Anlaşılan odur ki Türkiye’nin terörsüz Türkiye politikaları terörü taşeron olarak kullanan ve finanse eden malum ülke veya ülkelerin alternatif aparatlarını sahaya sürme çabalarını görmeye başladık.

Pkk/ Ypg / Pjag’ın mütemmim cüz’i Deaş’ın son zamanlarda Suriye ve Türkiye’deki eylemlerinin zamanlaması tesadüfi olamaz.

Türkiye’nin kararlı duruşu Pkk- Ypg’nin çok yakın bir tarihte tamamen ve biraz zaman alsa da Pjag’ı da bitirecektir.

Ortadoğuda proxy güçlerini kaybeden İran Pjag’ı kullanmayı sonuna kadar deneyecek, kendi topraklarında barınmasına alan sunacaktır. Pkk- Ypg’yi bitirmeye çalıştığımız bu dönemde Irak - İran sınırı iyi kontrol edilmeli, silah bırakmamak için direnip İran tarafına geçmeyi deneyeceklere de operasyon düzenlenmelidir. Bunun başarısı için ise Irak silahlı güçleri ile ortak çalışma organizasyonları güçlendirilmelidir.

Silah bırakmak istemeyen asilerin bir diğer barınma alanı da Kuzey Irak toprakları olabilir. Suriye - Kuzey Irak sınırları da çok sıkı takip edilmelidir. Burada insiyatif Kuzey Irak yönetimine bırakılamayacak kadar kritik ve önemlidir. Siha ve iha teknolojilerimizle yakın takip ediliyor olduğunu öngörmekteyim.

50 yıl şiddet ve kandan beslenmiş vampirin kısa bir süre kan emmeyi bırakacağına inanmak işin doğasıyla da örtüşmez.

Aklı ve finansal özgürlüğünü terör devletlerine ipotek etmiş bir yapı bir süre belki sessiz kalabilir ama mutlaka en zayıf ortamda tekrar sahaya sürülmek için iplerini ellerinde tutan devletlerce arka plandan yine beslenirler.

Özellikle son zamanlarda Suriye’den Kuzey Irak’a, Irak’tan İran’a geçenler yakın takibe alınmalıdır ki hava ve ileri teknoloji ürünlerimizle risksiz gözediliyordur.

Pkk- Ypg’nin elbette silah bırakanlarının çoğunlukta olması beklenir, silah bırakmayıp sınır değiştirip sessiz kalanların zaman içinde organize olması da beklenebilir ve bu insanların bireysel ve organize hareketleri, bulundukları bölgelerdeki toplu hareketlenmeleri yakın takip edilmelidir ki siha, iha teknolojilerimiz ve saha ajanlarımızla takip ediliyordur.

Silah bırakmak istemeyen Pkk- Ypg’lilerin yeni dönemin terör aparatı deaş’a geçmesi de kuvvetle muhtemeldir. Bunlar kardeş örgüt olup yaşam alanında kendini güvende bulamayan birinin de kardeşine sığınması beklenir. İşin doğasında da böyledir.

Belki de bundan sonra Pkk- Ypg ismini de duymayabiliriz. Bu demek değildir ki bu insanlar sahadan çekilmiş olsun! Bu vahşilerden bir kısmı deaş terör örgütüne katılarak yine ülkemizi ve bölgemizi terörize etmek için alandaki varlıklarını sürdüreceklerdir.

Ülkemizin terörle mücadelede kararlı ve tavizsiz duruşunda deaş’ın da ortadan kaldırılacağına inancımız tamdır. Lakin Suriye’de tam istikrarın sağlanmasına kadar deaş ile mücadelemizin çetin olacağı da öngörülebilir

Kaldı ki deaş ile en güçlü mücadele eden ülke de Türkiye’dir.

Son zamanlarda deaş’a çok sayıda operasyon düzenlenmiş olması Devletimizin onları çok yakın takip ettiğini de göstermektedir.

Geçtiğimiz günlerde Yalova’da yapılan deaş operasyonunda altı militanı etkisiz hale getiren Polislerimizi tebrik ediyor, şehadete yürüyen üç Polisimize de Hâk Teâlâ’dan rahmet diliyorum. Ülkemizin ve ailelerinin başı sağ olsun.

Polisimizin son operasyonunda da gördük ki dünya’nın en şerefli, merhametli Polis ve Askeri Türk Askeridir. Türkiye hariç dünya’nın hiç bir ülkesinde terörün çocukları ve eşleri zarar görmesin diye canını hiçe sayarak şehadeti göze alacak Asker ve Polis göremezsiniz. Bu vasıf ve şeref sadece Türk Polisi ve Aslerine haizdir. Polisimizin Yalova’da yaptığı operasyonda teröristlerin çocukları zarar görmesin diye üç polisimiz şehid oldu. Böyle bir operasyonda terörü finanse eden terör devletinin Polisi nemi yapardı? Elbette kendi hayatlarını riske atmamak için teröristlerin yaşadığı daireyi komple bombalar, onlarla birlikte onların eş ve çocuklarını da öldürürdü. Zaten de öyle yapıyorlar. Terörü destekleyen devletlerin polis ve askerleri de teröristtir.

Hepimiz çok iyi bilelim ki Türk Polisi ve Askeri’ne itibar suikastı yapan kim varsa vatan haini damgası ile damgalanmalı.

Gözbebeklerimiz Polis ve Askerlerimizin ayağına taş değse canımız yanmalı. Onlara yardımcı olunmalı.

Terör örgütleri ise evlerinde çocukları ve eşleri olmasına rağmen onları hiçe sayarak ve hatta öldürüleceklerini de bilmelerine rağmen Polis ve Askerlerimize silah sıkmayı göze alacak kadar mankurtlaşmış vahşi yaratıklardır.

Anlaşılıyor ki deaş örgütleri ülkemizde var ve aile gibi yani eş ve çocukları ile birlikte de yaşayıp kendilerini kamufle edebiliyor ve hatta evdeki çocuk ve eşlerini de hiçe sayabiliyorlar.

Devletimiz, Polis ve Askerimiz eskisinden daha donanımlı, siha, iha, helikopter, siber güvenlik ve takip, gözetleme vb. çok sayıda teknolojik imkanlara da sahiptir.

Polis ve Askerlerimize önerim şudur ki; Terör örgütlerinin evlerinin içine yapacağınız operasyonlarda o şeref ve merhamet yoksunları çocuk ve eşleri ile sizlerin merhametini kullanacaklardır. Onlara bu fırsatı vermemek için onların yaşadığı evler siha, iha, siber, gsm, giriş ve çıkış kapılarının karşılarına gizli kamera kurulumu ile anlık takip edilip onlar evden dışarı çıkınca operasyon yapılıp etkisiz hale getirilmeleri mümkün olamaz mı? Öyle ya bu insanlar gereksinim duydukları ihtiyaçları için bile olsa o evden çıkmak zorundalar. Elbette işin mesleki detaylarını sizler daha iyi biliyorsunuz. Sizlerin burnu kanasa canımız yanıyor ve bir öneri olarak fikrimi paylaşıyorum.

Savunma ve taarruz teknolojilerimizin düşmanı her alanda etkisin hale getirecek, Polis ve Askerimizi de koruyacak seviyede olmasıyla gurur duyuyor, etkin kullanma yetkinlik ve kabiliyetlerinin artırılmasını diliyorum

Allah C.C devletimizi ve güvenlik güçlerimizi korusun