesinin savunma sanayi ithalatında Türkiye’yi tercih edeceğini de hesaba katarsak Türkiye’nin savunma sanayiinden yıllık elde edeceği ihracat gelirinin 1 trilyon dolara çıkması da mümkündür. Süreç içerisinde dost ve müttefik diğer Afrika ülkelerini de ittifaka alınması planlanmalıdır
Aşağıdaki kıyas ve karşılaştırmalardan da anlaşılacağı üzre bu Türkiye için süper ekonomi lingine çok hızlı çıkış, halkımızın refah seviyesinde birkaç yıl içinde inanılmaz artış anlamına da geliyor.
Türkiye’nin 2025 Savunma Sanayii İhracat geliri 10,56 Milyar Abd doları, Türkiye yıllık 813 Milyarlık Savunma Sanayii ihracat gelirini yakalarsa %7,699 kat artış sağlayacak demektir.
Türkiye’nin 2025 Cari açığı ise 30,1 Milyar Abd doları. Türkiye yıllık 813 Milyar dolarlık savunma sanayii ihracatını gerçekleştirebilirse ki ihtimal dahilinde 782.9 Milyar dolar ihracat fazlası verebilir. Tüm dünya dış borç ve borca bağlı faiz ile boğuşurken Türkiye’nin para arzını genişleterek halkını refaha ulaştırma dönemine girileceğine işaret eder.
Türkiye’nin 2025 toplam ihracatı 273,4 Milyar dolar olup, Türkiye yıllık 813 Milyar dolarlık savunma sanayii ihracatını gerçekleştirebilirse toplam ihracatını %297 oranında artırarak 1. Trilyon 75 Milyar dolara çıkarması anlamına gelir
Verilerden de anlaşılıyor ki Türkiye’nin tekstil vb. katma değeri düşük ürünlerden vazgeçip savunma sanayii gibi stratejik bir alana yatırım yapması güvenliğin yanında ekonomik kurtuluşu da hesaplayan bir devlet aklının varlığına işaret ediyor. Emeği geçenlere, planlayanlara şükran ve minnetlerimizle..
Ankara’daki Nato Zirvesinde Türkiye’nin yönetmesi gereken riskli alanlar neler olabilir?
-Gkry’ni Nato’ya almak isteyebilirler. İsrail ile savunma ve askeri işbirliğini kesme şartı konulmalı. Garantör ülke dışındaki ülkelerin oradaki üslerini kaldırması şarta bağlanmalı.
Sonraki süreçlerde de Gkry’nin garantör ülkeleri hariç başka ülkelerin hiçbir zaman üs kuramayacağı ve askeri işbirliği yapamayacağı şarta bağlanmalı.
Gkry Nato’ya alınsa bile Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti topraklarını ihlal ederse sadece Türkiye’nin talebi ile Nato’dan çıkartılması normlara bağlanmalı
-Bu güne kadar Nato’ya girmeyen veya girmek istemeyen İsrail bölgedeki ve dünya’daki yalnızlaşma tehlikesini görerek Nato’ya müracat etmek isteyecek ve bunu kurtuluş olarak görecektir. İsrail İsrail işgal ettiği Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’nin Golan tepeleri, Somaliland ve diğer alanlardan çekilmesi, başkentini Tel Aviv’e taşıması, 1967 sınırlarına kadar çekilmesi şarta bağlanmalıdır.
- Rusya- Ukrayna savaşına Nato’nun müdahil olması talep edilebilir. Denge politikası gereği Türkiye bunu engellemeli. Özellikle Trump’ın da bu savaşı istiyormuş gibi dillendirmesini görsek bile Türkiye üzerinden arka kapı diplomasisi yapıp savaşı istemeyeceğini öngörüyorum.
-Ukrayna’nın bu süreçte nato üyesi yapılması Türkiye- Rusya ilişkilerine zarar vereceği bilinmeli ve Türkiye buna onay vermemeli
- Amerika Birleşik Devletleri 3 Kasım 2026 ara seçimlerinden sonra İsrail’den bağımsız yeniden başlatacağı İran Savaşında Nato’ya ihtiyaç duyma ve tekrar göreve çağırma ihtimalini de yüksek görüyorum. Türkiye’nin Nato üzerinden yönetmesi gereken bu sınamaya hazır olduğunu ve süreçte İran halkına karşı denge politikası yürüteceğini ve görünür olmayacağını öngörüyorum.
Nato 3.0 zirvesinin Türkiye için hayırlı sonuçlar üretmesini, dost ve müttefik coğrafyamıza da Türkiye liderliğinde değer ve huzur katmasını diliyorum.
6 Temmuz 2026
Ahmet Çelik
Gazeteci / Dış Politika Analisti
Kızılelma Düşünce Enstitüsü Üyesi