Özet anlatım buradadır.
https://youtu.be/BLl4ftwz3vg

Bizim Bir Derdimiz Var…
Bizim devlet gibi bir derdimiz var.
Ahlak ve töre, milli terbiye gibi bir derdimiz var.
Güçlü ve büyük Türkiye gibi bir derdimiz var.
Medeniyet coğrafyamızda birlik sağlamak; Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan bu büyük tahribatı telafi edip Birinci Dünya Savaşı'ndan önceki kudret ve sınırlara dönmek gibi bir derdimiz var.
Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresini, diğer Türk devlet ve halkları ile din ve devlet yapısına bakmaksızın gerçekleştirmek gibi bir derdimiz var.
İttihad-ı İslam, yani İslam birliği gibi bir derdimiz var.
Öze dönüşe, sosyal genetiğimize, gerçek dinimize, milli töre ve terbiyeye dönüş ve ihya gibi bir derdimiz var.
Bu davanın maddi ayağını inşa etmek mecburiyetindeyiz.
Milli, yerli üretim ve yazılım, yapay zeka gibi bir derdimiz var.
Ekonomiyi güçlendirerek gelir adaleti ve sosyal adaleti sağlamak gibi bir derdimiz var.
Sanayi ve üretimde, özellikle de savunma sanayiinde milli, yerli, güçlü ve büyük olmak gibi hedeflerimiz var.

İhtiyaç Duyulan Akıl, Liderlik ve Kadrolar
Tüm bunları gerçekleştirmek için evvela sarsılmaz bir milli birliğe ve durup dinlenmeksizin çok çalışmaya ihtiyacımız var.
Yalpalamayan, hiçbir zaafa düşmeyecek milli, bilgili, çalışkan, dirayetli; çoluk çocuğu ve çevresini bizzat kendisi kontrol edilen karizmatik liderlere ihtiyacımız var.
Yerli ve milli üretim için sermayeye, ehil kadrolara ve ekonomiyi yönetecek gerçek uzmanlara ihtiyacımız var.
Dünyada etkin olmak için harp prensiplerinden "EN İYİ SAVUNMA TAARRUZDUR." diyecek, temasın değerini bilecek, “Teması sağlayanın inisiyatifi elde tutacağı gerçeğine vakıf”, büyük Türk aklına ve idrakine ihtiyacımız var. Geçmişin muharipliğinin icaplarını, cesaretini ve yiğitliğini kavramış; harp prensiplerini kazanmış, Muharip Büyük Türk’e ihtiyaç var.
Bürokraside ve devlette işbirlikçi, menfaatperest kişilerin ve ihanetin kadrolaşmasına set çekecek; paralel her türlü yapıyı ezecek; statüko oluşturmadan, toplumu kamplara bölmeden, ötekileştirmeden milli birliği ebedileştirecek bir sisteme ihtiyacımız var.
Etnik ve mezhebi ayrımcılığa müsaade etmeyecek yasalara; bu fitnelere fırsat vermeyecek zihinleri inşa edecek okullara, müfredata, eğitime ve dava eri eğitimcilere ihtiyacımız var.
Kısacası, tüm bunları yapacak şuurlu bir topluma ve o toplumu sevk edecek nitelikli liderine ihtiyacımız var.

Kuşatma Altındaki İktidar ve Çürüme
Peki bugün neredeyiz? Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği neden sorgulanır hale geldi?
Seçtiği çalışma arkadaşlarından dolayı.
Çünkü bu insanların bir kısmı Cumhurbaşkanını istismar ederek her türlü yozlaşmaya ve ahlaksızlığa meyyal hale geldiler.
Cumhurbaşkanımız artık millet için ulaşılamaz bir duruma getirildi; etrafı bu menfaatperest odaklarca adeta kuşatıldı.
Teşkilatların liyakatsiz ellerde denetlenememesinden halkımız ve bürokrasi feryat etmektedir.
Liyakatsiz ve sadakatsiz kadroların devlette etkinleşmesi neticesinde töremiz, ahlakımız ve milli birliğimiz zayıflatılmaktadır. Bu birliğin teminatı olan başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Diyanet ve Milli Eğitim gibi stratejik kurumlarımız ve mensupları toplum nezdinde sürekli rencide edilmektedir.
Bir tarafta sinsi FETÖ'cüler, diğer tarafta Pelikancılar... Her iki grup da "Cumhurbaşkanımızın yanındayız…" yalanlarıyla toplumu aldatmaya ve zehirlemeye devam etmektedir. Bütün bu tablo açıkça ortadayken; Cumhurbaşkanımızın bu yapılara karşı görünür, bariz ve net bir tavır almaması, liderliğinin meşruiyet zeminini ve gücünü bizzat sorgulanır hale getirmiştir.

Gün Bugündür: Karşı Taarruz Zamanı
Gün bugündür. Artık savunmanın dibindeyiz; geri çekilecek tek bir karış mevzi kalmamıştır.
Şimdi yeniden tertiplenme, toparlanma ve tavizsiz bir karşı taarruza geçme vaktidir. Bu taarruzu geçici bir hamle değil, kesintisiz bir devlet aklı haline getirecek milli bilinç, milli şuur, milli lider, milli kadrolar ve milli bir toplum yaratma iddiasıyla; topyekûn yeniden dirilme ve ayağa kalkma zamanıdır.

1. LİDERLİK VE DEVLET AKLININ YENİDEN TESİSİ
• Devlet yönetiminde liyakat, sadakat, dürüstlük ve ehliyet esas alınmalıdır.
• Lider ile millet arasındaki iletişimi kesen bürokratik ve siyasi engeller kaldırılmalıdır.
• Karar alma mekanizmaları şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir hâle getirilmelidir.
• Şahıslara bağlı değil, güçlü kurumlara ve millî hedeflere dayanan bir yönetim sistemi kurulmalıdır.
2. MİLLÎ BİRLİĞİN GÜÇLENDİRİLMESİ
• Etnik ve mezhebî ayrımcılığa karşı ortak vatandaşlık, millî aidiyet ve eşitlik anlayışı güçlendirilmelidir.
• Toplumu kamplara bölen, ötekileştiren ve kutuplaştıran siyasi anlayış terk edilmelidir.
• Farklılıklar korunurken ortak tarih, kültür, sorumluluk ve gelecek bilinci geliştirilmelidir.
• Millî birlik, günlük siyasi hesapların üzerinde tutulmalıdır.
3. LİYAKATLİ VE GÜVENİLİR KADROLAR
• Kamu görevlerinde atamalar ölçülebilir liyakat kriterlerine bağlanmalıdır.
• Yolsuzluk, görevi kötüye kullanma, çıkar çatışması ve kamu kaynaklarının istismarıyla kararlı biçimde mücadele edilmelidir.
• Kurumlar, siyasi veya kişisel sadakat ağlarına değil, mesleki yeterliliğe ve hukuki sorumluluğa dayanmalıdır.
• Denetim mekanizmaları bağımsız, etkili ve sonuç alıcı olmalıdır.
4. MİLLÎ EĞİTİM, AHLAK VE TÖRENİN İHYASI
• Eğitim sistemi; bilgi, karakter, sorumluluk, çalışma disiplini ve millî şuur kazandırmalıdır.
• Gençlere Türk Tarihi’ni, medeniyet birikimini, bilimsel düşünceyi ve ahlaki değerleri birlikte öğreten bir müfredat geliştirilmelidir.
• Öğretmenlerin niteliği, itibarı ve mesleki gelişimi güçlendirilmelidir.
• Dinî değerler, millî töre ve toplumsal ahlak; istismar ve ayrımcılık aracı hâline getirilmeden yaşatılmalıdır.
5. EKONOMİK BAĞIMSIZLIK VE GELİR ADALETİ
• Üretim, istihdam, verimlilik ve yüksek katma değerli sektörler önceliklendirilmelidir.
• Gelir dağılımındaki adaletsizlik azaltılmalı; emeğin karşılığını aldığı bir ekonomik düzen güçlendirilmelidir.
• Küçük ve orta ölçekli işletmeler, girişimciler ve üretici sanayi desteklenmelidir.
• Kamu harcamalarında tasarruf, etkinlik ve hesap verebilirlik sağlanmalıdır.
• Ekonomik kararlar kısa vadeli siyasi çıkarlar yerine uzun vadeli millî hedeflere dayanmalıdır.
6. YERLİ VE MİLLÎ ÜRETİM, YAZILIM VE YAPAY ZEKÂ
• Kritik teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltacak ulusal üretim programları uygulanmalıdır.
• Yazılım, yapay zekâ, yarı iletkenler, haberleşme, enerji ve ileri malzeme teknolojilerine yatırım yapılmalıdır.
• Üniversite, sanayi ve araştırma kurumları arasında güçlü bir iş birliği kurulmalıdır.
• Nitelikli gençlerin bilim ve teknoloji alanlarında yetişmesi ve ülkede üretmesi teşvik edilmelidir.
7. SAVUNMA SANAYİİ VE STRATEJİK GÜÇ
• Savunma sanayiinde yerli tasarım, üretim, bakım ve sürdürülebilir tedarik kabiliyeti geliştirilmelidir.
• Kritik bileşenlerde dışa bağımlılık azaltılmalı; araştırma ve geliştirme yatırımları artırılmalıdır.
• Türk Silahlı Kuvvetlerinin eğitim, personel niteliği, teknoloji ve kurumsal itibarına önem verilmelidir.
• Savunma planlaması; caydırıcılık, savunma, kriz yönetimi ve gerektiğinde taarruz kabiliyeti dâhil, hukuka ve meşru güvenlik ihtiyaçlarına dayalı bütüncül bir stratejiyle yürütülmelidir.
8. TÜRK DÜNYASI VE MEDENİYET COĞRAFYASINDA İŞ BİRLİĞİ
• Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurumsal ve ekonomik iş birliği kapasitesi güçlendirilmelidir.
• Türk devletleri ve toplulukları arasında eğitim, bilim, kültür, enerji, ulaştırma ve ticaret bağları geliştirilmelidir.
• İslam dünyasında mezhep çatışmalarını azaltan, ortak sorunlara çözüm üreten diyalog mekanizmaları desteklenmelidir.
• Tarihî ve kültürel bağlar, diğer devletlerin egemenliğine ve halkların iradesine saygılı barışçıl iş birliği politikalarına dönüştürülmelidir.
9. DEVLET KURUMLARININ GÜÇLENDİRİLMESİ
• Türk Silahlı Kuvvetleri, MEB ve eğitim kurumları, Diyanet ve diğer kamu kurumlarının görevlerini güven, disiplin ve ehliyet içinde yürütmesi sağlanmalıdır.
• Kurumların itibarı korunurken yanlış uygulamalar etkili denetime tabi tutulmalıdır.
• Her türlü yasa dışı örgütlenme, gizli çıkar ağı ve kamu gücünün kötüye kullanılmasıyla mücadele edilmelidir.
• Kurumsal süreklilik, hukuki güvence ve kamu hizmetinde tarafsızlık esas alınmalıdır.
10. STRATEJİK İNİSİYATİF VE ETKİ KAPASİTESİ
• Türkiye, dış politikada yalnızca gelişmelere tepki veren değil, öngören ve seçenek üreten bir stratejik kapasite geliştirmelidir.
• Diplomasi, ticaret, teknoloji, kültür, eğitim ve savunma politikaları ortak hedefler doğrultusunda eş güdümlenmelidir.
• Dezenformasyon ve psikolojik etki faaliyetlerine karşı toplumsal direnç, medya okuryazarlığı ve kurumsal iletişim kapasitesi artırılmalıdır.
• Krizlere hazırlık, erken uyarı, senaryo analizi ve stratejik planlama devlet yönetiminin temel araçları hâline getirilmelidir.
11. GENÇLİK, AİLE VE TOPLUMSAL SORUMLULUK
• Gençlerin eğitim, istihdam, barınma ve bilimsel gelişim imkânları artırılmalıdır.
• Aile yapısını ve kuşaklar arasındaki dayanışmayı güçlendiren sosyal politikalar uygulanmalıdır.
• Bağımlılık, şiddet, yozlaşma ve dijital manipülasyonla mücadelede eğitim, önleme ve rehabilitasyon esas alınmalıdır.
• Gençler yalnızca geleceğin yöneticileri değil, bugünün üretim ve karar süreçlerinin de etkin katılımcıları olmalıdır.
12. UYGULAMA, DENETİM VE SONUÇ ALMA
• İlk 100 gün için öncelikli reformlar ve sorumlu kurumlar belirlenmelidir.
• İlk yıl içinde ölçülebilir hedefler, bütçeler ve uygulama takvimi oluşturulmalıdır.
• Her hedef için performans göstergeleri belirlenmeli, sonuçlar düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
• Başarısız uygulamalarda sorumluluk tespit edilmeli ve gerekli düzeltici tedbirler alınmalıdır.
• Plan, değişen şartlara göre güncellenmeli; ancak millî hedeflerde süreklilik korunmalıdır.

SON SÖZ: YENİDEN AYAĞA KALKIŞ
Bu planın temelinde üç esas vardır:
MİLLÎ BİRLİK. LİYAKATLİ KADRO. ÜRETKEN VE GÜÇLÜ DEVLET.
Bunlar sağlanmadan ekonomik bağımsızlık, teknolojik üstünlük, toplumsal huzur ve uluslararası etkinlik kalıcı hâle getirilemez.
Güçlü Türkiye; yalnızca güçlü liderle değil, güçlü kurumlarla, ehil kadrolarla, ahlaklı yönetimle, üreten ekonomiyle ve ortak hedeflerde birleşmiş bir milletle kurulur.
Gün bugündür. Yeniden tertiplenme, yeniden yapılanma ve yeniden ayağa kalkma zamanıdır.

E. Yb. Halil MERT
Strateji ve Psikolojik Harp Uzmanı